Sosyalizm: Hedef, Yollar ve Pusula

 

Nereye gitmek istediğinizi bilmiyorsanız, hiçbir yol sizi oraya götürmez. Başka bir deyişle, bir hedef anlayışına ihtiyacınız vardır. Gelecek için bir vizyona ihtiyacınız var.

Marx’ın çok net bir vizyonu vardı. Bu, insanların tam gelişimine izin verecek bir toplum vizyonuydu – herkesin kendi potansiyelini geliştirmesine izin veren bir toplum. Ve bu, yukarıdan gelen armağanlar sayesinde değil, daha ziyade insanların faaliyetlerinin bir sonucu olarak gerçekleşecekti. Bu onun devrimci pratik kavramıydı – koşulların ve insan faaliyetinin ya da kendini değiştirmenin eşzamanlı değişimi. İnsani gelişim ve pratik – Marx’taki bu “anahtar bağlantı” bize faaliyetlerimizin sonucu olarak her zaman iki ürün olduğunu hatırlatır: koşullardaki değişim ve insanların kendilerindeki değişim. Marx’ın zengin insan, sosyalist insan olarak adlandırdığı insanın kendisini ancak kendi faaliyeti yoluyla ürettiğini hatırlatır.

Hedef Sosyalizm

Sosyalist bir Anayasa, toplumun amacının her insanın tam gelişimi olması gerektiğini ve katılım ve kahramanlığın “hem bireysel hem de kolektif olarak tam gelişimlerini sağlamak için katılımı gerçekleştirmenin gerekli yolu” olduğunu vurgulamaktadır. Ekim devrimin baslangicta ortaya koyduğu temel ilke: “sosyalizmin temel üçgeni” olarak adlandırlan şeyi ortaya koyarak bu vizyonu pekiştirmiştir. Üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti, işçiler tarafından örgütlenen toplumsal üretim ve toplumsal ihtiyaç ve amaçlar için üretim bu üçgeni oluşturmaktadır.

İlk olarak, üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti, ortak, toplumsal üretkenliğimizin kapitalistlerin, üretici gruplarının ya da devlet bürokratlarının özel hedeflerini tatmin etmek için kullanılmak yerine herkesin özgür gelişimine yönlendirilmesini sağlamanın yoludur. İkinci olarak, işçiler tarafından örgütlenen toplumsal üretim, işçilerin 

işyerinde düşünme ve yapmayı birleştirerek kapasitelerini geliştirmelerine ve böylece sadece bir şeyler değil, aynı zamanda öz-bilinçli kolektif üreticiler olarak kendilerini de üretmelerine izin verir. Üçüncü olarak, toplumsal ihtiyaçların ve amaçların tatmini yeni toplumda üretken faaliyetin zorunlu hedefidir çünkü bu, kişisel çıkar ve bencilliğe odaklanmanın yerine başkalarının ihtiyaçlarına ve dayanışmaya dayalı ilişkilere yönelmeyi ikame eder.

Yollar

İnşa etmek istediğimiz toplumun vizyonu budur. Gitmek istediğimiz yer burası. Ve eğer bunu bilmiyorsak, hiçbir yol bizi oraya götürmeyecektir. Ancak, nereye gitmek istediğinizi bilmek yeterli değildir. Nereye gitmek istediğinizi biliyorsanız, herhangi bir yolun sizi oraya götüreceği doğru değildir. Hedef ile oraya ulaşmak için izlediğiniz yol arasında bir ilişki yok mu? Bunlar birbirinden bağımsız mıdır? Örneğin, ters yöne giderek hedefe ulaşabilir misiniz? Üretim araçlarının kapitalist mülkiyetine, toplumsal mirasımızın ve emeğimizin ürünlerinin kapitalist tekeline dayanarak mı toplumsal mülkiyeti inşa edersiniz? İşçilerin karar almasını engelleyerek ve düşünmek ile yapmak arasındaki uçurumu koruyarak, ortak üreticilerden ve toplumsal üretimden oluşan bir toplum mu inşa ediyorsunuz? Bencilliği vurgulayarak, üretimin toplumsal ihtiyaçlar için olduğu, dayanışmaya dayalı bir toplum mu inşa ediyorsunuz? Başka bir deyişle, geriye giderek mi ileriye gidiyorsunuz?

Belki de. Belki bazen gereklidir. Sosyalizm gökten zembille inmez. Mutlaka belirli toplumlarda kök salmıştır. Hepimiz farklı yerlerden başlıyoruz – gelişimimizde, tarihlerimizde. Dolayısıyla tek bir yol olamaz. Tüm yollar farklı olacaktır. Bazıları diğerlerinden daha uzun olacaktır. Bazıları nispeten düz olacak, bazıları ise yol üzerindeki engeller nedeniyle geri dönüşler gerektirecektir. Öğrendiğimiz üzere, en büyük hata tek bir yol ve tek bir model olduğunu düşünmektir.

