Gündemden Bir Demet/Mustafa Aydin

NABI NAYIR ÖYKÜ ÖDÜLÜ

HERZE VE TEDVİR

2023 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Eris İnal, dil işçiliğiyle, konu çeşitliliğiyle dikkat çeken genç bir yazar. Olayları adeta bir kameranın hızıyla kavrayan, akıcı, yalın bir dili var. İç dünyaya dair uzun betimlemelere girişmiyor ama sadece bir olay anlatıcısı da değil. Basit çağrışımları yeni anlamlarla donatarak olaylar, insanlar arasında sağlam köprüler kuruyor. Gerçeği başka bir düzleme taşıyarak yeniden biçimlendiriyor.

Herze ve Tedvir birbirini doğuran, ortak bazı simgeler etrafında katman katman açılan öykülerden oluşuyor. Kitabın “Herze” adlı ilk bölümünde gerçekçi, “Tedvir” adlı ikinci bölümünde ise masalsı öyküler ağırlıkta denebilir ama İnal ne yazarsa yazsın aslında günümüzün yersiz yurtsuz insanının kendine kurduğu yeni dünyanın peşinde ve bu dünyada hayal ürünü şeyler günlük hayatın şiddetine direniyor.

“Konuşmak ateşin harını alır. Biliyorsun yazının imsiz kurallarını ve bilmeyenlere acıyor-sun. Kibir bir yerde kolun gibi, gömleğin içinde eğreti dursa da onsuz yapamıyorsun. Kibrini ve kolunu toparlayıp ustalıkla sardın, hazırsın. Elindeki ufacık kopya kâğıdı, sırtını sıvazlanmış hissettiren, anlamını yitirmiş başlıklarla dolu. Üzerinde, bembeyaz gömleğin tiril tiril kumaşı her şeye olanak tanır gibi. Bu akşam şöyle de olabilir, böyle de. Bu kişi de olabilirsin, bir başkası da.”

https://www.varlik.com.tr/kitapDetay.aspx?kategoriID=43&kitapID=563

NAZIM HIKMET’TEN SEMIH LÜTFI’YE BIR MEKTUP

Yapı Kredi Yayınları’nın edebiyat dergisi kitap-lık’ın yeni sayısı çıktı. 231. sayının kapak konusu “Nâzım Hikmet’ten Semih Lütfi’ye Bir Mektup ve Diğerleri”. Haluk Oral Sühulet Kitabevi sahibi Semih Lütfi Erciyas’ın telif sözleşmeleri üstüne yazdı. Oral’ın koleksiyonunda yer alan Nâzım Hikmet’in yayıncısına uyarılarda bulunduğu mektubu ilginç bilgiler içeriyor.

Kemal Özer’in 1971-75 yılları arasında tuttuğu günlüklerden seçmeler, Osip Mandelştam’ın “Kitap Dolabı” yazısı, Gürsel Korat’ın Italo Calvino değerlendirmesi ve Hulusi Özbay’ın Halit Ziya araştırması bu sayının öne çıkan sayfaları.

Yüksel Pazarkaya, Hüseyin Ferhad, Ferruh Tunç, Yücel Kayıran, İlhan Durusel, Gonca Özmen, Alper Çeker, Arif Erguvan, Ersun Çıplak, Cengiz Şenol, M. Barış Övün, Emin Kaya şiirleri; Nuray Tekin, Eray Karınca, Remzi Karabulut, Kerem Bakıcı, Bekir Şamil Potur, Üzeyir Karahasanoğlu öyküleri; Mehmet Ergüven, Gültekin Emre, Berat Alanyalı, Eyüp Tosun, Ahmet Tetik, Şafak Karakoç yazıları, Cem Akaş, Levent Karataş ve Abdullah Ezik söyleşileriyle “kitap-lık” dergisinin 231. sayısında.

https://www.yapikrediyayinlari.com.tr/dergiler/nazim-hikmetten-yayincisi-semih-lutfiye-notlar

BOS KENTIN MASALI

Bu hikâye aslında bir kentin var oluş ve yok oluş hikâyesidir. O nedenle bu hikâyeyi kadınıyla çocuğuyla, otuyla böceğiyle ve kurduyla kuşuyla bütün bir kent anlatmalıydı. Hep bir ağızdan, kesintisiz ve tek bir ses gibi anlatmalıydı. Bu kesintisiz ve hep bir ağızdan anlatımla giydirilmiş çok yönlü aydınlatma tekniği gibi deneysel bir biçemin tercih edilme sebebi buydu. Diğer yandan çok katmanlı yapısı ve epizotlarının yoğunluğu nedeniyle öykü tekniğinin sınırları biraz zorlandı. Ama belki de “Boş Kentin Masalı” başka türlü anlatılamazdı.

“Boş Kentin Masalı”; kahramanları, zaman ve mekânları iç içe geçmiş, birbiriyle ilintili dört uzun öyküden oluşan deneysel bir çalışma. Bu kitapta var oluş problemini Nuh Tufanı metaforuyla anlama arayışı var. Nuh Tufanı, bir yok oluşun ardından yeniden var olmanın anlatısıdır. Boş Kentin Masalı’nda da bu yokluk-varlık paradoksu, kahramanlarının yoksunluklarıyla kendilerini var etmesi şeklinde ortaya çıkar. İnsan neredeyse bütün varlığını ve hayata dönük bütün tutumlarını bu yoksunluk temeli üzerinde inşa etmektedir. Diğer yandan kendini böyle konumlandırıp benin peşine düşen insan, karşılaştığı hayaller, ışık-gölge oyunları, illüzyonlar ve zamansal kaymalarla kozmik bir belirsizlik zemini üzerinde olduğunun farkına varır. Boşluk ve yoksunluktan yayılan bir sis bulutu gibidir bu. Kahramanlar da payını alır bu belirsizlikten, kent ve zaman da. Bir öyküdeki zaman bir başkasında yaşanırken, cücelerin, postacıların, fahişelerin ve kör fotoğrafçıların durmaksızın bir öyküden diğerine sıçradığı görülür. Bedenler aynalarda sessizce içi boş bir kadavraya dönüşürken, kırkikindi sellerine kapılan kent yeniden sular altında kalır ve hayat ağacından havalanan güvercinler Tanrı’yla barışmanın müjdesini yayar.

https://www.insanokur.org/bos-kentin-masali-ergun-dogan/

About Mustafa Aydın

Check Also

KÜRTLERİN TARİHİNE YOLCULUĞUM (3)-M. Taş

1.Meclis, Mustafa Kemal ve Kürt Özgürlük hareketi Balkanlar ve Ortadoğu bağımsızlık savaşlarıyla çalkalanırken Kürt ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com