‘Chomsky Darwin’e Karşı ’-Busenur Şahin-Cumhuriyet

Darwin “doğal seçilimle evrim” fikrini ortaya attıktan sonra bilimde büyük bir makas değişimi yaşandı ve biyolojiden dilbilime farklı alanlarda evrim mekanizmasının nasıl işlediği üzerine pek çok çalışma yapıldı. Chomsky Darwin’e Karşı (Varyant Yayıncılık) adlı kitap Darwin’in dilin ortaya çıkışına dair görüşlerini bazı açılardan eleştiren Noam Chomsky’yi ele alıyor. Daha önce de dilin kökeniyle ilgili makaleler yayımlayan ve Neandertaller Konuşur muydu? başlıklı bir kitabı daha bulunan Prof. Dr. Caner Kerimoğlu ile yeni kitabı üzerine konuştuk.

– Yeni kitabınız “Chomsky Darwin’e Karşı” ile ilgili sorulara geçmeden önce dilin evrimi konusuna nasıl ilgi duyduğunuzu ve merkezinde Chomsky’nin olduğu bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiğinizi öğrenmek isterim.

“Dilci” bir akademisyen olarak Türkçenin geçmişi ve bugünü ile ilgileniyorum. Başka dillerin kökenleri, bunlarla ilgili aile teorileri de hep ilgimi çekti. Ancak filoloji bu noktada “yazı” ile sınırlı. En eski yazılı ürünler Sümerlere, yani 5 bin yıl kadar önceye gidiyor. Oysa dil en “yakın” tahminlerde bile 50 bin yıllık bir olgu. Üstelik bilim dünyasının çoğuna göre de milyonlarca yıllık bir geçmişi var.

Dilin evrimi literatürüne dalmam biraz da bu “yazı” sınırlılığından kaynaklandı. Biyoloji, genetik, arkeoloji, paleoantropoloji, karşılaştırmalı hayvan iletişimi incelemeleri gibi alanlar yazı dışından gelen çok değerli verileri sunmaya başladı.

Okudukça dilin evrimi alanının aslında dil olgusunu anlamamızda tüm yolların çıktığı bir kavşak noktasına dönüştüğünü gördüm. Chomsky de bu yollardan biriydi.

Dilin edinimi ve işleyişi ile ilgili teoriler çoğu zaman Chomsky’nin yanında veya karşısında konumlanır. Dilin evrimi de son yirmi yıl içinde Chomsky’nin en çok yayın yaptığı alan oldu. Bir dilci olarak Chomsky ile bir evrimci olarak Darwin’in “karşılaşmasını” yazmak ilginç olabilir diye düşündüm.

– “Chomsky Devrimi” nedir? Bu konuda bir uzlaşma var mı?

Chomsky aslında kendi yaptığına devrim demez ama 1950’lerden itibaren davranışçı psikolojiye ve yapısalcı dilbilime sert eleştiriler getirdi. Dilin davranışçıların ortaya attığı gibi sonradan öğrenilmediğini, “edinildiğini” iddia etti.

Ona göre dil doğuştan geliyordu. Platon’un bilgilerimizi doğuştan getirip sonra hatırlamamız iddiası gibi. Çocuklar doğduktan sonra çevrelerinden yeterince dil verisi almıyordu Chomsky’ye göre.

Dilbilgisi kuralları karmaşıktır, oysa çocuklar bu kuralları çevrelerinde öğreten olmadan kullanmaya başlar. Çünkü bu kurallar doğuştan gelen dil organının içinde zaten yer almaktadır. Chomsky çocukların erken yaşlarda nasıl dili kullanabildiği sorununu böyle aşar.

Ama Chomsky’nin tüm iddialarının kabul gördüğünü söylemek zor. O kurallar bu dil organına nereden ve nasıl gelmiştir sorusuna ise açık bir cevap veremez. Bazı gizemler var diyerek insan zihnindeki kavram ve kuralların nasıl ortaya çıktığı sorusunu yanıtsız bırakır.

‘CHOMSKY’E GÖRE DİL ANLIK BİR MUTASYON!’

– Evrim teorisi ile bilim dünyasına damga vuran Charles Darwin ile dilbilim ve diğer pek çok alandaki çalışmalarıyla tanınan Noam Chomsky’nin “dilin evrimi”ne dair ters düştüğü noktalar nelerdir?

Chomsky de dilin bir evrim ürünü olduğunu kabul eder. Ancak kendi dil evrimi modeli Darwinci doğal seçilimin temel kabulleriyle pek uyumlu değildir. Chomsky, Descartes’ın “düşünen” insanı diğer canlılardan ayırma düşüncesine katılır. Kendisini de “Kartezyen” (Descartesçı) olarak niteler.

İnsan ve diğer canlılar arasında kategorik bir fark gören Descartes’a katılırsanız Darwinci doğal seçilimle uzlaşmanız kolay olmaz. Çünkü Darwin insan ve diğer canlılar arasında kategorik bir fark görmez. Bir “derece” meselesi vardır ona göre.

