İNSAN HAKLARI YOKTUR ; İNSANIN KENDİSİ VARDIR

Sermayenin ve devletin malzemesi insandır.

İnsan binlerce yılda ve tedricen, sermaye ve devlet tarafından esir alınmıştır.

İçinde bulunduğumuz bu evrede, insan hareketini tayin eden çelişki, sermaye devlet çelişkisidir.

ABD bu çelişkinin merkezidir. Dünya bir gemi gibiyse ABD’de bu geminin kaptan köşküdür.

Bütün dünyanın gözü ABD seçimlerinde idi. Bu seçimler ABD’nin dolayısıyla dünyanın kaderi için çok önemliydi.

Devlet, sermayenin hamlelerini de dikkate alarak, sermaye ile uzlaşabileceği bir biçimde, bu seçimi sonuçlandırdı.

Ancak, devlet içinden gelen kimi seslere göre seçimler henüz bitmiş değil. Yani seçim süreci, sayım ve mahkemeler devam ediyor.

Seçimler nasıl biterse bitsin, sermaye devlet çekişmesi, insanlığın kaderini belirlemeye devam edecektir.

Komünistler bu seçim sürecinde Trump karşıtı cephede yer aldılar. Bu yanlıştı. Trump karşıtlığı, devlet sermaye uzlaşısıdır. Trump’ın yanında yer almak da gerekmezdi. Doğru tavır, devleti ve sermayeyi deşifre etmek ve olası tehlikeleri göstermekti. Devlet ve sermaye çekişmesinde, insanların malzeme edildiğini göstermekti.

Devlet sermaye uzlaşısı, insanı tüketerek yol alacaktır ve almaktadır. Bu uzlaşı, siyah oyları almak için cinayet bile işledi.

Devlet, kendi başına kaldığında sermayeyi kendi denetimine almak ister. Yani devlette sermayeden bağımsız değildir.

Kötülüklerin kaynağı sermaye ise buna rağmen devletin yanında da yer almak doğru değildir. Devlette kötülük demektir.

Sermaye ana ise devlette onun çocuğudur. İnsanlık bu şeytanlardan bağımsızlaşmadığı sürece doğru hareket edemez.

Komünistler, bilimi rehber edinirler. Aslında komünizm ve bilim eş anlamlıdır. Komünizm lekesiz yani günahsızdır.

Bilim, devlet ve sermayenin elime geçmiştir. O nedenle objektif olamıyor. Komünistler bilimden de onay alamıyor.

Komünistler aslında Karl Marks’a hata daha ileri, insanlığın çok daha geçmişine yönelmelidir. Gerçek oradadır. Bugün gerçeği saptıran Marksist giysili şeytanlar da var. Bunlar, eski kökten ayrı türeyen, kişi ya da örgütlerdir.

Marks, komünizmi gerçek insan toplumu diye tanımlar. Demek ki insanda bir bozulma görüyor. Hatta komünizme geçiş dönemini lekeli komünizm olarak nitelemiştir. Doğrudan bozuk insanla komünizme geçişi mümkün görmedi.

İnsanı bozan neydi? Yabancılaşmış insan faaliyetiydi. Bunların kaynağı, ücretli emek, meta üretimi, para, faiz vergi ticaret ve devletti. İnsanlar arasındaki tüm ilişkileri bu saydığım kavramlar belirliyordu.

İnsanın insanla ilişkisini para ve kanun tayin ediyorsa o insanlar gerçek insan olabilir mi? Aleviler sevgi dedi. İlişkiyi düzenleyen sevgiydi. İnsanlığın geçmişinde komünizm vardı ama yetersizdi. Geçmişten gelen, insani her bulguyu araştırın ve göreceksiniz ki o bulgular Marks’tan da teyit alacaktır.

