Gündemden Bir Demet/Mustafa Aydin

Karanlığa son vereceğiz

SOL Parti, ‘Aydınlık Ülke Yürüyüşleri’ne İstanbul, İzmir, Balıkesir, Muğla, Kocaeli ve Samsun’da binlerce yurttaşın katılımıyla devam etti. Tarikatlara, hilafet ve şeriat çağrılarına tepki gösterilen yürüyüşlerde devrimci demokratik bir ülke için mücadele çağrıları yapıldı.

HABER MERKEZİ

AKP iktidarının gerici politikalarına karşı “Hilafete, Karanlığa Hayır. Aydınlık, Özgür, Demokratik Türkiye İçin Birleşelim” sloganı ile ülke genelinde halk yürüyüşleri başlatan SOL Parti, dün 6 kentte sokağa çıktı.

Önceki gün Ankara, Mersin ve Kırklareli’nde yürüyüş gerçekleştiren SOL Partililer, ‘Aydınlık Ülke Yürüyüşleri’ne dün de İstanbul, İzmir, Balıkesir, Muğla, Kocaeli ve Samsun’da devam etti. Yürüyüşlerin ardından gerçekleşen konuşmalarda, “Tarikatlara geçit verilmeyeceği, hilafet ve şeriat çağrılarına karşı laikliğin yeniden kazanılacağı” vurgusu öne çıktı.

İSTANBUL: SOL Parti İstanbul İl Örgütü’nün yürüyüşü, Kadıköy- Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’ndan saat 13.20’de başladı. Rıhtım’a doğru gerçekleştirilen yürüyüş sırasında “Laiklik, adalet, memlekete sol gerek!”, “Şeriata teslim olmayacağız!”, “Karanlığı parçala, memlekete sahip çık!”, “Tarikata değil, eğitime bütçe!” ve “Tarikat, cemaat hepsi kapatılacak!” sloganları atıldı.

LAİKLİĞİ KAZANACAĞIZ 

Yürüyüşe ilişkin açılış konuşmasını yapan SOL Parti İstanbul İl Sözcüsü Anıl Genç, “Cumhuriyet’in ilerici değerlerine savaş açan, laikliğin kırıntılarını dahi süpürmek isteyenler, siyasal İslamcı faşist bir rejim inşa etmek adına açıktan şeriatı savunur hale geldiler. Ülkenin dört bir yanında hilafet bayrakları açan, adliye koridorlarında “Yaşasın şeriat” diye bağıran, buna karşı en küçük bir itirazı bile boğmaya çalışanlar, geleceğimizi karanlık fikir ve eylemleriyle yok etmek istiyorlar” dedi.

İstanbul İl Sözcüsü Av. Nuriye Alsancak okuduğu basın açıklamasında, “Tarikat ve cemaatlerin devlet içindeki kadrolaşmasına son vermek, tarikat karanlığından kurtulmuş aydınlık bir ülke kurmak için omuz omuza verelim. Tarikatları okullarımızın dışına atmak, yoksul emekçi halk çocuklarının tarikatlara muhtaç olmadığı insanca ve hakça bir yaşam kurmak için ayağa kalkalım. İlericiler, demokratlar, devrimciler, yurtsever emekçi halkımız, geleceğimizi kendi ellerimize alalım” ifadelerini kullandı.

SOL Parti MYK Üyesi Deniz Demirdöğen de açıklamalarda bulundu. Demirdöğen açıklamasında, “Şeriat ve Hilafet çağrılarıyla yürüyenler bilsin ki sabahın bir sahibi olduğu gibi bu sokakların, bu meydanların da bir sahibi var. Sizler, emperyalizme, 6. Filo’ya secde edenlerin yolunda yürüyenlersiniz. Bizlerse, 6. Filo’yu denize dökmüş onurlu bir kuşağın, Denizlerin, Mahirlerin, Dev-Gençlilerin yolundan yürüyenleriz. And olsun ki bu ülkeye baharı getireceğiz! And olsun ki özgür, demokratik, laik bir ülke kuracağız” vurgusu yaptı.