Darwin ve A. R. Wallace doğal seçilimle evrim fikrini eş zamanlı olarak bulan iki isimdi ancak dil gibi bilişsel özelliklerin evriminde Wallace doğal seçilimi yeterli görmüyordu. Burada ilahî açıklamalardan kopamamıştı.

Chomsky de bedenin evriminde Darwin haklıydı ama dil konusunda doğal seçilimin aşamalı ve yavaş bir evrim işleyişi geçerli olamaz gibi bir yaklaşıma sahiptir.

Chomsky’ye göre insan dili bugünkü hâlini Sapiens türünün yaklaşık 200 bin yıl önce yaşadığı tek bir mutasyon ile almıştır. Yani Darwin’in iddia ettiği gibi diğer canlılarla ortak bir kökten gelen bir iletişim yetisi yoktur. İnsan türüne özgü anlık bir mutasyon dili ortaya çıkarmıştır.

– Son çalışmalar Darwin ve Chomsky’nin dilin evrimine dair görüşleri hakkında kanıt sunuyor mu?

Kitapta son yirmi yıl içinde dilin evrimi konusunu ele alan hemen hemen öne çıkan tüm isim ve yayınlara değindim.

Chomsky ve Wallace çizgisi zayıflama eğiliminde. Hatta öyle ki Chomskyci çevre içinde sayılan Derek Bickerton, Steven Pinker gibi isimler bile Darwinci doğal seçilimin dili ortaya çıkaran ana mekanizma olduğu düşüncesiyle Chomsky’nin dilin evrimi modelinden ayrıldı.

Özellikle karşılaştırmalı hayvan incelemeleri ve genetik, dereceli bir evrim görüşü için önemli veriler sunuyor. FOXP2 geni, Erectus ve Neandertal gibi arkaik insan türlerinin bilişsel kapasiteleriyle ilgili bulgular dilin pek de Sapiens’in yaşadığı varsayılan anlık bir mutasyon ile ortaya çıkmadığını gösteriyor.

Kanıt demişken Chomsky’nin dilin beyindeki Broca bölgesinde işlendiği yönündeki iddiasının da henüz herkesi ikna etmediğini ekleyeyim.

Chomsky dilin bir “organ” olduğunu iddia ediyor. Bu organ için de beyindeki bu bölgeyi işaret ediyor. Ancak henüz buna yönelik bir deneysel kanıt yok.

Beynin esnekliği (plastisitesi), yerleşimciliğe dayalı modüllerden oluşan zihin teorilerini zorluyor. Kısacası Chomsky ve J. Fodor gibi isimlerin modüler zihin anlayışı da henüz kanıtlanmış değil.

– Chomsky’nin dilin evrimine dair görüşleri hangi geleneğe yakın?

Chomsky Platon, Galileo, W. von Humbolt, Descartes, Port Royal felsefecileri gibi bir çizgiyi öne çıkarır. Eric Lenneberg onun dilin biyolojik bir olgu olduğu düşüncesinde en çok etkilendiği isimlerdendir.

Chomsky’ye göre dil iletişim için değil “düşünmek” için evrim geçirmiştir. Bu da Darwin’in iletişim için evrim geçirme kabulünün dışındadır. Evrimde adaptasyon türlerinden biri olan “yan ürün” açıklaması da S. J. Gould gibi isimlere aittir ki Chomsky de Gould’u sık sık anar.

Ona göre dil düşünmek için evrilmiş; iletişim, düşünmenin bir yan ürünü gibi beraberinde gelmiştir. Chomsky’nin matematiksel dil analizinde de A. Turing, E. Post gibi öncülerin etkili olduğu kabul ediliyor.

– Dil ve dilin evrimi konusunda büyük yankılar uyandıran, -bazı çevrelerce- devrim olarak anılan “üretici dönüşümsel dilbilgisi” teorisi tüm dillere uygulanabilir düzeyde evrensel midir? İstisnai durumlar varsa bunlarla ilgili nasıl bir açıklama yapılabilir? Tüm dünya dilleri için uygulanabilir, evrensel bir dil teorisi geliştirmenin gerekliliği nedir?

Dil insan yaratıcılığının en önemli ögelerinden biri. Bunu bütünüyle kavrayıp yansıtacak bir teori elbette çok değerli olurdu.

Örneğin makineli çeviri, yapay zekâ projelerinde bu konuya büyük emek ve kaynak ayrılıyor. Tüm dünya dillerine yönelik modern teorilerin en önemlilerinden biri Chomsky’nin üretici dilbilgisi teorisidir.

Matematiksel dil analizi için öncülerden biri kabul edilir. Ancak tüm dünya dillerini kapsadığı söylenemez. Hatta özyineleme ve birleştirme gibi teorinin en önemli kabulleriyle uyumlu olmayan örnekler var. Bunları kitabımda ele aldım.

