21.Yüzyılda Sol Karanlıkta Yürüyor- M. Taş

Sol partiler, bazı bölgeler hariç, kendi adaylarıyla seçimlere giriyorlar. Güncel seçim politikalarının ayrıntılarında gömülmüş, küçük çıkarlar elde etmenin telaşındalar. Tarikatçı, aşırı sağıcı otoriter iktidara karşı birleşerek yerelden kuşatma stratejileri geliştireceklerine birbirlerine muhalefet yapıyorlar.

Solun beş partisi; Dem parti, TİP, EMEP, TKP ve TKH kapitalizme karşı bir eylem rehberi olarak hizmet edecek 21. yüzyıl gerçeklerini yansıtan, alternatif bir sosyoekonomik modeli ayrıntılı, somut ve titizlikle detaylandırmadan, geçmişin teorik kalıplarına sıkıca bağlı kalarak birkaç on yıldır faaliyet gösteriyor. İşte bu yüzden aşırı sağ politikaların ilerleyişini durduramadılar ve durduramıyorlar.

Sosyalist partiler sosyalizmi ideolojik bir tanımlayıcı olarak kullanıyorlar, ancak kullanım tarihi çoktan bitmiş eski devletçi versiyonuna bağnazca bağlı kalmakta ve yeni bir toplum arayışından uzakta durmaktadırlar.  Programlarında belirledikleri politik ekonomik politikalar kapitalizme alternatif olmaktan çok uzak. Doğru kabul ettikleri toplumsal ve ekonomik politikalar yenilgiyle sonuçlandığını biliyor ama yenilginin düşünsel teorik paradigmalarını terk etmiyorlar.

Sosyalist topluma ulaşma arzularını sürdürüyorlar, ancak onun tam ne olduğu, nasıl işleyeceğini ve oraya nasıl ulaşmanın mümkün olacağını açıklamadıklarını görmek için program, tüzük ve diğer belgelerini okumak yeterlidir. Ayrıca, yakın zamanda parti temsilcilerinin yerel seçimler ve sol ittifakla ilgili Duvar gazetesine verdikleri röportajlarda partilerin birlik konusundaki umursamazlıkları detaylı anlatılıyor.

Hiç kuşku yok ki DEM diğer sol partilerden nicelik ve nitelik bakımından çok farklı. Ağır saldırılara ve kayyumlara rağmen “demokratik Yerel Yönetim modellerinde kadın kazanımları kadar çok dilli belediyecilik” hizmetlerinde, mevcut merkeziyetçi, otoriter siyasal sistem karşısında demokratik ve özgürlükçü bir siyasal düzen yaratma çalışmalarında, halkın yerelde karar alma ve uygulama süreçlerine en geniş katılımını sağlamada önemli işler başarmıştır. Politikalarını hayata geçirmek için gerekli olan Emek ve Özgürlük ittifakını kurduktan sonra geliştirememesi yerel politikalarını uygulamada zorluklarla karşılaşmasına yol açabilir. Çevre, kadın ve ulusal sorunu anti-kapitalist bir programla entegre edememesi en büyük eksikliklerinden biridir.

Çeşitli eleştirilerin odağında olan TİP’in kitleselleşmesi, Mayıs seçimlerinde % 1.8 oy oranını yakalaması başarılı bir yolda olduğunu kanıtlıyor. Ancak, yaklaşmakta olan yerel seçimlerde izlediği politikalar sol partilerin eleştiri odağındaydı. En başta bilinen popüler isimleri öne çıkardığı, programlara önem vermediği noktasında yoğun eleştirildi. Dem Parti gibi Tip’te ittifakları başaramadığı gibi fikir ayrılıklarını körüklemiş, mücadele ve “kader” ortaklığını kaybetmiştir. Kadın, Çevre ve Kürd sorunlarını çağdaş sosyalist bir perspektifle geliştirip parti üyelerini kenetleyemezse çapraşık örgütsel yapısını koruması mümkün görünmüyor.

Yerel seçimlerde ittifak görüşmelerinden ayrılan Sol Parti temsilcisi Duvar röportajında solun “toplumun taleplerini sahiplenmekten uzak, kendi iç koltuk ve yer kapmaya dayanan iktidar kavgalarının biraz da popüler şahıslarla süslenerek sunulduğu siyasetsiz bir muhalefet en çıplak haliyle kendini” ortaya koyduğunu söyleyerek solda ittifaktan uzak duruyor. Bu konumuyla aşırı sağa karşı başlattığı “özgürlük” yürüyüşlerini tek başına örgütleyip sürdürmesi kendine bir kazanım olabilir ancak emekçi halk yığınları üzerinde bir etkisini olacağını beklemek gerçekçi değil. Sol Parti ittifak politikalarını yeniden düşünmesi ve entegral sosyalist bir programı kendi içinde tartışmaya açması gerekir diye düşünüyorum.