TESLİM ALAMAZSINIZ 

SOL Feminist adına açıklamalarda bulunan Sarya Toprak ise şunları ifade etti: “Hayatı yaratan kadınlar bugün burada. Şeriatın tam da karşısında. Siyasal islamci rejim soluğumuzu kesmek istiyor. İstesinler, uğraşanlar, teslim alamayacaklar. AKP iktidarı ülkenin en sağcı meclisini kurarak iktidarını sürdürdü. Mayıs seçimlerinin hemen ardından ilk hedefleri kadınlar oldu. Yeni Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Medeni kanunu sil baştan yazacağız” dedi. Hodri meydan! Medeni kanuna dokundurtmayız!”

Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz da burada yaptığı açıklamada, “Anaokuldan üniversiteyi bitirene kadar çocuklarımızı gericiliğe mahkum ediyorlar” dedi. Eğitim-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Çayan Çalık ise, “Tarikat ve cemaatlere bırakılan çocuklarımızı savunmak zorundayız” dedi ve ekledi: “Laik ve bilimsel eğitim mücadelemizi ortaklaştırmak zorundayız.”

İZMİR: Buca Belediyesi önünde başlayan yürüyüş, Forbes Çarşısı’nda son buldu. Eyleme SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen katılırken sendikalar, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri destek verdi. Eylemde ilk olarak konuşan SOL Parti İzmir İl Sözcüsü Nuray Beyenç, “Geleceğimizi kendi ellerimize alalım. Bu kötülük rejimi karşısında tek tek duramayız; beraber olmak, örgütlü mücadeleyi geliştirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

https://www.birgun.net/haber/karanliga-son-verecegiz-511335

MÜCADELEMİZ SÜRECEK 

SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen de, “Bu yürüyüş birlik çağrısıdır, bu yürüyüş bir başkaldırıdır” dedi ve ekledi:

“Tarikatlara, cihatçı çetelere meydan okuyoruz. Bu ülke sahipsiz değil. Bu ülkeyi şeriatçılara, Amerikan emperyalizmine asla terk etmeyeceğiz. Bu iktidara direnen emekçi insanlar sakın umutsuzluğa kapılmasın. Şeriatçı azınlık karşısında güçsüz değiliz, az değiliz. Bu ülkenin en az yarısının hayır dediği, direndiği büyük mücadele sürecinin içinden geldik. Sokağa çıkıp hilafetin kaldırılmasından 100 yıl sonra bugün hala hilafet çağrıları yapanlar Amerikan tezgâhlarında yetiştirildi. Uğur Mumcuları, Bahriye Üçokları onlar katletti. Onlar Aladağ’da kız çocuklarını ateşe verenlerdir. Onlar Ensar Vakfı’nda çocukları istismar edenlerdir. Biz bu ülkede yoksul, emekçi insanların mücadelesini yükselteceğiz. Emekçi halk çocuklarının okullara gidemediği, okulları şeyhlerin, tarikatların kirli yuvası haline getirildiği düzene karşı direneceğiz. Kimse hakları için mücadele etmeden kazanamaz. Zulme asla boyun eğmeyelim. Bağımsız, özgür, demokratik ve eşit bir ülke yaratana kadar mücadelemizi sürdürelim.”

SOL Parti Buca Belediye Başkan Adayı Erkal Günel de şunları ifade etti: “Laiklik mücadelesi aynı zamanda kent mücadelesinden geçer. Biz kentimizde gericiliğe geçit vermemek için çalışacağız. Halkın kendi kendini yöneteceği bir sistem için aday olduk. Laik, demokratik Türkiye, insanca bir halk yaşamı için mücadelemizi yürüteceğiz.”

SAMSUN: 13.30’da Çiftlik Caddesi Şehir kulübü önünde buluşan partililer laiklik sloganları eşliğinde Lise Caddesi’nin girişine kadar yürüdü. Burada basın açıklaması yapılırken SOL Parti Bölge Sözcüsü Pelin Bektaş ile SOL Feminist Hareket’ten Burcu Kavalcı da “Şeriat ve hilafete geçit yok, laikliği yeniden kazanacağız” vurgusu yaptı.

