Gündemden Bir Demet/Mustafa Aydin

Erkan Baş: Yeniden halka ait olacak kentleri hep birlikte yaratacağız!

TİP Genel Başkanı Baş, Meclis’teki haftalık basın toplantısında yerel seçimlere ilişkin konuştu.

21 Şub 2024 18:00 

  • İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis’te düzenlediği haftalık basın toplantısında yerel seçimlere ilişkin mesajlar vererek, “Halkı şirketlerin insafına terk edenlerin, insafına terk ettikleri şirketlerle birlikte kentlerimizden sökülüp atılmasının zamanı geldi, yeniden halka ait olacak kentleri hep birlikte yaratacağız” şeklinde konuştu.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bugün düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Açıklamalarının büyük kısmında yerel seçimlere ilişkin konuşan Baş, “Bu ülkede bir şeylerin değil her şeyin değişmesi gerekiyor” diyerek hem iktidara hem de muhalefet içine sızmış iktidar unsurlarına karşı mücadele edeceklerini dile getirdi.

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde TİP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün’ü aday gösterdiklerini duyuran Baş, konuşmasında, partisinin yerel seçim bildirgesinin ilk 4 maddesine de değindi.

Sözlerine Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasından bahsederek başlayan Erkan Baş’ın açıklamaları şu şekilde:

İLİÇ TEPKİSİ: ‘BİZ ‘DUR’ DEMEZSEK ÖLÜM HEP İŞÇİLERE, EMEKÇİLERE, YOKSULLARA DÜŞECEK’

“Herhalde hepimiz farkındayız, önümüzdeki yıllarda çok ciddi sağlık problemleri yaşanacak. Suyunu yıllardır Fırat’tan içen kuşlar böcekler bu barbarların, bu bilim tanımaz, insandan utanmaz kar azmanlarının ceremesini çekecek. Bu öyle bir şey ki, üzülerek söylüyorum, yıllar içinde yeni katliamların yaşanmasına neden olacak ve bizler bunlara ‘Dur’ demezsek ölüm hep bize, hep işçilere, emekçilere, yoksullara düşecek.

Şimdi şunu sormamız lazım: Kaç gün konuşuldu İliç? Toprağın altında kalan işçilerle ilgili arama-kurtarma çalışmalarına bile ara verildiği bilgisi geçiyor. Bunun dışında bugün basında buna dair bir haber dahi yok. İşçiler sırf birileri biraz daha fazla para kazansın diye, üretimde 40’tan fazla kimyasalın kullanıldığı bilinen bir alanda toprağın altına giriyor. Sonra göstermelik birkaç fotoğraf çekebilmek için gözaltılar yapılıyor, arka kapıdan salınıyorlar.

‘BUNA SADECE ‘KAZA’ DEMEK, ‘İHMALKARLIK’ DEMEK MÜMKÜN DEĞİL’

Bu arada Maden İş’in hazırladığı raporda çok açık ifadeler var. Çalışmaların yığma alanında 36. kata kadar çıkabileceği söyleniyor, ancak 18. kattan sonrasının risk artışı biliniyor, işçiler, konuyla ilgili uzmanlar en fazla 25. kata çıkmanın makul olduğunu söylüyorlar, 13 Şubat’ta yığma alanında 33 kat bulunuyor. Buna kaza demek gerçekten mümkün değil, buna sadece ihmalkarlık demek mümkün değil. Burada çok açık kar hırsı var, burada para var, burada sırf üç beş kuruş daha fazla para kazanabilmek için emekçileri ölüme gönderen bir anlayış, emekçileri ölümü reva gören bir anlayış var. Bu rapordaki ifadeleri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz, yaşadığımız şeyin aslında ne olduğunu en yalın biçimiyle hep birlikte değerlendirme imkanımız var.

Raporda şöyle bir ifade var: İşçiler bir araya gelmesin diye, seslerini çıkaramasınlar diye her tarafa kameralar kurmuşlar, işçiler düzenli olarak takip ediliyor. Hatta kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında yaptıkları yasal olmadığı için bunu işçilere imzalatıyorlar, zorla imzalatıyorlar. Ama herkes kayıt altına alınırken, emekçilerin göçük altında kalmasını engelleyecek önlemler almak için tek bir kuruş harcamıyorlar. İşte Türkiye’deki sistemin bir özeti İliç’te karşımıza çıkıyor. O yüzden İliç’i konuşmak zorundayız, İliç’i konuşacağız. Soma’yı konuşmak zorundayız, Ermenek’i konuşmak zorundayız. Sorumlulardan hesap sormak, sorumlulara bu cinayetlerin bedelini ödetmek zorundayız. Öyle insanları ölüme gönderip, bir iki kişiyi sözde sorumlu gibi gösterip arka kapıdan salmak, 2 fotoğraf çektirmek bu işten sorumlu olanları kurtarmayacak.

