kadın devrimi üzerine düşünmek-Ayşe Düzkan

15 Eki 2021

Yeni Yaşam Gazetesi, 15 Ekim, Meral Öz’ün paylaşımı

kadın devriminin özgürleştireceği kesimler kadınlarla sınırlı değil; cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime bağlı sebeplerle sömürülen ve ezilen herkes bu devrimle özgürleşecek. ancak bu devrimin öznesi kadınlar…

bu yazıyı kadın devrimi üzerine bir tartışma yürütmek amacıyla yazıyorum ve her türden eleştiriyi, katkıyı memnuniyetle karşılarım. bu kavrama itiraz edenler vardır, onların da görüşleri çok değerli ve başımızın üstünde yeri var ama bu tartışmayı cinsiyet temelinde, bir tür kökten dönüşüm hedefleyen yol arkadaşlarımız arasında yürütmek daha verimli olur bence.

başlarken şunu ifade etmem gerek. kadın devrimi ifadesini feminist devrim’e tercih ediyorum. çünkü kadın devrimi bileşik bir gücün yürüttüğü bir süreç olacak, bunu inşa edenler içinde feminizmi benimsemeyenler de bulunuyor. ayrıca bir devrimi öznesinin belirlediğine inanıyorum.

kadın devriminin özgürleştireceği kesimler kadınlarla sınırlı değil; cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime bağlı sebeplerle sömürülen ve ezilen herkes bu devrimle özgürleşecek. ancak bu devrimin öznesi kadınlar, hedefi bütün bu sömürü ve baskıya sebep olan şey yani erkeklerin iktidarını örgütleyen bir sistem olarak patriyarka. patriyarkanın öznesinin de erkekler olduğunu hatırlatayım. dolayısıyla, gelecek eğer bugünden farklı olacaksa kadın olacak.

gelecek kadındır

feminizmin ortaya çıktığı yıllarda radikal feministlerin zaman zaman kullandığı bu sloganın bugün için de anlamlı olduğunu düşünüyorum. ama daha fazla ilerlemeden iki noktayı vurgulamak isterim. birincisi, daha önce bu mecrada ifade ettiğim bir şey; feminist politika açısından, kadın gibi ezilen ve sömürülenler kadındır. ikinci nokta şu; lgbti+ hareketin mücadelesi, kadın devriminin en önemli yoldaşı; belli tarihsel dönemlerde aynı yolda, karşı karşıya yürümeleri vaki olsa da.

haklarımızla yetinmemek

kadın devrimi, bu terime başvurulmasa da ikinci dalga feminizmin özünü oluşturur çünkü ikinci dalga ile birlikte, kadınların mücadelesi haklar ve talepler’i aşan bir kapsama ulaşmış, tüm toplumsal yapının sorgulanması ve değiştirilmesine odaklanmıştır.

yani o noktada, oy hakkı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı gibi, yasalarla belirlenen haklara yenilerini eklemekle yetinmeden, toplumu yani kamuyu ve haneyi değiştirecek bir çizgi oluşturulmaya çalışıldı. çünkü örneğin eğitim ve ücretli çalışma haklarının kullanılabilmesi için bulaşıkları da düşünmek gerekiyor!

ancak bu, bir daha hak mücadelesi verilmediği anlamına gelmiyor; nitekim tam da ikinci dalga oluşurken, fransa’da kürtaj hakkı için mücadele çok önemli oldu. ama kürtaj hakkı, kadınların cinsel özgürlüğünü hedefleyen daha geniş bir mücadelenin parçası.

nasıl bir devrim?

buna cevabım çok basit; kesintisiz! bunu iki anlamda söylüyorum; birincisi kadın devrimi bir toplumsal devrim, dolayısıyla, zaman zaman siyasal sıçramalarla ilerlese bile, tek bir siyasal devrime, siyasal iktidarın el değiştirdiği bir momente dayanmaz. ikincisi, sonsuza kadar sürer.

