SİBER SOSYALİST MODEL’DE PARA, PAZAR VE PLAN-M.taş

Tahmin ettiğimiz gibi, tartışmaya açtığımız modeli Web sitemizde 120 kişinin okuduğunu gösteriyor. Geniş bir çevre uzaktan izliyor, okuyup beğenenler ise sesiz kalmayı tercih ediyor. Az sayıdaki eleştirilerden bazıları önyargılı, bazıları da modelle ilgili yeterince araştırma yapmadan görüş belirtmiş. Her şeye rağmen, ayırım yapmadan tüm eleştirileri web sitemize taşıdım, isteyen oradan okuyabilir. Zamanı geldiğinde ilgili platformlara ileteceğim.

Yıllar alan teorik tartışmalar sonucunda geliştirilen modelin metni özetlendiğinden anlaşılmasının zor olabileceğini önceden tahmin etmeliydim. Bu eksikliğin telafisi için geçen yazıda yaptığım gibi arkaplandaki düşünce ve tartışmaları birer ikişer açmaya devam edeceğim. Bu yazıda birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündüğüm para, pazar ve plan sorunlarını baz alarak modeldeki metni açmaya çalışacağım.

Eleştirinin birinde, “Sömürüde paranın rolü yoktur” düşüncesi ileri sürülüyor.(A.E.) Diğerinde ise, “Önerilen model de merkezi planın rolü azaltılsa da tayin edici rolü devam ediyor,….”. Deniliyor. (M.G.).

Önce, paranın sömürüde nasıl rolü oynadığını değerlendireceğim.

Her parası olan kapitalist değildir, ama her kapitalist parayla ölçülen sermaye sahibidir. İşletme sahibi sermayedar para olarak ücret ödediğinde işçinin ürettiği toplam ürün değerinden çok daha azını öder. Toplam ürünün değeri ve ücretler para üzerinden yapılır. Dolayısıyla işçi özgürce kabul ettiği ücreti aldıktan sonra paranın araya girmesiyle üretim sürecine ve üretilen ürüne yabancılaşır. İşçiye ödenen parayla satılan toplam ürün değeri arasındaki fark patrona kar olarak kalır. Bu süreç pazarda gerçekleşir.  Parası olup da üretim yapmak isteyen herhangi biri ücret karşılığında işi yapabilecek kapasitede olan ve çalışmayı kabul eden biriyle anlaşabilir. Sermaye sahibi işveren, kendisi yeni bir ürün üretemez. İşletmesini kurduğunda makinalara yatırdığı sabit sermaye değer üretemez. Parasıyla ücretini ödediği işçiler ancak yeni ürünü yaratabilir. Eğer işçi yeteneği ve kapasitesiyle fazla değer yaratmıyorsa makina tercih edilir. Kapitalizmde, para-ücret- kar döngüsünde sermaye birikimini başlatan paradır.

Para, pazar aracılığıyla sermaye birikimine yol açar. Bir malın fiyatı, pazarda arz ve talebe bağlı olarak değer kazanır, ücretler de böyle. Pazardaki iş gücü fiyatı, işçinin ürettiği değerlerin altında kalır. Kapitalist, işçinin ürettiğine sahip olur ve sermaye biriktirir. Pazar ve iş gücü ilişkileri para aracılığıyla kurulur ve bununla işçi,pazarda özgürce işgücünü satma hakkını sağlar. İşçi ile patronu arasında parayla gerçekleşen eşitsiz değişim iki tarafın evet demesiyle olur.

Ücretler, üretilen ürün, kar ve sermaye parayla ölçülür. Para dolaşımda olduğu sürece sermayesi olan biri ücretiyle çalışmayı kabul edeni bulabilir ve sermayesini katlayabilir. Bu yüzden para, zenginliğin ölçü birimi ve değişimin aracı olmaktan çıkartılmalı. Gelişen teknolojideki hesaplamalarla karşılaştırıldığında parayla yapılan ölçümler hatalı ve rasyonel de değildir.

