Doga ve Tarihsel Materyalizm

Doğa ve Tarihsel Materyalizm
Paul Burkettt
Sosyal Ekolojinin Gerekleri
Bu bölümde, dört temel analitik ölçüt belirlenerek Marx’ın tarih, kapita­lizm ve komünizm anlayışının ekolojik yararlılığı ortaya konacaktır. Toplumsal bir ekolojinin sahip olması zorunlu bu dört gereklilik, Marx ‘ın ge­lecek bölümlerde açıklanacak yaklaşımının can alıcı unsurlarının anlaşıl­ması için temel oluşturacaktır.Ardından 2. Bölümden 4. Bölüme dek, Marx ‘ın kapitalizm tahlilinde kilit rol oynayan materyalizminin doğal ve toplumsal özelliklerinin daha formel bir özeti verilecektir.
1
Maddi ve Toplumsal Açıklayıcılık
Toplumsal ve ekonomik tahlilin ilk gereği, tutarlı biçimde toplumsal ve materyalist olmaktır. Bir yandan, toplumsal gerçekliğin doğaca belirlen­diğini düşünen – ister teknolojik belirlenimci ister doğacı olsun – ham materyalist kavrayışlardan kaçınmak üzere insanla doğanın ilişkisini öz­ gül tarihsel biçimlerde toplum aracılığıyla kurulan bir ilişki olarak gör­ melidir. Öte yandan, insanlık tarihini tek yanlı biçimde toplumsal biçim­ lerin şekillendirdiğini savunan ve bunu yaparken bu
toplumsal biçimle­rin insan üretimini ve evriminin doğal koşullarınca sınırlanan maddi içe­riğini ihmal eden bir toplumsal-inşacılık görüşüne de kapılmamalıdır.
Toplumsal bir ekoloji, toplum içinde ve sayesinde gelişen “insan bi­lincinine, amaçlılığının doğanın geri kalanında bulunmayan. . . bir karma­şıklık biçimi getirdiği” (Leacock, 1 978, 66) gerçeğini kavramalıdır. Özel­likle de tüm ekolojik değerlerin insani ve toplumsal değerler olduğunu kabul etmeli ve doğaya hiç de sahip olmadığı, insanınkine benzer bir öz­nellik ve amaçlılık atfetmekten kaçınmalıdır. Doğa hakkındaki ekonomik, kültürel ve estetik değerlendirmeler mutlaka bu değerlerin içinde ve sa­ yesinde doğduğu özgül toplumsal ilişkilerle bağlantıları içinde tahlil edil­ melidir. Aynı zamanda, insanın doğaya verdiği değerler bilgisel temeli maddi olan toplumsal yapımlardır; esinlerini, barındırdığı nesneler, kuvvetler ve canlı varlıklar nesnel ve değişmez yasalara tabi olan doğal bir dünyadan alırlar. Ekolojik değerler toplumsal olarak biçimlenirse de “do­ ğal dünyanın insan eylemine bilgisini veren ve başka türlü dayanıksız ve parçalanmış olacak hayatları anlamlı kılan evrensel ve kalıcı değerler sağ­layan, zengin, çeşitli ve kalıcı bir kaynak” olduğu (Harvey, l993, 10)3 gerçeği baki kalır.
Genel geçer (ana akım) çevreciliğin sergilediği teknik ve etik dü­alizmden kaçınmak için insan-doğa ilişkisinin birleşik toplumsal ve mad­di bir kavranışı zorunludur. Genel geçer çevreciliğe göre, insanları üre­ timlerinin koşullarına bağlayan toplumsal ilişkiler değiştirilmeksizin, (“yeşil” vergiler ve sübvansiyon politikaları gibi) birtakım teknik düzen­lemelerle bireysel değerler ve davranışları değiştirmenin (geri dönüşüm­lü ürün kullanımını yaygınlaştırmak, ekoloji dostu ürünler tüketmek gibi) uygun karışımıyla “sürdürülebilir bir kalkınma” gerçekleştirilebilir. Bura­ daki varsayım, ekolojik yıkımın, kapitalizmin başat toplumsal ilişkileri­nin zorunlu olmayan bir “dışsal etkisi” olduğudur. İnsanın doğayla karşı­lıklı ilişkisinin toplumsal biçimleriyle maddi içeriğinin karşılıklı yapısını kabul etmekle, toplumun doğayla ilişkisinde kökten bir değişiklik ve dö­nüşüm için, teknik ve bireysel davranışları değiştirmenin yeterli olmaya­ cağı açıklık kazanır. Aksine, böyle bir dönüşüm toplumsal bir eylem ge­rektirir.
