ULUS DEVLETLER AŞILMIŞTIR

Virüs, ulus devletlere saldırıyor.

Trump, “ görünmeyen bir düşmanla savaşıyoruz.”

Erdoğan, (mealen) “Korona bir düşmandır ve biz o düşmanla savaş halindeyiz.”

Her ikisi de savaşta Merkez Bankalarını çalıştırıyor. Bu savaşta silahlar değil de para tuşları çalışıyor.

Savaş, devletlerin toplumları tarafından rahatsız edilmemesi, yapılacak hileleri görmemesi ve devlet kapsamı dışına çıkmaması için uydurdukları bir siyaset tarzıdır. Bu tarz, az da olsa insan ölümünü şart koşar.

Devletler bu savaş süreçlerinde kibarca “başımız belada ya bizi rahat bırakın ya da bizi dinleyin” demek istiyorlar.

Başları gerçekten belada, hep geleceğe yatırım yaparlar ama gelecek bir türlü teminat altına alınmaz.

Bu kez de küresel sermaye, tüm devletleri köşeye sıkıştırmaktadır. 5G internet teknolojisi ile dijital bir devrime gidilmekte ve devletlerin bu devrime adapte olmaları istenilmektedir.

Kendilerine gelecek arayan devletler, ister istemez bu dönüşüme rıza gösteriyor. ÇİN ilk adımı atıyor ve Wuhan kentinde virüse rastlanıyor. Nüfusuna kıyasla çok az ölümle virüsü ve dönüşümleri bitiriyor.

Şayet dönüşümler istenilen şartları taşımazsa ikinci bir virüs dalgası gelecektir. Neyse ardından İran, derken bütün dünyaya yayılıyor. Virüs bir dayatma mıdır yoksa bir mutabakat mıdır? Bilmiyoruz.

Şöyle de düşünebiliriz. Virüs, devletlerin kendi gerçeklerine dönmesini dayatan siyasal bir alettir.

Kendi gerçekleri, dışarıya doğru devlet tarzlarının, yani emperyalizmin resmen bittiği bir zamandayız. Hal böyle iken devletlerin kafası hala dışarıdadır(alışkanlık diyelim). Virüs, devletlerin kafasını içeriye çevirmeye, yani otonom bölgelere ayrılmalarını tavsiye etmektedir. Dev, devletler finanse edilemez.

Ekonominin küresel olduğu bir zamanda, ulus devletlerin varlığı bir çelişkiydi. Siyaset, küresel ölçekli sermayenin önünü kesiyor ya da küresel sermayenin imkânlarını istismar ediyordu. Küresel sermaye açısından bu durum sürdürülemezdi. Örn. modern çağın bittiği bir zamanda, ticaret, üretime kıyasla daha baskındır. Ancak devletler, ticaretin önünü kesiyor ve birde üstüne üstlük buna ticaret savaşları diyordu. Olası dönüşümle devletlerin burnu ticaretten çıkarılacaktır.

Küresel sermaye, yapay zekâlı üretim teknolojileri ile insansız üretim biçimine geçmiştir. Devletler ise istihdam eden sermayeye teşvik vermekte, küresel sermayeye ayak bağı olmakta teknolojik gelişim ve yayılımın önüne geçmektedir.

Küresel sermaye, küresel devleti istemez. Devletler daha fazla sermayenin bloke edilmesine ön ayak olmaktadır. Küresel devlet demek, daha fazla sermaye blokajı demektir. Küresel ölçekli sermaye bunu istemez ve istemiyor.

Küresel sermaye, devletlerin birbirleriyle çelişkilerinin kalkmasını, orduların tasfiyesini şart koşmuş ve koşmaktadır. Devletlerin birbirlerine gözdağı vermesi, devasa sermayelerin, ordular tarafından bloke edilmesi demektir. Örn. ABD askeri harcamaları 600 milyar dolar üstü devasa bir rakamdır. Neredeyse dünya boyut artı değerin tamamı kadardır. ÇHC ise 2.500.000 askerle dünyanın en büyük ordusuna sahip.

Orduların tasfiyesini gördükçe, bu savaşın gerçekte devletlerarası savaşı tarihe gömdüğünü göreceğiz.