BALIKESİR: Balıkesir ve Çanakkale SOL Parti il örgütleri Aydınlık Türkiye Yürüyüşünü Altınoluk’ta gerçekleştirdi.  Sahilde toplanan grup Cumhuriyet Meydanı’na kadar sloganlarla yürüdü. Açılış konuşmasını SOL Parti Edremit İlçe Sözcüsü Dursun Demir yaptı. Demir, “Örgütleneceğiz şeriatçılara geçit vermeyeceğiz” derken Sol Feminist Hareketi adına Ömür İlgör, Tüm Emekliler Sendikası adına Nuran Kamalı Şahin de konuşmalarında laiklik vurgusunda bulundu.

MUĞLA: Muğla’nın ilçesi Fethiye’de bir araya gelen partililer burada da bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. “Laikliği kazanacağız” vurgusu yapılan eylemde “Hak hukuk adalet memlekete sol gerek” sloganları atıldı.

 

 

Erkan Baş: Yeni bir belediyecilik anlayışının ne olduğunu Türkiye’ye göstereceğiz

Baş, KRT ekranlarında katıldığı canlı yayında yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

28 Şub 2024 

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, KRT ekranlarında katıldığı canlı yayında 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Partisinin bugüne dek iyi muhalefet etmesi ve dik durmasıyla yurttaşların güvenini kazandığını hatırlatan Baş, “1 Nisan sabahı itibariyle TİP, sosyalistlerin aynı zamanda yönetebileceğini gösterecek. Yeni bir belediyecilik anlayışının ne olduğunu Türkiye’ye göstereceğiz” şeklinde konuştu.

KRT ekranlarında yayınlanan “Seçil Özer ile Başka Bir Gün” programına katılan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Özer’in yerel seçim gündemine ilişkin yönelttiği soruları yanıtladı.

Açıklamalarında partisinin yerel seçim stratejisini anlatan Baş, TİP’e yöneltilen “muhalefete kaybettirme” suçlamalarını reddederek “Muhalefetin ‘AKP’ye benzeyerek seçim kazanılacağı’ tezini reddettiği ve kendi planı, programı, yönetim anlayışıyla adaylar çıkardığı yerlerde partisinin aday çıkarmadığını” vurguladı.

1 Nisan sabahı itibarıyla yurttaşlara sosyalistlerin yalnız muhalefet etmekte başarılı olmadığını, yönetebileceklerini de göstereceklerinin altını çizen Baş, “Seçimlerden sonra Sosyalist Belediyeler Birliği ortaya çıkacak. 10-15 tane belediye bir araya gelecek ve bir bütün olarak Türkiye’ye yeni bir belediyecilik anlayışının ne olduğunu göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

‘AKP’NİN, MHP’NİN HALKI KUŞATAN ABLUKASINI KIRMAK İÇİN SEÇİMLERE GİRDİK’

Erkan Baş’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye İşçi Partisi olarak sanıyorum eylül ayında yayınladığımız bir bildiri var, çok netiz. Eylül ayında dedik ki, biz bütün Türkiye’deki ilçeleri, illeri 3 kategoriye ayırıyoruz. Bir, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, MHP’nin, Cumhur İttifakı’nın tapulu malı olarak gördüğü yerler var, yani ‘Burada seçim ne olursa olsun biz kazanırız’ deniyor. Mesela Gebze bunlardan bir tanesiydi, İstanbul’da Sultanbeyli bunlardan bir tanesi, Ankara’da Sincan bunlardan bir tanesi, örnekler çoğaltılabilir. Dedik ki, bunların hepsinde Türkiye İşçi Partisi seçime girecek. Yani AKP’nin, MHP’nin o milliyetçi, muhafazakar, tarikatlar ve cemaatler eliyle halkı kuşatan ablukasını kırmak için biz bu seçimlere gireceğiz dedik ve hepsinde giriyoruz şu anda.