çünkü eşitliği, özgürlüğü ve adaleti sağlamakla yetinmez, cinsiyetin ortadan kalkmasını hedefler. burada bir parantez açayım; eşitlik konjonktürel değil, tarihin belli bir aşamasında hem yasal hem toplumsal eşitliğe ulaşılabilir. adalet de öyle. ancak özgürlük böyle değil, göreceli, tarihin içinde açılarak gelişen bir kavram, mutlak özgürlüğe ulaşamazsınız, ancak daha özgür olabilirsiniz. eşitlik, adalet ve özgürlük için mücadele kadın devriminin önemli araçları ama tekrar altını çizeyim, hedef cinsiyetin ortadan kalkması.*

kadın devrimi üzerine düşünmek

368 post reach

Abidin Kabak, Mahmut Mengulluoglu and 18 others

36 comments

Fatma Yildirim

Bence hedef cinsiyetin değil, cinsiyetçiliğin ortadan kalmasıdır hedeflenen. Aynı şey değil çünkü.

Meral Öz

A.Duzkan cinsiyeti toplumsal cinsiyet yerine kullaniyor. Biyolojik cinsiyet olamaz tabii ki.

Hasan Iyi

insan, insan insan, insan doğa ilişkilerinde, insan insan bölümünde, erkek- kadın bütünselliği içinde yorumlamamız, kapitalizmin bu bütünselliği nasıl bozduğunu görmek ile başlıyor ilk adım… kapitalizmin belirleyicisi olan ekonomi ile, sosyal ve politik yaşam kadın-erkek ayrımcılığını savunuyor… kapitalizmin düşünce sistemi idealizm, erkek erkini işliyor… yaşamın her alanında kılcal damarlarımıza kadar idealist düşünceyi yerleştirmeye çalışıyor… erkek erkli kendi toplumunu oluşturmaya çalışıyor… kadın sorunun özü idealizm ve onun sistemi kapitalizm, emperyalizmdir… kadın sorununa sadece politik gözle bakılamaz yada sadece sınıfsal gözle bakılamaz… kadın sorununa ekonomik ,politik ve sosyal boyutları ile bakmalıyız… yabancılaşmaya, ötekileştirmeye o kadar hazırız ki kadın sorunu üzerine hemen tepki gösteriyoruz… bir de işin kolayına kaçmak var, oda sosyalizme havale etme, küçümseme, basite indirgeme telaşı… toplumsal devrimden önce, kapitalizmde kadın devrimini savunmak… devrim deyince devrimciler bir durun bakalım yaklaşımı bile gösterebilir… rahat olsunlar, düşüncelerindeki devrim değil, kadın devrimi… erkek erkini savunan, düşünce sistemi idealizme karşı, kapitalizme, emperyalizme karşı mücadele kadın devrimi… demokrasi mücadelesinin bir parçası kadın devrimi… kadının kapitalizmde haykırış sesi…

Meral Öz

Hasan Iyi, duyarliliginiz icin oncelikle tesekkurler. Bu dunyada hep yok sayilmis, kucumsenmis bir cinse dahil olarak yasamis biz kadinlar yaralanmaya o kadar acik hale gelmisiz ki!.. Bir o kadar da duyarli bir soz (v.b) duydugumuzda mutlu oluyoruz.

Cinsin yarisi kurtulmadan asla gercek kurtulus gerceklesmeyecektir. Hatirladigim Benjamin’ in bir sozu var, ” bir kisi bile eksik kalirsa kurtulus gerceklesmeyecektir”, diyordu.

Mahmut Güreş

Merhaba Meral!bu ayrımcılığın evrimsel avantajları varmı?Biyolojik temelleri ne?merak ediyorum.

Meral Öz

Yerlesik duzene gecince, kadin cocuklarin bakimi gibi nedenlerle eve hapsoluyor. Ondan once gizil guclerinden korkulan tanrilastirilan kadin, erkegin yeni kesiflere arayislara yonelmesiyle ve ozel mulkiyetle ikincillige dusuyor. Simone de B. Ikinci Cins de bunu tarihsel olarak inceliyor ve erkegin kendini cani pahasina astigini kadinin asamadigini yaziyor. ” kadin dogulmaz, kadin olunur” ozel mulkiyetle baslayip medeniyetle sekilleniyor. (Erkeklik de oyle) Antik Yunanda kadinlar vatandas bile sayilmiyor. Kadinlarin ikinci sinif sayilmalarinin tarihsel, kulturel, ekonomik sebepleri var ve bu durumdan erkekler avantaj elde ediyorlar. Koleci, feodal toplumlarda vahsi bicimde, kapitalist toplumda kismen isgucu ihtiyaciyla evin disina cikiliyor. Bunlar bildigimiz seyler,

Konu cok derin ve uzun, belki bir seyler yazilabilir, slm.

