BASINDAN-Kemal Yılmaz

Cumhurbaşkanı adayı tartışmaları ve sol siyaset: Nereden bakmalı?

Türkiye sosyalist hareketinin en kadim sorunlarından birisi, burjuva siyasetinin gündemlerine teslim olmasıdır. Başka bir ifadeyle, emekçi sınıfların talep ve çıkarlarını, siyasetin gündemi haline getirememesi. Meselenin bir boyutu, elbette güçle ilgili.

İkinci boyut ise, başka bir açıdan apolitizm tehlikesiyle doğrudan ilgilidir. Yani verili siyaset zeminini ve burjuva düzenin fay hatlarını yok saymak, kelimenin gerçek anlamıyla siyasi mücadelenin dışına düşürür. Sahada mücadele etmek yerine basın tribününde yorum yapmak gibi. Siyasetten kaçış, devrimci mücadele açısından, korunma alanı gibi görünebilir, ancak eninde sonunda tüketir. Sosyalist hareketin, teorik ve ideolojik mücadele alanı, ancak siyasi bir mücadele zemininde yeniden üretilebilir. Solun, güçlenememesindeki en önemli nedenlerinden birisi tam da budur.

https://gazetemanifesto.com/2022/cumhurbaskani-adayi-tartismalari-ve-sol-siyaset-nereden-bakmali-492845/

Avrupa’da kaypak zamanlar!

Avrupa’nın üzerinde dans ettiği sac ısınıyor. AB’nin ağır topları 16 Haziran’da Kiev’de boy gösterdi. Rus lider Vladimir Putin’le yaptığı görüşmeler ve “Rusya küçük düşürülmemeli” sözleri yüzünden topa tutulan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna’nın Berlin elçisinin sürekli aşağıladığı Alman Şansölyesi Olaf Scholz ve İtalya Başbakanı Mario Draghi. Yanlarında Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohanni da vardı. Senkronize ilk üçlü mühim. Güya “Ukrayna’nın arkasındayız” mesajı verildi. Görüntü buydu! Lakin özünde Die Welt’in de kör gözüne soktuğu gibi “Biz AB’ye üyelik statüsü verelim, siz de Rusya ile masaya oturun” diyen bir çıkarmaydı. Kabaca; “Toprak ver, sen de kurtul, biz de kurtulalım.” Muhatabın anladığı da bundan gayrısı değil.

https://www.gazeteduvar.com.tr/avrupada-kaypak-zamanlar-makale-1570035

Yeşiller üyesi bakandan enerji krizine ‘çözüm önerisi’: Kömür santrallerini kullanalım

Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck, Almanya’nın doğalgaz ile ilgili ciddi adımlar attığını söyledi. Yazılı bir açıklama yayımlayan Habeck, ülkenin gaz tüketiminin azaltıp, depolama kapasitesinin de artırılması gerektiğini söyledi.

Habeck, bu önlemlerin alınmaması durumunda kışın işlerinin zor olacağını ifade ederken, gelecek hamleleri de yapacaklarına dikkat çekti. Habeck, geçiş süreci için kömürle çalışan santrallerin kullanılması gerektiğine de dikkat çekti.

https://gazetemanifesto.com/2022/yesiller-uyesi-bakandan-enerji-krizine-cozum-onerisi-komur-santrallerini-kullanalim-492998/

Aydın(!) borsası

Her gün soyuluyoruz, her gün silahlarımız, toprağımız, kelimelerimiz, haklarımız, insanlığımız elimizden alınıyor. Gün geçtikçe biraz daha bağlı, bağımlı hale geliyoruz. Açlık, kıtlık, sosyal felaketler kapımızda. Çok kötü zamanlarda adı konulmamış bir savaşın, talanın, yağmanın içindeyiz. Hava pis, bulanık, puslu.

Özellikle “aydın” demiyorum, “aydın insanlar” diyorum, çünkü “aydın” kavramı ve bu kavrama yüklenen anlamlar kadar başka hiçbir şey bu kadar ucuzlamamıştır çağımızda.

Sabahattin Ali yaşasaydı ve Hıfzı Topuz’un kendisiyle ilgili yazdığı Başın Öne Eğilmesin isimli eserindeki değerlendirmesiyle “yeni emperyalizmin ülkemizdeki ilk kurbanı” olmasaydı, “popüler olmamanın günah sayıldığı ve popüler olan herkesin de aydın sanıldığı bu zamanlar” için ne derdi kim bilir…

Soma maden katliamından sonra yaralanıp ambulansa götürülen ve sedyenin kirlenmemesi için çizmelerimi çıkarayım mı diye soran işçi, ürettikçe tükeniyoruz, bunu sorgulamanın zamanı geldi artık diye haykıran çiftçi, bize diz çöktüremeyecekler diye feryat eden şehit annesi, cebindeki son kuruşunu kitaba veren öğrenci, zeytinime dokunma, toprağıma dokunma diye canını siper eden tertemiz alınlar, ölürüm yine de teslim olmam diyen cesur yürek kahramanlar, kurdun, kuşun, ağacın hakkını gözetenler…

Sizlerden daha “aydın” kim olabilir ki?!

https://www.veryansintv.com/aydin-borsasi/

Amerika bir başına…

Güney Amerika için ABD’nin arka bahçesi denirdi.

