Judith Butler’ın Feminizmi-Meral Öz

 Feminist düşünürlerden Judith Butler, “kimin yaşamı yaşam sayılıyor?”, ”Tutarlı bir cinsiyet bir yaşamı yaşam kılmak için neden gereklidir?”, ”Yaşamı şiddetten nasıl koruyalım?” gibi felsefi sorularla hemhal olur ve kuramlarını feminizmin temel düsturu olan, “toplumsal cinsiyet ilişkilerinin toplumsal dönüşümü” minvalinde oluşturur.
J.Butler performatiflik* kuramını oluştururken Althusser’in “çağırma” tezinden hareket eder. L.Althusser “İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları” ında, ideolojinin“… “Hey, siz oradaki!” türünden, polisin (veya bir başkasının) çok bilinen gündelik seslenişi şeklinde tahayyül edilebilecek- o çok belirgin işlem yoluyla bireyleri öznelere “dönüştürerek” “hareket ettiğini” ya da “işlediğini” öne sürer.
Çağrı anına kadar özne olmayan bireyin, azarlanıp çağrılmasıyla toplumsal, hukuksal özne oluşur. Butler, “Çağrı şekillendiricidir, hatta icra edicidir (performatif), çünkü bireyin boyun eğdirilmiş özne statüsüne girişini başlatmaktadır,” der.
Butler, Althusser’in öznenin maduniyetinin dil yoluyla, yani bireye seslenen otoriter sesin etkisiyle meydana geldiğini vurguladığını ama bunun nasıl gerçekleştiği konusunda ipucu vermediğini söyler. Öznenin faillik pozisyonunun hem tabiyeti hem de direniş imkanlarını içerdiğini vurgular: İtaatsizlikle, “ Yasa sadece reddedilebilir olmakla kalmaz, çiğnenebilir, kendi tek yanlı işleminin o tektanrıcı gücünü de sorgulamaya götürecek şekilde yeniden tanımlanmaya zorlanabilir.” Ancak, ‘Ben’in karşı koyduğu iktidar ilişkilerine dahil olması, bulaşması, onu muktedir hale getirenin gerçekten de iktidar ilişkileri olduğunu gösterir, ama ‘ben’in bu iktidar ilişkilerinin mevcut biçimlerine indirgenebilir olduğu anlamına gelmez.”