Marx’ın toplumsal artı ürünün üretilmesi ve ele geçirilmesi üzerinde odaklanan tarih kavrayışı toplumsal ekolojinin ilk gereğini yerine getirir. Artı ürün yürürlükteki üretimi sürdürmek için gerekli olandan daha faz­ lasının üretildiğine işaret eder. Marx, bu artının üretimi ve kullanımını, (1) onu üretenler ile ele geçirenler arasındaki sınıf ilişkileri; (2) üretimi için gereken maddi ve toplumsal koşullar; ve (3) birinciyle ikinci arasında sı­nıf mücadelesi tarafından başlatılan ve ifade edilen dinamik etkileşimler bakımından tahlil eder. Bu yaklaşım, Marx’ın toplumun üretken yetenek­ lerinin ve sınıfsal ilişkilerinin gelişimini maddi ve toplumsal terimlerle, yani, doğa-insan ve insan-insan ilişkileri olarak ele alabilmesini sağlar. Ekolojik krizlerin insan üretiminin aşırı fazlalaşmasını ve doğadan. doğal sınırların elverdiğinden daha fazlasının çekilip alınmasını içerdiği düşünüldüğünde ve insani üretimin değişen düzey ve biçimlerinin belirlenme­sinde artının üretiminin ve kullanımının anahtar rolü oynadığı göz önünde tutulduğunda, Marx’ın materyalist ve sınıf temelli yaklaşımının toplumsal ekoloji için ne derece büyük bir potansiyel yararlılığının bulunduğu açıkça görülür. Örneğin, John Bellamy Foster, kapitalizm öncesi “münhası­ran belli coğrafi ve doğal koşulların uyarlanmış toplumların ekolojisini araştırırken bu toplumların “toprağın tahribinden dolayı … ekolojik çökü­şünün, daha fazla artı ürün elde etmek için yapılan insani müdahalelere” dayandığını gösterebilmiştir(1994, 36-37; krş. Gowdy, 1995).
Marx.’ın değer temelli kapitalizm tahlili, kapitalist üretimin biçimle­rini (meta, para, sermaye, ücretli emek vb.) maddi ve toplumsalın tarih­sel olarak özgül, gerilim dolu birliktelikleri olarak ele almakla, toplum­ salt ekolojinin birinci ölçütünü yerine getirir. Marx’ın kavrayışında, kapi­talizm, doğaya karşı, doğal koşulların özel biçimde gerçek değerinin al­tında hesaplanmasında ifadesini bulan özgül bir uzlaşmaz karşıtlık taşır ve bu hesaplama, kullanım değeri ile değişim değeri arasındaki çelişki­ nin temel biçimidir. Bu yüzden, Marx’’ın bakış açısına göre, ekolojik kriz­lerden kurtulmuş bir üretim sistemi için verilecek mücadele, büyük ölçü­de, emegin ve doğanın ürünlerinin meta biçiminin ve kapitalist sömürü­sünün üstesinden gelme mücadelesi olmalıdır.

About Mustafa Aydın

Check Also

KÜRTLERİN TARİHİNE YOLCULUĞUM (3)-M. Taş

1.Meclis, Mustafa Kemal ve Kürt Özgürlük hareketi Balkanlar ve Ortadoğu bağımsızlık savaşlarıyla çalkalanırken Kürt ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com