Koronavirüs neoliberal dönemin sonunu getirdi. Sırada ne var? -çeviri, M. Taş

Koronavirüs salgınının uzun vadeli etkileri hakkında ne düşünüyor olursanız olun muhtemelen yeterince büyük düşünmüyorsunuz!

Hayatlarımız son birkaç hafta içinde o kadar dramatik bir şekilde yeniden şekillendi ki, bir sonraki haber döngüsünün ötesini görmek zor. Hepimizin bildiği durgunluk için hazırlanıyoruz, kilitlenmenin ne kadar süreceğini merak ediyoruz ve sevdiklerimizin hayatta kalmaları için dua ediyoruz.

Nasıl ki Covid-19 katlanarak yayılıyorsa, kültürümüz ve toplumumuz üzerindeki uzun vadeli etkisi hakkında da çok düşünmemiz gerekiyor. Bir ya da iki yıl sonra, virüsün kendisi büyük olasılıkla hayatımızı yönetebilir olmaktan çıkacak, etkili tedaviler ortaya çıkmış olacak, aşısı bulunacak. Ama koronavirüs’ün küresel uygarlığımız üzerindeki etkisi daha yeni ortaya çıkıyor. Hayatımızda gördüğümüz büyük aksaklıklar, politik ve toplumsal normlar tarihi bir dönüşümün sadece ilk habercileridir.

Covid-19 hızlı yayıldı, etkisi ani oldu bu yüzden kontrol altına alınamıyor. Ekonomiler geçici olarak durdu; insanlar değişen koşullarda bir süre yaşadıktan sonra, normale geri dönmek için sabırsızlanıyor. Ancak karşılaşacakları dünya eskisi gibi olmayacak. Ekonomik eşitsizlik, yaygın ekolojik yıkım ve aşırı siyasi yozlaşma, dengesi bozulan sistemlerin birbirine güvenerek ayakta kalmalarına olanak kalmadı.

Fabrika ve sınırların kapatılması yüzünden ev eşyalarında, ilaç ve gıdalardaki kıtlıklar yüzeye çıkmaya başlayacak ve bu da var olan durumu daha da kötüleştirecek, panik satın alma turlarına yol açacak. Dünya ekonomisi Büyük Buhran’ın şiddetini aşacak kadar dik bir düşüşe giriyor. Trump’ın “Önce Amerika” yabancı düşmanlığı ve Brexit fiyaskosuyla zaten ipleri kopmuş olan uluslararası siyasi sistemin, Çin’in gücü güçlenirken ABD tanklarının küresel etkisi daha da gerilecek gibi görünüyor. Bu arada, Covid-19’un kendini hissettirmeye başladığı Küresel Güney, daha varlıklı Küresel Kuzey’den çok daha büyük bir ölçekte çökmeyle karşı karşıya kalabilir.

Overton Penceresi.

Normal zamanlarda, toplumu organize etmek için mümkün olanın içinde ana akım politik tartışma için kabul edilebilir sınırlı sayıda fikirlerin arasından Overton Penceresi vardır. Covid-19, Overton penceresini sonuna kadar açtı. Sadece birkaç hafta içinde, daha önce hayal bile edilemeyen ya da tamamen kabul edilemez olarak görünen siyasi ve ekonomik fikirlerin ciddi şekilde yeniden tartışıldığını gördük: evrensel temel gelir, evsizleri barındırmak için hükümet müdahalesi ve bireysel faaliyetlere devlet gözetimi, sadece bir kaçı. Ama unutmayın, sonraki aylarda katlanarak genişleyen sürecin sadece başlangıcıdır.

Koronavirüs salgının yarattığı kriz sürecinde, halihazırda devam etmekte olan değişiklikleri kitlesel olarak güçlendirmenin ve hızlandırmanın yollları vardır: on yıllar almış olabilecek değişimler haftalar içinde gerçekleşebilir. Yapıları eriten ve belki de tanınmaz halde yeniden şekillendiren bir pota düşünün. Toplumun yeni şekli neye benzer? Overton penceresinin yeniden daralması durumunda, orta aşamada ne durumda olur?

II.Dünya Savaşı örneği.

 

Bilmediğimi,  keşfedilmemiş bir alana giriyoruz, ama düşünmemiz gereken dönüşümün ölçeğini hissetmek, dünyanın en son değişim geçirdiği İkinci Dünya  Savaşı’na bakmak yardımcı olabilir.

