MARX: DEMOKRASİDEN SOSYALİZME (II)*- Paul Raekstad-çeviri

MARX SOSYALİZMİNİN DEMOKRATİK ÖZÜ

Marx, radikal demokrasiden sosyalizme geçtiğinde düşünsel planda çok şeyi değiştirir, ama bir şey değiştirmez: onun, katılımcıları tarafından bilinçli ve kolektif olarak kendi kendini yöneten bir geleceğin toplumuna olan bağlılığı.23 Alman İdeolojisi’nde, Marx ve Engels, “modern evrensel ilişki, herkes tarafından kontrol edilmedikçe bireyler tarafından kontrol edilemez” diye yazarlar. Komünist Manifesto’da, “sınıf farklılıklarının ortadan kalktığı geleceğin sosyalist toplumundan” yazarlar.24 Ve tüm üretim ortak bireylerin ellerinde yoğunlaşmıştır” ve Grundrisse’de Marx, “üretim araçlarının ortak mülkiyeti ve denetimi temelinde birleşmiş bireyler arasındaki serbest mübadele”ye dayanan sosyalizmden bahseder25. Elbette Marx’ın sosyalizm anlayışında bundan daha fazlası vardır ve bu bağlılık onun demokrasiye olan önceki bağlılığının çok ötesine geçer. Diğer şeylerin yanı sıra, Marx geleceğin sosyalist toplumunun aşağıdan yukarıya planlanması gerektiğinde ısrar eder; hiyerarşik kapitalist işbölümünü ortadan kaldırmalı ve yeteneklerine katkıda bulunan ve ihtiyaçlarına göre alan insanları içermelidir.

 Her şeyden önce, Marx’ın demokrasiden sosyalizme geçişi, onun 1844’ten itibaren kapitalist üretim tarzına ilişkin derinleşen analizini yansıtır26. Demokrasinin hem Marx’ın sosyalizm vizyonu hem de ona ulaşmak için gereken örgütlenme türleri hakkındaki görüşleri açısından önemi iyi bilinmektedir27. Hal Draper’ın belirttiği gibi, Marx için “sınırsız halk kontrolü, tüm hukuki, yapısal unsurların ortadan kaldırılması” anlamına geliyordu. Aşağıdan gelen halk kontrolü üzerindeki sosyo-ekonomik kısıtlama veya çarpıtmaların kaldırılmasına yoğunlaşır28. Bu da sosyalizme işaret eder çünkü aşağıdan yukarıya doğru halk kontrolü ancak kapitalizmin demokratik olmayan doğası ortadan kaldırılırsa Gerçekleştirilebilir29. Kapitalizmi sosyalizmle değiştirerek toplumsal demokratik kontrolün önü açılabilir.

 Marx’ın sosyalizm anlayışı, yalnızca daha önceki demokrasi vizyonunun taahhütlerini korumakla kalmaz, aynı zamanda insan özgürlüğünü ve bu insani gelişmeyi gerçekleştirme açısından mantıksal bir ufuk açar30. Sosyalizm “insan özünün insan aracılığıyla ve insan için gerçek sahiplenilmesidir; insanın varlık olarak tamamen kendi estorasyonudur”31. Marx, demokrasiye olan kalıcı bağlılığıyla sosyalistler arasında yalnız değildi. İlk sosyalist partilerin kendilerini “sosyal demokrat” olarak adlandırmaları veya Bakunin’in İttifakına “Sosyalist Demokrasi İttifakı” denmesi tesadüf değildir.

 Demokrasiyi bugün bizim için bu kadar alakalı kılan, sosyalizm vizyonunun merkezinde yer alan bu demokrasiye bağlılık ve sıklıkla hem kapitalizme hem de devlete karşı “demokrasi” ve “demokratikleşme” çağrısında bulunan radikal hareketlerin son zamanlarda büyümesidir32. Erken dönem Marx’ın demokrasi kavramı, tutarlı, radikal ve anti-kapitalist bir siyasi değer olarak “demokrasinin” yararlı bir yorumunu sunar. Genç Marx, orijinal anlamıyla demokrasiden bahsetmeyi bıraktığında, bunun nedeni onun için kapitalizmin ve devletin yerini almak istediği türden bir topluma atıfta bulunmasıdır. Sosyalist olduğunda, gelecek vizyonu için bu daha az spesifik terime artık ihtiyaç duymaz ve bu nedenle onu bırakır. Ancak demokrasi hakkında konuşmaya ve yazmaya devam etmesine rağmen anlaşılır nedenlerden dolayı demokrasi ilk yazılarında oynadığı rolü oynamaz.

