Köşelerden Bir Demet (355)- Cavlı Çulfaz

İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre, hapishanelerde 604’ü ağır olmak üzere en az bin 605 hasta tutsak bulunuyor. Bunların bir kısmının da yaşı hayli ilerlemiş durumda. Tedavi olma, değilse de “huzur içinde ölme ve vedalaşma” hakkının koşullarının yaratılması gerekirken hepsi özellikle adli tıp raporları ile hapsediliyor.

https://www.ozgurpolitika.com/haberi-agir-hasta-tutsaklara-tedavi-ve-vedalasma-hakki-153835

Aşk ve Kapital – 1867’de Hamburg’da ilk cildi yayımlandığında neredeyse hiç ilgi görmeyince Marx’ın, “Kapital, yazarken içtiğim puroların parasını bile çıkarmayacak” diye yakındığı biliniyor. Bu hikâyeyi çarpıcı kılan şey ise bugün, Kapital’in yazılışından yüz elli yıl sonra, kapitalizmin krizlerini anlamak için “Marx’ın çalkantılı beyninde bir fırtına gibi mayalanan” ve zamanında pek az kişinin anladığı düşüncelerine başvuruyor oluşumuz.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ask-ve-kapital-1866384

Eleftherios Kyriakou Venizelos: “İşte! Barış sorununa bu değerli katkıyı sağlayan kişi Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Mustafa Kemal Paşa’dır.” Atatürk, görüşmeyi mükemmel biçimde Yunanca yapmıştı… Bugün Türkiye’de, pek çok kişi, Atatürk’ün Yunanca konuştuğunu bilmez… Selanik doğumlu Atatürk, ilk tahsillerini Yunanistan’da yaptıktan 18 yıl sonra Türkiye’ye gelmişti…

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ozgen-acar/ataturke-nobel-adayligi-1867622

Bu kitap, aynı zamanda bu dönem işgal altında bir ülkede, beka krizinin hızla tırmandığı koşullarda genel iradeye dayalı bir mecliste “savaş demokrasisi” uygulamasının en özgün ve hiç kuşkusuz dünyadaki en başarılı örneğidir.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/vitrindekiler-1865385

[1961 Mülkiye girişli sınıf arkadaşım, İnönü Vakfı eski genel sekreteri Savaş Sönmez, Zülâl Kalkandelen’in yetmez ama evetçiler ile ilgili yazısını okumamızı önerdi. Savaş’a teşekkür ederken, aralarında büyük yazar Refik Halid Karay ile Ahali Cumhuriyet Fırkası kurucusu Abdülkadir Kemali Öğütçü’nün de bulunduğu 150’likleri Atatürk’ün nasıl bağışladığını belirtmek isterim. Bunun gibi, yine İsmet İnönü’nün ulusal kurtuluş savaşına karşı çıkan İngiliz muhibbi Ali Kemal’in oğlu Zeki  Kuneralp’in dışişlerine kabulüne karşı çıkanlara karşı nasıl direndiğini, babası yüzünden değerli bir oğulu nasıl dışlamadığını da biliyoruz. Atatürk, Nutuk’ta adları geçen muarızlarının çoğunu daha sonra bağışlamıştır. Çünkü siyasette sürekli düşmanlık yoktur. Ayrıca Lenin’in bir ara başka yönlere savrulan Maksim Gorki ile Lunaçarski’yi hiç yılmadan nasıl ikna ettiğini hatırlamakta da yarar var. Yetmez ama evetçiler daha önce bulundukları yanlış yerden bugün biraz daha daha doğruca konuma gelmişlerse, hâlâ ısrarla bunu onların kafalarına kakmanın bir yararı var mı? Siyasette önemli olan, doğru fikirleri ve çözümleri savunarak halkın çoğunluğunu kazanmak değil mi? Demek ki, insanların eski yanlışlarına kafayı fazla takmadan, dün doğru bir konumdayken şimdi yanlış yere savrulanlara karşı çıkalım. Doğru bildiğimiz düşünce ve çözümleri esas alalım. Elbette madalyonun bir de öbür yüzü var: İnönü zamanında Nâzım Hikmet ile Orhan Kemal’in uzun yıllar hapis yattığını, Sabahattin Ali’nin başı taşla ezilerek hunharca öldürüldüğünü de biliyoruz. Acılı tarihimizden elbirliğiyle çıkarmamız gereken daha çok ders var, değil mi?-C.Ç.-]

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/zulal-kalkandelen/bu-kadar-donuse-mide-dayanmaz-1867014

Sayın zübükler… Üç kuruş para için yobazlara muhafazakâr demokrat, tarikatlara STK dediniz. “Halk içinde örgütleneceğiz” dediniz bir tane yoksul mahallesine gitmediniz. Postmodern, kimlikçi zırvaları sol diye hepimize yutturmak istediniz. Dinci gerici iklimi demokrasi diye pazarladınız, şimdi gemi batarken Atatürkçülere sığındınız. Ne yaparsanız yapın şu değişmeyecek: Siz para için halkınızı, geçmişinizi, hepimizin geleceğini sattınız.

