Gündemden Bir Demet/Mustafa Aydin

Yeşilin vandalizm tonu

Hazırlayan: Gülşah Görücü

Londra’daki Finsbury Park yakınlarında bir binanın yan cephesinde bir gece yarısı beliren sanat eserinin sokak sanatçısı Banksy’ye ait olduğundan şüpheleniliyordu. Banksy, Instagram hesabından yaptığı paylaşımla, Londra’nın kuzeyindeki yeni duvar resminin kendisine ait olduğunu doğruladı. Tecrübeyle sabittir, vandalizmin eli kulağındadır derken, olanlar oldu ve yalnızca üç gün sonra eser beyaz boyayla tahrip edildi.

Çalamıyorsan boyarsın

Banksy’nin yeni eseri, elinde basınçlı yıkama makinesi tutan ve bir apartman blokunun kenarına yeşil boya sıkmış gibi görünen bir kadın resmi ve yakın zamanda budanmış bir ağacın arkasındaki harap bir duvara boyanmış yeşil boyadan oluşuyor.

Esere baktığımızda, elleri kolları budanmış bir ağacın hayata dönüş operasyonunu görüyoruz; çorak dalların canlanması ihtimaline bir kez daha hayran kalıyoruz. Sosyal medyada spekülasyon yapan yorumcular, çalışmanın ya iklim kriziyle ya şirketlerin ‘yeşil aklama’ çalışmaları ile ilgili ya da Chicago Nehri’nin boyayla yeşile döndüğü St. Patrick Günü’ne bir gönderme olduğunu öne sürdüler. Çalışmanın tarz ve boya kullanım şeklinin, son zamanlarda artık iyiden iyiye kabak tadı veren, iklim aktivistlerinin sanat eserlerine yönelik vandalizmine benzediğini iddia edenler de vardı.

Banksy’nin eserin ona ait olduğunu sosyal medya hesabından duyurması üzerine bir anda beliren spekülasyonlar aslında akıllara ne çeşit bir vandalizm göreceğimizin sorusunu getirmişti. Daha önce eserlerinin çalınmasına aşina olduğumuz Banksy’nin bu yeni eserinin başına yine bir şey geleceği belliydi ancak ne geleceğini kestiremiyorduk. Ağacı sökebilirlerdi belki ama duvarı da çalamazlardı ya!

‘Yeşil Aklama’

‘Greenwashing’, yani ‘yeşil aklama’; bir şirketin çevresel açıdan sürdürülebilir ve gerçekte olduğundan daha çevre dostu görünmeye çalışmak için reklam ve kamu mesajlarını kullanması anlamına geliyor. Banksy mi ‘yeşil aklama’yı eleştiriyor, yemeyip içmeyip eserin olduğu duvara üç gün sonra beyaz boya fırlatan vandallar mı Banksy’i eleştiriyor henüz orası net değil.

Net olan tek şey, bir eserin daha vandalizmin kurbanı olduğu ve çiçeği burnunda eserin çevresine halkın erişimini sınırlayan metal bir çit yerleştirilmiş olması. Budanmış bir ağacın aklına bile bu çağda bunları yaşayacağı gelmezdi.

Hayaller labirenti

Kültür Sanat

  • Giriş: 22.03.2024 06:00 Güncelleme: 22.03.2024 06:05

A+

Borges’in pek sevdiği malum hikâye, Çinli filozof “Zuang Zi’nin Düşü”: “Düşünde bir kelebek olduğunu gördü, ama uyandığında, düşünde kendini bir kelebek olarak gören bir insan mı, yoksa düşünde kendini bir insan olarak gören bir kelebek mi olduğunu bilemedi”. Ve insanın aklına hemen şu soru gelebilir: Bir özne olarak biz mi düş görüyoruz, yoksa bir başkasının düşündeki düş gören imgeler miyiz? Borges’in öyküsünde de kendini eğitim sürecindeki bir inanan olarak hayal eden adam, sonunda kendisinin de bir başkası tarafından hayal edilen bir görüntü olduğunu anlar. Tanrının insanı kendi imgesine göre yarattığını, dolayısıyla onun hayallerinin ürünleri olduğumuzu söyleyenler çıkabilir. Bu durumda tanrının hayali kurmacasını ihlal edip başına buyruk bir hayat süren bir insan, tanrı açısından tam bir düş kırıklığıdır. Kim ister ki düş kırıklığı yaşamak? Düşler kırılgandır, tedbir almak gerekir. Tanrı, düşlerini kırmasınlar diye imgelerini ceza ve ödül yöntemiyle disipline edecektir. Sadece tanrı mı? Despotik bir toplumda despotun hayallerinde yaşayan imgeleriz. Hangi despot ister ki hayalleri kırılsın? Tanrının yeryüzündeki kılıcı despot da kırılgan düşlerini yasalarla koruyacak ve düşlerini kıranları ise cezalandıracaktır.

