Sifa olarak anlati/basindan alinti/M.Aydin

Kapsül İyi Yaşam

28 Mayıs 2024

 

Şifa olarak anlatı

Hazırlayan: Seçil Türkkan

Hikâyeler artık bizi birbirimize bağlayan ipler olmaktan çıkıp bilgi iletme aracı yani sadece enformasyona dönüştüğünde yalnızlaşmış ve böylece hastalanmış oluruz.

Kültür kuramcısı Byung-Chul Han’ın Ketebe Yayınları’ndan Mayıs 2024’te çıkan ‘Anlatının Krizi’ isimli teori kitabını Murat Erşen çevirdi. Burada, anlatının nasıl şifa hâline geldiğini ve şifanın nereye gittiğine bakacağız.

81 sayfalık hap teori  

Kitap şu bölümlerden oluşuyor: ‘Anlatıdan Enformasyona’, ‘Deneyim Yoksulluğu’, ‘Anlatılan Yaşam’, ‘Çıplak Yaşam’, ‘Dünyanın Büyüsünün Bozulması’, ‘Şoklardan Like’lara’, ‘Anlatı Olarak Teori’, ‘Şifa Olarak Anlatı’, ‘Anlatı Topluluğu’ ve ‘Storyselling’ (Hikâye satma).

Böyle bakınca kalabalık gibi gözükse de Han’ın temel özelliği olarak kitap, bir hap gibi 81 sayfada bitiyor. Türkiye ve dünyada da ilgi gören filozof ve kültür kuramcısı, büyük devasa teknolojinin anlatıyı nasıl değiştirdiğine odaklanıyor.

Fotoğraf: @kitabimkahvem / Instagram

Anlatı nereye gitti?

Han, anlatıların insan ve kurduğu bağlar üzerindeki dünyayı anlamlandırmaya yarar etkisini vurguluyor. Bugün dünyayı sürekli enformasyon açısından anlıyoruz. Ancak enformasyon parçaları bir anlatı oluşturacak şekilde birbirine bağlanamaz. Uzun anlatılara yer kalmadı. Yükselmiş manik sağlık arayışı ve yaşamın optimizasyonu ancak çıplak, anlamsız bir dünyada mümkündür. Han’a göre anlatıların kaybı, toplumsal izolasyonu ve bireysel yabancılaşmayı artırıyor.

Şifalı anlatılar

Han anlatıların iyileştirici gücü olduğu, temelde de bu iyileştirici şeyden mahrum kaldığımız görüşünde. “Bağlanabilirliğin artması, paradoksal olarak bizi birbirimizden ayırıyor. Söz konusu olan, ağa bağlanmanın uğursuz diyalektiğidir. Ağa bağlı olmak, bağlanmak anlamına gelmez” diyor. Aslında Han hikâye anlatıcılığının yok olduğunu değil, artık sadece ticari bir ürüne dönüştüğünü söylüyor. Ona göre hikâye anlatıcılığı değil, anlatı atmosferi yok oluyor.

Kitapta Michael Ende’nin roman karakteri Momo’nun da bahsi geçiyor. Momo insanları sadece dinleyerek iyileştirebilir. Onun tek zenginliği zamandır. Ancak bugün bırakın anlatmayı, gerçekten dinleyen birini bulmak mümkün mü? Doktorlar bile artık hastaları dinlemiyor. Han, bunu da hatırlatıyor.

Fotoğraf: Ronald Patrick / EL PAÍS

Şimdi ve şu an 

‘Anlatının Krizi’, Han’ın okuduğum sekizinci kitabı. Elbette benim dışımda dünyada da çok seviliyor. Onun neden ve nasıl bu kadar çok ilgi gördüğü ve üretken olabildiği bir başka yazının konusu. Medya ve teknoloji temelinde insanlığın nerede olduğuna dair tespitler yapan Han, hiçbir zaman nereye gittiğimizi anlatmıyor, çözüm önerileriyle gelmiyor ve sizi kurduğu rahatsız edici gerçek dünyanın tam ortasında yapayalnız bırakıyor. Aksi olsa inandırıcı olmazdı, çünkü onun dünyası moda olan ‘şimdi de bu soruna karşı alabileceğiniz önlemler’ pozitifliğinin yakınından bile geçmiyor. Ama gideceğimiz yeri anlamak için önce zaten olduğumuz yeri idrak etmek gerekiyor. Öte yandan kendisi de aslında bir hikâyeyi bağ kurmadan, ekstra bir anlatım sanatına yer vermeden anlatıyor.

Han’ın kitaplarını okurken zaman zaman tekrar duygusuna kapılmak da mümkün. Çünkü temelde tek tema etrafında geziniyor. 2015’ten bu yana yayınlanan kitaplarının önermesi artık hepimizin ‘büyük birader’ (Big Brother) olduğu yönünde. Ama teorisyenin özelliği ‘cebimizde olan’ ve bildiğimize emin olduğumuzu düşündüğümüz kavramları gözden kaçırmamıza izin vermemesi. Bana kalırsa Koreliliği, ruha dair konuşmasının; Alman yanı da rijit bir anlatı kurmasının yolunu açıyor.