En ünlüleri Daniel Everett’in keşfi. Everett bir Amazon kabilesinin dili olan Pirahã’da özyinelemenin olmadığını ileri sürdü. Bu dilde cümleler birbirine bağlanmıyor; sayı kavramı, gelecek zaman gibi temel dil kategorileri de yok. Bu dil Chomsky’nin teorisinin bazı temel varsayımlarını doğrulamıyor.

Chomsky’nin tümdengelimli ve pek de deneye dayanmayan teori kurma yöntemi de sık sık eleştirilir. Saha verilerinin teoriyi yanlışladığı durumlarda verilerin göz ardı edilebileceğini Galileo’ya atıfta bulunarak iddia eder ki bu hayli eleştirilen bir bilim yapma yöntemidir.

– Chomsky ve Darwin’in görüşleri, dil ve dilin evrimi doğrultusunda yapılan diğer araştırmaların bulguları göz önüne alındığında dilin evrimiyle ilgili kesin bir sonuca varılması, “Darwin kesinlikle yanlıştır.” ya da “Chomsky kesinlikle yanlıştır.” demek olanaklı mı?

Şu anda bilim dünyasında Darwinci doğal seçilimle evrim anlayışının daha çok öne çıktığını çok basit bir gözlemle bile görmek mümkün. Ancak Chomsky eğer doğuştan gelen dil organı iddiasını beyin incelemelerinin de yardımıyla kanıtlayabilirse her şey değişebilir.

Ancak şunu da eklemem gerekir: Dilin Chomsky’nin iddia ettiği gibi somut bir biyolojik organ olmadığını iddia eden ve dilin soyut bir olgu olduğunu savunan J. Katz, P. Postal, G. Lakoff gibi üretici anlambilimciler de vardır.

Dilin genel öğrenme mekanizmamızın bir ürünü olduğu iddiası da yabana atılamayacak bir görüş. Çünkü organ olduğuna dair kesin bir kanıt henüz yok.

– Yalnızca yabancı yayınlar aracılığıyla “dilin evrimi” konusunda bilgi sahibi olabilmemizin, ülkemizde dilin evrimi konusunda kayda değer çalışmaların yapılmamasının / yapılamamasının nedeni nedir?

Bunun birkaç nedeni var bence. Dilin kökeni meselesi insanlığın en eski meraklarından biri olsa da bunun spekülasyonlardan sıyrılıp bilimsel yöntemlerle incelenmesi çok yeni. Özellikle 1990 sonrasında bu konuda yayınların arttığını gözlüyoruz.

Son yirmi yılda ise adeta bir yayın patlaması yaşandı. Çok popüler bir konuya dönüştü. Türkiye’de bu literatürü yakından takip eden kişi sayısı da az. Genellikle kısa süreli meraklar ile hareket edilmiş. Bir veya birkaç makale yazılıp bırakılmış. Daha “önemli” olduğu düşünülen çalışma konularına dalmış araştırmacılar.

Oysa dilin evrimi dilin bugünüyle yakından ilgili. Dili nasıl tanımlayacağımız bile buna bağlı. Chomsky de dilin evrimi incelemelerini uzun süre küçümsemişti ancak bir dil teorisinin bundan kaçması mümkün değildir.

“Dile dair bilgiyi bir insan nasıl edinir / öğrenir, bu bilgiyi nasıl kullanır ve bu bilgi insan türünde ne zaman ve nasıl ortaya çıkmıştır?” soruları her dil teorisinin mutlaka cevaplaması gereken sorulardır.

İkinci neden ise çok disiplinli bir alan olması. Biyolojiden dilbilime pek çok yayın sahasını takip etmeniz gerekiyor. Bunu aşmak için enstitülerde buna yönelik tezler yaptırmak bilgi birikiminin oluşmasını sağlayabilir. Dilin evrimi başlı başına bir lisansüstü programı da olabilir.

Üçüncü bir neden de elbette “evrim” sözcüğünü duyar duymaz okları bileyen çevrelerden gelecek saldırılardan çekinmek. Maalesef köklerine bu kadar düşkün olduğunu iddia eden bir toplumun bunu birkaç bin yıl ile sınırlandırması ve öncesi için “orası karanlık bölge” diyerek kaçması bana büyük bir çelişki gibi gelir.

4.5 milyar yıllık bir gezegende yaşayıp çoğu zaman kurgulara dayalı son 2-3 bin yıl içindeki anlatılarla oyalanmak gerçek bir bilim insanını tatmin etmemeli. Neyse ki gençler arasında bu konulara ilgi her geçen gün artıyor. Bu sevindirici bir gelişme.

About Mehmet Tas

Check Also

İNSAN HAKLARI BİLDİRİSİNİN BAZI MADDELER’-Çeviri

3 Ayrıntılara girmeden, yer darlığı nedeniyle, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirisinin her bir maddesinin uygulanışına …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com