MUHALEFETE ÇAĞRI: ‘HAYAL ETTİĞİMİZ TÜRKİYE’Yİ YEREL YÖNETİMLER DÜZEYİNDE HAYATA GEÇİRELİM’

İki, dedik ki, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ya da genel olarak muhalefetin çok rahat kazanacağını düşündüğü yerler var, AKP tehlikesinin olmadığı yerler var, Karşıyaka, Kadıköy, Konak, Çankaya gibi yerler. Dedik ki, buraların hepsinde de gireceğiz. Buralarda ‘muhalefete kaybettiren’ olma ihtimalimiz yok, birinci kategori zaten AKP’nin elinde olan yerler, ikinci kategori muhalefetin son 30 yıldır yönetmeye devam ettiği ve AKP’nin ya da MHP’nin herhangi bir tehdit bile oluşturamadığı yerler. Mesela Çankaya’yı söyleyeyim, yüzde 15 civarı AKP oyu var, yüzde 20’lere gelmesi bile mümkün değil. Buralarda muhalefette bir tembellik oluştu. Yani ‘Nasıl olsa biz burayı kazanıyoruz’ deniyor, ‘Yurttaş ne der? Onu mu aday yapsak, bunu mu aday yapsak’ tartışması bile yapılmıyor. Yani partilerin genel merkezleri oraya aday tayin ediyorlar. Bu da yurttaşta bir tepkiye neden oluyor. Diyor ki yurttaş, ‘Siz aday çıkartmasaydınız sandığa bile gitmeyecektim, artık bıkmıştım’. Buralarda yarış şöyle olacak, yani demokratlar arasında bir yarış olsun, özgürlükçüler arasında bir yarış olsun, iyiler arasında bir yarış olsun ve biz en iyi olduğumuzu anlatabilelim.

Şimdi, şundan şikayet ediyoruz, siz gazetecisiniz, eskiden hep anlatırız ya, siyasi parti liderleri bir yuvarlak masaya çıkarlardı, tartışırlardı. Bu AKP döneminde olmuyor. Buyurun Konak’ta bunu yapalım, buyurun Karşıyaka’da bunu yapalım. Yani bizim güçlü olduğumuz yerlerde, muhalefetin diyelim ki yüzde 70’lere, yüzde 80’lere ulaşan oyunun olduğu yerlerde olması gerekeni yapalım. Halkın izleyebileceği açık oturumlar yapalım, tartışmalar yapalım. Yani hayal ettiğimiz Türkiye’yi yerel yönetimler düzeyinde hayata geçirelim.

‘MUHALEFETİN ‘AKP’YE BENZEYEREK SEÇİM KAZANILACAĞI’ TEZİNİ REDDETTİĞİ YERLERDE ADAY ÇIKARMADIK’

Bir şey daha ekleyeyim, bakın, bir, iktidarın tapulu mal olarak gördüğü yerler, iki, muhalefetin çok rahat kazanacağı yerler… Buralarda Türkiye İşçi Partisi bir rekabete girecek. Ama Türkiye İşçi Partisi aynı zamanda ülkeye dair, yurttaşa dair sorumluluğun gereği olarak da, ‘salıncak’ dedik onlara, yani iki tarafın da kazanabileceği yerler vardı. Yani iktidarın 45-55 ya da muhalefetin 45-55 aralığında kazandığı, kazanabileceği, iddialı olduğu yerler… Bunların hepsi son derece titiz biçimde incelendi, muhataplarıyla görüşmeler yapıldı ve bekledik. Eğer burada yurttaşın sesine kulak veren, AKP’ye benzeyerek seçim kazanılacağı tezini reddeden, kendi planı, programı, yönetim anlayışıyla adaylar çıktıysa Türkiye İşçi Partisi pek çok yerde belediye başkanı adayı çıkartmadı.