‘BU MEMLEKETİN ÇOCUKLARINI ÖLDÜREBİLMEK İÇİN BÜYÜTEN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ’

Bugün Türkiye’nin en acil gündemlerinden birisi budur. Bu konu gündeme gelmesin diye bağırıyorlar, çağırıyorlar, kendilerini yırtıyorlar ama biz konuşacağız. Bu halk azmettiriciliğinizin, failliğinizin, katilliğinizin unutturulmasına izin vermeyecek, konuşacak. Çünkü sırf bu memleketin çocuklarını öldürebilmek için büyüten bir iktidarla karşı karşıyayız. Onlar refah içinde, huzur içinde, şatafat içinde yaşasın diye bu memleketin varlıklarını sülalelerine, ihalelerle, gemiciliklerle ceplerine indirsin, semirsin diye, maden patronları servetlerine servet katsın diye bu memleketin çocuklarını ölüme gönderiyorlar. Ama bu böyle gitmeyecek, bu düzen sonsuza kadar böyle sürmeyecek. Biz çok net konuşuyoruz: Bu düzen değişecek, bu düzeni değiştireceğiz!

‘BU ABLUKAYI DAĞITMAK İÇİN 31 MART SEÇİMLERİNİ BİR VESİLE OLARAK GÖRÜYORUZ’

Değerli arkadaşlar, sevgili yurttaşlar, çok zor zamanlardan geçiyoruz, ülkemiz çok zor zamanlardan geçiyor. Etrafımıza bir abluka örülmüş durumda ama bu ablukayı dağıtmak bizim ellerimizde. Bu ülkenin mücadeleci insanları, onurlu insanları, yılmayan, pes etmeyen, teslim olmayan, inatçı insanları sokaklarda, meydanlarda kendilerine kurulan ablukayı dağıtmaktan bir an olsun geri durmadıysa, yine aynı sorumlulukla bu ablukayı dağıtmak için, bu kara talihi değiştirmek için 31 Mart seçimlerini bir vesile olarak görüyoruz. İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, ‘Tüm bu cinayetlerin, katliamların sorumlularına karşı, başta deprem suçlularına karşı biz bu ablukaya teslim olmayacağız, bizi sindiremezsiniz, hesap vereceksiniz, tepeden tırnağa değiştireceğiz’ demesi için seçimleri bir fırsat olarak değerlendireceğiz. Halkımızı, kentlerimizi yağmalamaya çalışan, Gezi Parkı’na nasıl sahip çıktıysak, Gezi’nin onlarca yıllık ağaçlarını savunarak Gezi’de nasıl yanıt verdiysek, Soma’da katliamın ortaklarından iktidarın bürokratlarına, bakanlarına, başbakanına kadar herkes meydanlarda nasıl yanıt aldıysa ve sadece bu çalışmalarda, bu mücadelede halkın yanında durduğu için, halkın mücadelesinde üzerine düşen görevi yaptığı için cezaevinde tutulan Can Atalay, Hatay halkı tarafından nasıl milletvekili olarak görevlendirildiyse, aynı coşkuyla, aynı kararlılıkla, ‘Değişmek şart’ diyerek 31 Mart’ta bu sesi güçlendirmek istiyoruz. Halkımıza çağrımız budur. Ve inanıyoruz ki 31 Mart günü de aynı yanıtı bu kez çok daha güçlü biçimde vereceğiz ve hep birlikte ‘Değişmek şart’ diyeceğiz.

‘BU RİYA DÜZENİNİ BİTİRMEK İÇİN DAYANIŞMA ÇAĞRISI YAPIYORUZ’

Hepimiz bu kayıkçı dövüşünden sıkıldık, bu maskeli balodan bıktık, usandık artık. Madencilerin göçük altında kaldığı, işçilerin yılbaşında aldığı maaşların çok değil daha üzerinden bir ay geçmeden buharlaşıp yok olduğu, depremin sorumlularının sırf üç beş ankette önde gözüküyor diye utanmadan halkın karşısına seçenek olarak sunulduğu, yargının iktidarın emir eri olarak darbe gerçekleştirdiği bugünlerde siyaseti bu kayıkçı kavgasından çıkartacağız. Biz bundan çok sıkıldık. Ama sıkılmakla, bunalmakla, lanet etmekle yetinemeyiz. Aynı şeyleri deneyerek farklı sonuçlar elde etmeyi de bekleyemeyiz. O yüzden artık ‘Değişmek şart’ diyoruz. Bu yüzden de bu ülkenin onurlu insanlarının bir araya gelip ‘Rantınız da talanınız da imar aflarınız da plan tadilatlarınız da yerin dibine batsın’ demesi şart. Biz halkımıza gerçek bir seçenek sunmadığımız takdirde, bu kayıkçı dövüşünün bugüne dek nasıl sürdüyse bundan sonra da süreceğini düşünüyoruz. Buna son vermek için iktidarıyla muhalefetiyle herkesin maskelerinin arkasında gemisini yürüttüğü bu riya düzenini bitirmek için dayanışma çağrısı yapıyoruz.