Mahmut Güreş

Meral Öz verdiğin bilgiler için teşekkür ederim.Haklısın konu çok derin.Kadının çocuğu emzirmesi,çocuğun yüzde yüz kendi geninde olduğunu bilmesi,babanın bunu bilmemesi(baba da DNA sayesinde bunu artık öğrenebilir)anneyi daha çok eve bağlamış olamazmı?Her gen farklı,farklı bir ortamda yaşıyoruz,bir çok beyin hastalığı(özellikle şiddet ve taciz konuları ile ilgili) var..Bütün bunların rolü?Bu konular irdelenirse sanırım daha gerçekçi yaklaşımlar elde edebiliriz diye düşünüyorum.

Meral Öz

Butun bunlar psikanaliz kapsaminda irdelenmis, inceleniyor. Sorun gen degil sadece, kadinlarin anneligin ozellikle biyolojik yukumlulugunden kurtulmasi gerekiyor, bu alanda da gelismeler var.

Yusuf Karasoy

sorun biyolojik değil, toplumsal… insanlığın sınıflı toplumlara bölünmesiyle başlıyor kadının toplumsal süreçlerde geri düşmesi… kölecilik bütün sorunların başladığı bir tarih, başlayan bütün toplumsal değişimlerin miladı… bu yan önemli… toplumdaki “bütünselliği” bozan kapitalizm değil, kapitalizm, kölelikle birlikte başlayanı, feodalizmde devam edeni koruyor, sürdürüyor… kadın mücadelesinde patriyarkaya yapılan vurgu da bu nedenle… büyük çoğunluk olarak kadın sorunlarını tartışmaya yeni başlıyoruz… ama bir an önce durumun ne olduğunu nereye yöneldiğini doğru ve isabetli kavramamız lazım…

Mahmut Güreş

Yusuf Karasoy Günaydın! Kusura bakma bütün davranışların temeli biyolojik.Örnek;İnsan beyninin evrimi,insanı kısa(uzun süreli evrime göre kısa)sürede besin zincirinin tepesine çıkarmıştır. Mal birktirmenin ve zalimliğin temelinde yatan bu kısa evrimin yarattığı güvensiz durumdur.

Abidin Kabak

Ülkemizde bir devrim olacaksa bu devrimin öncü gücü kadın devrimciler olacaktır Ayşe düzkan ‘da her alanda bir esitlikten söz ediyor işaret ediyor

Hasan Iyi

  1. yüzyılda öne çıkan kapitalizm karşıtı kadın mücadelesinin yanında olmamız, sorunu anlamaya çalışmamız, mücadelede birlik ve beraberliği savunmak günümüz insan duruşu…

Yusuf Karasoy

kadın mücadelesinin yanında olmak için kadın mücadelesine doğru anlamak, doğru yaklaşmak gerek… kadınların mücadelesi yalnızca kapitalizme karşı değil… doğru anlamak derken biraz açma ihtiyacı var sanıyorum: kadınlar, mücadelenin partiyarkaya kaşı olduğunu açıklıyor… “bugün kapitalizmin ortaya çıkarttığı imkânlar önemli; ücretli çalışma, özgürleşme yolunda önemli bir adım.” bu ibare benim değil, yukarıda paylaşılan yazıdan alıntı, ayşe düzkan yazmış… yorumlamayacağım, yeterince açık sanıyorum… yine yukarıdaki yazının söylemine baktığımızda kapitalizm aşıldıktan sonra da mücadelenin süreceği dillendiriyor. ortaya konan hedef: (toplumsal) “cinsiyetin ortadan kalkması”… kadınlar, kendi tercihlerini kapitalizmi ötesine, patriyarkanın (ideolojik – kültürel – ve kadınları dışlayan sistemin) izlerinin silinmesine taşımış ve kilitlemişler… daha geri bir hedeften söz etmek, 21 yüzyılda kendileri için hedef belirleyen kadınlarla çatışmak, kadınların kendileri için koydukları hedefleri anlamamak, okuyamamaktır… demokrasi, toplulukların kendi kendi kendileri yönetme, kendi geleceklerinde söz ve karar sahibi olmaları, karar mekanizmalarında, kararların oluşumunda, karar-arama-bulma-alma süreçlerinin her aşamasında etkin rol oynamaları, belirleyici olmalarıdır…