Butler, “ Dil nasıl oluyor da yaralayabiliyor?” diye sorar; dilin yaralayıcılığını ve şiddetini, dilsel varlıklar olmamıza ve ötekine bağlı kırılgan varlıklar olarak yaşamamıza bağlar. “İktidar kabul edildiğinde mekanik bir şekilde yeniden üretilemez. Öznenin dile karşı savunmasızlığını kuran tolumsal kategorilerin kendileri de, hem psişik hem de tarihsel değişime karşı savunmasızdırlar… Özne kendine dönen bir iktidarın kipliğidir; özne geri tepen iktidarın sonucudur.”
Tehdit edici, yaralayıcı bir söylemin ( nefret söylemi), onu ilk bağlamından kopararak, egemen algıyı sarsarak tehdidin performatif gücünü alt-üst eden performansların olabileceğini belirtir: “…Bir konuşma ediminin yeniden anlamlandırılması mümkündür çünkü bir ifadeyi ortaya çıkaran bağlam ya da niyet ile onun yarattığı etkiler arasında bir boşluk vardır. Yani konuşma edimi açık bir zamansallığa sahiptir. Edim ile onun yaralayıcı etkileri arasındaki ilişki sabitlenemez. Konuşma edimi ile onun gelecekteki etkilerini ayıran bir boşluk olmasının hayırlı sonuçları vardır. Bu durum yasal bir çare bulmak yerine, alternatif bir imkan sağlayan dilsel faillik kuramını başlatır. Böylece bazı sözcükler daha olumlayıcı tarzlarda bağlamlaştırılabilir.” Dolayısıyla o boşlukta hareket etme, iktidarı yerinden etme olanakları her zaman vardır.
Özneye uyumlu davranışın dayatıldığı yerde, Yasanın otoritesini yıkacak, onu gülünç duruma düşürecek abartı halindeki tekrarlardan söz eder: Yasanın toplumsal cinsiyet dayatmasının absürdlüğe varana kadar tekrarı gibi…
Butler, toplumsal cinsiyetin bir toplumsal performasyon olduğunu savlar: (*) “…Normatif heteroseksüelliğin söylemsel kuralları, öznelerin yinelediği ve alıntıladığı toplumsal cinsiyetlendirilmiş performansları üretir; bedenlerin cinsiyetlendirilişi bu tür performanslardan kaynaklanır. Toplumsal cinsiyet performanslarının yinelenmesi sürecinde bazıları heteroseksüel ikiliğin dışında, tiksinç (abject) olarak kurulur. O halde radikal siyaset, toplumsal cinsiyet ikiliklerini rahatsız edip, toplumsal cinsiyet alıntılarıyla oynamak olacaktır.” feminizmin yaratıcı-yenilikçi bir tekrarla  performatif siyaset yapmasını önerir. Feminizmin böylece  “ kadın” kategorisinin dışına çıkabileceğini öngörür.
Butler, Foucault’nun tabiyetin ikili yapısını tesbit etmiş olmasına rağmen, onun mekanizmalarını, psişik yapısını tam açıklamadığını sorgular. “ Nasıl oluyor da başlangıçta özneye dışsal gibi görünen, baskı yapan ve onu boyun eğmeye zorlayan iktidar, öznenin öz kimliğini kuran psişik bir biçim kazanmaktadır?” Bu soruyu “dönüş” kavramıyla açıklar: Yasa’nın sesine dönüş, bireyin kendine – öfkeyle- dönüşü..” Devamında: “ Özne neden Yasanın sesine doğru döner? Özne suçlu mudur? Çağırma teorisi bir vicdan teorisini mi gerektirir?” Freud ve Nietszche’nin, vicdanın içselleştirilmiş bir yasaklamanın sonucunda ortaya çıktığından hareketle, bu kendi üzerine geri dönüşün her zaman vicdan olarak içselleştirilen psişik bir kendini suçlama alışkanlığını ürettiğini vurgular.
Butler, tabiyet psişesini açıklarken, “tutkulu bağlılıklar” kavramını geliştirir. Tabiyete duyulan şiddetli arzunun aslında toplumsal varoluşa duyulan özlemden kaynaklandığını vurgular: “Kendi varlığının tanınması için, kendisinin yaratmadığı kategori, kavram ve adlara bağlı olan özne, kendi varlık göstergesini kendisinin dışındaki hem egemen hem de umursamaz bir söylemde arar. Özneleşme sürecinde varoluşun bedeli maduniyettir.”
“Tabiyette arzu edilen şey nedir?… Arzu her zaman birinin kendi varlığı konusunda ısrar etme arzusudur.” (Spinoza) “Birinin kendi varlığında ısrarı, başından beri asla kendinin olmayan toplumsal kavramlara teslim olması anlamına gelir. Kendisini, olmayan bir dünyaya, başkalarının dünyasına boyun eğmesini gerektirir.” Butler’a göre maduniyet, öznenin failliğini engeleyen değil mümkün hale getirendir.

Butler, “Radikal demokratik kuramın ve siyasetin görevi, yaşanabilir bir hayatı sağlayan normları mevcut durumda hakları tanınmamış olan topluluklara genişletmektir,” der ve
radikal demokratik siyasetin amacının temsil edilme olmadığını söyler. Kimlik politikalarının sürdürülmesi, aynı zamanda kimliklerin belirlenmesi aracılığıyla sabitleşen, doğallaşan kimlik kategorilerinin yerinden edilmesi de hedeflenmektedir. Radikal demokrasi kavrayışı ve kimliklerin tanınma mücadelesiyle ilgili olarak, “’önceden belirlenmiş ya da tümüyle tamamlanmış bir kimlik değil, kolektif bir özgürlük anlayışı üreten açık uçlu ilişkiler, yoğunluklar ve uygulamalar dizisi olarak bir kimlik” düşüncesi ile kimliklerin
sabitlenemeyeceğini varsayar.
“Demokrasi ahenk içinde konuşmaz. Akordu kaçınılmaz olarak bozuktur. Öngörülebilir bir süreç değildir, içinden geçilmeli tecrübe edilmelidir.