 

Aynı röportajda EMEP temsilcisi Emek ve Özgürlük ittifakının, “yani devrimcilerin, sosyalistlerin, demokrasi güçlerinin bir araya gelip de oluşturmak için çaba sarf ettiği bir alternatif” olduğunu bunun bir mücadele ittifakı olarak algılanması gerektiğini, ancak ne yazık ki bu ittifak seçimlere birlikte girmenin ötesine geçmediği gibi tam bir seçim ittifakı da olamadığından yakınıyor. Bizce EMEP’in, DEM partiyle sürdürdüğü istikrarlı birleştirici politikası diğer partilere örnek olmalıdır. Parti, uzun vadeli anti-kapitalist perspektifle demokrasi ve sosyalizmi birleştiren farklı bir vizyonla kendine yeni yol belirleyebilirse çok daha etkili olabilir.

TKP sola “halka küserek siyaset” yapılmayacağı uyarısında bulunuyor. Türkiye’de siyaset güncellik üzerinden” yapıldığını belirterek bazı yerlerde tek başlarına seçimlere girme haklarının olduğunu diğerlerinde ise ittifaka giren bileşenlerle anlaşmalarının mümkün olmadığını belirtiyor.  Defalarca yaptığı gibi sudan sebeplerle sol bileşenlerin birlikteliğine mesafeli duruyor, soldaki dağınıklığın sürmesini istiyor. Kürd sorununa karşı çıkmayı terk ederek işçi sınıfı enternasyonalizmini güncel politikalarına uygulamalıdır. Uygulanabilir Kürd ve azınlıklar vizyonu geliştiremese programıyla pratiği arasında sürekli çelişkiler yaşamaya devam edecek ve bir aydınlar kulübü olarak kalacaktır.

TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek, Türkiye’de solun sağcılaştığı eleştirisini yapıyor, “Sağ siyasetle iş tutup bunu ‘Sağa kazandırmamak’ diye formüle etmek tam bir akıl tutulmasıdır” ifadesini kullanıyor.  Seçimlere katılan ama demokrasiyi umursamayan TKH sosyalistlerin, halkın arayışını düzen siyasetine yönlendirme gibi bir işlev gördüğünü bu nedenle doğrudan komünistler olarak aday çıkaracaklarını söylüyor. Solu bu kadar sert eleştirmesine rağmen emekçiler arasında partilerinin esamesi okunmuyor. Stalin döneminden kalma sekter jargonu bırakarak demokratik özgürlükçü komünist bir projeyle yeniden ayağa kalkmazsa marjinal bir grup olarak kalacaktır.

Görüldüğü gibi sol bileşenler iç kavgalarla birbirlerini yıpratıyor, enerjilerini tüketiyorlar. Seçim birliktelikleri oluşturmamalarının arkasında 21. Yüzyılın gerçeklerini görmeme sorunu yatıyor. Anti-kapitalist perspektiflerindeki sorunlar birlikte hareket etmelerini engelliyor.  Bağımsız, ayrı hareket etmek için gösterdikleri gerekçelerin hiçbiri emekçi halk sınıflarına ulaşmıyor, Ekonomik krizle giderek yoksullaşan yığınlar solun dağınıklığını gördükçe ve gerçekçi olmayan politikaları dinledikçe uzaklaşıyor, güvenini iyice yitiriyor.

Eğer sol ortadan kaybolmak istemiyor ya da toplumsal değişimin motoru olarak kendini ilgisizliğe mahkûm etmek istemiyorsa, devrimci demokratik dönüşümlere yol açacak stratejiler geliştirmeli ve sunmalıdır. İklim değişikliğinin yarattığı ölümcül tehditten, tek adam yönetiminin yarattığı demokrasi krizine kadar, devasa gelir eşitsizliği ve gücün bir kişinin elinde toplanmasıyla artık günceli ve geleceği birlikte planlamanın kaçınılmaz olduğunu anlaması gerekiyor.

21.yüzyılda sol, ulaşılmak istenen kapitalizm sonrası komünist toplum modeli hakkında bir anlatı oluşturamaz ve hedefteki ufka doğru uyumlu hareket etmezse, uzun vadeli projeksiyonlarla arzu edilen geleceği görünür hale getiremezse karanlıklarda yürümeye devam edecek ve silinip gitmekten kaçamayacak.

-Osman Çaklı, Gazete DUVAR, 21.02.24

-Juan Torres López , Rebelion, 12.03.24

About Mehmet Tas

Check Also

UKRAYNA-RUSYA BARIŞ MEKTUBU-çeviri

Şili Devlet Başkanı Sayın Gabriel Boric Font’a hitaben yazılmış mektup Sayın Gabriel Boric Font, Şili …

One comment

  1. Her ülke şartlarında sınıfsal mücadele şeklı değişir!
    Temel sorun tespis ve teşhis sorunudur gerek Türkiye gerekse Kürdistanda!
    Türk solu başta hastalili ve samimiyetten uzaktır, şövenizme mahkumdur!
    Sınıfsal mücadele kesinlikle kürt sorunuyla iç içedir arıimaz olup tümieşmistir bu teşhisi kavramlardan ilerliyemezsiniz benden öz olarak bu kadar şimdilik!!!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com