Meral Öz

Tarihsellige baktigimizda anaerkillikten ( ki orada da hakimiyet dayida imis) ataerkillige gecis tarim kulturunden kopusla, erkegin yegenlerinden ziyade ogullarina bagliligi (C.L.Strauss) baba yi secmesi olarak aciklanir. Aletin ortaya cikisi, akilsalligin, matematigin dogusuyla erkegin oteki erkegi kolelestirmesi eszamanli oluyor. (Beauvoir) ‘Ataerkillige gore kadin ve cocuklari kolelestirilmeyecek ancak tahakkum altina alinacaklardir.’ Beauvoir kadinin durumunu kolelik degil hizmetkarlik olarak tanimliyor.

Tarihsel, kulturel ideolojik tum boyutlariyla ilmek ilmek yuz yillarca orulen baski mekanizmalarinin sokulmesi kapitalizmin asilmasiyla bitmeyecek ama kolaylasacaktir mutlaka.

Abidin Kabak

Meral Öz radikal demokraside tüm ilmekler sökülecektir

Fuat Genç

Meral hanım. Kapitalizmin aşılmasıyla (gerçek anlamda) insan tam olarak özgürlük ortamına girer. İnsanı insana bağımlı kılan her türlü “pratik” ortadan kalkar, örneğin “aile olgusu” anlamını yitirir.

Kapitalizmin aşılmasıyla bitmeyecek olan nedir ki? Erkeğin kadın üzerindeki tahakkümü tümüyle bitince geriye ne kalabilir ki?

Meral Öz

Fuat bey, kapitalizm ekonomik bir sistem ve ust yapi kurumlari birden yok olmayacaktir muhtemelen. Patriyarkal sistem ekonomik sistemlere yaslanarak surdurdugu cins somurusu koleci toplumlardan bu gune oyle grift orulmus ki keske o kadar kolay olabilse cozum.

elbette kapitalizm gibi bir toplumsal sistemin aşılması bugün öngörülmesi zor pek olanağı da beraberinde getirecektir…. ama ayşe düzkan’ın yazısında da dile gelen ve genel olarak soruna kadınlar tarafından çizilen çerçeve hedef kapitalizmle sınırlı değil, kapitalizmele bire bir bağılı değil… sorun, “21. yüzyılda öne çıkan kapitalizm karşıtı kadın mücadelesinin yanında olmamız” şeklinde ifade edilirse, kadınların koyduğu hedefin gerisinde bir yerlerde dolaşıyor demektir… konulan hedefin gerisinde konumlanmaya çalışılırsa kadınların mücadelesiyele (gereken) bağ, iletişim, bağlaşıklık kurulamaz!. c.l. strauss ve anaerki konusu sanırım biraz karışık… strauss’un konuya ilişkin saha çalışması yok!… yöntem olarak yapılmış saha çalışmalarının yeniden değerlendirilmesini yapar… anaerki, akademik olarak çözülmüş bir konu. araştırmalar, sosyolojik, antropolojik, etnografik saha çalışmaları anaerki diye bir sistemin YAŞANMADIĞINI gösteriyor… engels’in morgan’a atıfla öne sürdüğü anaerki abartılı ve kısmen çarpıtılmış verilere dayanıyor… bu konuda Kadın Antropolojisi adıyla kadın antropolokların derledikleri ayrıntılı bir kitap ve çalışma da var, sadece bu kitap değil, kaynak olarak adını şimdi hatırlayamadığım kaynaklar da var… sözünü ettiğim kitapta, engels’in, konuya yaklaşımı ayrıntılı bir şekilde değerlendiriliyor, eleştiriliyor…

