Covit 19 Salgını ve artçıları…

Covit 19 Salgını ve artçıları…

2019 yılı Sonbahar aylarında ağır grip ve sonrası zatürreye dönüşen ve Sağlık Kurumlarında entübe yatışların yoğunlaştığı vakalar ile kendini gösteren ve o günlerde henüz adı konmayan Covit 19 Virüsü 2020 Mart ayı başında DSÖ’nün adını koyması ve resmen Pandemi ilanı ile Çin’in Wuhan kentinde Dünyaya İnsanlığın yaşamına giriş yapmıştı.Giriş O giriş. Dünyanın böylesi ile ilk kez karşılaştığı bu davetsiz misafir Dünyayı, Dünyadaki yaşamsal, ekonomik, sosyal dengeleri altüst etti, etmeye de devam ediyor.

Yaklaşık bir yıldır ayrımsız tüm dünya sathına yayılan böylesi bir Salgın ile İnsanlık ilk kez karşılaşmanın şaşkınlığı içinde biçare kaldı.İnsandan insana temas ile yayılan bu Virüs 21 Yüzyılda ulaşılan insanın Dünyada dolaşım düzeyi adeta sınırları ortadan kaldırması Virüsün tüm dünyaya yayılmasının en temel etkeni idi. Resmi açıklamalara göre Çin’in Wuhan kentinde yola çıkan bu Virüs (Ki bu tez daha çok su, tartışma kaldırır.) kısa zamanda dünyanın tümüne en ücra köşesine kadar yayıldı.Dünya Ekonomisinin çarklarını döndüren turizm, dış ticaret, uluslararası yatırımlar insanlığın Dünyada serbest dolaşımını zorunlu kılmakta ve bu Virüsün bir Ülkeden diğer Ülkeye taşınmasını kolaylaştırmakta idi.

Tıp Alemi, Bilim İnsanları bir taraftan sorunu kaynağını ve soruna ilaç, aşı gibi çareler ararken diğer taraftan Ülke Yönetimleri Ülkelerini yurttaşlarını Virüsten ve Salgını yarattığı ekonomik, sosyal, sağlık sorunlarından koruma telaşına düştü. İnsandan insana temas ile yayılan Virüsün yayılımını engellemek için Ülkeler kendilerini dış ve iç dünyalarına kapattı. Uluslar arası sınırlar kapandı, üretim, ekonomi, sosyal yaşam, sınırlandı, yavaşladı.Ülkelerin ve Dünya ekonomi çarkları daha yavaş dönmeye başladı.
Bu da 21. Yüzyılda İnsanoğlunun alışa geldiği yaşam dengelerini, ekonomisini, yaşamını , sosyal alışkanlıklarını altüst etti.

Dünyada daha önce ortaya çıkmış söz konusu Virüsün Ataları daha bölgesel alanlarda sınırlı kalıp kısa sürede mutasyona uğrayarak İnsanlık yaşamından çıkarken, Covit 19 Virüsü inatçı çıktı. İnsanlık yaşamına girdiği birinci yılın sonunda İnsanlıkla İnatlaşmaya devam ediyor, sürekli olumsuz yönde mutasyon geçirerek Dünya üzerindeki yayılma ve insanlık üzerindeki olumsuz etkisini arttırıyor.

Gelinen aşamada Salgının birinci yılının dolmasına karşın Virüs beklenildiği gibi mutasyona uğrayıp insanlık yaşamını terketmezken tam tersi olumsuz yönde mutasyon geçirerek etkisini arttırarak, insan
sağlığını, ekonomisini , sosyal yaşamını olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.

Öte yandan Dünyada hızlanan önleyici Aşı ve tedavi edici ilaç çalışmaları Kapitalizmin kendi felsefesi, acımasız insanlık dışı, kar, kazanç öncelikli kuralları üzerinden yürümekte. Kapitalizmin doğası gereği ekonomisi güçlü Ülkeler ve ekonomisi güçsüz Ülkelerdeki ekonomisi güçlü sınıf ve zümreler bu sürecin kazananı olmaktadır.
Vahşi Kapitalist Sistemin gereği Ulusal, Uluslararası İlaç tekelleri arasında amansız bir aşı rekabeti sürmekte. “Kasap et koyun can derdinde.” mantığı işlemektedir..
Bu rekabet öyle ki Ülkelerarası traji komik teatral gösterilere bile yol açmakta.
İngiliz Astra Zeneka aşısı olmuş bir Avrupalı siyasetçi bu aşıyı karalama kampanyası çerçevesinde bir basın toplantısında düşüp bayılarak bu kampanyaya figüranlık bile yapacak ucuz boyutlara vardı bu rekabet.