https://www.ilerihaber.org/icerik/erkan-bas-yeniden-halka-ait-olacak-kentleri-hep-birlikte-yaratacagiz-160887

Maden mühendislerinden İliç eylemi: Denetlemeyen devlet, önlem almayan şirket; maden mühendisleri günah keçisi değildir!

24 Şubat 2024 14:53

Maden Mühendisleri Odası 49. Olağan Genel Kurulu Delegeleri Ankara’da İliç’teki katliama dair yaptıkları eylemde şirketin gerekli önlemleri almadığını, bakanlıkların ve ilgili kamu kurumlarının yapması gereken denetimleri yapmadığını vurguladı. Ancak buna rağmen sahadaki meslektaşlarının asli kusurlu bulunmasına tepki gösterdi

Maden Mühendisleri Odası 49. Olağan Genel Kurulu Delegeleri Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezi önünde İliç’te yaşanan maden katliamı için eylemdeydi. Maden mühendisleri İliç’te yaşanan katliamda sahadaki meslektaşlarının asli kusurlu ilan edilmesine tepki gösterdi.

Maden mühendisleri yaptıkları açıklamada şirketin gerekli önlemleri almadığını, bakanlıkların ve ilgili kamu kurumlarının yapması gereken denetimleri yapmadığını ifade ederken katliamın resmen göz göre göre geldiğinin altını çizdi. Tüm bunlara rağmen bilirkişi raporunda sahadaki meslektaşlarının asli kusurlu bulunurken şirket yetkililerinin tali kusurlu bulunmasına, kamu kurumlarının ise raporda yer almamasına tepki gösterdi.

“Çalışırken ölmek, şirketler yerine yargılanmak istemiyoruz!”

2002’den bugüne en az 35 meslektaşlarının madenlerdeki önlenebilir facialarda yaşamını yitirdiğini hatırlatan maden mühendisleri, hayatta kalan meslektaşlarının ise şirket yetkilileri yerine yargılandığını ve cezaevlerine girdiğini söyledi. Daha önce de Soma, Elbistan, Kozlu, Ermenek ve diğer tüm katliamlarda benzer sonuçların oluştuğunu hatırlatan mühendisler, “Çalışırken ölmek, şirketler yerine yargılanmak istemiyoruz!” dedi.

Bakanlıkların sorumlulukları neler?

Yapılan açıklamada ilgili bakanlıkların sorumlulukları da hatırlatıldı. Açıklamadaki ilgili kısım şöyle:

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı: Maden ruhsatlarını veren, madenlerin aranmasından, projelerin teknik olarak uygunluğuna, madenlerin işletilmesine, işletme aşamasında projesine uygun çalışılmasına ve terk edilmesine kadar geçen tüm süreçleri onaylayan ve denetlemekle sorumlu olan kurumdur.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Maden işletmelerini sınırlayan en önemli teknik projelerden bir tanesi ÇED raporlarıdır. Bu raporlarda belirtilen, maden işletmesinin sınırlarını, toz oluşumundan, çalışan sayısına, kullanılacak makine ekipmandan, tehlikeli ve tehlikesiz atıkların nasıl bertaraf edileceğine, yeraltı sularından, yerüstündeki baraj, akarsu ve yerleşim yerlerine ve en sonda sahanın nasıl rehabilite edileceğine kadar tüm süreçler ÇED Yönetmeliği, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ve ayrıca Maden Atıkları Yönetmeliği’nde belirlenmiştir.

Madenlerde yapılacak liç yığınlarının şev yüksekliklerinden, kapasitelerine, kullanılacak siyanürün kullanım limitlerinden atık barajlarına kadar tüm süreçler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın denetim ve takip sorumluluğundadır. İliç’te bulunan Yığın Liçi’ne verilen kapasite artışı ve yaşanan katliam göstermiştir ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu suça ortak olmuştur.

https://sendika.org/2024/02/maden-muhendislerinden-ilic-eylemi-denetlemeyen-devlet-onlem-almayan-sirket-maden-muhendisleri-gunah-kecisi-degildir-701397

BELLEK | Misak Manuşyan ve 23’ler Ölümsüzdür!

Naziler bir gün bile ara vermeden Paris’te bulunan Mont Valerien kalesinde, Partizanları kurşuna dizdiler. İşbirlikçi Fransız basını ise “23 komünist ölüm cezasına çarptırıldı” diye manşet attı.