Savaş, küresel sermayenin devlete karşı açtığı bir savaştır. Bu savaş masa başında son bulmayacaktır. Devletler, yedikleri dayaklarla kalacaktır. Her dayak sonrası geri çekilecek ve kendisini toparlayınca bir daha dayak yiyecektir.

Sermayenin devletlere karşı olan bu tavrı iradi değil, nesneldir. Gerçekte, devletler sermayenin can güvenliğidir. Sermaye, akılla devletleri dize getirmektedir. Kanıtlayamıyoruz ama 5G testleri nedeniyle uydulardan gelen EM dalgalarla yayılan radyasyon, bağışıklı sistemin, tahrip etmekte ve insanlardaki virüsleri harekete geçirmektedir.

5G teknolojik bir devrimdir. Nesneler kendi aralarında iletişime geçecektir. Devletler, böylesi teknolojik bir devrimin önüne geçemezler. Zaten bu olacaktı. Dünya ekonomisi büyük bir krizle çöküşün eşiğindeyken virüsle çöküşün nedenlerini ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar. Bu süreçte insanları eve tıkamak, ekonomiye ise kilit vurmak durumunda kalmışlardır. Ordular ve polis gücü, bankacılık, hizmet sektörü ve orta sınıflar, nasıl bir tasfiyeye maruz kalacak, hep birlikte göreceğiz.

1990 sonrası tüm savaşlarda olduğu gibi virüsle savaşta da çok fazla şaibe yayılmaktadır. Pandemi ilan edilmiş bir dünyada, bir önceki yıla kıyasla ölüm oranlarında değişim yok. Normal ölenleri de virüsle öldü diye söylendiği sanılmaktadır. Tedavisi yok deniliyor. Ancak tedavi ediliyor. SARS virüsüne karşı kullanılan ilaçlar veriliyor. Bu ilaçlar arasında antibiyotikler var. Bağışıklık sistemi tahrip olmuş kişiler, antibiyotikle tedavi ediliyorsa zaten ölür. İnsanlar ya hastaneye gitmek istemiyor ya da hastanelerden kaçıyor.

Bill Gate, küresel sermayenin sözcüsü gibi, devletlere zaman veriyor. Aşı 18 ayda ancak çıkabilir diyor. Bu süre içerisinde dönüşümlerinizi tamamlayın demek istiyor. Elon Musk’in ise 6 ay içerisinde 10 bin uydu göndereceği söylenmektedir. Amazon lojistiğini internet ve dronlarla gerçekleştirecek, dünyanın her bölgesine internet verilecek. Elektrik kesilse bile uydulardan internete erişim olacak ve serbest ticaretin önü kesilmeyecektir.

Virüs ne denli gerçek, emin olamıyoruz. Ancak, devletlerin dize getirildiğinden eminiz. Sermaye ve devlet arasındaki çekişme sert geçse de onlar birbirlerine tahammül ederler. Bu çekişmede insanın malzeme olarak kullanılması, dönüşümlerin planlanmış sahtecilikler ile gerçekleşmesi ve insanı kırarak yol alması, kabul edilemez.

Bu insani kırılmalara tahammül edemeyen toplulukların sokağa çıkması ve sahteciliğe isyan etmeleri çok uzak değildir. Bu kirli dönüşümleri, devrim diye yedireceğini düşünen bu sahteciler, henüz gerçek devrimci düşüncelerle karşılaşmış değildir. 30 yıllık gerici çağda alıştıkları düşmansız dünyanın, devam ettiğini sanıyorlar. Bugünün insanı gerici çağın insanı değildir. Bugünün insanı, kendi gerçeğini arayan, gerçek insandır. İşte sermaye ve devletlerin ortak düşmanı, bu gerçek insanlardır. Büyük komünist devrim fikirleri de bu insanların arasından fışkıracaktır.

About hasan karatas

Check Also

104 Emekli Amiralin altında imzası olan bildiri ne anlama geliyor.

104 Emekli Amiralin altında imzası olan bildiri ne anlama geliyor. 3 Nisan akşamı saat 23.00 …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com