Hayaller kuran ve mecburen hayallerine başkalarını da dahil eden toplumsal varlıklarız. Ve istinasız her özne hayallerinde başkalarını nesneleştirirken, aynı zamanda başkalarının hayallerinde de bir nesne olarak var olabilir. Hayal içinde hayal. Tanrının kullarına dair hayalleri olması gibi, bir babanın çocuklarına dair, bir patronun çalışanlarına dair ve elbette bir despotun tebaasına dair hayalleri vardır. Her birliktelik, hayallerin birleşmesidir. Birlikte yaşamaya karar veren iki insanın hayalleri birleşir, fakat zaman içinde hayallerinin birbiriyle örtüşmediğini fark ettiklerinde hayal kırıklıkları yaşanacak ve hayallerini ayırmak zorunda kalacaklar. Herkesin bir hayali olduğuna göre hayallerin iç içe geçtiği, dışarısı olmayan hayaller labirentinde yaşıyoruz. Hayaller, başka hayaller tarafından ya kırılır ya da onarılır. Hayaller labirentinin koridorlarında dolaşanların, karşılaştıkları hayallere bağlı olarak kimi zaman mutluluk, çoğu zaman hayal kırıklıkları yaşamaları kaçınılmazdır. Hayallerimize dahil edebileceğimiz şeyleri aramak, ömür boyu sürebilir. Sonunda arayış hüsranla sonuçlanabilir ve insan yalnızlığı tercih edebilir. Yalnızlığı tercih edenler, artık hayal kırıklıkları yaşamak istemeyenlerdir.

∗∗∗

Hayallerini sorunsuzca birleştirenler, kendilerini bir yapbozun parçası olarak hayal edenlerdir. Hayaller labirentinde kendisini bir despot olarak hayal eden biri ile hayallerinde kendilerini bir despotun peşinden giderken görenler karşılaştıklarında hayaller birbirini tamamlar. Labirentte hayat zordur, yolları karmakarışıktır, kaybolmak işten değil. Ya kaybolmaktan korktukları ya da daha önce defalarca kayboldukları için hayalleri despotun hayalleriyle kesişir; yapboz tamamlanmıştır. Ve labirentin o bölgesinde despotik bir topluluk inşa edilir. Kaybolmaların, dolayısıyla hayal kırıklıklarının önüne geçmek için labirentin karanlıkta kalan diğer bölgelerine erişimler engellenir ve güvenli bir içerisi yaratılır. Elbette dışarısını, dışarıda yaşamayı hayal edenler de çıkacaktır, o yüzden dışarısının hayali canavarların, ejderhaların yaşadığı bir mekân olarak kurgulanması gerekir ve dışarısı içeriye yönelik bir tehdide dönüşür. İçeridekiler kendi bekaları için savaştıklarını düşüneceklerdir, oysa gerçekte kölelikleri için savaşırlar; zira beka sorunu, despotun varlığını sürdürebilmesi anlamına gelir.

∗∗∗

Fakat hayaller labirentinin bu köşesinde kıstırılmış, kendilerini özgür insanlar olarak tanımlayan ve yeryüzünün uçsuz bucaksız labirentinde dolaşırken hayal edenler de vardır. İnsan, labirentin karmaşık yollarını keşfettikçe, ötekilerle karşılaştıkça kendini inşa edecektir. Dışarıda olmayı en çok da onlar özlemişlerdir. Kırılmalara karşı hayallerini yasalarla koruma altına alan despot için onlar, tam bir hayal kırıklığı; hayal kırıcılar. Despotun hayali kurmacasından kurtulmak, bir taraftan özgürlük hayallerinin birleştirilmesini, diğer taraftan despotik hayallerin kırılmasını gerektirir. Hayaller kırılgandır ve kırılmak içindir. Bireysel hayaller ancak kırıla kırıla sonunda kolektif bir özgürlük hayaline dönüşebilir.

https://www.birgun.net/makale/hayaller-labirenti-515886

Selim Temo’dan ‘Şiir Bildirisi’: ‘Bütün Şiirler Aynı Dille Yazılır’

Yayınlanma: 22 Mart 2024 Cuma 11:00

UNESCO tarafından her yıl 21 Mart’ta kutlanan “Dünya Şiir Günü” için bu yılki ‘Şiir Bildirisi’ni şair, yazar ve çevirmen Selim Temo kaleme aldı. Temo, Balinde platformunda yayınlanan bildiriyi Kürtçe’nin Soranî ve Kurmancî lehçelerinde yazdı.

Artı Gerçek – Bildiride dünyadaki bütün şiirlerin aynı dille yazıldığını belirten şair, bu dilin Mîr Celadet Alî Bedir-Xan’ın Charles Baudelaire’in Kötülük Çiçekleri’ne ( Le fleurs du mal) yazdığı “Kulîlkên Ezêb” adlı naziresinde geçen “zimanê zêr” (altın dil) olduğunu ifade etti. Yazdığı metinde şiirin gerçekliği ve inancı insanî kıldığını belirten Temo, şiirin okurda tamamlanan bir sanat olduğunu ifade etti.

