Köşelerden Bir Demet (314)-Cavlı Çulfaz

Öncelikle, başta CHP olmak üzere, sol ve sosyalist hareket de dâhil, nitelikli muhalif kesimlerin kararlılıkla Cumhuriyetin ilerici mirasını savunmaları gerekiyor. Çünkü, Cumhuriyetin ilerici mirasını savunmak ve sahip çıkmak, onu özgürlükçü, demokratik ve eşitlikçi bir perspektifle aşmanın da yolunu açıyor. İşte bunun için, uzun bir süredir karşıtlarının söyleminin çekimine kapılan cumhuriyetçi solun ve Kürt siyasal hareketinin etkisinde kalarak bu toprakların devrimci mirasından uzaklaşan sosyalist solun cesaret göstermesi gerekiyor. Entelektüel, siyasal ve tarihsel bir cesaret…

https://www.birgun.net/haber/akp-secimle-gider-mi-349792

Böyle bir oyunun nasıl gelişebileceğini geçmişteki oyunları inceleyerek kestirebiliriz. Çünkü komplocu yaratıcılıktan yoksun bir şabloncudur. Hamlelerin dizilişini, kullanılan araçların rolünü kendisinden önceki üstatlardan ezberlemiştir. Karışıklık yarat, korku sal, sığınılacak tek kucağın seninki olduğuna inandır, rakiplerini suçla… Ya bu saçma sapan oyunu hep mat ola ola seyredeceğiz, ya da tahtasıyla, taşlarıyla, oyuncusuyla, oynatanıyla tekmeleyip yıkacağız!

https://www.birgun.net/haber/ya-agzin-acik-seyredeceksin-ya-da-tekmeyi-basacaksin-349815

Uzunca bir süre çalıştığım Cumhuriyet gazetesinin çatı katındaki toplantı salonunun uzun duvarı siyasi cinayetlerle yitirdiğimiz yazarlarımızın fotoğraflarıyla doluydu. Gezi’de kıydıkları gencecik insanları, 15 yaşında öldürülen karakaşlı Berkin Elvan’ı, Suruç’ta, Ankara Garı önünde öldürdükleri insanlarımızı unutmak mümkün mü? Neredeyse arasız, aralıksız ve işte en son HDP Bürosunda katledilen gencecik Deniz Poyraz… Ve ne oldu? Şimdi devletin yetkililerinden inandırıcı bir açıklama, hiç değilse “katilin arkasındakiler bulunacaktır” sözü beklenirken, katili teröristi değil, maktulü öldürüleni, o gencecik kızı suçlayan sözler duydu insanlar. Bu nedir? Bu tuğla itirafının daha açık, daha çıplak halidir.

https://www.birgun.net/haber/duvardaki-tugla-cekilmedikce-349807

Immanuel Kant bu konuda diyor ki: “Benim yerime düşünen bir kitabım, vicdanımın yerini tutan bir din adamım, perhizim ile ilgilenerek sağlığım için karar veren bir doktorum oldu mu, zahmete katlanmama hiç gerek kalmaz artık. Para harcayabildiğim sürece düşünüp düşünmemem de pek o kadar önemli değildir.”

https://www.birgun.net/haber/aydinlanma-nedir-349824

Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek “Burada ulusal ittifakı kalıcı hale getirebilirsek, Türkiye’nin demokratik muhalefetiyle de geniş bir ittifaka yönelmemiz lazım. Türkiye’de demokrasi güçleri sokakta biraz hareketlenebilirse Millet İttifakı’nın da cesaret kazanacağını düşünüyoruz.”

https://www.gazeteduvar.com.tr/kurdistan-komunist-partisi-genel-baskani-sinan-ciftyurek-kapitalizme-tas-atma-zamani-haber-1525687

Firari olduğu dönemde basının da katıldığı kalabalık bir düğünle evlenen Halûk Kırcı’nın düğün yeri, bugünlerde marinaya “çökmekle” suçlanan eski Emniyet Müdürü, eski Bakan Mehmet Ağar’ın valisi olduğu Erzurum’du. Nikâh şahidi de marina fotoğrafının başrolündeki Mehmet Ağar’dı zaten.

https://www.birgun.net/haber/gecmisin-hayaletleri-349809

Atatürk “Tek Adam” olsaydı İsmet İnönü “İkinci Adam” olamazdı. Buna göre Atatürk’le ilgili kitabın adının Birinci Adam olması gerekirdi ki değerlendirmenin doğrusu da budur. Atatürk bir kadro adamıdır. Kadro adamı olduğu için de 19 Mayıs 1919’da Samsun’a bir kadro ile çıkmış ve bu kadroyu Erzurum ve Sivas kongrelerinde geliştirmiştir:

 https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ozdemir-ince/ataturk-tek-adam-degildir-1847651

