Köşelerden Bir Demet (262)-Cavlı Çulfaz

Çünkü, toplumun yarısından fazlası baskıya, hakarete, dışlanmaya, ahlâksızlığa, ikiyüzlülüğe karşı mücadeleyi sürdürüyor. Daha önemlisi; başta kültürel ve ahlâki iktidar olmak üzere, ülkenin tam olarak hiçbir zaman AKP’nin hâkimiyetine girmediği görülüyor. Bu durumun önemli bir direniş zemini olduğunu kavramak gerekiyor.

https://www.birgun.net/haber/yon-ve-direnis-341681

[1961’den okul arkadaşım, Sanattan Yansımalar köşesinin onmaz Ankara tarihçisi Savaş Sönmez iletti. -C.Ç.-] O OĞULLAR, O KIZLAR… “Dağ başlarında unutulmuş kızdınız, oğuldunuz. Yazgısına küs topraklarda birer serçe kuşuydunuz.”

https://www.youtube.com/watch?v=REIoln5922I

https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/savas-sonmez/sabahattin-alinin-edremitli-balikesirli-yillari-ve-ani-evi/2516/

Bu okulda yok yok. Mandolin, keman, akordiyon, bağlama dersleriyle her öğrenci bir müzik aleti çalmayı mutlaka öğrenecek. Resim, müzik, heykeltıraşlık ve tiyatro eğitimi verilecek. Fransızca dersleri verilecek, her öğrenci bir yıl içinde 25 klasik eser okuyacak. Tarım saatinde modern ziraat teknikleri eğitimi verilecek. Teknik derslerde, yapıcılık, demircilik, marangozluk, el işi ve yemek dersleri verilecek. Tamamen ücretsiz olacak… Böyle bir okul yok…

https://www.cumhuriyet.com.tr/video/ekrem-imamoglundan-dikkat-ceken-paylasim-1828854

[Mülkiye’den dönem arkadaşım, iktisatçı Güntaç Özler şu iletiyi yolladı. C.Ç.-] 128 Milyar Dolar dile kolay. GSMH’nın (Gayrisafi Milli Hasıla) neredeyse beşte biri. Böyle birşeyi yolda giderken heba ettiysek, bu kıyamet kopmasından daha beter bir felaket. Pandeminin verdiği zarar çok daha küçük olmalı. Ne kadar olduğunu, nasıl olduğunu bilen varsa onu Cumhurbaşkanı seçmek lazım. En doğal seçim yöntemi bu olmalı. Şaka bir yana, bu işi bilen birilerinin olduğunu sanmıyorum. Olayı ancak dolaylı olarak tanımlamak ve sis perdesi arkasını ön taraftan tarif etmek gibi birşey. Toplu taşıma aracında cüzdan çarptırmak gibi birşey değil. Banka soymak gibi birşey de değil. El altından bilgi sızdırıp vurgun yapmak da değil; ama belki de hepsi birden. İnşallah, tahammül edemeyeceğimiz bir büyüklükte değildir. Umarım memlekette bu işten anlayan birileri vardır. Yoksa, bunu 20 Avrasya köprüsü ve bilmem ne kadar havalimanı, birkaç İstanbul Kanalı ile ölçenler çıkacak. Bunlar da muhtemelen CHP’li olacak.

27 Mayıs 1960 darbesi sonrası ülkede kısmen özgür ve demokrat bir ortam doğar. Toplumsal mücadele hareketlenmektedir ve 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi (TİP) kurulur. TİP’in kuruluşu birçok insanı olduğu gibi Aşık İhsani’yi de heyecanlandırır, partiye üye olur. Böylece gerçek yerini bulması ve yüzünü sosyalizme çevirmesiyle derya olarak gördüğü halk için yazıp okumaya başlar ve bu tutum son nefesine kadar devam eder.

https://www.evrensel.net/haber/430944/deniz-gezmisin-eylem-arkadasi-asiklik-geleneginde-bir-komunist-asik-ihsani

10 Nisan 1983 tarihli Hürriyet gazetesi: Kars Kütüphane Müdürü, Indiana Üniversitesi Türkoloji kürsüsü tarafından 19-22 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Türkoloji Kongresine konuşmacı olarak çağrıldı.” Ardından ne mi oluyor? Bağlı olduğum Kültür Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili arayarak “657’ye tabi bir devlet memuru olarak basına bilgi verdiğim gerekçesiyle hakkımda soruşturma açıldığını, kongreye katılırsam müstafi sayılacağımı bildiriyor”.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/ilhan-basgozun-ardindan-nese-doster-1828995

