1 Mayıs: Hangi işçi hareketinden bahsediyoruz? M. Taş

1886’da Chicago’da yaşanan olaylar ve ardından işçi liderlerinin idamı her 1 Mayıs’ta hatırlanır. O zamandan beri, bu tarih, dünya işçi sınıfının mücadele günü olarak kutlanır.

Anadolu’da 1 Mayıs ilk kez Osmanlı döneminde 1905 yılında İzmir’de kutlandı. İstanbul’da ise kutlama 1910’da gerçekleşti. 1920’de işgalcilerin ve Osmanlı hükümetinin yoğun baskılarına karşın işçiler 1 Mayıs’ta alanlardaydı. 1923’te, yerli ve yabancı işletmelerde çalışan işçiler 1 Mayısta greve çıktı. Yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayıs’ın yasal işçi bayramı olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika ve grev hakkı” talepler arasındaydı. İktidar işçilerin direnişine sesiz kalmadı, saldırılar sonucunda birçok işçi tutuklandı.1935 yılında “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” adıyla çıkarılan düzenleme ile “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak genel tatil günlerine dahil edildi.

Ücretlilerin ve yarı ücretlilerin ilk sendikal örgütlenmesi ikinci dünya savaşından sonra ortaya çıktı. Sendikal hareket, kapitalizmin yavaş gelişme hızına eşlik eden bir süreçte büyüdü. Bu nedenle, ancak 1952 yılında Türk-İş kurulabildi. Çeşitli sendikalardan oluşan konfederasyon sınıf uzlaşmacılığını izleyen Amerikan sendikacılığının bir benzeriydi.

Birçok sol Marksist, işçi hareketinin her zaman solla özdeşleştirildiğine inanır. Ancak ilk ulusal konfederasyonun gerici bir ideolojide ve farklı mücadele motivasyonlarına sahip olduğu gerçeği, bu yanlış kavramsal illüzyonu yalanlamaktadır.

Anti-komünist Türk-İş’in sarı sendikacılığına karşı 13 Şubat 1967’de kurulan DİSK, kısa süre içinde sayıca gücünün ötesinde bir prestij ve saygınlık kazandı. Bunda en önemli pay, tabanın söz ve karar sahibi olma ilkesinin, sendika içi demokrasinin uygulanmasıydı.

Devrimci sınıf ilkelerine bağlı DİSK, 1976’da 1 Mayıs’ı Taksimde görkemli bir biçimde kutlanmasına öncülük etti. O gün, 400 bin emekçi alanı doldurmuştu. Bu yüzden 1977 yılındaki gösterilerin daha da yığınsal olmasından korkan gerici AP iktidarı hazırlıklarını yaptı. Ama her şeye rağmen Taksim Alanı’na beş yüz bin emekçinin akmasını engelleyemedi. DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler ’in konuşmasının sonlarına doğru çevredeki binalardan halkın üzerine ateş açıldı. Yaşanan paniğin ardından 37 emekçi yaşamını yitirdi ve 200’den fazla yaralı vardı

Sendikal tarih ve Türkiye işçi hareketinin siyasi süreci incelenirse; en büyük işçi konfederasyonu olan Türk-İş’in her zaman ve amansız bir şekilde ilerici ve demokrasi güçlerine karşı politika izlediği, işçileri yanıltan politikalara destek verdiği, gerici liderlerin, sağcı partilerle bağlantıları ya da belirli hükümetleri desteklemek ya da diğerleriyle mücadele etmek için konfederasyonu kullandığı görülebilir.

İlerici sendika liderlerinin tüm çabalarına rağmen Türk-İş yüzünden konfederasyonlar birleştirilemedi, dolayısıyla bir birleşik işçi cephesi kurulamadı.  Bugüne kadar böylesi önemli bir hedef bir türlü gerçekleşemedi. Emekçi halk sınıflarını etkileyen 15-16 Haziran, DGM ve Mess grevleri ve Tariş direnişi DİSK’in azınlıktaki bir işçi kitlesiyle organize ettiği eylemlerdi.

Bir dizi tarihsel faktör, 1960’ların sonu ve 1970’lerin başında yükselen işçi hareketinin aleyhine çalıştı. 12 Eylül 1980’de DİSK kapatılmıştı, Türk-İş ise askeri darbeden yana tavır alınca yürürlüğe konan neoliberal politikalara karşı işçiler direnemedi. Ve hepsinden önemlisi, 90’larda sosyalizmin dünya çapındaki çöküşü, onunla birlikte Marksizmin değersizleşmesi ve ülkedeki tüm siyasi solun çöküşü, işçi sınıfının ekonomik ve sosyal haklarını bile savunamaz duruma getirmişti.

AKP iktidarının kurduğu tek adam rejimi, dinle, yalanla işçi sınıfını tekelci burjuvazinin karşısında savunmasız bıraktı. Azgın baskı ve yıldırma tehditleri karşısın işçiler ekonomik çıkarları için grev yapamadı dolayısıyla işçi sınıfı kendisi için sınıf olma özelliğini kaybetti. Kürt hareketi dışında bırakın Marksist bir örgütü, hiçbir geleneksel sol örgüt yıllarca bir seçim alternatifi ortaya koyamadı.

1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama kararlılığını gösteren bugünkü DİSK yöneticilerinin bu tutumunu destekliyoruz. Ancak emeğin bu enternasyonal gününde belirtmek gerekir ki, 1970’lerdeki aktif ve savaşçı bir sendikal hareketi yaratamadılar, işçi sınıfını, geniş halk kesimlerini ve solun dayanışmasını harekete geçiremediler.

Her şeye rağmen, bu 1 Mayıs’ta Türkiye’nin ve dünyanın tüm işçilerini selamlamalıyız.

About Mehmet Tas

Check Also

UKRAYNA-RUSYA BARIŞ MEKTUBU-çeviri

Şili Devlet Başkanı Sayın Gabriel Boric Font’a hitaben yazılmış mektup Sayın Gabriel Boric Font, Şili …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com