Çünkü ABD tüm dünyada hegemonya kurmadan önce kendi güneyindeki ülkeleri düzene koymak isterdi.

Castro’nun Küba’sıyla yaşadığı gerilim dışında hemen hepsini dönem dönem dizayn etmeyi başladı.

Bu kimi zaman darbelerle… Kimi zaman da el altından desteklediği yerel liderlerle oldu.

Bu yüzden Latin Amerika’da ‘sarkaç modeli’ işler derler.

Yani…

Bir ABD destekli aşırı sağcı lider iktidara gelir…

Bir ABD karşıtı ve sol lider…

Ama şimdilerde durum biraz daha ilginç bir hal almaya başladı.

Tüm Güney Amerika’yı saran bir büyük sol rüzgar var.

Hatta buna sadece sol demek bile yetersiz kalır.

Bildiğin Marksist bir rüzgar.

https://www.korkusuz.com.tr/amerika-bir-basina.html

İngiltere hükümeti göçmenlere GPS takmaya karar verdi: İnsan hakları örgütlerinden tepki

İngiltere’de sığınmacılara, bir yıl sürecek yeni bir pilot program çerçevesinde elektronik takip cihazları takılacak.

Euronews’te yer alan habere göre, program ile göçmenlerin GPS takip cihazları taşıması, ‘hükümetin sınır dışı edilmekle karşı karşıya olanlarla düzenli temas kurması, sokağa çıkma yasağı ve diğer kural ihlallerini daha doğru bir şekilde takip etmesi’ test edilecek.

https://www.birgun.net/haber/ingiltere-hukumeti-gocmenlere-gps-takmaya-karar-verdi-insan-haklari-orgutlerinden-tepki-392536

Yeni soğuk savaş:Gerçek mi Mit mi?

ABD ile Sovyetler Birliği gerilimi üzerinden tanımlandığında soğuk savaş, birbirini askeri olarak dengeleyebilecek güce sahip iki büyük gücün aynı zamanda ideolojik ve iktisadi kutuplaşmasını ve bu iki devletin etrafında oluşan blokları anlatan bir tarihsel kategori. Bu tarihsel şekliyle soğuk savaş bitti ve bir daha geri gelmeyecek.

Ama öte yandan irili ufaklı pek çok çatışmayı içermesine rağmen büyük güçlerin ilk iki dünya savaşında olduğu şekliyle birbiriyle topyekûn savaşmamasını ifade eden daha dar anlamda “soğuk savaş” artık burada ve bizimle. Nükleer kılıçların bu sefer bambaşka koşullar altında şakırdatıldığı, zorla ulusal sınırların değiştirilmesinin büyük güçlerin yeniden menüsüne girdiği bu yeni soğuk savaş bir öncekinden çok daha tehlikeli.

Bu yeni soğuk savaş bir öncekinden çok daha tehlikeli, çünkü önceki soğuk savaşın aksine, çatışmanın nasıl yönetileceğine dair kurallar, katı ittifaklar ve kimlikler ve bunlara eşlik eden kalıcı/istikrarlı beklentiler yok.

Demokrasi mi Medeniyet mi?

Bu yeni soğuk savaşta ilk soğuk savaşta olduğu gibi iki bloğu birbirinden ayıran keskin ideolojik sınırlar ve kamplar yok artık. Her ne kadar kimileri yeni soğuk savaşın ideolojik sınırlarının demokrasi ve otoriterlik ekseninde çizileceğini söylese de dünyanın önemli bir bölümünün melez rejimlerin altında yaşadığı, Batı bloğunun kendi içinde yaşanan demokratik gerileyişin hızlandığı bir dönemde demokrasi ve otoriterlik ekseninin en azından kısa dönemde keskin bir ideolojik kutuplaşma hattı olmasını beklemek pek gerçekçi değil.

https://birikimdergisi.com/haftalik/10991/yeni-soguk-savas-gercek-mi-mit-mi

About Mehmet Tas

Check Also

Gündemden Bir Demet/Politika/M.Aydin

Fehim Taştekinftastekin@gazeteduvar.com.tr Tiyatro diyenler bu yazıyı okumasın! İran’ın saldırı koreografisini silahların yüzde kaçı hedefe ulaştı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com