ERKEN SEÇİM TEK ALTERNATİF, BAŞKA ALTERNATİF YOK! – Mehmet Taş

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde dipten gelen dalga tsunamiye dönüşerek otoriter rejimin dayandığı zemini ve demokrasinin önündeki engelleri parçalayıp dağıttı. Sultan Erdoğan’la yaşamaya çalışan AKP ağır bir yenilgi alarak ikinci parti konumuna düştü. Seçimlerin galibi CHP uzun yıllardan sonra ilk defa birinci parti oldu.

Sonuca etki eden faktörlerin başında; derinleşen ekonomik krizle gelen hayat pahalılığı, çürüyen tek adam yönetimi, emeklilerin ve gençlerin direnci, Gazze savaşında İsrail ile sürdürülen ticaretin gizlenmesi, CHP’deki değişim vs. Bunun gibi birçok faktörün etkisiyle seçmen geçte olsa iktidara dur demekle kalmadı, şiddetli bir Osmanlı tokatı patlattı.

Hizmet alamazsınız” tehditleri, Valilerin, jandarmanın AKP için çalışmaları, paranın ölçüsüzce saçıldığı kampanya malzemeleri, bakanları tam kadro sahaya inmesi, son dakikada “O paralar Kandil’e gidiyor!” iddiaları, Erdoğan’ın, Adalet ve İçişleri bakanlarının seçime gölge düşürecek çapta müdahaleleri diktatörlüğün anti-demokratik yüzünü sergilemişti. Emekçi seçmen kitlesinin büyük kesimi devleti pervasızca kullanarak iradesine müdahale eden iktidara yeter dedi.

Aslında bu seçimler Mayıs 23 seçimlerinin 3. Raunduydu. Oy miktarında ve belediye başkalığı sayısında azınlığa düşen iktidar normalde istifa edip erken seçim çağrısı yapmalıydı. Yıllardır yaptığı yasal değişikliklerle kendini koruyan tek adam yönetimi bu bir yerel seçimdir parlamenter seçimler gibi meşruiyeti etkilemez diyerek aldığı yenilgiyi küçük gösterip saldırıyı püskürtmenin hesaplarını yapıyor.

Eğer CHP ve diğer partiler halkın iradesindeki bu büyük kırılmayı iktidar gibi yerel seçim sınırları içinde değerlendirmeye kalkışırsa tarihi bir hata yapar. Seçimler, toplumsal kriz koşullarında ve seçmen iradesinin diktatörlük eliyle gasp edildiği bir süreçte yapıldı.

Yerel, parlamento ve başkanlık seçimleri tek adamın ve iktidar partisinin rakiplerini yenmesi üzerine kurgulanmış, sadık sonuçları önceden belirlenmiş, özgür iradenin sandığa yansıması önlenmiştir. Dolayısıyla üç seçimi birbirinden ayırmanın bir anlamı da kalmadı. Otoriter rejim devlet olanaklarını kendisi için pervasızca kullandığından devlet gücüyle özgür irade uzun zaman kontrol altında tutulmuştu. İktidarın hezimete uğradığı 2015 Haziran seçimlerinde sonra yapılan her seçimde irade tahakküm altındaydı. Ancak bu sefer halk birden fazla faktörün etkisiyle iradesi üzerindeki zincirleri kırmayı başardı.

Orduyu ve polisi kullanarak seçmen kaydıran, sandık tutanaklarıyla oynayan, imzasız oy pusulaları kullanan, yüksek seçim kurulunu istediği gibi yöneten, politik yarışta eşitlik ilkelerini çiğneyen ve demokratik etiğe sığmayan kampanyaların başını çeken Erdoğan aldığı ağır yenilginin ardından hemen barış çağrısı yaptı; halkın iradesine saygı duyacağını, kampanya boyunca söylediklerinin tersini yapacağını, belediyelerle uyumlu çalışacağını, reformlar yapacağını açıkladı.

Sözden öteye geçmeyen bu barış söyleminin amacı; 195 belediyeyi kaybeden partisinde başlayan paniği yatıştırmak, yerelden gelen dalgayla başkanlık sisteminin yıkılmasına engel olmak ve en önemlisi karşı saldırıya hazırlanmak için zaman kazanmaktır. Dolayısıyla Erdoğan’ın demokrasiye dönüş veya barışçı diye algılanan konuşması özünde meşruiyetini sorgulatacak tartışmaların  önünü kesmektir, buna izin verilmemeli.

Erdoğan hiç zaman kaybetmeden kurmaylarıyla seçim sonuçlarını analiz etmeye başladı bile. İstişarelerden çıkacak sonuçlara göre kendine yeni bir politik vizyon belirleyecek.

Hiç şüphe yok ki Erdoğan, ilk adım olarak iktidarını tehlikeye sokan yerel ablukayı etkisiz kılacak politikaları önceleyecek, parlamentodaki sayısal üstünlüğünü kullanarak tek adam yönetiminin otoriter gücünü artıracak, sözde anayasa veya demokrasi reformu kılıfı altında etrafında yeni güçler toplayacak, fakat hiçbir durumda baskı ve şiddeti tırmandırmaktan geri duramaz. İl ve ilçelerin %60’nı elinde tutan CHP’yi geriletmek amacıyla yerel reformları dayatacak.

Ülkenin yaşamakta olduğu ekonomik krizi ve yerelden gelen meşruiyet sorununu iktidar kısa vadede tersine çeviremez. Ancak zaman kazanırsa, zamanla seçmenin iradesini değiştirecek taktikler geliştirebilir. 2028’e kadar beklenirse birçok şeyi tersine çevirebilir. Tam da bu nedenle erken seçim demokrasiye yönelmenin anahtarıdır.

Kazanılan moral üstünlük ve ele geçirilen politik hegemonya en kısa zamanda bir erken seçimi dayatıyor. Böylesi bir kararın alınması durumunda görünen o ki parlamentonun bileşimi köklü bir değişime uğrayacak ve iktidar parlamentoda çoğunluğu kaybedecek. Erdoğan ya başkanlığı erken bırakır ya da son seçimi olur. Erken seçim tek alternatif, başka alternatif de yok.

https://www.birgun.net/haber/tek-adam-rejiminin-cokusu-518712

https://www.birgun.net/haber/dengeyi-halk-bozar-518929

About Mehmet Tas

Check Also

Toplumsallık illüzyonları

Burjuva toplumda birbirleriyle ancak metalar aracılığıyla ilişki kurabilen yalıtık bireyler, meta mübadelesinin yapıldığı pazarda kof …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com