Yusuf Karasoy

Kadın Antropolojisi adlı kitabın kapağı:

Mehmet Tas

Admin

Yazar tartışılması için düşüncelerini kaleme almış. Yazının içinde eksik ve tartışılmaya muhtaç pek çok nokta var. İlk aklıma gelenler şunlar;

-“Kadın devriminin özgürleştireceği kesimler kadınlarla sınırlı değil; cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime bağlı sebeplerle sömürülen ve ezilen herkes bu devrimle özgürleşecek. ancak bu devrimin öznesi kadınlar….” olduğunu belirtiyor. Cinsiyetçilikle sınırlı bir yorum, postmodern anlayışın ürünü. Kadınlar sadece cinsiyetten dolayı ezilmiyor kültürü ve inancı yüzünden de baskı altında. Kürd kadınlar, alevi, işçi ve kürd olduğundan dolayı baskı görebilir.

-“Toplumsal cinsiyeti” kabul etmediğini söylüyor. Bu liberal feminizmle sınırlı bir yaklaşım. Kaldı ki Feminist hareket bunu çoktan aştı. Feminist kesişimsel teoriye göre ezilen ve sömürülen tüm kesimler; kadınlar, Kürdler ve işçiler toplumsal kategorilerdir ve hepsi eziliyor ve sömürülüyorlar .

“Kapitalizm kadınların ve çocukların ücretsiz emeğine dayanır.” Eksik bir değerlendirme. Köleler yani Siyahlar, ırkçılık bu tanıma girmiyor. Kapitalizmin tarihsel evriminden uzak bir anlayış.

“kadın-erkek yok insan/sınıf/ulus var diyenlere karşı cinsiyeti tanımladı feministler.” Bu da eksik. Feministlerin içindeki bir akıma ait bir söylem.

Meral Öz

Kadin mucadelesini desteklemek de sorgulanmsli ve bu sadece kadinlarin isi olmamali. Patriyarkaya karsi birlikte mucadele edilmeli, erkeklik sorgulanmali, tahakkumcu iliskiler… v.b.bu tur calismalar da yeterli olmasa da artik var. Anaerkilligin hic yasanmadigina dair arastirmalar var, C.L.Straus’un bu arastirmalardaki dayanagi

ve onemi (sadece saha arastirmasi degil) toplulugun icindeki ikiligin hep erkekler arasinda oldugu ile ilgili. Kadinlar ise sadece mubadele ediliyor.

Mahmut Güreş

Meral Öz Günaydın!Aslında çok derinlemesine bilmesem de benim açımda insanlar kendisini bir konuda haksızlığa uğramış hissediyorlarsa,o konuda mücadele etme hakları vardır.Haklı buluyorsam yanlarında olurum.Kadın hareketini haklı buluyorum.

Mehmet Tas

Admin

Yaziınınn sayfamızda paylaşıldığını görmemiştim. Yaptığım paylaşımı sildim. Feminizmin çeşitlli düşünceleri barındırdırması örnek alınması gereken bir duruş. Bu çeşitlilik harekete zenginlik katıyor. Ancak feminist hareketteki her düşüncenin geniş perspektifli olduğu anlamına gelmez. Bana göre Ayşe Düzkan Marksist feministler gibi kadın sorununa geniş perspektifle bakamıyor. Toplum onun yazdığı gibi sadece kadın-erkek ilişklerinden oluşmuyor.

Vahit Azazi

Günümüzde tüm toplumun (kadini ve erkeyigle) ve doganin kurtulusunu gündemine almayan her eylem,her istem ve örgütlenme artik miadini doldurmus ve gerici bir konuma gelmistir. Avrupada kadinlarin kadin olmaktan gelen sorunlari agirligiyla cözülmüstür. Buna ragmen ne kadinin ne de erkegin ve ne de doganin kurtulusu gerceklesememistir.