Savaş öncesi dünyaya imparatorluklarını korumak için mücadele veren Avrupalı sömürgeci güçler hakimdi. Liberal demokrasi azalırken, faşizm ve komünizm üstünlük için birbirleriyle mücadele ediyordu. Milletler Cemiyeti’nin çöküşü, çokuluslu küresel işbirliğinin imkansız olduğunu kanıtlamış gibiydi. Pearl Harbor’dan önce Amerika Birleşik Devletleri izolasyonist bir politika sürdürdü ve savaşın ilk yıllarında birçok insan Hitler ve yandaş güçlerinin Britanya’yı işgal edip Avrupa’nın kontrolünü ele geçirmesinin an meselesi olduğuna inanıyordu.

Birkaç yıl içinde dünya tanınmaz hale geldi. Britanya İmparatorluğu çökerken, jeopolitik dünya, sürekli nükleer Armageddon tehdidi altında iki siyasi bloğa bölen Soğuk Savaş’ın hakimiyetine girdi. Sosyal demokrat bir Avrupa, daha önce kimsenin hayal bile edemeyeceği bir ekonomik birlik kurdu. Bu arada ABD ve müttefikleri, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların “gelişmekte olan dünyanın” nasıl katılabileceğine ilişkin şartları belirlemesiyle küreselleşmiş bir ticaret sistemi kurdular. “Hızlı büyüme” için hazırlıklar yapıldı: küresel nüfus, ticaret, seyahat, üretim ve tüketim sektörlerinde tarihin en büyük ve en hızlı artışı sağlandı.

Eğer yapmak üzere olduğumuz değişiklikler benzer ölçekteyse, tarihçiler yok olmak üzere olan “koronavirüs öncesi” dünyayı nasıl özetleyebilir?

Neoliberal dönem.

Buna Neoliberal Çağ deme ihtimalleri yüksek. 1970’lere kadar, savaş sonrası dünya hükümet ve özel teşebbüs arasında huzursuz bir denge ile karakterize edildi. Ancak, o dönemde dünyanın en büyük savaş sonrası krizi temsil eden “petrol şoku” ve stagflasyonunun ardından, serbest piyasa ideolojisi olan neoliberalizm Overton penceresinin (deyimin kendisi neoliberal bir yandaş tarafından adlandırıldı) merkezine oturtuldu.

O zamandan beri küresel ana akım söylem neoliberalizmin değer sistemi haline getirildi. İnsanların bireyci, bencil, materyalistler olduğunu; bu nedenle, sınırsız serbest piyasa kapitalizmi insan çabalarına uygun olduğu saptanmıştı. Neoliberal yandaşlar kontrollerindeki hükümet, finans, iş ve medya aracılığıyla dünyayı küreselleşen piyasa tabanlı bir sisteme dönüştürmeyi, düzenleyici kontrolleri gevşetmeyi, sosyal güvenlik ağlarını zayıflatmayı, vergileri azaltmayı ve organize emeğin gücünü sanal olarak yıkmayı başardılar.

Neoliberalizmin zaferi, dünyanın en zengin 26 insanının tüm dünya nüfusunun yarısı kadar zenginliğe sahip olduğu tarihteki en büyük eşitsizliğe yol açmıştır. En büyük uluslar ötesi şirketlerin diğer organizasyonlar üzerinde baskı oluşturmasına izin verildi ve sonuç olarak, dünyanın en büyük yüz ekonomisinin altmış dokuzu o şirketlerde toplandı. Her şeyden önce kar ve ekonomik büyüme arayışları uygarlığı korkunç bir yörüngeye itti. Kontrolsüz iklim krizi en bariz tehlikedir: Dünyanın mevcut politikaları böyle devam ederse bu yüzyılın sonuna kadar sıcaklığı 3°’den fazla artışına neden olacak. İklim bilimciler geri bildirimleri hesaplayarak çok daha kötü şeylerin olabileceğini ve böylece medeniyetimizin devamının riske altında olduğu uyarıları yapıyorlar.

Ancak iklim krizi bir şekilde kontrol altına alınsa bile, gelecek yıllarda engellenmemiş ekonomik büyümenin devamı bizi daha da varoluşsal tehditlerle yüz yüze getirecektir. Şu anda medeniyetimiz sürdürülebilir kapasitesinin %40 üzerinde çalışıyor. Dünya ormanlarını, hayvanlarını, böcekleri, balıklarını, tatlı suyunu, hatta ekinlerimizi yetiştirmek için ihtiyaç duymamız gereken toprağı hızla tüketiyoruz. İnsanlığın güvenli çalışma alanını tanımlayan dokuz gezegenden üçünü çoktan aştık ve yine de küresel GSMH’nın yüzyılın ortasına kadar iki katından fazla çıkması bekleniyor ve bunun da geri dönülemez ve yıkıcı sonuçları olacak.

