Köşelerden Bir Demet (281)-Cavlı Çulfaz

Selâhattin Demirtaş: “Bugünleri tahmin etmiştim ama durdurmaya gücümüz yetmedi maalesef. Yoksa her şey baştan belliydi. Hukuk askıya alınacaktı, demokrasi yok edilecekti, ekonomi çökecekti, toplum sefalete sürüklenecekti. Bunlar olacaktı ve oldu da ne yazık ki. Şimdi artık bütün bunları düzeltmek ve bir çıkış yolu bulmak için el ele mücadele etme zamanı. Çok umutluyum. Hep birlikte başaracağız.”

https://artigercek.com/haberler/demirtas-bana-karsi-ozel-bir-kin-oldugu-belli

İçeriden, mahpuslardan  gelen mektuplar… “Güneş görmeyeli altı ay oldu neredeyse… Yalnız serçeler keyifle şakımaya başladılar. Bu uyanık ve sevimli kuşların cıvıltısı baharı müjdeliyor, ama kış hâlâ gitmemekte diretiyor. Serçeler için uygun yerler mapushaneler. Nasıl olsa korunaklı duvarların üzerindeki tel örgüler baykuş saldırılarına karşı kalkan işlevi görüyor. Bu teller çekilmeden önce baykuşlar da öterdi.”

https://www.gorulmustur.org/

 İstanbul Sözleşmesi 10 yaşında – Kadınların mücadelesi bitmeyecek… İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANSAYDI… En az 2 bin 336 kadın en yakınları tarafından öldürülmemiş olacaktı. (Sadece basına yansıyan haberlerden derlenebilen sayıdır) Sadece son üç yılda 331 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmeyecekti. (Sadece basına yansıyan haberlerden derlenebilen sayıdır) On binlerce kadın can güvenliği nedeniyle polise, savcılıklara, mahkemelere koşmayacaktı, hastanelerde beden ve ruh acılarıyla tedavi olmayacaktı. Öldürülmüş kadınların çantalarından koruma kararları çıkmayacaktı.

https://www.evrensel.net/haber/432621/istanbul-sozlesmesi-10-yasinda-kadinlarin-mucadelesi-bitmeyecek

“Tabancasız tüfeksiz de hakkımı alacağım, Hamsi balığı gibi de hop hop oynatacağım. Her gün kadın ölüyor gözünde mi görmüyor? Alandaki kadınlar eşit yaşam istiyor. İstanbul Sözleşmesine sahip de çıkacağım”

https://yenisoluk.com/findiklili-kadinlardan-istanbul-sozlesmesi-icin-turku

Bilmiyorlar ki tohumuz…  Yunan şair Dinos Christianopoulos, şiirinde şöyle diyordu: “Beni gömmek için neler yapmadın, Ama benim tohum olduğumu unuttun”

https://www.birgun.net/haber/bilmiyorlar-ki-tohumuz-344291

Osman Kavala’nın tutuklu olmasına, 1288 gündür Silivri zindanında tutulmasına alıştık öyle mi? Alışırsam ciğerim kurusun Selahattin Demirtaş 4 Kasım 2016’da tutuklandı, doğup büyüdüğü, eşinin, çocuklarının yaşadığı Diyarbakır’dan en uzaktaki bir hapishaneye, Edirne Cezaevi’ne gönderildi. O günden bugüne tam 1649 gündür orada. Çok yazıldığı, çok konuşulduğu için alışıldı mı? Alışırsam cigerim kurusun

https://t24.com.tr/yazarlar/aydin-engin/alisirsam-cigerim-kurusun,30957

Fikri Sağlar, Susurluk olayı ile Barnabas Manastırı soygunu arasındaki bağlantıyı şöyle anlattı: ‘’Soygunu araştıran Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı, olay gecesi manastıra gelen araç plakalarından, derin çete bağlantılarına ulaştı. Sonra tehdit edilip, Uzi marka bir silahla öldürüldü. Biz Susurluk Komisyonunda, Kutlu Adalı’nın öldürüldüğü 7 Temmuz 1996 günü, Abdullah Çatlı’nın da Kıbrıs’ta olduğunu ve Mehmet Özbay kimliğiyle adaya girdiğini belirledik. Kutlu Adalı’nın eşiyle de görüştüm, TBMM’ye önergeler verdim. Cinayetin faili bulunamadı ve Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 95 bin Euro tazminata mahkûm oldu.’’

[Doğan Özgüden yoldaş, “11 Mayıs 1971: Sürgünümüzün 50. Yılı” başlıklı yazısını yolladı. Kendisine teşekkür ediyorum. -C.Ç.-]

https://www.avrupa-postasi.com/11-mayis-surgunumuzun-50-yili-istanbul-a-veda-makale,3092.html

 https://independent.academia.edu/CAVLICULFAZ

[1961 yılı Mülkiyesinden sınıf arkadaşım Savaş Sönmez, İpek Özbey’in siyaset bilimci Alphan Telek ile yaptığı önemli söyleşiye dikkatimi çekti. Savaş’a teşekkür ediyorum. -C.Ç.-] Ses çıkarmak için iki temel unsur gerekli: İfade özgürlüğü ve birlikte başarabiliriz duygusunu inşa eden bir siyaset. Bugün Türkiye’de ne yazık ki ikisi de hasarlı. Ancak geleceğe yönelik umutluyum. Bunun sebebi de bu oyunun sonuçları çok iyi görüldü. Muhalefet partilerinin yapabileceği bir şey var: Çıksınlar güvencesizlere, yoksullara, en az güçlendirilmiş parlamenter sistemi konuştukları kadar nasıl bir Türkiye hayal ettiklerini söylesinler. Yoksullar yine olacak mı, onların çocukları için ne yapacaklar, emekliler için ne yapacaklar, özel okullar gene olacak mı (çünkü bunlar eşitsizlik jeneratörü gibi), vergilendirmeyi değiştirecekler mi, ücretleri artıracaklar mı, sosyal gelir seçenekleri yaratacaklar mı, vs. Bunları konuşmadıkları takdirde gerçek bir alternatif oluşturabileceklerini düşünmüyorum. Zaten kararsızların fazla olması buna işaret ediyor. Türkiye’de şu an benim gördüğüm Canan Kaftancıoğlu güvencesizler ile temas kuruyor.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset-bilimci-alphan-telek-servete-servet-kattilar-1834872

About Mehmet Tas

Check Also

BASINDAN-KEMAL YILMAZ

Ahmet Şık-SS atışması! https://youtu.be/bBFPn0ya4qc  Kadın ve derinleşen yoksulluk “Toplumsal cinsiyet perspektifiyle bütçe yapılmağı için kadınlar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com