Peru’daki sağcı darbe ve çıkarılacak dersler-M. Taş

Peru’da sağcıların çoğunlukta olduğu parlamento, 7 Aralık’ta bir darbeyle ilerici başkan Pedro Castillo’yu görevden aldı. Yasamanın da onay verdiği bu darbenin yasal olduğunu söyleyenler, bilinçli ya da bilinçsiz olarak demokratik ve ilerici harekete kötülük yapıyorlar.

Cumhurbaşkanı Castıllo’yu deviren sağcı gerici darbeyi örgütleyenlerin başında; ulusal ve uluslararası ana akım medya, yozlaşmış Fujimorismo, ulusötesi maden şirketlerinin oligarşik eliti ve İspanyol vatandaşı o ünlü Perulu yazar, uluslararası sağın temsilcisi Mario Vargas Llosa. Castillo başkanlığa adaylığını koyduğu andan itibaren Peru’nun ırkçı zengin elitleri tarafından reddedildi ve silahlı kuvvetlerin sempatisini asla kazanamadı, görevinin başındayken bir an bile rahat bırakılmadı.

Seçimlerin ilk turunu kazandığı öğrenilince, tüm sağ ve sermaye ona yöneldi. Seçim hilesiyle başkanlığı kazandığı ve kanıtlanamayan iddialarla iğrenç bir kampanya yürütüldü. Göreve başlama töreni için tam 42 gün bekletildi. İşin gerçeği şu ki, Castillo birçok yönden demokrasiyi tatmin etmese de sağ darbenin kurbanı olduğu açıktır. Başkan çoğunluğa sahip olmadığı Kongre’yi feshedip Kurucu bir Meclisin seçilmesi çağrısını yapmaya hazırlanırken görevden alındı.

Bu son darbe, bölgedeki diğer ilerici ve devrimci liderlere karşı gerçekleştirilenlere benziyor. Başkan Manuel Zelaya’ya (Honduras), Fernando Lugo’ya (Paraguay), Dilma Rousseff’a (Brazil), Cristina F de Kirchner’e (Arjantin), Evo Morales’e (Bolivya) veya Rafael Correa’ya (Ekvador) karşı alçakça ve anayasaya aykırı yapılan darbeler Latin Amerika halklarının hafızasında hala canlılığını koruyor.  Lula’ya karşı düzmece yargılama ve mahkûmiyet ile Castillo’ya karşı yapılan darbe aynıdır. Ya Venezuela ve Küba’ya karşı yapılanlar nasıl farklı değerlendirilebilir!

Peru halkı, parlamenter diktatörlük heveslilerinin planladığı darbeyi nasıl anladı? Evet, Pedro Castillo’nun toplumsal ayaklanmaya çağrı yapmamasının bir hata olduğunu anlayanlar sokaklara döküldü.  Castillo’nun görevden alınmasının ırkçı ve darbeci niteliğini daha önceden gören Meksika, Küba, Venezuela ve Bolivya liderlerinin olması tesadüf değil. Meksika devlet başkanı AMLO, günler öncesinden, başkanın ve hükümetinin içinde bulunduğu tehlikeler konusunda uyarılarda bulunmuştu. Geleneğine uygun olarak, görevden alındığı ve anayasaya aykırı hapis cezasına çarptırıldığı öğrenilir öğrenilmez ona siyasi sığınma teklif etti. Peru’nun siyasi sistemindeki bu kriz Fujimori anayasasından kaynaklanıyor.

Washington’un ve Latin Amerika Devletleri Örgütü’nün (OAS) başkanı Luis Almagro’nun, Peruluların büyük çoğunluğu tarafından reddedilen ancak Kongre tarafından dayatılan bu son derece otoriter sonuçtan duydukları memnuniyet demokrasiye ihanetin bir abidesidir.

Sorunun çözümü tam da öğretmen Castillo’nun açıkladığı gibi; Ya Kongre istifa eder ve Fujimori Anayasasını bir kenara atıp yeni bir anayasa taslağı hazırlayacak bir Kurucu Meclis için çağrı yapılır ya da geçici bir hükümetle gerçekten demokratik seçimlere gidilir. Bunlar yapılmazsa, Peru’da kim bilir daha ne kadar masum kanı akacak.

