TKP SÖNÜMLENDİ Mİ, LİKİDASYONA MI UĞRADI?

TKP SÖNÜMLENDİ Mİ, LİKİDASYONA MI UĞRADI?

 

Son günlerde TKP’nin likidasyonuna, dağıtılmasına karşı yeni bir kavram kullanmaya başladı arkadaşlar. Onlara göre TKP likide edilmedi, kapısına kilit vurulmadı; sönümlendi. Yazının başlığı bu arkadaşlardan birine Grup sayfasının ve Web sitesinin yöneticisi Mehmet Taş arkadaşımıza ait.  Mehmet Taş Ohannes yoldaşın iletisinin altına bu başlık altında şunları yazdı.

“Ohannes diğer bazı arkadaşlar gibi TKP’nin likidasyona uğradığını söylüyor. Bunu doğru kabul edersek buna yol açan yöneticilerden hesap sormak herkesin hakkıdır.” Mehmet Taş arkadaş niyetini daha baştan belli ediyor bu sözlerle. Likidasyon dersek kendisinin de içinde bulunduğu yöneticilerden hesap sormaya hakkımız doğar.

Bu soruya Marksizme uygun bir yanıt verebilmek için önce felsefi olarak “sönümlenme” ve “likidasyon” kavramlarının içeriğini ortaya koymamız gerekiyor. Sönümlenme dersek:

“Sadece örgütsel yapılardaki sorunları sorgulamakla kalamayız. Politik, teorik ve maddi tüm sorunlar masaya yatırılarak o dönemde partinin sönümlenmesine yol açan nedenler detaylı biçimde tartışılmalı.”

Ne güzel değil mi? Sadece bir kelime oyunu ile bütün yöneticiler sorumluluktan ve sorgulanmaktan kurtuluyor.

Öyleyse öncelikle bu iki kavrama açıklık getirmeliyiz.

***

 

Lenin’in sözleriyle söylersek sönümlenme;

“Devlet söner deyimi, (…) hem kertelilik ve hem de kendiliğindenliğini dile getirir.” (Lenin, Devlet ve Devrim, Bilim Sosyal Yayınları, s.119.)

Lenin bu tarifi proleter devletin sönümlenmesi için kullanır. Peki, Marksizmde komünist partisinin sönümlenmesi ne demektir?

Komünist partisi bir sınıf partisidir, proletaryanın partisidir. O da tıpkı devlet gibi devrimden sonra sınıflar ortadan kalktıkça yavaş yavaş sönümlenme sürecine girer, sosyalizmin kurulmasıyla birlikte sönümlenme sürecini tamamlar, sosyalist topluma (komünizmin ilk evresine)  geçişle birlikte sönümlenme biter.

Peki, Türkiye’de sosyalist devrim mi oldu? Sosyalist toplum kuruldu, sınıfları ortadan kaldırıldı mı ki TKP’nin sönümlenmesinden söz edelim. Kavramları bilimsel içeriğinden soyutlayarak, onları kelime oyunlarına alet ederek bir yere varamayız. TKP sönümlenmemiş, likide edilmiştir.

TKP tarihsel görevlerini yerine getiremeden (devrim bile yapamadan) TKP yöneticileri tarafından önce ideolojik, sonra örgütsel olarak likide edilmiştir, dağıtılmıştır. Bu nasıl olmuştur?

Yanıtı Mehmet İnanç Turan’ın kitabında buluyoruz:

“Her ideolojik yaklaşım kendisine uygun bir örgütsel yapı yaratır. TBKP’nin yanlış ideolojik yaklaşımlarının, örgütsel yapıya yansıması kaçınılmazdı. Liberal görüşlerden, liberal bir örgütün çıkacağını tarih defalarca göstermiştir.

TBKP’nin legalleşme üzerinde yürüttüğü savaşta en büyük yanlış onun ideolojik tezlerinde ortaya çıkıyordu. TBKP kapitalist sistemde, anti-kapitalist görüşlerden taviz vermeden bileğinin hakkıyla burjuva düzeninde bir gedik açmak yerine, tersini yaparak var olan sisteme eklenmek istiyordu. Bu anlayışla TBKP legalleşebilirdi; ancak burjuvazi açısından sorun “zaman” sorunuydu. İktidarı almak isteyen bir komünist partisinin kapitalist düzenin “demokrasi açıklarından” yararlanırken en başta düşünceleriyle düzen dışı olması gerekiyordu; parti faaliyetini düzen dışı fikirlere uydurması gerekiyordu. TBKP ise parti faaliyetini, kadrolarını, düzen içi fikirlere uyduruyordu.” (Mehmet İnanç Turan, Mustafa Suphi’nin Partisi, Etki Yayınları, 2013, s.327)

Gorbaçovcu “Yeni Düşüncelerle” ilk önce TKP’nin beyni bozuldu. Bozulan beyin, örgütsel yapıyı adım adım yok etti. Buna sönümlenme denmez, likidasyon süreci denir. Mehmet Taş arkadaşımızın yaptığı gibi bu süreci ne kadar geriye, 1960’lara götürmeye çalışsanız da likidasyon kavramı yerine sönümlenme kavramını koyamazsınız.

“TKP sönülmendi” diyen arkadaşlar niçin böyle söylüyorlar? Çünkü bu şekilde düşünenler, likidasyonun ortaklarıdır. TKP Merkezi partiyi likide edip dağıtırken, en başta Gorbaçovcu anti-Marksist yeni düşünceleri savundular. Likidasyona yardım ettiler.

Eğer likidasyon yerine, sönümlenme kavramını kullanana ve o dönemde “Yeni Düşünceler” akımına karşı duran arkadaşlar varsa bu eleştirimin dışındadır.

 

Sait Almış

About Sait Almis

Check Also

Yakınma Kültürü ve Sanat-SİNAN ABUZER AKDAĞ

Sanatçının, yazarın kendini nasıl konumlandırdığı, ideolojik olarak ne kadar donanımlı, doğru ve güçlü olduğu, onun, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com