BASINDAN-Kemal Yilmaz

“İşçileri savunan parti”den “işçilerin partisi”ne

 Türkiye siyasetinde işçiler, sosyalistlerin sağladığı destek haricinde savunmasızdır. Sadece sağ partiler değil, CHP’nin dahi bir “işçi sınıfı” gündemi yoktur ve işçilere günlük kavgalarında, grevlerde, direnişlerde, protestolarda tek destek sosyalistlerden gelmektedir. Ancak sosyalist siyaset, onun olmazsa olmazı olan “işçileri savunma”nın ötesinde algılanmak zorundadır.

 Sosyalizm, işçi sınıfının ve emekçi tabakaların iktidarıdır. Dolayısıyla sosyalist politikanın özü, işçi sınıfını siyasetin bilinçli, aktif ve giderek belirleyici unsuru haline getirmektir. Sınıfın aktifliğinin ve belirleyiciliğinin gelişeceği zeminlerin ikisi sendikalar ve yerel meclisler ise, üçüncüsü de sosyalist partilerdir.

 Tarihte her sol hareket yenilebilir; ama 12 Eylül’deki yenilgi (1871 Komün, 1905 Rusya, 1923 Bulgaristan..vs gibi) “savaşarak”, “bedel ödeterek” gerçekleşen bir yenilgi değil, topyekûn çökme ve ortadan silinme şeklinde oldu. İşçilere bu kadar büyük umutlar yaratıp dinamizm kazandıran sosyalist hareketin böyle aniden sahneden silinmesi ve işçilerin bunun sonucunda uğradığı kayıplar bu sınıfta bir hayal kırıklığı ve (devletin şiddetli baskılarının da etkisiyle) sosyalist siyasetten bir soğuma ve uzaklaşmaya yol açtı.

 https://ilerihaber.org/icerik/iscileri-savunan-partiden-iscilerin-partisine-140828

ABD Büyükelçisi HDP ve İYİP’i ziyaret etti

ABD Büyükelçisi Flake, HDP ve İYİP genel merkezlerini ziyaret ederek, partilerin genel başkanlarıyla bir araya geldi.

https://haber.sol.org.tr/haber/abd-buyukelcisi-hdp-ve-iyipi-ziyaret-etti-336278

‘Kadın, Emek ve Özgürlük Çalıştayı’ sona erdi: Kadınların mücadelesi, emperyalizme, sermayeye, bu gerici kuşatmaya karşıdır

 “Bizim düşmanımız emperyalizmdir, bizim düşmanımız kapitalizmdir, bizim düşmanımız gericiliktir. Bu üçü, birbiriyle birebir ilişkilidir. Kadınların mücadelesi, emperyalizme, sermayeye, bu gerici kuşatmayadır.”

https://gazetemanifesto.com/2022/kadin-emek-ve-ozgurluk-calistayi-sona-erdi-kadinlarin-mucadelesi-emperyalizme-sermayeye-bu-gerici-kusatmaya-karsidir-491436/

Zenginler pandemide servetlerine servet kattı

Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, Covid-19 salgını döneminde dünyanın en zengin kesiminin servetinin yüzde 42 oranında arttığına ve 250 milyon insanın bu yıl aşırı yoksulluk tehdidiyle karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekerek harekete geçilmesi çağrısı yaptı.

İsviçre’nin Davos kentinde bugün başlayan Dünya Ekonomik Forumunda (WEF) “Küresel krizlerin kazananları” başlıklı bir rapor sunan Oxfam, artan eşitsizlik nedeniyle zenginlere yönelik vergilerin artırılmasını talep etti.

https://yeniyasamgazetesi3.com/zenginler-pandemide-servetlerine-servet-katti/

Temel hakları da yeniden tartışacaksak…

Ekonomik kriz kaçınılmaz olarak ve hak edilmiş bir öncelikle gündemden hiç düşmüyor. Dalga dalga gelen, dalga boyu her defasında yükselen hayat pahalılığı büyük bir problemdir.

Ancak, ekonomideki kötü gidişin en az iktisadi kararlar kadar önemli bir sebebi demokrasi ve hukuk zemininin örselenmiş olmasıdır. Örselenme yeterli bir ifade değil; aslında daha da ilerisi… Temel hak ve özgürlükler büyük ölçüde gerilemiş durumda ve Türkiye’nin dahil olduğu bütün basın, hukuk ve şeffaflık istatistiklerinde gerileme durdurulamıyor. O kadar ki geri gidişi ölçmek için istatistiğe dahi ihtiyaç bulunmuyor. Mesela, sanatçı Aynur Doğan’ın Kürtçe şarkılar da söyleyeceği konserin iptal edilmesi, hem bir hak ihlali hem de demokratik açıdan bariz bir geri gidiş tablosudur.

https://www.karar.com/yazarlar/mustafa-karaalioglu/temel-haklari-da-yeniden-tartisacaksak-1593102

Erkeğin kolektif bilinçaltı

Bu topraklarda kadın olmak zor iştir. Hele hakkını arayan, mücadele eden, başarılı bir kadın olmak çok daha zordur. İş hayatında da siyasette de sanatta da kadınların tırmanması erkeklerden çok ama çok daha meşakkatli bir süreçtir. Kendinizi tam olarak kabul ettirmek için arkanızda daha uzun yılların emeğini, yorgunluğunu, üretimini, başarısını sürükleyip taşımanız gerekir.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen mahkûmiyet kararının Yargıtay tarafından onaylandığını ve Kaftancıoğlu’na bir de siyaset yasağı getirildiğini duyduğumda akmaya başladı zihnimden bu düşünceler.

Evet, siyasallaşmış yargının verdiği bir karar bu; evet, arkasında Canan Kaftancıoğlu’nun 2019 İstanbul yerel seçimlerinde sergilediği olağanüstü mücadeleci, örgütçü, stratejik duruşun getirdiği başarının öcünü alma ve bundan da önemlisi yaklaşan seçimlerin güvenliğinde kritik bir rol oynamasını engelleme isteği var; evet, arkasında bu memleketin makûs talihi haline gelmiş sağcıların solcuları cezalandırma isteği de var. Bunların hepsine katılıyorum. Ama derinlerde yatan bir neden daha olduğuna eminim: Hakkını arayan, mücadele eden, başarılı olan kadına tahammülleri yok. Bu kadın tipinden çok korkuyorlar. Bu kadınlar çoğaldıkça artık köhnemiş, çürümüş, sadece Türkiye’yi değil bütün dünyayı batırmış, insanı “1 numaralı doğa düşmanı” haline getirmiş erkek zihniyetinin temellerinden çatırdamaya başlayacağını iliklerine kadar hissediyorlar.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ayse-emel-mesci/erkegin-kolektif-bilincalti-1938769

About Mehmet Tas

Check Also

BASINDAN-Kemal Yılmaz

Sosyal medyaya sansür düzenlemesinin tamamı komisyondan geçti Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülen …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com