 Demokrasi kavramını diriltmek bugün için çok yararlı olabilir. Büyük bir gücü ve çekiciliği olan bir siyasi kavramdır ve kapitalizmi ve devleti eleştiren yeni gelişen radikal siyasi hareketlerde önemli bir rol oynamıştır. Sosyal müzakere ve karar alma sürecine tam katılım olarak Marksist demokrasi kavramı, yani kolektif öz-yönetim ya da öz-yönetim, demokrasinin bugün ne anlama geldiğinin önemli bir parçasıdır ve insanlar tarafından bu anlamda kabul edilmektedir.

Bu demokrasi kavramı aynı zamanda hem kapitalizmin hem de kapitalist devletin güçlü bir eleştirisinin temelini oluşturabilir. Kapitalizm, nüfusun büyük çoğunluğunun ne çalışma hayatlarını ne de bir bütün olarak ekonomiyi kontrol etmesine izin vermez. Kapitalist piyasanın çıkarlarına tabi olarak, kimin işe alınıp işten çıkarılacağı, bir işyerinin ne yaptığı, onu nasıl yaptığı, bunu kimin çıkarları için yaptığı ve yöneticiler ve müdürler tarafından kimin yararına verildiğine ilişkin kararlar kapitalist piyasanın çıkarlarına tabidir. Aynı şey, bir bütün olarak ekonominin daha geniş sorunları için olduğu kadar modern devletler için de geçerlidir. Burada da çoğu insan karar verme sürecine anlamlı bir şekilde katılmaz. Amerika Birleşik Devletleri hakkında yakın zamanda yapılan bir araştırma, nüfusun en az üçte ikisinin, sözde temsilcilerinin kararları üzerinde herhangi bir tespit edilebilir etki göstermediği sonucuna varmıştır. Erken Marx’tan alınan radikal demokrasi kavramı, bu nedenle, kapitalizmi ve kapitalist devleti eleştirmek için iyi bir temel sağlayabilir.

Özellikle Michael Lebowitz, Marx’ın demokrasi kavramının çağdaş radikal siyasette oynayacağı değerli bir role sahip olduğunu güçlü bir şekilde ortaya koydu. Demokrasiye ve demokrasinin neden önemli ve değerli olduğuna dair Marksist bir sosyalist bakış açısı olarak, bunun önereceği çok şey var. Yine de yirmi birinci yüzyıl için sosyalizm vizyonunda somutlaştırıldığı şekliyle, ‘bir üretim süreci, “bireyin çok yönlü gelişimini” üretme süreci olarak demokrasinin tanımlanması’ konusundaki argümanına katılmıyorum. Yani demokrasi ‘kapasite geliştirme süreci olarak tanımlanır’35. Birincisi, eğer demokrasi insani gelişme, hatta belirli bir tür veya derecede insani gelişme olarak tanımlanırsa, o zaman demokrasiye bağlı kalmalıyız, başka bir terime ihtiyacımız olamaz.36

Demokrasinin bir tanımı olarak, insanların bu terim altında düşündüklerinden de çok uzaktır. Uzun ve tartışmalı bir tarihe sahip olan ve çok sayıda farklı mücadele ve harekette kullanılmış olan tüm siyasi kavramlar gibi, ‘demokrasi’nin de geçmiş ve şimdiki tüm kullanımlarını ve çağrışımlarını kapsayabilecek tek ve tutarlı bir tanımı yoktur. Bunun yerine, böyle bir kavram, zorunlu olarak, birkaç farklı tarihsel birikim katmanının karışık bir bileşimidir ve her zaman birlikte olacağını veya meydana gelebileceğini varsaymak için hiçbir neden olmaz.. Bu, polisteki bir grup yurttaşın kolektif olarak kendi kendini yönetmesi fikri, özgürlük ve eşitlikle bağlantılar, bir kişinin yöneticilerinin bir kısmına veya çoğuna oy verme fikri ve çok daha fazlasını içerir. Pratik bir demokrasi kavramı, tüm bunları tutarlı bir şekilde yakalayamaz ve bu nedenle de bunu denememelidir. Bununla birlikte, demokrasi tanımının, demokrasinin kastedildiği en önemli şeylerden en azından bazılarından çok fazla sapmaması önemlidir.