Butler, özne ile iktidar ilişkisini Yasa açısından tek yanlı değerlendiren düşünürleri (Lacan), Yasayı mutlaklaştırmakla, toplumsal dönüşüm imkanlarını yok saymakla eleştirir. Ataerkil Yasa için; “Yasanın kendini ‘Evrensel ve Zorunlu Yasa’ olarak kurarken nasıl aynı anda hem ‘meşru’ sayılan heteroseksüelliği hem de kural çiğneyen eşcinselliği ve biseksüelliği yarattığını” Cinsiyet Belası’nda ayrıntılı olarak analiz eder.
Zorunlu olarak Yasa’ya bağlılığın ve bunun sonucunda sürekli olarak Yasa’nın kendini aynı şekilde tekrar etmesiyle sonuçlanmadığını, tersine Yasa’nın onu yerinden eden, altüst eden tekrarlarının mümkün olduğu savının, J.Butler’ın queer kuramına ve post-yapısalcı iktidar analizine yaptığı önemli bir katkı olarak değerlendirilir.

Butler, toplumsal cinsiyet kuramını, “zamansallık, tekrar, yaratıcılık, geleceğe açıklık, iktidarla işbirliği, yeni toplumsal imkanlar” gibi kavramların incelikli ve derinlikli analizleriyle açımlar; özne iktidar ilişkisi, biyolojik cinsiyet/ toplumsal cinsiyet ayrımını, ‘toplumsal cinsiyetin melankolik inşası’ v.g. sorgular. “…Toplumsal cinsiyetli bir öz beklentisi, kendisinin dışında konumlandırdığı şeyi üretir. İkincisi, performatiflik tek seferlik bir edim değil, tekerrür ve ritüeldir, beden bağlamında doğallaştınlmasıyla etkilerini gösterir, bir bakıma, kültürel olarak sürdürülen zamansal bir süreç olarak kavranmalıdır.”

Butler, “Kırılgan Hayat” adlı eserinde, toplumsal varlıklar olarak, ortak bir insan yaralanabilirliğinden söz eder, ortak kırılganlık üzerinden bir etik ve siyaset geliştirmek hedefine yönelir. “Kırılganlığı tanımanın daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir yolu olması gerektiği ve bunun barınma, çalışma, beslenme, tıbbi bakım ve yasal statü gibi meselelere dair somut sosyal  bir politika biçimini alması gerektiğini” vurgular.

“…Butler’ın tüm eserine damgasını vuran temel düşüncenin, yeni toplumsal imkanların tahayyül edilmesine dayanan bir umut fikri olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu düşünceyi bu kadar incelikli kılan şeyin, umut ile kaybı ve kaygıyı bir arada düşünmek olduğunu belirtmek kaydıyla…” (A.Ö.)

* “Başlangıçta toplumsal cinsiyet performatifliğini nasıl okumam gerektiği konusundaki ipucunu Jacques Derrida’nın “Kanun Önünde” (Kafka) okumasından almıştım. Burada kanunu, yasayı bekleyen, yasanın kapısında oturan kişi beklediği yasaya belli bir kuvvet at
feder. Yetkili bir merciin görünürde olmayan anlamı açıklayacağı beklentisi bu otoritenin atfedilmesini ve kurulmasını sağlayan şeydir: Beklenti nesnesini çağırır. Toplumsal cinsiyet konusunda da benzer bir beklentinin, toplumsal cinsiyetin ifşa edilebilecek bir öz olduğu fikrine dayanan ve beklediği fenomenin ta kendisini üreten bir beklentinin söz konusu olup olmadığım merak ediyordum. Öyleyse ilk kertede toplumsal cinsiyetin performatifliğinin bu metalepsisin etrafında döndüğünü söyleyebiliriz…” (J.Butler/ Cinsiyet Belası)

Meral Öz

Kaynakça:

– L.Althusser, ideoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, çev.Y.Alp, M.Özışık, İletişim Yay. İst.1989.
–  Judith Butler, Cinsiyet Belası, çev. Başak Ertür, Metis Yay. İst. 2005-2012.
–   J.Butler, Bela Bedenler, çev. C. Çakırlar, Z.Talay, Pinhan Yay. İst. 2014.
–   J. Butler, İktidarın Psişik Yaşamı, çev. Fatma Tütüncü, İst. Ayrıntı Yay. 2005.
–  J. Butler, Kırılgan Hayat, Yasın ve Şiddetin Gücü, çcv. Başak Ertür, İstanbul: Metis Yay. 2005.
– A.Özkazanç, Butler’ın Feminizmi, Siyasi bir Okuma için Kılavuz, Mülkiye Dergisi, 37(4), 118-138, 2013.

About Mehmet Tas

Check Also

ERKEN SEÇİM TEK ALTERNATİF, BAŞKA ALTERNATİF YOK! – Mehmet Taş

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde dipten gelen dalga tsunamiye dönüşerek otoriter rejimin dayandığı zemini ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com