Saatin gece yarısını geçtiği bir gün, annemi uyandırdım. Şaşkın şakın yüzüme bakarken, “Anne bugüne kadar söylemedim ama… Seni seviyorum, hem de çok seviyorum,” dedim hayatımda ilk kez. Biraz bakıştık, sıkıca sarıldık sonra. Sonrasında her gün “Seni seviyorum anne,” dedim. Hayatımızın her günü sevdiklerimize “seni seviyorum,” deme günü olsun. Anneciğim seni seviyorum.

https://www.birgun.net/haber/sairin-bavulu-ndaki-onemsiz-gunler-ve-haftalar-349823

Sağmalcılar Cezaevi’nde Enis Karaduman ile tanışmıştım. Maksim Gazinosu sahibi Fahrettin Aslan da oradaydı. Çok saygılı davranmışlardır. Biz ‘fikir suçlusu’ sayılıyorduk, onların bu kavrama büyük saygıları olduğunu gördüm. Sonra da Dündar Kılıç ile tanıştık. Onun da bizlere büyük saygısı vardı. Kolombiya uyuşturucusunun efsanevi baronu Paul Escobar yoksulları koruyarak, onlara ev yaparak, para vererek halkın desteğini sağlamış, kendi uyuşturucu ticaretini yürütmüştür. Bu narkotik baronu devlet görevlileriyle yasadışı yollardan uzlaşarak işini yürütmüş, devletle arası bozulunca da öldürülmüştür (1949-1993). Ömrü 44 yıldır.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/toplum-sedat-pekeri-neden-merak-ediyor-1846921

Karl Marx: Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i – 10 Aralık Derneği, evet, bildiniz, “yardımseverler örgütü” görünümüyle yola çıkar. Bonapartçı bir general yönetiminde, her şubesine yine Bonapartçı ajanların yerleştirildiği dernekte Marx’ın deyişiyle “Paris lümpen-proletaryası gizli kollar halinde örgütlendirilmiştir.” “Geçimlerinin ve hatta kökenlerinin nereden geldiği şüpheli, yıkıma uğramış ‘kibar düşkünler’ yanında, maceracılar, bir baltaya sap olmak için çabalayan ayak takımı, eski askerler, hapishane gediklileri, sürgün kaçkını kürek mahkumları, hırsızlar, şarlatanlar, mafyozlar, yankesiciler, gözden sürmeyi çeken hokkabazlar, kumarbazlar, pezevenkler, genelev işletenler, hamallar, işsiz yazarlar, org çalıcıları, paçavracılar, bileyciler, kalaycılar, dilenciler, kısacası, Fransızların ‘boheme’ dedikleri bu ne olduğu belirsiz, çürümüş, kararsız tüm yığın vardı.”

https://www.gazeteduvar.com.tr/yardimsever-suc-orgutleri-makale-1526760

Belki de somurttunuz ve “Türkiye’nin gündemi bunca vahimken bula bula bunu mu buldun yazacak?” diyorsunuzdur.  Ne yazsaydım, sevgili okurlarım?

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mine-g-kirikkanat/afra-tafra-mafya-1847670

Bu isim, dergide sürekli yazılar yazarak müzik konusunda dolaylı da olsa “direktifler” veren “Umum Müdür” Vedat Nedim Tör’dür. Konuya açıklık getirmek ve Vedat Nedim’in ne denli tutkulu bir “inkılapçı” olduğunu anlamak için “halk türküleri” ve radyo yayıncılığı konusundaki yazısına (7. Sayı, 15 Haziran 1942) bakılabilir.

https://t24.com.tr/yazarlar/orhan-tekelioglu/radyo-mecmuasi-savas-ihtimali-kapida-musiki-inkilabi-nerede-3,31233

[Mustafa İrvem Keskinoğlu, Demokrasiye Geçiş için İttifak ve Mutabakat Senaryoları başlıklı incelemeyi iletti. Kendisine teşekkür ediyorum. -C.Ç.-]

http://tuses.org.tr/userfiles/files/I%CC%87ttifak%20ve%20Mutabakat%20Senaryolar%C4%B1.pdf

https://independent.academia.edu/CAVLICULFAZ

https://en-gb.facebook.com/groups/DemBirDay/

About Mehmet Tas

Check Also

Gündemden Bir Demet/Politika/M.Aydin

Fehim Taştekinftastekin@gazeteduvar.com.tr Tiyatro diyenler bu yazıyı okumasın! İran’ın saldırı koreografisini silahların yüzde kaçı hedefe ulaştı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com