Türkiye’de özellikle muhalefetin Twitter’daki olumsuz havaya kapılıp uzunca bir süre “umut vermeyi” unutması, hatırladığı noktada da toparlanır gibi olması (2019 yerel seçimi) buna bir örnek olarak verilebilir. Unutmayalım ki ne siyaset umut vermeden yapılabilir ne de hayat umutlanmadan yaşanılabilir.

https://www.birgun.net/haber/dikkat-twitter-da-cok-basariliysaniz-nedeni-mutsuzluk-olabilir-341698

Edward Said’in takdir ederek başvurduğu düşünür C. Wright Mill, 2. Dünya Savaşı sona ererken gerçek entelektüellerin iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyler; umutsuz bir güçsüzlük duygusu eşliğinde marjinalleşme ya da kurumların, şirketlerin ya da hükümetlerin kadrolarına katılıp, içerdekiler olarak kendi başına ve sorumluluk almadan önemli kararlar alan küçük bir grubun parçası olmak! Mill, bu iki seçenek karşısında direniş çağrısı yapar; bağımsız sanatçı ve entelektüel, klişeleştirme ve klişeleşmenin gerçek anlamda yaşayan şeylerin ölümüne yol açışı karşısında direnmek ve savaşmak için donanıma sahip sınırlı bir kesim içindedir. Yeni algı, maskeleri artık kesintisiz biçimde kaldırmayı ve modern iletişimin … bizi bataklığına çektiği düşünme ve görme klişelerini parçalamayı içerir.

https://www.birgun.net/haber/savas-kosullarinda-entelektuellik-zor-is-341592

[Hazal Yalın’ın yazısının dördüncü bölümü – Kemalizm (4) -C.Ç.] Türkiye solunun kemalizme bakışında çok köklü farklılıklar var. Bunlardan ilkini Mahir Çayan’ın sözleriyle özetlemek mümkün: “Kemalizm, emperyalizmin boyunduruğu altındaki bir ülkede doğu halklarının milli kurtuluş bayraklarını yükselten, emperyalizmi yenerek milli kurtuluş savaşlarını açan bir küçük burjuva milliyetçiliğidir. Kemalizmi bugüne kadar ayakta tutan, ona ruh veren milli bağımsızlıkçı niteliğidir. Kemalizmin antiemperyalist niteliği bir tarafa bırakılırsa ortada kemalizm diye bir şey kalmaz.”

https://www.politikyol.com/hazal-yalin-yazdi-uc-ceyrek-asirdir-muhalefette-kemalizm-4/

Kanser hastasının iyileşmesini ya da ölmesini sanki kanser hastası ile kanser hücresi arasında bir mücadele varmış da iyileşmek -kanseri yenmek- ya da ölüm -kansere yenik düşmek- bu mücadelenin sonucuymuş gibi değerlendiren ifadelerin giderek toplumsal kabul görüyor olmasının kanser tedavisine zarar verdiğini düşünüyorum.

https://www.evrensel.net/yazi/88550/kanseri-yenmek-kansere-yenik-dusmek

Tünel’den çıkıp, İstiklâl Caddesi’ne doğru yürümeye başlamışken kar atıştırmaya başladı. İlk kristal tepemdeki kele, ikincisi gözlüğüme yapıştı. Nostaljik tramvaya tutunup, tek ayağını dışarı savuran bir Rus kadın, sıkkın kocasına poz vermekteydi. Yanlarından geçerken, onları ilgiyle görüntüleyen İstanbul taşralısını da ben fotoğrafladım…

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/feyzi-acikalin/istiklale-kar-atistiriyordu-1828996

En son hastaneye gidişimde arka hücrelerden birindeki hasta mahpus yolda sürekli kustu. Kriz durumuna girdi, birkaç kez kapısını açıp kapattılar. Sürekli olarak ‘hastaneye az kaldı, dayan biraz daha’ diye telkinde bulundular. Bir sefer ben de kapıyı açtırdım, 10 saniye kadar. ‘Yasak açamam’ dedi asker. 6-7 tabutluk hücre var araç içinde.

https://yeniyasamgazetesi2.com/tabutluk-icinde-hastaneye-gitmek/

https://independent.academia.edu/CAVLICULFAZ

Attachments area

Preview YouTube video O ogullar- O kızlar_köyenstitüleri

O ogullar- O kızlar_köyenstitüleri

About Mehmet Tas

Check Also

Gündemden Bir Demet/Politika/M.Aydin

Fehim Taştekinftastekin@gazeteduvar.com.tr Tiyatro diyenler bu yazıyı okumasın! İran’ın saldırı koreografisini silahların yüzde kaçı hedefe ulaştı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com