Bu nedenle model, toplam sosyal ürün değerini ve hizmetleri, toplumsal olarak gerekli iş saatleri sayısına göre belirleneceğini belirtiyor. Daha somut bir ifadeyle, maliyetler ve ödeme parayla değil,iş zamanına göre hesaplanıyor. Yani, dolaşımdaki genişleyerek sermayeye dönüşen paranın, bu genel mübadele aracının ortadan kaldırılmasını gerektirir. Marx’ın tanımladığı gibi söylersek “iş parası” klasik kapitalist paranın yerini alır. Üretici, kazandığı iş saatleriyle ihtiyacına göre istediği ürünü satış mağazalarından alabilir.

Bu pratikte nasıl işleyecek?

Her alışveriş sonucunda aldığı üründeki iş saati kadar kendi kartından düşülür. Bir saatlik emek, üretmek için aynı miktarda toplumsal ortalama süreyi gerektiren mallarla mübadele edilebilir. Sertifikalar veya kartlar dolaşıma giremeyecekleri veya spekülasyon için kullanılamayacakları için anında otomatik olarak aktif olmaktan çıkartılır. İşçilere toplumsal değer üzerinden ödeme yapıldığından, kaynakların dağıtımını yönlendirecek paranın olmaması sosyalist üretim ilişkilerini uyumludur.

Marx ve Engels’in belirttiği çalışma sertifikaları veya kuponlarla ödeme günümüzde çiplerle veya kişinin kullanımıyla sınırlandırılmış “vatandaş kartlarıyla” yapılabilir. Şimdiki banka kartlarından çok daha iyi çalışan sanal ödeme kartları hızla gelişiyor.  Bunlar ve yeni üretilecek sanal ödeme araçları paranın işlevini görebilir.

Modelde projelendirilen planda ücretler için iş saati ve ürünler kullanım değeri üzerinden belirleniyor. Planlama tam anlamıyla “klasik pazardan” daha iyi işleyen siber teknolojik simülasyondur.  Burada temel soru şu, plan pazarın yerini alabilir mi? Bilimsel dijital devrim evet alabilir cevabını vermemize geniş olanaklar sağlıyor.

Sovyet deneyimine bakarak söylersek mutlak merkeziyetçi plan pazarın yerini alamaz. Veya bu merkezi planlamaya kıyasla oluşacak “yumuşatılmış” merkezi planlama teknolojik bir kaos yaratmaktan başka bir işe yaramaz.  Geçmişin yanlış deneyimlerine bakarak siber sosyalist modeli eleştirmek bilgisayar teknolojisini anlamamaktır.

Klasik pazarı ve siber planı (ben buna sanal Pazar diyorum) iki taraflı konuşulan bir telefona benzetilebilir, iki merkezlidir, iki taraf birbirine enformasyon verebilir durumda. Kapitalizmde işveren ve müşteri, sosyalizmde planlamacılar ve işçiler-vatandaşlar birbirleriyle canlı etkileşim içinde olurlar. Her ikisi de arz ve talepten gelen enformasyonu hızlı ve rasyonel alıp vermeye çalışırlar. Bu klasik pazarı kuantum bilgisayarlar aracılığıyla ondan daha iyi çalışan “sanal pazara” dönüştürmek artık mümkün. Böylesi bir teknoloji vatandaşın istem ve arzularını planlara anında aktarma olanağını sağlıyor. Yeni teknolojiyle enformasyon akışı çok daha rasyonel olabilir. Kapitalist pazar çağın gerisinde kalmıştır.

Siber teknolojiyle donatılmış planlar, insanın sosyal yaşamı için ihtiyaç duyulan iletişimi pazardan daha rasyonel ve hızlı yapabilecek düzeye gelmiştir. Sovyetlerde uygulanan mutlak merkeziyetçi planlamayla mukayese edilemez. Siber komünist model eleştirildiği gibi “yumuşatılmış merkezi bir plan” hiç değildir. Merkez ve yeniden merkez mekanizmasına göre kurulmuştur. Planlamacılar gibi vatandaşlar da birer merkezdir. Her iki tarafta doğrudan demokrasi işletiliyor, çok katmanlı demokrasi yaratılıyor. Aradaki teknoloji bürokrasiyi ortadan kaldırdığından vatandaşlar planlamacılar gibi işlev görüyor.