Son günlerde ülkenin egemen eliti tarafından üretilen siyasi kaos sonucunda ortaya çıkan kanlı kargaşadan şu dersler çıkarılabilir:

-Zenginlerin liberal demokrasisinden hiçbir şey beklenemez. Peru’da 1821’den beri kurulan temsili demokrasi, sosyokültürel yapıyı, siyaseti veya ekonomiyi asla demokratikleştirmedi. Yönetim sürekli zengin beyazların elindeydi.

-Emekçi halklar olmadan devrim olmaz. Siyasi zaferin bireysel oylamayla elde edildiği ve kurumsal kurallarla sürdürüldüğü algısı liberal demokrasiye aittir. Gerçekte yasal yapılar burjuvazi için geçerli, büyük çoğunluk için değil. Halk için şaşmaz siyasi denklem, her zaman şudur: sandıklar, kurumlar ve sokaklar.

Pedro Castillo ve çevresindekiler, bu temel denklemi asla anlamadı. Bu yüzden etnik toplulukları ve kentlerin emekçi yığınlarını örgütleyemedi. Ve 7 Aralık’ta darbe geldiğinde, Castillo’nun yanında sadece bir avukatı vardı.

-Yerli halkların vatandaşlık hakları tanınmalı. Peru’daki yerli halkın ve köylülerin insan hakları iki yüzyıldır inkar ediliyor. Cumhuriyetin tek kurucu unsurunun beyaz zenginler olduğu algısı sorgulanamadı. üyük çoğunluğu köylü olan yerli halk köleliğe ve amansız kültürel ve biyolojik baskıya mahkum edildi.

Peru halkları yanılsama içindedir. Diğer ülkelerde olduğu gibi, yerli halklar sürekli bir yanılsama içindedir: Ulusal Marşı sanki kendilerininmiş gibi söylerler.  Irkçı vatanseverliği sembolize eden ve ortası beyaz olan bayrağı taşırlar. Tecavüzcü sömürgecileri ulusal kahramanları gibi kabul ederler. Otoriteye ve şiddete boyun eğerler. O vatanın neye ve kime hizmet ettiğini sorgulamadan sahiplenirler. Peru’nun yerli halkları tarihsel yüzleşmeyi ve helalleşmeyi dayatmalıdır.

Kör noktayı kurumsallaştırmaktan kaçınmak. Neoliberalleşmiş entelijansiya tarafından sürdürülen ve yeniden üretilen Peru’daki egemen ideolojinin içine düştüğü kriz, yürürlükteki anayasanın bir sonucudur. Diktatör Alberto Fujimori tarafından hazırlanan ve imzalanan mevcut 1993 Siyasi Anayasası, kaosu yasal figürler aracılığıyla teşvik ediyor ve kurumsallaştırıyor: cumhurbaşkanlığı ve bakanlar Yasama Organı tarafından yasalara dayanarak işgal edilebiliyor. Bu anti-demokratik kurallar, kıtadaki başka hiçbir Anayasada yoktur.

Şu anda Peru yasal ve kurumsal olarak kör bir noktada. Şehirlerden, alanlardan ve sokaklardan yeni seçimler, yeni bir kurucu süreç talep ediliyor, ancak darbeciler halkı katlediyor. Milletvekilleri erken seçim istemiyor. Gaspçı Dina Boluarte hükümete geldi ve istifa etmek istemiyor. Bu durumda Peru’nun siyasi ufku tamamen belirsiz.

Halk, egemen sınıfın temsilcilerini seçmek zorunda değil? Perulular, daha önce olduğu gibi, burjuva partileriyle, aynı kurallar çerçevesinde, yeni yöneticilerini seçmek için er ya da geç yeniden sandık başına çağrılacak. Ve kesinlikle sonuçlar aynı çıkacak.

Peru hakları, başkent Lima’daki liberal elite inanmayı bırakmalı, federal basının algılarından kurtulmalı. Kendi siyasi aracı ve ufku ile örgütlenerek, demografik çoğunluğu siyasi çoğunluğa dönüştürmenin yollarını bulmalı.

-Telesur, Itzamná Ollantay Blog, 19.12.2022

Angel Guerra Cabrera, La Jornada, 20.12.2022,

About Mehmet Tas

Check Also

Hareket hâlindeki çelişki

Emeğin üretici güçleri gelişmek için “dışarıdan bir mahmuz ve kırbaca ihtiyaç duydukları sürece”, sermaye üretici …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com