2017’de 184 ülkeden 15 binden fazla bilim adamı, insanlığa, zamanın tükendiğini belirten bir uyarıda bulundu: “Yakında çok geç kalacağız” diye yazdılar, “rotayı başarısız yörüngemizden uzaklaştırmak için.”BM sponsorluğundaki IPCC’nin hükümetler tarafından onaylanan ve felaketi önlemek için “toplumun her alanında hızlı, geniş kapsamlı ve eşi görülmemiş değişikliklere” ihtiyacımız olduğu yönündeki bildirgesiyle yinelendi.

Ancak ekonomik büyüme yaygarasında, bu uyarılar bugüne kadar dikkate alınmadı. Koronavirüs etkisiyle bu değişecek mi?

Yeryüzü kalesi

Covid-19 sonrasında, başarısız yürüyüşümüzü değiştirmek yerine, aynı güçlerin şu anda yaptıkları gibi koşarak uçuruma doğru sürüklemesi ve doğrudan küresel felaketi hızlandırması, gezegenimizi ciddi bir risk altında bırakıyor. Çin koronavirüs salgınından kurtulmak için çevre yasalarını gevşetti. Benzerini ABD (anakronistik adlı) Çevre Koruma Ajansı yaptı. Krizden yararlanılarak yasalar şirketlerin istekleri doğrultusunda çevre kirletebilecek yönde esnetildi.

Daha büyük ölçekte, dünyanın dört bir yanındaki güce aç liderler, bireysel özgürlükleri kısıtlamak ve ülkelerini hızla otoriterliğe doğru hareket etmek için krizden hemen yararlandılar. Macaristan’ın güçlü lideri Viktor Orban, Pazartesi günü ülkesinde demokrasiyi resmen öldürerek, kendisine kararnameyle hükmetme olanağı sağlayan bir yasa tasarısın geçirdi. Yanlış bilgi yayanlar hakkında istediğinde beş yıla kadar hapis cezası verebilecek. İsrail Başbakanı Netanyahu, kendi yolsuzluk davasını önlemek için ülkesinin mahkemelerini zamanında kapattı. ABD’de, Adalet Bakanlığı acil durumlarda mahkemeleri, çalışmalarını askıya almasına izin verildi. Trump’ın sıkıyönetim ilan ederek Kasım seçimlerini etkilemeyi hedefliyor.

Otoriter yönde bir değişimden kaçınan ülkelerde bile, dünya çapında yüksek teknolojili gözetimin artması, daha önce kutsal olan gizlilik haklarını hızla baltalıyor. İsrail, Koronavirüs testi pozitif çıkan kişilerin bağlantılarını izlemek için akıllı telefon konum okumalarını kullanarak Çin, Tayvan ve Güney Kore gibi, insanları takibe almak için acil bir kararname çıkardı. Avrupalı cep telefonu operatörleri kullanıcı verilerini (şimdiye kadar anonimleştirilmişti) devlet kurumlarıyla paylaşabilecek artık. Yuval Harari’nin de belirttiği gibi, Covid sonrası dünyada, bu kısa vadeli acil durum önlemleri “hayatın demirbaşı” haline gelebilir.

Eğer bu ve diğer yeni ortaya çıkan eğilimler kontrolsüz bir şekilde devam ederse, savaş sonrası dünyanın temelini oluşturan özgürlük ve hakların çoğunu ortadan kaldıran yerleşik güç bloklarıyla ,”Dünya Kalesi” olarak adlandırılabilecek korkunç bir senaryoya hızla yönelebiliriz. Daha fazla hissedara krizden para kazandırılabilir. Güçlü devletler birkaç tekel (Amazon, Facebook gibi) aracılığıyla bir çok ekonomiyi denetlemeyi planlıyor olabilir.

Zenginle fakir arasındaki uçurumlar daha da korkunç olabilir, özellikle virüs için tedaviler başladığında fiyatlar yüksek olursa bazıları için ilaçlar erişilemez duruma gelebilir. Küresel Güney ülkeleri, zaten iklim felaketiyle karşı karşıyadır. Sınırlardan serbest geçiş akışını kapatarak ülkeler askeri bölgeler haline dönüşebilir. Hindistan’daki doktorların panik halinde tahliye edilmesi ve ABD’de silah satın almada artış olursa ardından güvensizlik ve korku endemik hale gelebilir.