21 Mart, Asya halkları tarafından Newroz ve doğanın dirilişini simgeleyen bir gün olarak binlerce yıldır kutlanıyor. Aynı gün, 1999’dan beri UNESCO tarafından “Dünya Şiir Günü” olarak da kutlanıyor. Çeyrek yüzyıldır kutlanan günde geleneksel olarak her dildeki şairlerden biri kendi dilinde şiir günü bildirisini kaleme alıyor. Kürt şiirinde bu yılki bildiri, Selim Temo tarafından yazıldı ve Balinde platformunda yayınlandı.

Güney Kürdistan’daki Silêmanî (Süleymaniye) şehrinde kurulan Balinde, Kürt şiirinin dünya şiiriyle ilişkisini güçlendiren dergi, kitap, konferans ve çeviri etkinlikleriyle tanınan bir kurum. Balinde, birkaç yıldır şiir bildirisini “Peyama Balinde” (Balinde Mesajı) adıyla yayınlıyor. Daha önce Pejk Malinovski (2018), Bextiyar Elî (2019), Bo Gustavsson (2020), Selah Faîq (2021), Husên Hebeş (2022) ve Reza Elîpûr’un (2023) yazdıkları bildirinin bu yılki yazarı Selim Temo oldu. Paul Celan, Charles Baudelaire, Rainer Maria Rilke, Arthur Rimbaud, Mîr Celadet Alî Bedir-Xan, Vladimir Mayakovski, Ehmedê Xanî, Melayê Cizîrî, Herbert Marcuse ve Platon’un anıldığı metinde gerçekliğin sadece şiir ile anlatılabildiği ileri sürülüyor.

Selim Temo’nun Balinde sitesinde Kürtçenin Kurmancca ve Soranca lehçelerinde yayımlanan bildirisinde dilin mecaz, şiirin ise mecaz ilmi olduğu vurgulanıyor.

Şiir bildirisini buradan okuyabilirisiniz

Haber metninin Kürtçesi:

Selîm Temo: “Hemû Helbest bi Heman Zimanî tên Nivîsîn”

“Peyama Helbestê” ku bûye nerît û her sal di 21ê Adarê Roja Cîhanî ya Helbestê de tê belavkirin, îsal ji aliyê Selîm Temoyî ve hat nivîsîn. Temo, di peyama navborî de diyar dike ku hemû helbestên cîhanê bi heman zimanî tên nivîsîn. Helbestkar lê zêde dike ku ev ziman “zimanê zêr” e, di helbesta “Kulîlkên Ezêb” a Mîr Celadet Alî Bedir-Xanî de derbas dibe ku ew jî nezîreya Le fleurs du mal a Charles Baudelaireî ye.

21ê Adarê ji aliyê gelên Asyayê ve hezaran sal in wek Newroz û sembola vejîna xwezayê tê pîroz kirin. Heman roj ji aliyê UNESCOyê ve ji sala 1999an ve wek “Roja Cihanî ya Helbestê” jî tê pîrozkirin. Di vê roja çaryek sedsal e tê pîroz kirin de wek nerît helbestkarên her zimanî bi zimanê xwe peyamek belav dikin. Di helbesta kurdî de ev peyam îsal ji aliyê Selîm Temoyî ve hat nivîsîn û li ser platforma Balindeyê hat belavkirin.

Balindeya navdar a li Silêmanî bi rêya kovar, pirtûk, konferans û wergeran têkiliya helbesta kurdî bi helbesta cîhanê re xurt dike. Balinde her sal bi navê “Peyama Balinde”yê peyama roja helbestê jî belav dike. Nivîskarê peyama îsal Selîm Temoyî ye ku peyam berê ji aliyê Pejk Malinovski (2018), Bextiyar Elî (2019), Bo Gustavsson (2020), Selah Faîq (2021), Husên Hebeş (2022) û Reza Elîpûr (2023) ve hatibû nivîsîn. Di peyama îsal de navên Paul Celan, Charles Baudelaire, Rainer Maria Rilke, Arthur Rimbaud, Mîr Celadet Alî Bedir-Xan, Vladimir Mayakovski, Ehmedê Xanî, Melayê Cizîrî, Herbert Marcuse û Platon tên hildan û tê gotin ku rastî tenê bi helbestê dikarê bê vegotin.

Di peyama Selîm Temoyî ya li ser malpera Balindeyê bi zaraveyên Kurdî -Kurmancî û Soranî- belav bûye (https://balinde.com/balinde-message-2024-kurmanji/ ) de tê dupatkirin ku ziman mecaz e û helbest zanista mecazê ye. Temo di peyama nivîsiye de dibêje ku helbest rastî û baweriyê dike malê mirovan û hunera helbestê bi destê xwîneran diçe serî. (KÜLTÜR SANAT)

https://artigercek.com/kultur-sanat/selim-temodan-siir-bildirisi-butun-siirler-ayni-dille-yazilir-288611h

About Mustafa Aydın

Check Also

KÜRTLERİN TARİHİNE YOLCULUĞUM (3)-M. Taş

1.Meclis, Mustafa Kemal ve Kürt Özgürlük hareketi Balkanlar ve Ortadoğu bağımsızlık savaşlarıyla çalkalanırken Kürt ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com