İnsani gelişme, çok yönlü insani gelişme ve benzerleri, basitçe “demokrasinin” genel olarak ne anlama geldiğinin bir parçası değildir veya buna yeterince yakın değildir. Herhangi bir siyasi değerin veya siyasi kurumun gerçekleştirilmesi gibi, demokrasi de doğal olarak belirli insani gelişme tarzlarını gerektirir ve ima eder ve şüphesiz insani gelişmeyi çeşitli şekillerde desteklemesi beklenebilir. Ancak bir şeyi istemek ve sonuçlandırmak, onu meydana getirmekten ve o olarak tanımlanmaktan farklıdır. Monarşi ayrıca belirli insani gelişme biçimlerini ima eder ve tartışmalı bir şekilde insani gelişmeyi büyük ölçüde engellemeyi ima eder. Ancak bu, monarşiyi yetersiz insani gelişme veya insani gelişmeyi engellemek olarak tanımlayabileceğimiz ve tanımlamamız gerektiği anlamına gelmez. Demokrasiyle de öyle. Demokrasi, insani gelişmenin belirli biçimlerini ima etse ve haklı olarak onu teşvik etmesi beklenebilse de bu, demokrasiyi insani gelişme açısından tanımlamamız gerektiği anlamına gelmez. Bunun yerine, kurumlar üzerinde belirli taleplerde bulunan bir demokrasi tanımına ihtiyacımız var; Kapitalizm ve devlet gibi kurumları eleştirmek ve onların yerine geçme süreçlerine rehberlik etmek için kullanabileceğimiz bir kavram.

Erken dönem Marx’ın demokrasi tanımının bize verdiği şey budur ve bu yüzden onu bugün yeniden diriltmeliyiz. Jodi Dean’in gözlemlediği gibi, günümüzde demokrasi teriminin kullanılmasının genellikle ‘statükonun bir savunması, aynı olandan daha fazlası için bir çağrı’ yani aynı kapitalist devletten daha fazlası için olarak sunulduğu doğru olsa da, bu doğru değildir. Terimi Marx’ın erken dönem anladığı anlamda kullanımımızı geçersiz kılacaktır. Bu itiraz kabul edilirse, kapitalist devleti olduğu kadar kapitalizmi de ortadan kaldırmak isteyenler için erken dönem Marx’ın demokrasi anlayışının yararlılığı açısından ciddi bir sorun teşkil eder. Bununla birlikte, kolektif özyönetim anlamında demokrasi çağrısı, tam da modern temsili devlet bu anlamda demokratik olmadığı için aynı temsili devletten daha fazlası anlamına gelmez. Daha ziyade, bu, tamamen farklı bir sosyal müzakere ve karar alma yapısı çağrısı yapmak anlamına gelir. Dahası, Marx’ın demokrasi kavramı, ekonomik alan ile kapitalist devlet arasındaki ayrımın üstesinden gelmeyi gerektirir. Mevcut kapitalist devlet bu ayrıma dayandığı için, Marx’ın anladığı anlamda demokrasi çağrısı yapmak, aynı temsili kapitalist devletten daha fazlasını istemekle mantıksal olarak bağdaşmaz. Dean’in argümanı, demokrasi ve temsili devletler arasındaki ilişkilerin değiştirilmesinin imkansız olduğu fikrini önceden varsayar. Tüm önemli özgürlük, eşitlik, demokrasi, sosyalizm, komünizm vb. kavramların karmaşık geçmişinden açıkça anlaşılan bir şey varsa, o da anlamlarını ve çağrışımlarını zaman içinde, bazen çarpıcı biçimde, ihtiyaçlarla karmaşık etkileşimler içinde değiştirdikleridir.

Bu, sosyalistlerin kabul etmesi gereken bir insanın pratik anlayışı ve yaklaşımı değildir. Demokrasinin sosyalist bir şekilde yeniden kazanılması yalnızca hala değerli olmakla kalmaz, aynı zamanda olumlu sonuçlar vermesi de giderek artar ki aslında, bunun zaten gerçekleştiğini görüyoruz. Erken dönem Marx’ın radikal demokrasi kavramı hem kapitalizmi hem de kapitalist devleti eleştirmek ve onların yerine geçmesine rehberlik etmek için tutarlı, zorlayıcı ve uzlaşmaz bir radikal yol sağlayabilir.

BİTTİ

Socialist Register, 2018

About Mehmet Tas

Check Also

KÜRTLERİN TARİHİNE YOLCULUĞUM (3)-M. Taş

1.Meclis, Mustafa Kemal ve Kürt Özgürlük hareketi Balkanlar ve Ortadoğu bağımsızlık savaşlarıyla çalkalanırken Kürt ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com