SOVYETLER VE `REEL SOSYALİZM` ÜSTÜNE TARTIŞMALAR BİTMİYOR

Bu kadar yıl geçmesine rağmen Reel Sosyalizmin yıkılma nedeni konusunda sol hala uzlaşmış değil. O büyük deneyim, biri siyasi ötekisi ekonomik iki farklı perspektifle analizi yapılmaya devam ediliyor. Egemen görüş, krizin öncelikle siyasi olduğu, sistemin başarısızlığına yol açan temel olgunun, demokrasi eksikliği ile yozlaşmış ve sömürücü bir bürokrasi olarak görüyor. Sovyetlerin deneyimini ekonomik vizyonla araştıran Paul Cockshott (2012) yozlaşmış bürokrasinin, kapitalizmi kurmak isteyen yeni bir burjuva sınıfının doğuşuna neden olduğunu inkar etmiyor. Bunun ancak sistemin ekonomik olarak derin bir krizde olduğu dönemlerde mümkün olabileceğini, somut süreçlere dayandırarak anlatıyor.

Dolayısıyla ekonomistler, siyasi yolsuzluk veya baskıların gelişen bir sistemi devirmesine yetmeyeceğini belirtiyor. Ekonomik sistem üretim güçlerini hızla geliştirme yeteneğine sahipken yüksek düzeyde bir siyasi baskıyı tolere etmesine rağmen istikrarsızlaşmaz.

1- Buna Sovyetler Birliğinin yetmiş yıllık deneyimi örnek veriliyor. Stalin dönemini ele alalım. Ardından burjuvazi ve küçük burjuvazi acımasızca bastırıldı. Ancak, tahmin edilebileceğinin aksine, bu baskı o dönemde sistemi siyasi olarak itibarsızlaştırmadı. Aksine, genel olarak politik elit ve kişisel olarak Stalin, yanlış politikaları eleştirenlere en acımasız oldukları zamanlarda bile popülerliklerinin zirvesindeydiler. “Komünizm düşmanı” aydınlar, o sırada totaliter rejim önünde boyun eğdi ve sosyalist inşaya her yönden şevkle katıldı. Sadece korku, böyle bir feragati açıklayamazdı; bunun altında yatan sebep, Stalinizm tarafından üretilen olağanüstü ekonomik büyüme oranlarıydı.

2-Güçlü ve ekonomik olarak başarılı bir organizasyon sadece korku uyandırmaz, aynı zamanda saygı uyandırır.

Kapitalizm koşullarındaki uygulamalardan örnekler daha da arttırılabilir. İngiltere’de Thatcher ve Türkiye’de Edoğan’a ve diğer otoriter liderlere sol aydınlar arasında uyandırdığı hayranlık ve korkuda görebiliriz. Doğuya bakarsak, keskin otoriterliği, kayırmacılığı ve yolsuzluğu hızlı ekonomik büyümeyle birleştiren Tayvan ve Güney Kore gibi daha önemli kapitalist başarı öykülerinde de görebiliriz.

Ekonominin güçlü olduğu dönemlerde başarılı diktatörlükler veya onlardan sonra gelenler, sürdürülen ekonomik politikaları terk edip siyasi liberalleşmeye engelsiz yönelebilir. Kruşçev yönetimindeki Sovyetler Birliği veya Güney Kore’deki son olaylar bunun kanıtıdır. Ancak ekonomik başarısızlık koşullarında, Gorbaçov döneminde olduğu gibi, siyasi liberalleşme meydana gelirse, kriz kontrolden çıkarak ekonomik karşı devrime dönüşebilir.

Aynı zamanda ekonomik zayıflığın siyasi baskının artmasına yol açtığını Berlin Duvarı etrafında koparılan fırtınadan anlayabiliyoruz. Duvar yıkılır yıkılmaz eski Demokratik Almanya’ya (DDR’ye) gerçekleşen Nazi örgütlerinin ani akışının gösterdiği gibi, Duvarın örülmesinin doğruluk payı vardı. Ancak herkesin bildiği gibi duvar aynı zamanda Federal Almanya’ya göçü durdurma işlevi de gördü. Daha temel soru şudur: Neden bir duvar örmek zorunda kalan Batı Almanya değil de Doğu Almanya idi?

Tarihsel olarak DDR’dan Batı’ya göç fazlaydı. Kaçaklar özgürlük sevgisini gerekçe olarak gösterse de, esas belirleyici olan ekonomik sebeplerdi. Hindistan, soğuk savaşın başlangıcından beri “özgür ve demokratik” olmuştur, ancak nedense Sovyet ve Doğu Avrupa vatandaşları oraya göç etme hakkı için yaygara koparmamışlardır.

1950’lerde her iki Alman cumhuriyeti de siyasi düşmanlarını aktif olarak bastırıyordu. Tıpkı DDR’de aktif olarak kapitalist yanlısı partiler olduğu gibi, Komünist Parti de devlete yönelik bir tehdit olarak görüldüğünden, Batı Almanya’da yasaklandı. Ancak 1970’lerde Batı’daki yöneticiler Doğu’yu kuşattıklarında, Komünist Partiyi yasallaştıracak kadar kendinden emin hale geldiler. Politikadaki farklılıklar bir tarafın güçlü ekonomik performansından kaynaklanmıştır.

“DDR ekonomisi Federal Almanya’nın önüne geçmiş olsaydı, o zaman insanlar duvardan diğer yöne atlarlardı. Sonunda 97’de Batı’ya birleşme şartlarını dayatan Doğu Berlin hükümeti olacaktı.

Dolayısıyla Marksistler, sosyalizme ilişkin tartışmaları, Sovyetler’de ve Doğu Avrupa’da yaşanan “reel sosyalist” deneyimleri, geçmişe dönüşü gerçekleştirmek için yapmıyor. M. İrvem Keskinoğlu’nun hatırlattığı gibi amaçları, Marx okumalarına yeni bir boyut katarak yetmiş yıllık sosyalist deneyler üzerinde çağdaş yeni bir sosyalizm kurma vizyonunu genişletmektir.

1,2,3 – P. Cockshott, D.  Zachariah, Sosyalizm için Argümanlar, 2012

About Mehmet Tas

Check Also

DOĞRUDAN DEMOKRASİ NEDİR? – Alişan Özdemir

Demokrasi sistemi, birincil olarak toplumun ve toplumun etkinliklerinin yönetimi alanında monarşi ve oligarşi sistemlerine karşı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com