Sosyalistler seçime bağımsız katılmalı mı?-M. Taş

Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla beraber sosyalistler arasında önceki seçimlerde “sosyal demokrat (CHP)” adayları destekleme politikalarının yanlışlığı daha fazla vurgulanır oldu. Hatta ülkede sağa kayışı hızlandırdığını ileri sürenler de az değil. Bu yüzden yaklaşmakta olan yerel seçimlere sosyalistler tersini yapmalı, “kendi partileriyle, o da yoksa bağımsız adaylarla seçimlere girmelidir” deniliyor. Genelde ittifakları ve özelde seçim ittifaklarının önemini reddeden bu görüşü biraz daha yakından görelim.

Deniliyor ki, Sosyal demokratları desteklemek onları solda tutmaya yaramadığı gibi ülkede demokratikleşmeye de katkısı olmadı. Bu saptamada, biri doğru diğeri yanlış iki farklı görüş var. Sol, ‘Sosyal demokratları’ (CHP’yi) solda tutmak için oy vermedi. Otoriter rejime karşı olan muhalefetin adayını destekledi. Rejime karşı olanların hepsi solcu değildi, CHP ile anlaşamayan sağ partiler de oy verdi. Seçimler kaybedilince demokratikleşme (liberal demokratikleşme) hedefleri belirsiz bir tarihe ertelendi.

Geneldeki emperyalist gericileşme dalgası, gericiliğe arka çıkan askeri darbeler ve 20 yıllık AKP iktidarı otoriter rejimin meşruiyetine zemin hazırlayan faktörlerin başında gelir. Muhalefetin “daha az kötü” adayı destekleme politikasının doğrudan bir ilgisi yoktur.

Daha az kötüye oy vermenin yanlışlığına dair yapılan eleştiriler kazanımları tamamen yok sayıyor. Seçmenin %48’i daha az kötüye oy verdi, bu 25 milyon oy demektir. 2015’ten sonra yapılan tüm seçimlerde seçmenin nerdeyse yarısı sürekli diktatöre karşı oy kullandı. Milyonlarca insan tereddüt etmeden liberal demokrat adayları tercih etti. Seçmenin yarı yarıya bölünmüş olmasının pozitif tarafı, anti-demokratik rejimin daha da gericileşerek açık faşizme dönüşmesini önledi. Aslında, Sosyalistler diktatörlük karşıtı adayları desteklemekle her şeyi kaybetmedi, sosyalizmin yararına kullanabilecekleri bir ortam yarattı. Devrimci sol, bu seçmen blokunu güçlendirecek ittifak stratejileri geliştirebilirse devrimci alternatif politikalarının propagandasını yapacak geniş alanlar yarattığını görebilir. TİP bu ilerici kamuoyundan epeyce oy aldığı hepimizin bildiği bir gerçek. Diğer sol sosyalist partiler de eğer doğru ittifaklar politikası izlerlerse daha geniş bir kitleyi etraflarında toplayabilirler. Ancak bunun için özgürce propaganda yapma ve aday tespitlerinde söz sahibi olma gibi temel hakları, yani ilkeli ittifak stratejilerini geliştirmeleri gerekiyor.

“Sosyalistler her seçime kendileri katılmalı!”

Sosyalistlerin bağımsız adaylarla seçimlere girmesiyle bağımsızlığını koruduğu bir ittifakla hareket etmesi arasında büyük fark yok. Hatta birçok örnekte görüldüğü gibi devrimci alternatif politikalar ittifaklar aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaşabilir.

Latin Amerika’da aşırı sağa karşı oluşturulan bloklaşmalarda sol daha da güçlenip geliştiğini gösteren örneklere bakalım;

Kolombiya: merkez sol ve marksist koalisyonun adı Tarihsel Pakt, 16 parti ve sosyal hareketten oluşuyor. Son genel seçimlerde başkanlığı kazandı, ancak senatoda ve mecliste tam üstünlük sağlayamadı.  Komünist parti, farklı marksist gruplar, yeşiller, yerli halk hareketleri ve merkez sol reformist partiler paktın içinde faaliyet gösteriyor.

Şili: Şili İçin Birlik ittifakı, merkez sol ve sol görüşlü 8 ayrı parti ve gruplaşmadan oluşuyor. İttifak içinde yer alan Komünist, sosyalist ve marksist partiler ayrıca kendilerine ait ittifaklarda birlikte hareket ediyorlar.

Brezilya: Merkez sol, komünist ve sosyalist partiler dahil 6 parti ve sosyal hareketler Brezilya için Birlik İttifakını kurdu. Lula başkan seçildi, sol mecliste az bir farkla önde.

Arjantin: Peroncu parti (chp benzeri) ve diğer sol partilerin oluşturduğu koalisyon sağa karşı seçimleri kaybetti.

Bolivya, Uruguay, Peru, Honduras, Paraguay ve dünyanın diğer ülkelerinde değişik adlarla geniş cephe veya Politik İttifaklarda devrimci sol yerini almış, çok az ülke hariç çoğunda başarı sağlanmıştır.

İttifaklar hemen hemen her yerde çok sayıda parti ve grubu birleştirmesine rağmen temelde iki politik yönelimi içeriyor; marksist devrimci Sol ve merkez sol reformist. Marksist sol, komünistler kendi aralarında birlik kurarak üst bir birliğe dahil oluyorlar.

Latin Amerika ve Dünyadaki ittifak politikaları Türkiye’de aynen uygulanamaz. Ancak birlik deneyimlerinden şu genel doğruları çıkarmak mümkün. Tüm ülkelerde; devrimciler ve reformistler faşist ırkçı sağa karşı birlikte hareket ediyor, İttifaklar çoğulcu düşünceleri barındırıyor, Halk hareketleriyle (Yerli halklar), kadın ve işçi hareketleri birarada, sınıf ve kimlikler arasında ayırım yapılmıyor.

Seçimlerde ve seçim dışında kalıcı ittifaklar şart. Öncelikle TİP, EMEP ve Sol Parti tek bir blokta hareket etmeye ikna edilebilirse diğer sosyalist partiler de (TKP, TKH) birliğe çekilebilir. Dersim’de olduğu gibi tarihi adım atıldıktan sonra DEM Parti ile geniş bir ittifakın yolları açılabilir. Oluşan birliktelik güven veren, kalıcı, istikrarlı ve beklentilere karşılık vermeye başladığında daha geniş bir muhalefeti hedefleyen blok çalışmaları başlatılabilir.

İttifakları bir yana iterek sosyalizmin propagandasını yapmak adına yerel seçimlerde bağımsız aday göstermeğe kalkışmak ters sonuçlar doğurabilir. Eğer sol parti ve gruplar düşünce özgürlüğüne, çoğulculuğa ve gerçek demokrasiye açık bir ittifakta buluşabilirlerse sosyalizmin propagandası yapılabilir ve nitelikli adayların seçilmesinin önünü açabilirler.

About Mehmet Tas

Check Also

DOĞRUDAN DEMOKRASİ NEDİR? – Alişan Özdemir

Demokrasi sistemi, birincil olarak toplumun ve toplumun etkinliklerinin yönetimi alanında monarşi ve oligarşi sistemlerine karşı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com