Modelde planlar üç düzlemde tasarlanmıştır. Üretim birimleri ve yerel birimler birbirleriyle ilişki kurma hakkına sahip ve her birim doğrudan ve temsili demokrasiyle çalışması öngörülmüş. Halkın özgür iradesiyle katılabileceği enformasyonun üstten ve alttan kesintisiz çalışabilmesi için tasarlanmış. Pazardan daha hızlı iletişim alıp verebilmek amacıyla işyerleri logaritmaya dayanan girdi-çıktı programlı dev bilgisayarlarla donanımı planlamanın merkezine oturtulmuştur. Konseyler, demokrasi ve siber bilgisayarlar milyonlarca enformasyonu saniyede istenilen yönde gönderebiliyor geri dönüş yapabiliyor.

Gerçekten bilgisayarlar bu hız ve kapasitede akışkanlık sağlayabilecek aşamada. 2013’te iklim modelleme ve astronomik hesaplamalarda kullanılan süper bilgisayarlar genellikle 10 katrilyon flop veya on teraflop’u aşıyor. Çin’de 2019 yılı için 1 exaflop yani 1018 flop kapasiteli bilgisayar öngörülmüştür. Böylece, 1969’da Sovyetler döneminden bugüne 100.000.000.000 kat artış demektir. *

Fredric Jameson’ın ABD’li Walmart şirketini  anlattığı kitabında yazdığı gibi, “bulutlarda beliren ütopik geleceğin silueti” dediği siber komünist modeldir. Kadın işçilerin ve tedarikçilerin sömürülmesini bir an için göz ardı edersek, Walmart, muazzam örgütsel güçleri küresel yaşam standartlarını yükseltmek için gerekli planlama süreçlerini şekillendiren bir varlıktır. Yazarların ayrıntılı olarak belgelediği gibi bu güç bilgisayarlara, ağlara ve bilgiye dayanmaktadır. 2000’lerin ortalarına gelindiğinde, Walmart’ın veri merkezleri aktif olarak haftada 680 milyondan fazla farklı ürünü ve günde 20 milyondan fazla satış işlemini işliyordu ve bunların tümü Pentagon’dan sonra ikinci sırada yer alan bir bilgisayar sistemi tarafından kolaylaştırılıyordu. Barkod tarayıcılar ve satış noktası bilgisayarları, satılan her ürünü tanımlar ve bilgilerini saklar. Uydu iletişimi, mağazaları merkezi sisteme ve bu da tedarikçilerin bilgisayarlarına bağlayarak otomatik ikmal sağlar. Evrensel ürün kodlarının erken benimsenmesi, tüm ürünlerin küresel tedarik zinciri içinde ve ötesinde malların, işçilerin ve tüketicilerin izlenmesine izin vermek için Radyo Frekansı Tanımlama (RFID) etiketleri taşımasını gerektiren “daha yüksek bir aşamaya” yol açtı.

“Yumuşatılmış merkezi planlama” olduğunu söyleyen arkadaş Sovyet planlama sistemiyle mukayese ederken Yeni Sosyalizm kuramcıları planlarına şu karakteristikleri yerleştirdiler;

Küresel, bölgesel ve yerel düzeylerde ihtiyaç duyulan emek zamanı ve kaynakları algoritmik olarak hesaplamak için en gelişmiş süper bilgisayarlar; sosyalleştirilmiş dijital ağları ve yazılım aracı süreçlerini içeren ve konseyler aracılığıyla yürütülen, çok yönlü demokratik tartışmalar; üretim ve tüketimden alınan büyük veri akışlarıyla oluşturulan planların ışık hızında güncellenmesi ve sürekli olarak gözden geçirilmesi; giderek daha fazla mal ve hizmetin kullanım değerlerinin ücretsiz veya doğrudan üretim alanına geçiş; ölçen ve izleyen simülasyonlar, sensörler ve uydu sistemleri aracılığıyla oluşturulan parametrelerle tüm plan süreçlerinin  denetlenmesi.

 

* FLOPS (floating point operations per second), bilgi işlemde bilgisayar performansının, kayan nokta hesaplamaları gerektiren bilimsel hesaplama alanlarında yararlı bir ölçüsüdür. Bu gibi durumlarda, saniyedeki ölçüm talimatlarından daha doğru bir ölçüdür.

