Üretim ve Tüketimin Diyalektik Özdeşliği

Üretim ve Tüketimin Diyalektik Özdeşliği

(Marx’ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı-Giriş metninde uyguladığı çözümlemenin diyalektik yöntemi, bütün ikili ilişkiselliklerin yapısını anlamak için kullandığı yöntemdir. Etkin Özne-Yapı, Üretici Güçler-Üretici İlişkiler, Arz-Talep, Toplumsal Gereksinmeler-Doğal Gereksinmeler vs arasındaki ilişkilerde Somutun bütünlüğünü gerçekleştirmenin yolunu, yöntemini Marx, net olarak verir.)

“Üretim, yalnızca aracısız tüketim olmadığı gibi, tüke­tim de aracısız üretim değildir; üretim, yalnızca, tüketim için araç olmadığı gibi, tüketim de üretim için araç değildir,  şu anlamda ki, her ikisi de ötekine nesnesini sağlar, üretim tüketimin dış nesnesini, tüketim de üretime simge olarak nesnesini. Gerçekten, herbiri, yalnızca doğrudan doğ­ruya öteki değildir, yalnızca ötekinin aracısı da değildir, ama herbiri kendisi gerçekleşirken, ötekini yaratır; ötekinin bi­çiminde kendi kendini yaratır. Tüketim, ürüne son biçimini vererek, onun büründüğü bağımsız nesnel biçimi tüke­terek, onu yokederek ilk üretim eyleminde gelişmiş olan yeteneği yineleme gereksinmesi ile ustalık derecesine yüksel­terek, üretim eylemini tamamlar; demek ki, tüketim, yalnız­ca ürünün gerçekten ürün olduğu sonal eylem olmakla kal­mıyor, aynı zamanda, üreticinin gerçekten üretici olmasını da sağlıyor. Öte yandan, üretim, tüketimin belirli tarzını ya­ratarak ve sonra da tüketim iştahının doğmasına yol açarak, tüketim yeteneğini gereksinme biçiminde yaratarak, tüketimi üretmektedir.”

K.Marx-Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı-Giriş sf. 258

Grundrisse sf. 30

“…daha basit kategorinin daha az gelişmiş bir bütünün ege­men bağıntılarını ifade edebildiğini ya da, tersine bütünün daha somut bir kategoride ifadesini bulacağı doğrultusunda  gelişmesinden önce tarihsel bakımdan varlığını sürdürmekte olan daha gelişmiş bir bütüne bağlı ilişkileri ifade edebildi­ğini söyleyebiliriz. Daha basitten daha karmaşığa yükselen soyut düşüncenin seyri, bu ölçüde gerçek tarihsel sürece tekabül eder.”

Ay. Sf.269

Değişim (Mübadele) ve Üretim-1

“Değişim, üretim ile, tüketim gibi belirlediği dağıtım ara­sında bir aracı görevi yerine getiren bir etkenden başka bir şey olmadığı ölçüde; ve öte yandan tüketimin kendisi de, üre­timin bir etkeni olarak göründüğü ölçüde, besbelli ki, değişim de tüketimin uğrağı (moment) olarak onun içinde bulunur. İlkönce, bizzat üretim içinde meydana gelen eylemler ve yetenekler değişiminin, üretimin doğrudan doğruya bir par­çasını teşkil ettiği ve onun temel bir öğesi olduğu belli bir şeydir. İkincisi, derhal tüketilecek olan tamamlanmış ürünün tüketiciye sunulmasını sağlayan bir araç olduğu ölçüde, ay­nı şey, değişim için de doğrudur. Değişimin kendisi bu ölçü­de üretim içine giren bir eylemdir. Üçüncüsü, tacirler (dea­lers) arasında değişim (exchange), örgütlenmesiyle, hem üretim, hem de kendisi tarafından üretici faaliyet olarak ta­mamen belirlenir.”

