Otoriter rejimden demokrasiye geçiş…

“OTORİTER REJİMDEN DEMOKRASİYE GEÇİŞ VE DEĞİŞİM STRATEJİSİNİN İKİ AŞAMASI” başlığı İle;
DEMOKRASİYE GEÇİŞİ VE DEĞİŞİM SÜRECİNİ TARTIŞIYORUZ

Bugün nerdeyse uzun yıllardır siyasal zeminde “etkisiz eleman” durumundaki SOL ilk kez siyasal gündemi belirlemekte, öne çıkmaktadır. SOL Siyaset medyada, TV kanallarında ağırlıklı gündemi meşgul etmektedir.

Bugün siyasal gündem SOL İttifakları konuşmakla, tartışmakla meşgul.
Bu aslında 100 yıllık Cumhuriyet tarihi süresince Türkiye SOL’unun yürüdüğü meşakkatli süreci, çekilen acıların, ödenen bedellerin boşa olmadığını işaret ediyor.
Belkide gün bugündür.
Haydi Yoldaşlar…

Bugün Ülkemizde SOL Siyasetin temel gündemi olan “SOL İttifak” girişimleri, yaşanmış nafile deneyimler sonucu sol kamuoyunda artık “yalancı çoban” öyküsündeki güvensizlik duygusu verdiği için umursanmamakta hak ettiği heyecanı yaratmamaktadır.

Ancak bugün durum, Ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik, sosyal, siyasal kaos nedeni ile halkın tahammül sınırının sonuna dayandığı bu aşamada toplumsal yaşamın iyileşmesinin çözümü , çaresi, ilacı “sol değerler” olarak öne çıkarmakta ve bu da SOL Siyaseti öne çıkarıp, SOL siyasete sorumluluk yüklemektedir. Bu günlerde Kamuoyunun ilgisinin dikkatinin SOL’a yönelmesinin nedeni budur.

Bugün Ülkemiz siyasetinin, demokrasimizin yerli yerine oturması için aşması gereken SOL siyasetin Ülkemiz siyasal düzleminde olması gereken aslında hakkettiği yeri alıp ağırlık kazanmasıdır.

SOL Siyasetin Ülkemiz siyasal düzleminde ağırlık kazanması; Burada şimdilik nedenlerinin detayına girmeyeceğimiz gereğinden fazla, anlamsız, gereksiz biçimde şekillenmiş çok parçalı bir SOL yapılanmaları bir şekilde bir araya getirip güçlü bir SOL odak yaratabilmekten geçmektedir.

Ülkemiz için kritik bir eşik olan ve olası en geç Haziran 2023 ye yapılacak seçimler nedeni ile SOL ittifaklar tekrar gündemde.
Önümüzdeki dönemin siyasetini, Ülkemizin demokrasi sürecine yönelik etkisi nedeni ile Tüm Siyasal kamuoyunun ilgi odağında.

Bu süreçte SOL siyaseti kabaca üç grupta kümelenmektedir.

Birinci grup; HDP’yi merkezine alan bir bloklaşma.
İkinci grup; TKP-SOL Parti-EMEP-TKH…bloklaşmasın.
Üçüncü blok ise; Bizler yaş gerekçesi ve kuşak uyumsuzluğu nedeni İle oyunu kah tribünden kah saha kenarından yedek kulübesinden zaman zaman oyuna dahil olarak oyunun kenarından tezeruhat yapanlar…

Birinci ve ikinci grup aktörleri ile anlamak adına zaman zaman görüşüp hatta etkinliklerine pratiklerine katılarak durumu yakından kavramaya çalışmaktayım.
Anladığım SOL’da son 60 yıldır değişen bir şey yok. Kariyerizm başta olmak üzere her türlü insani zaafın sol literatüre uyarlanıp farklılaşılması ve “uzlaşmaz çelişki”, “ dediğim dedik çaldığım düdük durumu.”
Her birini dinledikçe Nasreddin hoca misali; “Herkes haklı!”
Sert, tavizsiz, Devrimci çocuklar…

Gelelim üçüncü grup bizlere; “Hariçten gazel atanlara.”
Aslında ”Hariçten gazel atanlar yakıştırması” yukarıda tarif ettiğim üçüncü gruba oturmayan, uymayan çok haklı bir tarif olmasa gerek.
Kendim de dahil olmak üzere bu grup Ülkemizdeki SOL siyasi partilerin, grupların; Dar, ben merkezli, antidemokratik, kariyerist, “sekter” yapılanmalarından dolayı bu parti ve gruplarda kendilerine yer bulamayıp nispeten daha esnek, daha demokratik STK’larda, sivil toplum platformlarında ve sosyal medya üzerinden deneyimlerini ve birikimleri üzerinden sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan, ileri yaşlarına karşın gerektiğinde alanlara inip safların en önlerinde yer tutan, meydanların , etkinlik salonlarının çoğunluğunu oluşturan bu Coğrafyanın en cefakar en vefakar en kıymetli kuşaklarının oluşturdu grup.

Sözüm birinci ve ikinci gruba olmayacak.
Çünkü onlar zaten sınırlarını çizmiş, duvarlarını örmüş, yollarını belirlemiş,” dediğim dedik, çaldığım düdük.” Ya bendensin ya hiçsin modundalar.
Yani burnundan kıl aldırmayan tipler.
Sert, tavizsiz, Devrimci çocuklar…

Gelelim bizlere üçüncü gruba; Yaş ve kuşak farkı gerği trübün ve saha kenarından gerektiğinde oyuna dahil olanlar.
Maçın belirleyicisi olacak 12. insan.

Sürece; Bilgi, birikim, deneyimimizi, serinkanlılığımız, uzlaştırıcı tutum, sağduyumuz İle belirleyici katkılar sunabiliriz. Önerici, yapıcı ayrıştırıcı, karşı karşıya getirici deği uzlaştırıcı bir üslup ve yaklaşımla. Gerektiğinde düşünsel, yazarak, çizerek, gerektiğinde sahaya inip oyuna dahil olarak…
Bana göre günün bizlere olan gereksinimi tamda bu.

“Demokrasi için birlik ve dayanışma” platformunda başlattığımız;
DEMOKRASİYE GEÇİŞİ VE DEĞİŞİM SÜRECİNİ TARTIŞIYORUZ çağrısı ile

Ve “OTORİTER REJİMDEN DEMOKRASİYE GEÇİŞ VE DEĞİŞİM STRATEJİSİNİN İKİ AŞAMASI” başlığı İle başlattığımız bu tartışma bunun İçin Coğrafyamız ve Ülkemizin içinden geçmekte olduğu kritik tarihsel sürece olumlu bir katkı İçin önemli fırsattır.

Osman Naci
18/01/2022
Kozyatağı/Kadıköy

About OsmanNaciBalta

Check Also

Sosyalistler kapitalist şirketlerden ne öğrenebilir? Cevri:Yazar:Paul S.Adler

Sosyalist bir ekonomiye geçişi nasıl hayal edebiliriz? Olmadık yerlerde ipuçları var: minyatür planlı ekonomiler geliştiren …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com