SİBER SOSYALİST MODEL’DE PARA, PAZAR VE PLAN

Tahmin ettiğimiz gibi, tartışmaya açtığımız modeli Web sitemizde 120 kişinin okuduğunu gösteriyor. Geniş bir çevre uzaktan izliyor, okuyup beğenenler ise sesiz kalmayı tercih ediyor. Az sayıdaki eleştirilerden bazıları önyargılı, bazıları da modelle ilgili yeterince araştırma yapmadan görüş belirtmiş. Her şeye rağmen, ayırım yapmadan tüm eleştirileri web sitemize taşıdım, isteyen oradan okuyabilir. Zamanı geldiğinde ilgili platformlara ileteceğim.

Yıllar alan teorik tartışmalar sonucunda geliştirilen modelin metni özetlendiğinden anlaşılmasının zor olabileceğini önceden tahmin etmeliydim. Bu eksikliğin telafisi için geçen yazıda yaptığım gibi arkaplandaki düşünce ve tartışmaları birer ikişer açmaya devam edeceğim. Bu yazıda birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündüğüm para, pazar ve plan sorunlarını baz alarak modeldeki metni açmaya çalışacağım.

Eleştirinin birinde, “Sömürüde paranın rolü yoktur” düşüncesi ileri sürülüyor.(      ) Diğerinde ise, “Önerilen model de merkezi planın rolü azaltılsa da tayin edici rolü devam ediyor,….”. Deniliyor. (     ).

Önce, paranın sömürüde nasıl rolü oynadığını değerlendireceğim.

Her parası olan kapitalist değildir, ama her kapitalist parayla ölçülen sermaye sahibidir. İşletme sahibi sermayedar para olarak ücret ödediğinde işçinin ürettiği toplam ürün değerinden çok daha azını öder. Toplam ürünün değeri ve ücretler para üzerinden yapılır. Dolayısıyla işçi özgürce kabul ettiği ücreti aldıktan sonra paranın araya girmesiyle üretim sürecine ve üretilen ürüne yabancılaşır. İşçiye ödenen parayla satılan toplam ürün değeri arasındaki fark patrona kar olarak kalır. Bu süreç pazarda gerçekleşir.  Parası olup da üretim yapmak isteyen herhangi biri ücret karşılığında işi yapabilecek kapasitede olan ve çalışmayı kabul eden biriyle anlaşabilir. Sermaye sahibi işveren, kendisi yeni bir ürün üretemez. İşletmesini kurduğunda makinalara yatırdığı sabit sermaye değer üretemez. Parasıyla ücretini ödediği işçiler ancak yeni ürünü yaratabilir. Eğer işçi yeteneği ve kapasitesiyle fazla değer yaratmıyorsa makina tercih edilir. Kapitalizmde, para-ücret- kar döngüsünde sermaye birikimini başlatan paradır.

Para, pazar aracılığıyla sermaye birikimine yol açar. Bir malın fiyatı, pazarda arz ve talebe bağlı olarak değer kazanır, ücretler de böyle. Pazardaki iş gücü fiyatı, işçinin ürettiği değerlerin altında kalır. Kapitalist, işçinin ürettiğine sahip olur ve sermaye biriktirir. Pazar ve iş gücü ilişkileri para aracılığıyla kurulur ve bununla işçi,pazarda özgürce işgücünü satma hakkını sağlar. İşçi ile patronu arasında parayla gerçekleşen eşitsiz değişim iki tarafın evet demesiyle olur.

Ücretler, üretilen ürün, kar ve sermaye parayla ölçülür. Para dolaşımda olduğu sürece sermayesi olan biri ücretiyle çalışmayı kabul edeni bulabilir ve sermayesini katlayabilir. Bu yüzden para, zenginliğin ölçü birimi ve değişimin aracı olmaktan çıkartılmalı. Gelişen teknolojideki hesaplamalarla karşılaştırıldığında parayla yapılan ölçümler hatalı ve rasyonel de değildir.