https://www.birgun.net/haber/zubuklerle-ilgili-bir-ani-358146

Köprülere Şiirler – “1970 başlarının Londra`sında Thames kıyılarında hüzünle dolaşan genç şairin aklından gerçekten de Dylan Thomas`tan şiirler geçiyordu… On dört yıl sonra 1984 başlarında ise, katılmadığım karar celsesinde sekiz yıl ağır hapis cezasına mahkûm edilen biri olarak kendime ait olmayan bir pasaportla yurt dışına çıkabilmiş olmanın ilk saatlerinde trenle Drama Köprüsü’nden geçerken, o köprüden söz eden şiirimi yazıyordum…”

https://www.haberler.com/ataol-behramoglu-koprulere-siirler-i-tanitti-14-14331596-haberi/

[Doğan Özgüden yoldaş, 37 yıl önce sürgünde yitirdiğimiz büyük sinema ustası Yılmaz Güney ile ilgili yazısını iletti. Kendisine teşekkür ediyorum. -C.Ç.-] Yılmaz şimdi bir direniş simgesi olarak Paris komüncüleriyle birlikte ünlü Père Lachaise’de yatıyor… Tıpkı Nâzım Hikmet’in Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı’nda yattığı gibi… Sevgili Yılmaz’ı, Nâzım Hikmet’in Benerci için yazdığı o muhteşem finalle anıyorum: Bu giden / Bir Biten / Şarkı değildir. / O büyük bir ışık gibi döğüştü. / Kasketli bir güneş halinde düştü.
https://www.facebook.com/fondation.info.turk/posts/10159864990908641

[1961 Mülkiye girişli sınıf arkadaşım, emekli büyükelçi Necati Utkan, Kadıköy ve Moda ile ilgili alttaki bağlantıyı iletti. Teşekkür ediyorum. -C.Ç.-] Kapitülasyonlar sayesinde İngilizler kendi dünyalarında yaşıyor ve çok farklı alanlarda çalışıyorlardı. Kendi hâkimleri, hapishaneleri, postaneleri, hastaneleri ve kendi konsolosluk mahkemeleri vardı. Bir çoğu Moda’da çalışan İngiliz avukatlar ve doktorları vardı. Özel mülklerinin dokunulmazlığı vardı. Moda’da fırıncıları, Haydn’ın ve Harty’in Mağazaları gibi İngiliz dükkânları vardı. İngilizlerin hâkim olduğu uluslararası Konstantinopolis Kulübü dışında Pera’da tamamen İngiliz Kulübü ve Moda’da Kadıköy Kütüphanesi ve Enstitüsü vardı.

https://mail.google.com/mail/u/0/#inbox/FMfcgzGljlmKwlKqftcZSNJsPrsKjSvc

https://lcivelekoglu.blogspot.com/2020/03/kadkoy-modada-bir-deli-sarayl-i.html

10 Eylül – 101. Yıldönümü…

https://demokrasibirlikdayanisma.com/2020/09/09/gazete-manifesto-sitesinde-her-nedense-silinen-yazim-cavli-culfaz/

 Lenin, hiç yılmadan, ısrarlı ikna kabiliyeti ile hem Maksim Gorki’yi, hem de Anatoli Lunaçarski’yi nasıl bolşeviklerin safına kazandı? – Lunacharsky was known as an art connoisseur and a critic. Besides Marxist dialectics, he had been interested in philosophy since he was a student. For instance, he was fond of the ideas of Johann Gottlieb FichteFrederich Nietzsche and Richard Avenarius. He could read six modern languages and two dead ones. Lunacharsky corresponded with H. G. WellsBernard Shaw and Romain Rolland. He met numerous other famous cultural figures such as Rabindranath Tagore and Nicholas Roerich.

https://www.cafrande.org/lunacarskinin-leninin-olumunden-sonra-kaleme-aldigi-bir-makale-lenin-ve-sanat/

https://www.cafrande.org/rus-politikaci-yazar-ve-elestirmen-lunacarskinin-kultur-ve-sanat-anlayisi-uzerine/

https://en.wikipedia.org/wiki/Anatoly_Lunacharsky

https://www.cafrande.org/lenin%e2%80%99in-maksim-gorki%e2%80%99ye-mektubu-sevgili-aleksey-maksimic/

In 1929, when Josef Stalin came to power, Lunacharsky, considered too “liberal,” was dismissed from the post of the Commissar of Education Enlightenment. The popularity of Anatoly Lunacharsky declined after his death, and only after the 1960s, thanks to the work of his daughter Irina Lunacharsky, his name was remembered and became a symbol of the Bolsheviks era.

https://russiapedia.rt.com/prominent-russians/politics-and-society/anatoly-lunacharsky/

About Mehmet Tas

Check Also

Gündemden Bir Demet/Politika/M.Aydin

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel seçimlerde alınan sonuçlarla DEM Parti’nin yeniden belirleyici …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com