K.Marx-Ekonomi politiğin eleştirisine katkı-Giriş sf. 265

Değişim (Mübadele) ve Üretim-2

“Vardığımız sonuç, üretimin, dağıtımın, değişimin, tüke­timin aynı şey oldukları sonucu değildir, hepsinin bir bütü­nün öğeleri oldukları, bir birimin içindeki farklılaşmalar ol­dukları sonucudur. Üretim, öteki uğraklarda olduğu gibi, antitez olarak belirleyici niteliğinde kendi öz sınırlarını kendiliğinden aşar. Süreç, durmaksızın hep ondan yeniden baş­lar. Üstün gelenin değişim ve tüketim olmayacağı besbelli­dir. Aynı şey, ürünlerin dağıtımı olarak dağıtım için de söy­lenebilir. Ama üretim etkenlerinin dağıtımı olarak dağıtımın kendisi de, üretimin bir uğrağıdır. Demek, belirli bir üre­tim, belirli bir tüketimi, bir dağıtımı, bir değişimi belirler, o, aynı zamanda, bu farklı uğrakların karşılıklı ilişkilerini de düzenler. Aslında üretimin kendisi de, kendi alanına inhisar ettiği sürece, öteki etkenler tarafından belirlenir. Örneğin pazar, yani değişim alanı genişlediği zaman, üretim hacmi , büyür ve üretimde daha derin bir bölünme meydana gelir. Dağıtımın dönüşümü de, üretimin dönüşümüne neden olur. Örneğin, sermaye temerküzü ya da kentte ve köyde nüfusun ayrı ayrı dağılımı meydana geldiği zaman vb., bu, böyledir. Ve ensonu, tüketim gereksinmeleri, üretimi belirler. Ayrı ayrı uğraklar arasında karşılıklı etki vardır. Zaten her or­ganik bütünde bu böyledir.”

K.Marx-Ekonomi politiğin eleştirisine katkı-Giriş sf. 265-66

Dağıtım ve Üretim-1

“…üretim etkenlerinin dağıtımı olarak dağıtımın kendisi de, üretimin bir uğrağıdır. Demek ki, belirli bir üre­tim, belirli bir tüketimi, bir dağıtımı, bir değişimi belirler, o, aynı zamanda, bu farklı uğrakların karşılıklı ilişkilerini de düzenler. Aslında üretimin kendisi de, kendi alanına inhisar ettiği sürece, öteki etkenler tarafından belirlenir. Örneğin pazar, yani değişim alanı genişlediği zaman, üretim hacmi , büyür ve üretimde daha derin bir bölünme meydana gelir. Dağıtımın dönüşümü de, üretimin dönüşümüne neden olur. Örneğin, sermaye temerküzü [merkezileşmesi-fe] ya da kentte ve köyde nüfusun ayrı ayrı dağılımı meydana geldiği zaman vb., bu, böyledir. Ve ensonu, tüketim gereksinmeleri, üretimi belirler. Ayrı ayrı uğraklar arasında karşılıklı etki vardır. Zaten her or­ganik bütünde bu böyledir.”

K.Marx-Ekonomi politiğin eleştirisine katkı-Giriş sf.266

Dağıtım ve Üretim-2

“Toplumları bütün olarak ele aldığımızda, dağıtım, bir başka bakımdan, üretimden önce geliyor ve onu belirliyor gibi görün­mektedir; sanki ekonomi-öncesi bir olgu gibi görünmekte­dir. Fatih bir kavim, ülkeyi, fatihler arasında bölüştürür ve böylelikle belli bir dağıtım ve belli bir toprak mülkiyeti bi­çimi kabul ettirir: bu kavim, böylelikle üretimi belirler. Ya da fethedilen halkları köle haline getirir ve böylelikle köle emeğini, üretimin temeli kılar. Ya da bir halk, devrim yo­luyla, büyük mülkiyeti yıkar ve onu parçalar; böylelikle, bu yeni dağıtım yoluyla, üretime yeni bir nitelik kazandırır. Ya da ve ensonu yasa, kimi ailelerin toprak mülkiyetini devam­lı kılar ya da emeği verasete dayanan bir ayrıcalık haline getirirek ona bir kast niteliği kazandırır. Bütün bu hallerde, ki bunların hepsinin tarihte örnekleri vardır, dağıtım, üretim tarafından örgütlendirilen ve belirlenen bir şey olarak görünmüyor, tersine, dağıtım, üretimi belirler gibi gö­rünüyor.”