Anlatının kaybolduğunu biliyordum ama anlatının kaybolduğunu düşünmemişim. Üstelik bu kayboluşun beni/bizi hasta ettiğini de…

yaşamın ritmi 

Fotoğraf: Kaylee Garrett / Unsplash

Sporu sürdürmenin anahtarı sorumluluk. Başladıktan sonra sürdürmek konusunda bir itici güce ihtiyaç duyuyorsanız bazı öneriler var. Sizden daha kararlı arkadaşlar, çok kişiye söylemediğiniz bir yarışa kaydolup ona hazırlanmak, bir fitness eğitmeni ile temasta olmak,  ilerlemenizi izlemek için bir ataç zinciri, siz koştukça kazandıracak uygulamalara abone olmak gibi unsurlar sizin için sürdürülebilir sporun anahtarı olabilir.

Uçuş korkunuzu sakinleştirmenin altı yolu; Bir araştırmaya göre sadece ABD’de toplam 25 milyon kişinin ‘aerofobi’ yani uçma korkusu var. Bunun için korkunun üzerine gitmeniz gerekecek. Pilotların, korkusu olan yolcuları sakinleştirmek için teknik konuları açıklığa kavuşturduğu Dial A pilot isimli TikTok hesabına göz atın. Mesela kendi yastığınızı getirerek ortamınızda kontrol duygusu oluşturun, uçakta korkunca defterinize olumlu ifadeler yazmaya başlayın, korktukça bunları tekrar edin. Sinir sisteminize sakinleşmesini telkin edin çünkü aslında korkacak bir şey yok, kendinize sarılarak sakinleştirin. Bu dokunma tekniği, özünü Çin tıbbından alıyor. ‘Maruz kalma terapisi’ almayı düşünün. Buna göre terapistler kontrollü bir ortamda sizi doğrudan korkunuzla yüzleştirebiliyor.

En türbülanslı uçuş yolu Şili Santiago ile Kaliforniya Santa Cruz arası olarak belirlenmiş. İkinci sırada ise Tokyo kalkışlı uçuş güzergâhları var.

İçinde 6 bin 500’den fazla kitap bulunan ve günlük kitap özetleri sunan ‘Blinkist’ isimli uygulama, ‘yeteneklerinizi keskinleştirin’ ifadesiyle tanıtılıyor. Ancak her şeyin birkaç tıkla halledildiği bu çağda bu gibi uygulamaların edebiyatı öldürdüğünü savunanlar da var.

yarının sağlığı 

İllüstrasyon: Peter Oumanski / TIME

Yere düşen gıda hakkındaki ‘beş saniye’ efsanesi çöktü. Bilim dünyasında şimdiye kadar ciddiye alınmayan bu konu, biliminsanları tarafından araştırıldı ve gıdanın düştüğü andan itibaren bakteri toplamaya başladığı kanıtlandı. Hatta yerde kalma süresi uzadıkça bakterilerin sayısı artıyor. Yine de araştırmacılar evde yere düşen kurabiye konusunda o kadar da katı değiller. Ama mühim olan o alanı en son ne zaman temizlediğiniz gibi gözüküyor.

Menopoz ertelenebilir mi? Bilim dünyası yumurtalıklarla ilgili olarak artık sadece bebek yapmak ya da yapmamaktan ötesini konuşuyor. Menopozun etkilediği yumurtalıklar kadınların kalp, beyin ve kemik sağlığı için de önemli. Harvard’ta üreme biyoloğu olarak çalışan David Pepin, yumurtalıkları merkeze alan bir faz 2 araştırması yürütüyor. Bu araştırmada rapamisin verilen farelerin üreme sürelerinin uzadığı ve hatta yumurta kalitelerinin de arttığını buldu. Rapamisin, longevity (uzun ömürlülük) kavramıyla ilişkili olarak kullanılsa da, henüz kişilerin kafasına göre kullanabileceği bir şey değil.

Obezite dünyaya yayılırken onu durdurmak için yeni nesil ilaçlar da icat ediliyor. Bunlardan biri olan yeni nesil zayıflama iğnelerinin sigaraya bağımlılık, böbrek hastalığı ve hatta kadınlarda yumurtlamaya etki gibi yeni etkileri ortaya çıktı. Türkiye’de bulunmayan bu zayıflama iğnelerinin şimdilik en popüler olanı Ozempic isimli marka, 1.000 dolar gibi devasa bir fiyata satılıyor ve sigorta kapsamında değil.

Bu aralar herkes hasta. Peki hastalandığınızda ne yiyeceksiniz? Bunun binlerce cevabı olsa da biliminsanları canınızın istediği şeyin, vücudunuzun ihtiyacı olan şey olduğu konusunu dile getiriyor. Semptomlar ortaya ilk çıktığında çinko, bağışıklığınızı desteklemek için C ve D vitaminleri ilk klasiklerden. Sıcak ve et sulu, buharlı çorbalar da üst solunum yollarındaki mukusun parçalanmasına yardımcı. Yani eliniz sipariş vermeye gidecekse bile söylediklerinizin içinde vitamin ve mineral olduğundan emin olun.

Ultra işlenmiş gıdalar vücuda ve beyne de zarar veriyor. Bunlar tuz, şeker ve yağ oranı yüksek, ucuz ve hemen erişilebilir gıdalar. Bunların tüketilmesi anksiyete, depresyon, ve bilişsel gerileme riskini artırabiliyor.

bir tarif

 

About Mustafa Aydın

Check Also

UKRAYNA-RUSYA BARIŞ MEKTUBU-çeviri

Şili Devlet Başkanı Sayın Gabriel Boric Font’a hitaben yazılmış mektup Sayın Gabriel Boric Font, Şili …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com