YENİ BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞININ NE OLDUĞUNU TÜRKİYE’YE GÖSTERECEĞİZ’

Yönettiği belediyede, belediye işçisinin hakkını vermeyen belediye başkanı bizden değildir. Böyle bir şey olmaz. ‘Zaten memlekette bu kadar işsizlik var, yoksulluk var, iş bulmuş, daha ne bekliyor’ diye düşünen belediye başkanının partisinin ne olduğunun bizim açımızdan önemi yok. Bizim belediyelerimizin gerçek söz sahibi işçiler olacak, belediye işçileri de o bölgede yaşayan bütün işçiler de olacak. Biz bu seçimlere aynı zamanda şöyle bir iddiaya giriyoruz, yurttaş bize baktığında bugüne kadar şunu görüyordu: Türkiye İşçi Partisi iyi muhalefet ediyor, dik duruyorlar, teslim olmuyorlar, boyun eğmiyorlar. Şimdi bu seçimlerle beraber, 1 Nisan sabahı itibariyle Türkiye İşçi Partisi sosyalistlerin aynı zamanda yönetebileceğini gösterecek. Yeni belediyeler kazanacağız, yeni bir belediyelik anlayışını Türkiye’ye tanıtmak, yeni bir belediyelik anlayışıyla ‘Olabilirmiş, yapılabilirmiş, çalmazsan, çırpmazsan, hırsızlık, yolsuzluk yapmazsan, yaptırmazsan elindeki kaynaklarla halkın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilirsin’i gösterme iddiasıyla yola çıkacağız.

Bir hayalimiz de şu, seçimlerden sonra Sosyalist Belediyeler Birliği ortaya çıkacak. Yani 10-15 tane belediye bir araya gelecek ve bir bütün olarak Türkiye’ye yeni bir belediyecilik anlayışının ne olduğunu göstereceğiz. Son derece heyecanlıyız. Açık söyleyeyim, biz de yurttaş gibi 14-28 Mayıs seçimlerinden sonra yorgunduk, üzgündük, kırgındık, öfkeliydik, moralimiz bozuktu. Bir kısım belki ‘Artık bir şey olmaz’ duygusuna kapılmıştı. Fakat şunu gördük, bu güzelim memleket bu zihniyete teslim edilemez, mücadele etmemiz lazım, mücadeleyi büyütmemiz lazım. Sokakta da aslında geride kalan 20 yıl boyunca bir enerji vardı. Bu enerji zaman zaman çok yükseliyor. Bu enerjiyi doğru bir kanala akıtabilirsek yeni bir siyaset anlayışına, yeni bir belediyecilik anlayışına akıtabilirsek ben 1 Nisan sabahı umutla uyanacağımızı, neşeyle uyanacağımızı görebiliyorum.”

‘BELEDİYE BAŞKANLIĞINI KİM KAZANMIŞ OLURSA OLSUN TİP’LİLER BELEDİYE MECLİSİNDE OLMALI’

Seçil Özer’in “CHP Gebze İlçe Başkanı Gökhan Orhan’dan bir açıklama var. Diyor ki, TİP Gebze’de meclis üyesi adaylarını geri çekmeli. Böyle bir yola gider misiniz?” şeklindeki sorusunu da yanıtlayan Erkan Baş, şunları kaydetti:

“Gitmeyiz, bizim bu ‘tek adam zihniyeti’ dediğimiz şeyin alternatifi nedir? Çok fikir, katılımcılık. Belediye meclislerinde de aynı modeli ele almak lazım, ben belediye meclislerinde çoğulculuktan yanayım, bütün fikirlerin belediye meclisine temsil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Diyelim ki Türkiye İşçi Partisi Gebze Belediyesi’ni aldı. O belediye meclisinde TİP’li, CHP’li, başka partilerden arkadaşlar olacak ve biz onların da oyuyla seçilmiş olacağız belediye başkanlığına. Yani sadece iyiyle kötü mücadele etmez, bazen iyiler arasında da mücadele olur, güzeller arasında da mücadele olur. Ben bunu bir zenginlik olarak görüyorum, umuyorum CHP’li arkadaşlar da Gebze’de belediye meclisine girerler. Gerektiğinde muhalefet ederler, gerektiğinde desteklerler. Bu Türkiye’nin diğer yerlerinde de Türkiye İşçi Partisi için de geçerli. Belediye başkanlığını kim kazanmış olursa olsun Türkiye İşçi Partililer belediye meclisinde olmalı. Bu yurttaşın da yararı. Orada farklı bir gözün, farklı bir bakışın, farklı bir aklın olmasından çekinmemek lazım.