Bu nedenle model, toplam sosyal ürün değerini ve hizmetleri, toplumsal olarak gerekli iş saatleri sayısına göre belirleneceğini belirtiyor. Daha somut bir ifadeyle, maliyetler ve ödeme parayla değil,iş zamanına göre hesaplanıyor. Yani, dolaşımdaki genişleyerek sermayeye dönüşen paranın, bu genel mübadele aracının ortadan kaldırılmasını gerektirir. Marx’ın tanımladığı gibi söylersek “iş parası” klasik kapitalist paranın yerini alır. Üretici, kazandığı iş saatleriyle ihtiyacına göre istediği ürünü satış mağazalarından alabilir.

Bu pratikte nasıl işleyecek?

Her alışveriş sonucunda aldığı üründeki iş saati kadar kendi kartından düşülür. Bir saatlik emek, üretmek için aynı miktarda toplumsal ortalama süreyi gerektiren mallarla mübadele edilebilir. Sertifikalar veya kartlar dolaşıma giremeyecekleri veya spekülasyon için kullanılamayacakları için anında otomatik olarak aktif olmaktan çıkartılır. İşçilere toplumsal değer üzerinden ödeme yapıldığından, kaynakların dağıtımını yönlendirecek paranın olmaması sosyalist üretim ilişkilerini uyumludur.

Marx ve Engels’in belirttiği çalışma sertifikaları veya kuponlarla ödeme günümüzde çiplerle veya kişinin kullanımıyla sınırlandırılmış “vatandaş kartlarıyla” yapılabilir. Şimdiki banka kartlarından çok daha iyi çalışan sanal ödeme kartları hızla gelişiyor.  Bunlar ve yeni üretilecek sanal ödeme araçları paranın işlevini görebilir.

Modelde projelendirilen planda ücretler için iş saati ve ürünler kullanım değeri üzerinden belirleniyor. Planlama tam anlamıyla “klasik pazardan” daha iyi işleyen siber teknolojik simülasyondur.  Burada temel soru şu, plan pazarın yerini alabilir mi? Bilimsel dijital devrim evet alabilir cevabını vermemize geniş olanaklar sağlıyor.

Sovyet deneyimine bakarak söylersek mutlak merkeziyetçi plan pazarın yerini alamaz. Veya bu merkezi planlamaya kıyasla oluşacak “yumuşatılmış” merkezi planlama teknolojik bir kaos yaratmaktan başka bir işe yaramaz.  Geçmişin yanlış deneyimlerine bakarak siber sosyalist modeli eleştirmek bilgisayar teknolojisini anlamaktır.

Klasik pazarı ve siber planı (ben buna sanal Pazar diyorum) iki taraflı konuşulan bir telefona benzetilebilir, iki merkezlidir, iki taraf birbirine enformasyon verebilir durumda. Kapitalizmde işveren ve müşteri, sosyalizmde planlamacılar ve işçiler-vatandaşlar birbirleriyle canlı etkileşim içinde olurlar. Her ikisi de arz ve talepten gelen enformasyonu hızlı ve rasyonel alıp vermeye çalışırlar. Bu klasik pazarı kuantum bilgisayarlar aracılığıyla ondan daha iyi çalışan “sanal pazara” dönüştürmek artık mümkün. Böylesi bir teknoloji vatandaşın istem ve arzularını planlara anında aktarma olanağını sağlıyor. Yeni teknolojiyle enformasyon akışı çok daha rasyonel olabilir. Kapitalist pazar çağın gerisinde kalmıştır.

Siber teknolojiyle donatılmış planlar, insanın sosyal yaşamı için ihtiyaç duyulan iletişimi pazardan daha rasyonel ve hızlı yapabilecek düzeye gelmiştir. Sovyetlerde uygulanan mutlak merkeziyetçi planlamayla mukayese edilemez. Siber komünist model eleştirildiği gibi “yumuşatılmış merkezi bir plan” hiç değildir. Merkez ve yeniden merkez mekanizmasına göre kurulmuştur. Planlamacılar gibi vatandaşlar da birer merkezdir. Her iki tarafta doğrudan demokrasi işletiliyor, çok katmanlı demokrasi yaratılıyor. Aradaki teknoloji bürokrasiyi ortadan kaldırdığından vatandaşlar planlamacılar gibi işlev görüyor.