Değişen toplumlar

Fakat politik gidişin bu şekilde sonuclanmasi şart değil. II. Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde, her şey daha da karanlık görünüyordu, ama tarihin yörüngesini kökten değiştiren temel dinamikler ortaya çıktı. Sık sık, pozitif güçlerin tepki ve baskısı sonucu felaketlerin ortasından uzlaşıcı fikirler belirdi.  Japonların Pearl  Harbor saldırısi,  İkinci Dünya Savaşı’nın güç dengesinin değiştiği andı. Küresel savaşın yıkımına tepki olarak Birleşmiş Milletler kuruldu. Hitler’in vahşeti soykırım suçunun uluslararası alanda tanınmasına ve BM’nin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne ilan edilmesine yol açtı.

Koronavirüs, küresel uygarlığımızın egemen yapılarını yeniden şekillendiren neoliberal normların erimesine yol açabilir mi? Otoriter aşırılığın aşırılıklarına kitlesel bir toplu tepki insani değerlerin yeniden bir rönesansına yol açabilir mi? Bunun işaretlerini görmeye başladık bile. Overton penceresi bir taraftan otoriter uygulamaların girmesine izin verirken, diğer taraftan da yeni siyasi gerçeklere ve olasılıklara da açıliyor.  Şunlara bir bakalım.

Daha adil bir toplum. İşten çıkarmalar ve işsizlik, vatandaşı ve işletmeleri korumak için daha önce düşünülemeyen devlet müdahalesine yol açtı bile. Danimarka, salgından etkilenen özel şirketlerdeki çalışanların maaşlarının %75’ini, İngiltere ise %80’ini karşılamayı planlıyor. Kaliforniya, evsizlere barınak için otel kiralamayı ve ev tahliyelerini durdurması için yerel yönetimlere yetki verdi. New York eyaleti düşük riskli mahkumları hapishanelerden salıyor. İspanya özel hastanelerini kamulaştırıyor. Zaten önde gelen Demokrat başkan adayları tarafından onaylanan Yeşil Yeni Anlaşma, ekonomik iyileşme programının dayanak noktası olarak tartışılıyor. Her Amerikalı için evrensel temel gelir politikası, Demokrat aday Andrew Yang tarafından cesurca geliştirildi, şimdi Cumhuriyetçi politikacılar bile tartışmayi gündemine aldılar.

Ekolojik stabilizasyon. Koronavirüse karşı dünyadaki uygulamalar iklim krizinin ve ekolojik çöküşün yavaşlatılmasında etkili olmuştur. Şubat ayında Çin’de, CO2 emisyonları % 25 üzerinde aşağı çekildi. Bir bilim adamı, Çin koronadan dolayı kaybettiği insanların yirmi kat daha fazlasını  kurtardığını hesapladı. Gelecek yıl, ekonomik aktivitedeki düşüşün bir sonucu olarak, sera gazı emisyonlarında tahminlerin ötesinde bir azalma görebiliriz. Fransız filozof Bruno Latour tweeter mesajında: “‘ekonomi yavaşlatılamaz’ diyerek ekolojistlerle alay edenler, dünya çapında birkaç hafta içinde ekonomi durma noktasına geldiğini” unutmamalıdırlar, demişti.

Tabii ki, kimse ekonomik faaliyeti iklim krizine tepki olarak kesintiye uğratılmasını önermez. Ancak, dünya çapında hükümetlerin aldığı hızlı tedbirler bir kriz durumunda neyin mümkün olabileceğini insanlara göstermiştir. İklim aktivitelerinin bir sonucu olarak, dünya nüfusunun %10’undan fazlasını temsil eden 1.500 belediye resmi olarak iklim acil durum ilan etti. Covid-19 tepkisiyle insanların hayatları söz konusu olduğunda hangi önlemlerin alınabileceğini gördük. Iklim söz konusu olduğunda, bundan çok daha fazlası yapılacaktır- uygarlığımızın gelecekte ayakta kalabilmesi için. Artık biliyoruz ki, dünya gerektiği gibi tepki verebilir, bir kez siyasi irade devreye girer ve toplumlar acil durum moduna girerse tabi.

-Jeremy Lent,  12 Nisan 2020

-M.Taş, İngilizce’den çeviri,  Opendemocracy

About Mehmet Tas

Check Also

110. yılında 8 Mart: Güvenceli iş, Şiddetsiz Yaşam ve Örgütlü mücadele, Admin

8 Mart 2021’de dünyada sayısız toplumcu feminist grup, eşitsizliği yeniden üreten ataerkilliğe ve onu cesaretlendiren …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com