 ‘TEK BİR TİP’Lİ BİLE BAŞKA PARTİNİN LİSTESİNDEN SEÇİMLERE GİRMEYECEK’

Açık bir şey söyleyeyim, Türkiye İşçi Partisi olarak seçimlerden önce aldığımız ilk kararlardan bir tanesi buydu. Bir yerde belediye başkan adayı çıkartmayabiliriz, mesela biraz önce yaptığımız değerlendirmeler ışığında kazanamayacağımızı görüyorsak, diyelim ki ‘Muhalefetin kaybetmesine neden olmayalım ya da muhalefet kazanabilecekse, yeni bir mevzi anlamına gelecekse buna engel olmayalım’ diyerek belediye başkan adayı çıkartmayabiliriz. Ama Türkiye’nin tek bir ilçesinde, tek bir Türkiye İşçi Partili bile başka bir partinin belediye meclisinden, başka bir partinin listesinden seçimlere girmeyecek diye net bir karar aldık.”

https://www.ilerihaber.org/icerik/erkan-bas-yeni-bir-belediyecilik-anlayisinin-ne-oldugunu-turkiyeye-gosterecegiz-160909

 

 

EMEP Muğla’da yerel seçim çalışmalarına Akbelen direnişiyle başladı

Emek Partisinin Muğla adayları seçim çalışmalarına Akbelen Ormanı için mücadele eden köylüleri ziyaret ederek başlattı.

Emek Partisi (EMEP) Muğla’da seçim çalışmalarına Akbelen Ormanı için mücadele eden köylülerle start verdi. EMEP Antep Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca, Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Döndü Taka Çınar ile büyük çoğunluğu kadın ve genç Belediye Meclis Üyesi adayları ağaçları kesilmesine rağmen orman alanlarının maden sahasına açılmaması için mücadelelerine devam eden köylüler bir araya geldi.

Muğla’da çalışmalarına direnen köylülerle birlikte başlamak istediklerini için aday tanıtımına salonlarda değil Akbelen’de yaparak başladıklarını dile getiren EMEP İl Başkanı Nuri Alikoç, tek adam iktidarına ve kentlerin yağmalanmasına karşı mücadelelerinin süreceğini söyledi.

Muğla’nın denize kıyısının yaklaşık bin 400 kilometre olduğunu, yüzde 67’sinin orman alanı ormanlık alanlarının yüzde 59’unun da maden sahası olarak ruhsatlandırılmış olduğunu söyleyen Alikoç, “Güvercinlikteki Pina yarımadasındaki yanan yer hiçbir şey yapılmayacağı halde oteller yapıldı. Orman yangınlarını söndürmeme nedeni olarak Mumcular- Ören arasındaki yer yenilenebilir enerji kaynağı olarak ilan edildi. Bu bölgelerinin zeytinliklerine tapular konuldu. Pina yarımadasında zamanın Orman ve Su İşleri Bakanı Veysi Eroğlu, ‘Buralara yeniden Halep çamı dikeceğiz’ demişti ama dikilmedi. Buralar 250 dönümlük arazi üç tane turizm firmasına tahsis edildi. Sokak temsilcileri, mahalle meclisleri temsilcileri, halk meclisleri yerel yönetimlerin en tepesinde olmalı” dedi.

“31 MART TEK ADAM İKTİDARINA KARŞI MÜCADELE SÜRECİDİR”

Emek Partisi Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Döndü Taka Çınar yaptığı konuşmada mücadelelerinden dolayı İkizköylüleri selamlayarak, “Tek adam iktidarının ülke halklarını içine sürüklediği yoksulluktan, işsizlikten, karanlıktan, ancak emekçi halkın gücüyle, dayanışmasıyla çıkabiliriz.  Bu nedenle 31 Mart yerel seçim sürecini tek adam iktidarına ve kentlerin yağmalanmasına karşı mücadele süreci olarak ele alıyoruz” dedi.