Bu salgının kaybedenleri yine ekonomisi güçsüz ülkeler ve tüm dünyada emekçi, yoksul insanlar oldu.
Ekonomisi güçlü Ülkeler İlaç ve aşı stoklarını Ülke nüfusunun iki katı olarak depolarında tutarken yoksul ülke insanları aşı ve ilaç sıkıntısı çekmektedir. Yoksul Ülkelerin Varsılları da aşılanma ve tedavi avantajlarını ellerinde tutmaktadır.

Ülkemiz Türkiyede doğal olarak Dünyadaki tüm bu gelişmelerden kendi ölçeğinde payına düşeni yaşamaktadır.
Ülkemiz Türkiyede Salgın öncesinden başlayan Ekonominin kötü yönetimi sonucu ulaştığı kırılganlık, Salgınla daha ağır bir krize dönüştü. AKP Hükümeti Salgın sürecinin ekonomisini ve sosyal yaşam yöntimini olabildiğince beceriksiz bir bir anlayışla yönetti, daha doğrusu yönetemedi.
Bugün Salgının Ülkemizde önlenemez yayılışı, vaka ve ölüm sayılarının yüksekliği açısından, Türkiyeyi Resmi rakamlara göre bile Dünyada ilk sıralara yerleştirdi.
Bu durumun birinci dereceden sorumlusu Salgın Sürecinde Ülkeyi tutarsız, sorumsuz, beceriksiz bir yönetim tutumu sürdüren AKP iktidarı ve AKP iktidarının bu tutarsız, sorumsuz, beceriksiz yönetimini denetlemek, engellemek ve halkı bu olumsuzluklardan korumak ile yükümlü ve bu yükümlülüğünü yerine getiremeyen basiretsiz muhalefettir.
Bugün Ülkemiz Türkiyeyi Salgın vakalarında ve ölüm sayılarında olumsuz yönde en üst sıralara taşıyan ve Türkiye Salgın haritasının en üst düzey alarm anlamına gelen kırmızı renge boyayan bu sorumsuzluk ve basiretsizliktir.

Gelinen aşamada Ülkemiz Türkiyede yoksulluk nüfusun %80’lerine ulaşmış, halkın çoğunluğu açlık sınırında, temel yaşamsal gereksinimlerini karşılayamayacak noktadadır. Halk satın alma gücü sıfırlandığı için Pazar sonlarında atık çürümüş, çöp sebze meyve toplayarak, çöp konteynırlarından yiyecek arayarak, gıda sorununa çözüm arar duruma düştü. Merkezi Hükümet ve Yerel yönetimlerin himmetine, hayırsever vatandaşların askıda ekmek, askıda çocuk maması, askıda fatura şefkatine muhtaç durumda. Salgın kısıtlamalarındaki kapanmalar nedeni ile Hükümetin yeterli maddi destek, sosyal yardım vermediği esnaf iflasın eşiğinde meydanlara indi, milyonlarca küçük işletme çalışanı işsiz, aç kaldı…
Pandeminin kötü yönetimin yarattığı sosyal sorunlarda giderek büyümekte Ülkemiz Türkiyede Aile içi sorunlar ve bunu sonucu kadına yönelik şiddet vakalarında büyük artış görülmektedir.

Salgın ile ilgili olarak gerek tedavi süreci, gerekse önleyici Aşılama ilgi kötü, yetesiz organizasyon nedeni halka olması gereken yeteli sağlık hizmeti verilememektedir.
Salgının yayımasına önleyici önlemler sürecinde de yine AKP hükümetinin yanlış, tutarsız, sorumsuz, ayrımcı tutumu damgasını vurmaktadır.

Sonuç;
19 Yıllık AKP iktidarı artık gelinen aşamada Ülkeyi toplumun temel yaşamsal gereksinimlerini karşılayabilecek, gerektiği gibi yönetme noktasından çok gerilerdedir ve bir an önce Muhalefetin derli toplu tutarlı bir program çerçevesinde bir araya gelip olası bir erken seçim yolu ile AKP iktidarını değiştirip daha yaşanabilir, hakkın, hukukun, adaletin, barışın, toplumsal refahın, demokratik bir yaşamın öne çıktığı bir yönetim, bir yaşam biçimi tesis edilmelidir

Osman Naci
17 Nisan 2021
Kozyatağı/Kadıköy

 

About OsmanNaciBalta

Check Also

BASINDAN-KEMAL YILMAZ

MARKSİZM SOHBETLERİ https://youtu.be/KIzgHaAcy38  Aydın Engin: Bolu’da halk dalkavukluğunun utanç verici yükselişi “Bolu bu utancı hak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com