K.Marx-Ekonomi politiğin eleştirisine katkı-Giriş sf.261

Dağıtım ve Üretim-3

“…dağıtım, ürünlerin dağıtımı ol­maktan önce, şunlardır da:

1. üretim araçlarının dağıtımı, ve

2. aynı ilişkinin başka bir belirlenmesi olan toplumun üyelerinin çeşitli üretim cinsleri arasında dağıtımıdır. (Bi­reylerin belirli üretim ilişkilerine tabi tutulması [sınıflara göre ayrılması-fe]). Ürünlerin dağıtımı, besbelli ki, üretim sürecinin içinde bulunan ve üre­timin yapısını belirleyen bu dağıtımın sonucundan başka bir şey değildir. İçinde saklı bulunan bu dağıtımı hesaba kat­madan üretimi ele almak, besbelli ki boş soyutlamadır, oysa tam tersine, ürünlerin dağıtımı, kökende, üretimin bir etkeni olan bu dağıtım tarafından ifade edilir. Modern üretimi be­lirli toplumsal yapısı içinde kavramaya önem veren ve üre­tim iktisatçılarının en kusursuzu olan Ricardo’nun, modern ekonomi politiğin asıl konusunun üretim değil dağıtım ol­duğunu söylemesi, bu yüzdendir. Üretimi ebedi bir gerçek olarak ele alıp, tarihi ancak dağıtım alanına havale eden ik­tisatçıların saçmalıkları burada anlaşılmaktadır.”

K.Marx-Ekonomi politiğin eleştirisine katkı-Giriş sf.262

Dağıtım ve Üretim-4

“Dağıtım ile, onun belirlediği üretim arasındaki ilişkilerin ne olacağı sorunu, besbelli ki üretimle ilgili bir sorundur. Üretimin başlangıç noktasının, zorunlu olarak, üretim araç­larının belli bir dağıtımında olduğu iddia edilirse, ve dağıtımın hiç değilse bu anlamda üretimden önce geldiği, onun ön­koşulunu teşkil ettiği söylenirse, buna karşılık olarak, üre­timin fiilen kendi koşulları ve önkoşulları olduğu ve bunla­ rın da onun etkenlerini teşkil ettiği ileri sürülebilir. Bu et­kenler, başlangıçta doğal veriler gibi görünebilirler. Üretim sürecinin kendisi, bu doğal verileri, tarihsel veriler biçimi­ne sokar ve, bunlar, bir süre için üretimin doğal önkoşulları gibi görünürlerse de başka bir dönemde, onun tarihsel so­nuçları haline gelmişlerdir. Bunlar, üretimin kendi çerçeve­si içinde durmadan değişirler. Örneğin makine sanayii, üre­tim araçlarının dağıtımını olduğu kadar, ürünlerin dağıtımı­nı da değiştirmiştir. Büyük toprak mülkiyetinin kendisi de, modern ticaretin ve sanayiin sonucu olduğu kadar, modern sanayiin tarıma uygulanmasıdır da.

Yukarda ileri sürülen sorunlar, son tahlilde, üretime ge­nel tarihsel koşulların nasıl müdahale ettiği ve üretimle ge­nel tarihsel hareket arasındaki ilişkinin ne olduğu sorununa varır. Besbelli ki, sorun üretimin kendisinin de tartışılması­nı ve tahlil edilmesini gerektirir.”

K.Marx-Ekonomi politiğin eleştirisine katkı-Giriş sf. 262-63

About Ferruh Erkem

Check Also

DEMOKRASİ, ANAYASA VE TOPLUM SÖZLEŞMESİ

Dr. Alişan Özdemir “17. Yüzyıldan bu yana dek modern Avrupa’nın siyasal alanı, kısmen toplumsal sözleşme, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com