Pusula

Ancak ortada bir sorun var. Doğrudan hedefe doğru gitmediğinizde, kaybolmaktan nasıl kaçınırsınız? Sermayenin ve kapitalist çıkarların büyümesi, üretim sürecinde işçilerin yabancılaşması ve dolayısıyla bir şeylere sahip olmaya ve tüketimciliğe vurgu yapılması, dayanışma pahasına kişisel çıkarların büyümesi sorunundan nasıl kaçınırsınız? Bazıları bir pusulamız olduğu sürece, bir yön bulucumuz olduğu sürece hiçbir sorun olmadığını söyleyebilir. Ve parti bu pusuladır; engeller sizi geçici olarak ters yöne gitmeye zorladığında parti hedefin yönünü gösterebilir.

Tarihsel deneyimlerden partinin kendi başına dokunulmaz olmadığını, toplumun dışında durmadığını ve dolayısıyla her zaman gerçek Kuzey’i işaret etmediğini öğrenmemiz gerektiğine inanıyorum. Örneğin Macaristan,Çin’de durum kesinlikle böyleydi. Ve sadece orada da değil. Vietnam’örnegini ele alalım. Vietnam’ın 1980’lerde karşı karşıya kaldığı koşullar altında, izledikleri yolda önemli bir değişiklik yapmislardi.

Sosyalist yönelimli bir piyasa ekonomisi olarak tanımladıkları bir ekonomi geliştirerek, halklarını önemli ölçüde yoksulluktan kurtarmayı başardılar. Daha önce insanlar açlıkla karşı karşıyayken, şimdi Vietnam gıda ihraç ediyor. Bu çok önemli bir başarıdır. Ayrıca bir sanayileşme süreci de başlattılar.

Ancak ortada ciddi sorunlar var. Gençler ezici bir çoğunlukla kapitalizme yönelmiş durumda. Parti yetkilileri Vietnam’ın daha fazla yabancı yatırıma ihtiyacı olduğunu söylüyorlar ve yabancı yatırımın yoksulluğu sona erdireceğini düşünüyorlar. Kapitalizmi istiyorlar ve Marksizm’in hayatlarıyla hiçbir ilgisi olmadığını düşünüyorlar.  

Ve giderek artan hakim görüşler aslında Güneydoğu Asya’daki diğer ülkelerdekinden farklı değil: Tayland, Malezya ve yabancı yatırıma ve ihracata yönelik sanayileşmeye dayanan diğer yakın ülkeler bu ülkede sürekli karşılaştırma konusu olmaktadır. Başka bir deyişle, Vietnam’da kapitalizm kazanıyor. Eşitsizlik artıyor, milyonerler ortaya çıkıyor (şu ana kadar Çin’deki kadar çok değil) ve devlete ait sanayinin önemli bir özelleştirme süreci var.

Bir de partinin “sosyalist yönelimi” var. Uzmanlarin söyledigine göre ki,partinin giderek artan bir bölümü İsveç’i ve sosyal demokrasiyi uygun model olarak görüyor.Başka bir deyişle, ortaya çıkan hedef sosyalist vizyon değil, kapitalizm artı eşitsizliği azaltan sosyal politikalar – kapitalist bir refah devleti.

Cin’de oldugu gibi Vietnam’da da bir enfeksiyon var ve parti bu enfeksiyona karşı bağışık değil. Bir sonraki Parti Kongresinin bu yönde bir mücadele içereceği kuşkuludur. Bazı parti liderleri bu eğilimler konusunda çok endişeli. Son kongrelerde partideki değişimin yönü kesinlikle kapitalist eğilimleri güçlendirmek oldu – örneğin, kapitalistlerin partiye üye olma yasağını kaldırdılar.

 Kendisine sosyalistim diyen bir ülke, piyasaya doğru atılan her adıma sosyalist bir toplum inşa etme yönünde iki adımın eşlik etmesi gerektiği dersini pekiştirimelidir: işyerlerinde işçilerin karar alma mekanizmalarını inşa etmek ve dayanışmaya dayalı kurumlar inşa etmelidir. Eğer insanların kendi faaliyetleriyle kendilerini ürettiklerini kabul edersek, o zaman bu faaliyetler piyasa ve kendi çıkarlarına yönelik bir yönelime bırakılmak yerine potansiyellerini açığa çıkarmalıdır.  

Güven ve haysiyet sahibi zengin insanlar üretmeye yönelik böyle bir süreç sayesinde, hem halkın hem de partinin sosyalist hedefe ulaşmamızı engelleyebilecek enfeksiyonlara karşı aşılanacağını öne sürülebilir. Ancak bu, üretici güçlerin geliştirilmesine tek taraflı odaklanmayla başarılamaz. Kısacası, Lenin’nin temel anlayışını asla unutmamalıyız – üretici güçleri ve sosyalist insanları aynı anda inşa etme gerekliliği. 

 

 

About Mustafa Aydın

Check Also

Gündemden Bir Demet/Politika/M.Aydin

Fehim Taştekinftastekin@gazeteduvar.com.tr Tiyatro diyenler bu yazıyı okumasın! İran’ın saldırı koreografisini silahların yüzde kaçı hedefe ulaştı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com