Sermaye şeytandır. Bakın “siyahların hayatı önemlidir” dedi. Bu önemi, ölüyü altın tabuta koyarak ispat etti. Bütün dünya bunu yedi. Dediğim gibi, komünistler/gerçek insanlar yok. Bu şeytanlığı çözen çıkmadı. Bir insan çıkıp da “ölüsü değil, canlısı önemlidir” demedi. “Siyahları sandığa göndermek için onu öldürdünüz” demedi. Son 120 yılın en yüksek katılımlı seçimi gerçekleşmiş ve ABD halkı oyuna gelmişti.

Sermaye, “siyahların ölüsü değerlidir” dedi. Siyahların canlısı, yani yaşamları değerlidir. Olabilir. Ancak bugün tüm insanlığın yaşamı tehlikededir. Bir başka şeytanlık ise virüs alet edilerek bütün dünya dönüşüme zorlanmaktadır. Bu dönüşüm süreci yine insanlar öldürülerek gerçekleşmektedir. Yeni bir toplumsal biçim için hayat durduruluyor ve dönüşüm gerçekleşiyor. Bu süre içerisinde insanlar ölüyor ya da öldürülüyor.

İnsanlığın içinde bulunduğu bu ölümlü süreç yıllarca devam edecek ve ne denli insan ölecek bilinmez. Bu süreç sonrası insani bozulma teyit alacak. Yani İnsana chip takılmış, yarı robot bir model tezahür edecek.

Bu yıllar ayni zamanda insani kurtuluş yıllarıdır. İnsanlığı yok edecek olan bu projeye, karşı hareketler gelişmektedir. Ancak şeytanlar o gösterilerin içine Nazi kalıntısı, faşist kılıklı bireyleri sokarak, gerçek insan hareketini rezil etmekte ve gözden düşürmektedirler. Almanya’da başlayan, muhtemelen tüm dünyaya yayılacak eylemler, insanın kendi kaderini kendi eline alma gayretinin işaretleridir. Bu eylem doğrudur.

Ayrıca nesnel dünyanın, müdahil insana yardımları var. Sermaye ve devlet, insan iradesi değildir. Kötü bir enerjinin tezahürüdür. Bu kötü enerji, belli koşullar olduktan sonra, insan tüketilerek elde ediliyor. Bugün, nesnel dünya bu belli koşulların oluşumuna izin vermiyor. Dolayısıyla bu şeytanların enerjileri tükenmektedir.

Bu şeytanlar bütün enerjilerini tüketerek, 90 Trilyon dolar basarak Yeni “yeşil” bir düzen kuracaklarını söylemektedirler. Bu yeşil düzen kurucuları, Avustralya’da develeri kanguruları katlettiler, virüs yalanı ile Danimarka’da milyonlarca vizon katlediyorlar. Sars virüsü yalanı ile Çin ve Türkiye’de tavukları canlı canlı yaktılar. Türkiye’de sözüm ona ormanları koruyalım yalanı altında siyah keçi türünü yok etmeye kalktılar. Oysa son yıllar öylesine büyük orman yangınları çıkardılar ki insanlık bunun nedenlerini bir türlü çözemedi.

Yeşil düzen kurmak onlara mı kalmış? Binlerce yıldır insanı tüketerek yaşayan bu şeytanlar, Yeni bir yalanla son bir egemenliğin peşindeler. Onlar da enerjilerinin tükenmekte olduğunu biliyor. Geçen Mart ayından bu yana, virüsün bir dönüşüm aleti olduğunu yazıyorum. Evet, dönüşüm olacağını zaten biliyor ve 2 yıla yakın bir zamandır ısrarla yazıyordum. Mesele insanlığın bu durumu fark etmesi ve müdahale etmesidir. Tarihsel insan, hak peşinde koşan değil, müdahale edebilen insandır.

About admin

Check Also

ÇİN NEDEN KAZANIYOR?(2)- Çeviri

Sorun teknoloji ya da ekonomi değil, insan hakları 2 Çin’in Siyasi Sistemi Her şeyden önce, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com