Fuat Genç

Bir de… “Kadın sorunu”, “çocuk sorunu” gibi sorunlar, kapitalist toplumun özgül sorunlarıdır. Bir bütün olarak kapitalist üretim tarzı ortadan kalkmadan ileri sürülen “kadın sorunu” söylemi; ya meseleyi kavramayan bir algıdır ya da kapitalist toplumun yeniden-üretimine bağlı bir sorun olduğunun farkında değildir. “Kadın sorunu” adı altında bağımsız bir sorun yoktur, bu bağımsızlık algısı, bir küçük-burjuva algıdır.

Fuat Genç

Bir de…

“Kadın”, “erkek” gibi kavramların șeyleștirilmesi, dil ve kültürün ontolojik olmayan şuursuzluğundan kaynaklanır. Doğada “kadın”, “erkek” gibi kavramlar yoktur. Doğada toplum da yoktur.

Hasan Iyi

Fuat Genç kavramlar insanlara özgüdür… dişi aslan hamile kaldığında sürü erkekleri çiftleşir, doğacak yavrusunu diğer erkek aslanlar öldürmesin diye… dişi hayvanın yavrusunu koruma iç güdüsüdür… kapitalist sistemde sorunlardan biri de ki buna kadın sorunu diyoruz, öncelikle eleştirimiz sisteme, sisteme karşı duruşlardan biri… ikincisi insana özgü olan özgürlük, insan insan ilişkilerinde kadın erkek ilişkisini kapitalist sistemde ileriye taşımak küçük burjuvalık olarak yorumlanamaz… dişi olduğundan dolayı, insani özgürlüklerini talep etmek, kadının özgürlüğü alanında toplumu aydınlatmak, toplumu düşündürtmek, erkek egemenliğine karşı mücadele etmek, toplumu erkek kadın ilişkilerinde bilgilendirmek, toplumun bilgi seviyesini yükseltmek, kadın sorunları üzerine demokratik mücadele yürütmek Marksist bir duruştur… kadının erkek karşısında özgürlüğünü aramaktır… insani haklarını aramaktır… tamam sorunun çözümünün anahtarı üretim tarzının yeni bir üretim tarzına dönüşümüdür… bu dönüşüme giden yolda kadının rolü de değerlidir… belirleyici anahtar ekonomi ve onun getirdiği sistem olsa da politik ve sosyal belirleyiciliği de göz ardı edemeyiz… kadın sorunu sosyal belirleyiciliğini ret edemeyiz…

Hasan Iyi

8 Mart kadınlar günü toplantısına Van a giden arkadaşı, partili arkadaşı karşılar… evde yemek-içki masası kurulur…iki arkadaş yerler içerler, yarın katılacakları toplantı üzerine konuşurlar… sıra uyumaya gelince kadın leğen içinde ılık su ile kocasının ayaklarını yıkar… toplantı da konuşmacı partili arkadaşın karısıdır… bu hikaye böyle, ister feodal sistemin gelenekleri de, ister gelecek olan kapitalizmin habercisi de…

Fuat Genç

Hasan hocam. Kadın ve erkek kavramlarının șeyleștirilmesinden bahsediyorum. Somut insan emeğinin cinsiyeti yoktur.

Hasan Iyi

Fuat Genç insan emeğinin cinsiyeti yoktur, katılıyorum… ama konumuz erkek egemenliği ve kadının özgürlük mücadelesi…

Fuat Genç

Hasan hocam. Sorun da bu zaten… Kadının özgürlüğü, emeğin özgürlüğüne bağlı.

Hasan Iyi

aynen, savunduğumuz düşüncenin özü bu.. anlatmaya çalıştığım bu Marksist öze giden yol, özgürlük yollarının birleştiği öz bu… o açıdan kadının özgürlük yolunun yanındayım, onun için kürdün özgürlük yolunun yanındayım… onun için M.Altan nın özgürlük yolunun yanındaydım, bugün S.Demirtaş, Kavalanın özgürlüğü yolunda yanındayım… emeğin özgürlüğü için tüm özgürlüklerin yanındayım..