22 Şubat 2024

Misak Manuşyan (1.9.1906 – 21.2.1944) ve yoldaşlarını, Nazi kurşunları ile Paris’te katledilmelerinin 80. yılında saygıyla anıyoruz İnsanlığın düşmanı faşizmi ise bir kez daha lanetliyoruz.

İnsanlığın başına kara bulut gibi çöken, yıkımlar, savaşlar ve dahası onarılması mümkün olmayan felaketlere sebep olan Hitler Faşizmi, 1933 yılında Almanya’da iktidara gelmesiyle başladı. 1929 ekonomik ve sosyal bunalımını atlatamayan ve çözüm bulmakta zorlanan, kapitalist-emperyalist ülkeler, sorunlarını savaş yolu ile çözmek, pazarların yeniden paylaşma savaşına giriştiler.

Alman emperyalizminin bu savaşta esas amacı Avrupa kıtasını ele geçirmek, dünyanın ilk ve tek sosyalist ülkesi Sovyetler Birliğini işgal ederek teslim almaktı. İtalya’da Mussolini, İspanya’da Franco gibi faşist iktidarlarda Hitler Almanya’sıyla ittifak kurdular.

Böylelikle faşizm insanlık için ciddi bir tehlike olarak ortaya çıktı.

Almanya ilkin Polonya’dan başlayarak bütün Avrupa kıtasını işgal ederek teslim aldı. Danimarka, Norveç, Belçika, Hollanda, Lüxemburg, Yugoslavya, Yunanistan’ı işgal etti. Bütün bu ülkelerde kendisine bağlı işbirlikçi iktidarlar kurarak hakimiyetini sağlamlaştırdı. 1940 yılında Fransa’yı işgal ettiler ve bir hafta içerisinde ise Paris’i teslim aldılar.

Teslim olmuş, işbirlikçi Vichy Hükümeti, Fransız vatandaşı Yahudilerden, Komünistlere kadar bütün muhalif kesimlerin isimlerini ve adreslerini faşistlere teslim etti. 70 000 Yahudi tutuklanarak ölüm kamplarına gönderildi. Yeni cumhuriyetçiler bu durumu “…Fransa’nın tarihinde sonsuza dek bir leke olarak duracaktır…” diye anmaktadırlar

Fransa’nın Nazi’ler tarafından işgali karşısında, başta komünistler olmak üzere, yurtseverler ve devrimciler direniş örgütlediler. Faşizme karşı insanlığı, karanlığa karşı geleceği savundular. Komünistler, devrimciler, antifaşistler kısaca kendine insanım diyenler faşizme karşı silahlı mücadele, sabotaj, cezalandırma gibi eylemlerle insanlığın kutsal değerleri, “özgürlük-eşitlik ve kardeşlik” adına savaştılar.

Öldüler, işkencelere maruz kaldılar, hapiste tutuldular, kurşuna dizildiler. Sonuçta Nazi’lere unutamayacakları darbeler vurarak tarihe önemli not düştüler. Yaşadığı topraklara ihanet etmeyip “işgal ve postal” arasındaki bir yaşama müsaade etmediler. İşbirlikçi-Teslimiyetçi Vichy hükümetine karşı da savaştılar. Bu direniş içinde Adıyamanlı Misak Manuşyan ve yoldaşları da vardı.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, M.Mauşyan’ın ölümsüzleşmesinden 80 yıl sonra, Misak Manuşyan ve eşi Meline Manuşyan’ın naaşlarını “Fransa’nın evrensel değerlerini temsil ediyor” diyerek Pantheon’da ağırlanacaklarını resmi bir kararname ile açıkladı.

Misak Manuşyan, Fransız halkının ulusal kahramanları, sembol isimleri arasında yer aldı. Hemen hemen Fransa’nın birçok şehrinde ve Ermeni halkının yaşadığı bölgelerde “Misak Manuşyan” adı okullara, sokaklara, bulvarlara verildi.

Misak Manuşyan, komünist-şair ve yazar kimliği ile ilk defa Pantheon’da eşi Meline ile ağırlanacaktır. Pantheon’da Jean Jaures, Voltaire, Emile Zola, Pierre Curie, Alexandre Dumas ve Simon Veil’ler ile, ebedi istirahatgahında unutulmayacaklardır.

https://ozgurgelecek51.net/bellek-misak-manusyan-ve-23ler-olumsuzdur/

About Mustafa Aydın

Check Also

KÜRTLERİN TARİHİNE YOLCULUĞUM (3)-M. Taş

1.Meclis, Mustafa Kemal ve Kürt Özgürlük hareketi Balkanlar ve Ortadoğu bağımsızlık savaşlarıyla çalkalanırken Kürt ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com