“KENTLER HALKINDIR HALK YÖNETSİN”

Kenti, doğayı, yaşam alanlarını koruyacak emekten yana demokratik halkçı yerel yönetim için Muğla’da aday olduklarını ifade eden Taka Çınar, “Halkçı belediyecilik, toplum yararını esas alır ve bu, ancak halkın örgütlü gücüyle, yönetime katılması ile mümkün olabilir. Emekten yana belediyecilik, atanmış temsilcilerin değil, halkın kendi seçtiği temsilcileriyle birlikte kendini yönettiği bir yerel yönetimdir. Emekten yana yerel yönetimlerde seçilen yerel yöneticilerin vasıflı bir işçi ya da memur kadar ücret alması temel kuraldır. Emekten yana yerel yönetim seçilen kişilerin görevlerini yapmadığında halk meclisi tarafından geri alınabildiği bir yerel yönetimdir” diye konuştu.

“İNSANCA YAŞAM VE YAŞANILIR KENT”

İşçi ve emekçileri, üretici köylüleri, gençleri, kadınları; seçimden seçime değil, Halk Meclisleriyle her gün belediye yönetiminin içinde olmaya, Muğla’yı değiştirip dönüştürmeye çağıran Taka Çınar, “Muğla halkının en önemli geçim kaynakları, zeytin, arıcılık, narenciye, sera ürünleridir. Ancak tarım ve orman alanları, zeytinlikler, meralar, su kaynakları, deniz kıyıları, maden, turizm ve inşaat şirketlerinin saldırısı altındadır. Ormanlarının yüzde 60’ı maden şirketlerine ruhsatlanmış durumda. Yeşil alanların yanı sıra, deprem toplanma alanları dahi ortadan kaldırıldı” ifadelerini kullandı.

“MUĞLA İÇİN OYLAR EMEP’E”

“Doğamıza, toprağımıza, su kaynaklarımıza, tarım alanlarımıza, zeytinliklerimize, ormanlarımıza tıpkı İkizköylü kardeşlerimiz gibi sahip çıkalım” diyen Taka Çınar, belediyecilik anlayışlarını şöyle sıraladı:

  • “Kamu ve belediye kaynakları halk için kullanılmalı,
  • Önceliği, işçi ve emekçiler, üretici köylüler, kadınlar, gençler, çocuklar, engelliler ve yaşlılar olan bir yerel yönetim diyoruz.
  • Muğla, toplu taşımanın, içme suyunun ve kiraların en pahalı olduğu kentlerdendir. Geliri yoksulluk sınırının altında olan yurttaşlar için şehir içi ulaşım, evlerde kullanılan su ücretsiz olmalı, kira desteği sunulmalıdır.
  • Kadınların her alanda eşit haklara sahip olması ve eşit temsili sağlanmalı, kadınlar için güvenli sokaklar, hizmetlere kolay ulaşım, meslek edinme kursları, kadın dayanışma merkezleri, kadın sığınma evleri, açılmalıdır.
  • Gençlerin temsiliyeti gözetilmeli, kültürel, sosyal, sportif gelişimleri için Gençlik Merkezleri açılmalıdır.
  • Çocuklar için ücretsiz kreş ve etüt merkezleri, Okullarda çocuklara bir ücretsiz sağlıklı yemek sağlanmalı,
  • Yoksullar için ‘aş evleri’, yaşlılar için huzur evleri, sokak hayvanları için barınaklar açılmalıdır.
  • Üretici ve tüketici kooperatifleriyle kooperatif birliklerinin kuruluş ve faaliyetleri teşvik edilmeli.
  • İmar rantı değil, insan yaşamının öncelikli olduğu, deprem dirençli bir Muğla için,
  • Denize ücretsiz girilebileceğimiz, çeşmelerinden su içebileceğimiz Muğla için Oylar EMEP’e.”

Döndü Taka Çınar, işçi ve emekçileri, üretici köylüleri, doğa ve yaşam alanı savunucularını, kadınları, gençleri, kentlerini kendi iradeleriyle yönetmek için, geleceklerine sahip çıkmak için, örgütlenmeye ve mücadeleye çağırdı.