Meral Öz

Fuat hocam, kadin, erkek, toplum hepsi soyut kavramlar, insa edilmisler. Ama biz bu yapilarin kavramlarin icinde yasiyoruz, bu yuzden aci cekiyoruz, olduruluyoruz…

Bu gunden bunlarin altini oymak, bozmak elzem oluyorBottom of Form

Hasan Iyi

Jülide bile özgürlük istiyor… onunla sarılıp uyumak istiyorum… ama o istemiyor, o ayak ucumda özgürce kıvrılıp uyumak istiyor.. özgürlüğüne düşkün doğanın bir parçası köpeğim julide… kadın da özgürlüğünü istiyor, kürt de özgürlüğünü istiyor, üniversite genci de özgür bilimsel eğitimini istiyor… doğanın özgürlüğünün bozulmamasını istiyor, doğa severler… iklimin insanlar tarafından kirletilmesi, iklimin özgürlüğüne müdahale edilmesini istemiyor, iklim savunucuları… toplumun kadın, kimlik, eğitim, doğa, iklim gibi bir çok sorunlara çözüm yolu aramak, bilgilendirmek, bilgiyi ileriye taşımak Marx düşünceleri ile zıtlaşan konular olduğunu düşünmüyorum…

Hasan Iyi

asal sorun çözümlendiğinde, tali sorunlar da çözümlenecektir… doğrudur, sorunları ileriye taşımakta doğru değildir… dünya Marksistleri toplumsal sorunları ileriye taşımanın yanlışlıklarını tartıştılar… küresel kapitalizmde bu sorunların çözümlenmesine giden yolda ortak mücadele yürütmek olduğuna karar verdiler… mücadele sisteme karşı, mücadele yaşamın her alanında mücadele… bunun üzerine dünya Marksistlerinin de içinde yer aldığı, ilerici enternasyonalizmi kurdular… insan, insan insan ve insan doğa merkezli düşünce sistemi ile toplumsal, evrensel sorunlara karşı ortak mücadeleyi örgütlemeyi savundular…

Meral Öz

Mehmet Tas arkadasin yazi ile ilgili getirdigi elestirilere biraz aciklik getirmek gerekiyor.

Feminizm patriyarkal sisteme karsi verilen bir mucadele oldugundan hareketle;

Feminist hareket, soyut bir evrenselci insan kavraminin icinde kadinlarin yer almadigini (insan haklari) farketti ve kendilerini ancak cinsiyeti (gender) acimlayip temellendirerek gercek esitsizligi ortaya cikarabildiler, yuzyillar surdu.

Felsefede, bilimde her alanda arastirmalarla eksik, eril bakisi degistirdiler, donusturduler. Bu feminist hareketin basarisi olarak literature gecti.

“Kapitalizm kadinlarin ve cocuklarin ucretsiz emegine dayanir” soylemiyle ilgili sozu edilen patriyarkanin evici/ hane icindeki somuru bicimi, patriyarkal sistemle baglantili somuru bicimleri, tabii ki kapitalizmden bagimsiz degil.

Cinsiyetinden dolayi zarar goren herkes kadinlarin ozgurlesmesiyle cinsel ozgurlugune kavusacak ama farkli kimlikleriyle farkli ezilme bicimlerine (sinifsal, irksal, etnik gibi.) karsi farkli yapilarda mucadele gerekli mutlaka. Burada kesisimsellige karsi bir durus olmadigini dusunuyorum.

Cinsiyet/ toplumsal cinsiyet meselesinde ise;

Etimolojik olarak, gender: cinsiyet ( toplumsal anlamda), sex ise biyolojik cinsiyeti vurguluyor. Ancak turkce de karisiklik yaratmamasi acisindan gender in karsiligi toplumsal cinsiyet kullaniliyor. Diger yandan toplumsal cinsiyet fem. kuramda toplumsal ve kulturel olarak belirlendigi ve toplumlara gore degisiklik gosterdiginden bunun eksik, dislayici toplumsal yapilar olusturabilecegi tehlikesinden de soz ediliyor. (J.Butler)

Yazar, feminist siyasetin cinsiyetle ilgisinin toplumsal oldugundan hareketle cinsiyeti (gender) kullanmayi tercih etmis.

About Mehmet Tas

Check Also

DOĞRUDAN DEMOKRASİ NEDİR? – Alişan Özdemir

Demokrasi sistemi, birincil olarak toplumun ve toplumun etkinliklerinin yönetimi alanında monarşi ve oligarşi sistemlerine karşı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com