Emek Partisinin ilçelerde belediye meclis üyesi adayları Gencer Ger/ Marmaris, Tayfun Gülüstan / Menteşe, Ali Can Tabel / Bodrum, Hacer Argın / Milas, Hakan Aksoy / Fethiye, Nuran Türkmen / Seydikemer,  Emine Uzun / Ortaca, Hamide Erdal / Köyceğiz, Nevin Yılmaz / Dalaman, Gülümser Sarı / Ula, Umut Baran Sümer / Datça, Özlem Kortel Alikoç / Yatağan oldu.

SEVDA KARACA: HALKI SUSTURDUĞUNU ZANNEDENLERE ‘HADİ ORADAN’ DEMEYE GELDİK!

EMEP Antep Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca da konuşmasında Deştin’de, Marmaris Milli Parkında, Dalyan Kanalında, Bergeliya Tuzlasında Sandıras’da cennet koyunda ve bu şehrin dört bir tarafında yıkım makineleriyle halkın sesini susturacağını zannedenlere karşı ‘hadi oradan’ demeye geldiklerini dile getirdi. Karaca konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Biz bugün bu şehrin emekçilerinin köylülerinin bu şehrin halkının, kadınlarının geçlerinin birlikte mücadelesini ‘durdurduk, susturduk, küstürdük, bitirdik’ diye düşünenlere karşı ‘hadi oradan’ demeye geldik. Biz bugün buraya seçim arabalarının bangır bangır bağıran müzikleri altında Akbelen ormanlarının gümbürtüsünü kapatmak isteyenlere karşı ‘tek tek her bir ağacımızın dalını, yaprağını tekrar gümbürdeteceğiz buradayız’ demeye geldik. Biz bugün kadınlara geçlere hiçbir gelecek sunmazken onlar adına konuşan ‘bize oy verin’ diyerek bütün yurttaşları sadece bir oya indirgeyenlere karşı ‘biz halkız halkın hakları var ve halkın hakları ancak birlikte savunulur’ demeye geldik.”

“MÜCADELENİN SESİNİ AKBELEN’DEN YÜKSELTİYORUZ”

Birlikte mücadelenin önemine dikkat çeken Karaca, “Ancak birlik olarak kazanırız ancak birliğimizi bozmaksak kazanırız. Ancak halkın birliğinin garantisi olacak mücadele araçlarını mevzileri yaratırsak kazanırız. Bizim için bugün muhtarlıklardan belediye meclis üyeliğine belediye başkanlığından milletvekilliğine bütün koltukları bütün makamlar mevziler ancak halkın, emekçilerin, köylülerin, işçilerin, gençlerin, kadınların çıkarına bir mevziiyse anlamlıdır. Bu mevziler halkın çıkarı emekçilerin çıkarı için kullanılıyorsa anlamlıdır. Bizim hayatımıza göz diken sermayedarlara kalantorlara karşı halkın sesini sözünü yükseltiyorsa anlamlıdır. Emek Partisi var olduğu her yerde sermayedarların ve onun kuklalarına karşı halkın sesini halkla birlikte devam ettirecek. Akbelen’den yükseltiyoruz bugün Muğla’dan yükseltiyoruz mücadelenin sesini” ifadelerini kullandı.

Son olarak söz alan Akbelen Ormanı için direnen köylülerden Aytaç Yakar, “Bizi asla susturamayacaklar. Biz asla toprağımızdan, havamızdan, suyumuzdan vazgeçmiyoruz” diyerek, şu maniyi okudu: “Zeytinin dibi yeşil, altında yemek pişir, LİMAK sana bu zeytinleri yedirmeyeceğiz, aklını başına devşir.”

(Muğla/EVRENSEL)

https://www.evrensel.net/haber/512157/emep-muglada-yerel-secim-calismalarina-akbelen-direnisiyle-basladi

About Mustafa Aydın

Check Also

KÜRTLERİN TARİHİNE YOLCULUĞUM (3)-M. Taş

1.Meclis, Mustafa Kemal ve Kürt Özgürlük hareketi Balkanlar ve Ortadoğu bağımsızlık savaşlarıyla çalkalanırken Kürt ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com