Modelde planlar üç düzlemde tasarlanmıştır. Üretim birimleri ve yerel birimler birbirleriyle ilişki kurma hakkına sahip ve her birim doğrudan ve temsili demokrasiyle çalışması öngörülmüş. Halkın özgür iradesiyle katılabileceği enformasyonun üstten ve alttan kesintisiz çalışabilmesi için tasarlanmış. Pazardan daha hızlı iletişim alıp verebilmek amacıyla işyerleri logaritmaya dayanan girdi-çıktı programlı dev bilgisayarlarla donanımı planlamanın merkezine oturtulmuştur. Konseyler, demokrasi ve siber bilgisayarlar milyonlarca enformasyonu saniyede istenilen yönde gönderebiliyor geri dönüş yapabiliyor.

Gerçekten bilgisayarlar bu hız ve kapasitede akışkanlık sağlayabilecek aşamada. 2013’te iklim modelleme ve astronomik hesaplamalarda kullanılan süper bilgisayarlar genellikle 10 katrilyon flop veya on teraflop’u aşıyor. Çin’de 2019 yılı için 1 exaflop yani 1018 flop kapasiteli bilgisayar öngörülmüştür. Böylece, 1969’da Sovyetler döneminden bugüne 100.000.000.000 kat artış demektir. *

Fredric Jameson’ın ABD’li Walmart şirketini  anlattığı kitabında yazdığı gibi, “bulutlarda beliren ütopik geleceğin silueti” dediği siber komünist modeldir. Kadın işçilerin ve tedarikçilerin sömürülmesini bir an için göz ardı edersek, Walmart, muazzam örgütsel güçleri küresel yaşam standartlarını yükseltmek için gerekli planlama süreçlerini şekillendiren bir varlıktır. Yazarların ayrıntılı olarak belgelediği gibi bu güç bilgisayarlara, ağlara ve bilgiye dayanmaktadır. 2000’lerin ortalarına gelindiğinde, Walmart’ın veri merkezleri aktif olarak haftada 680 milyondan fazla farklı ürünü ve günde 20 milyondan fazla satış işlemini işliyordu ve bunların tümü Pentagon’dan sonra ikinci sırada yer alan bir bilgisayar sistemi tarafından kolaylaştırılıyordu. Barkod tarayıcılar ve satış noktası bilgisayarları, satılan her ürünü tanımlar ve bilgilerini saklar. Uydu iletişimi, mağazaları merkezi sisteme ve bu da tedarikçilerin bilgisayarlarına bağlayarak otomatik ikmal sağlar. Evrensel ürün kodlarının erken benimsenmesi, tüm ürünlerin küresel tedarik zinciri içinde ve ötesinde malların, işçilerin ve tüketicilerin izlenmesine izin vermek için Radyo Frekansı Tanımlama (RFID) etiketleri taşımasını gerektiren “daha yüksek bir aşamaya” yol açtı.

“Yumuşatılmış merkezi planlama” olduğunu söyleyen arkadaş Sovyet planlama sistemiyle mukayese ederken Yeni Sosyalizm kuramcıları planlarına şu karakteristikleri yerleştirdiler;

Küresel, bölgesel ve yerel düzeylerde ihtiyaç duyulan emek zamanı ve kaynakları algoritmik olarak hesaplamak için en gelişmiş süper bilgisayarlar; sosyalleştirilmiş dijital ağları ve yazılım aracı süreçlerini içeren ve konseyler aracılığıyla yürütülen, çok yönlü demokratik tartışmalar; üretim ve tüketimden alınan büyük veri akışlarıyla oluşturulan planların ışık hızında güncellenmesi ve sürekli olarak gözden geçirilmesi; giderek daha fazla mal ve hizmetin kullanım değerlerinin ücretsiz veya doğrudan üretim alanına geçiş; ölçen ve izleyen simülasyonlar, sensörler ve uydu sistemleri aracılığıyla oluşturulan parametrelerle tüm plan süreçlerinin  denetlenmesi.

 

* FLOPS (floating point operations per second), bilgi işlemde bilgisayar performansının, kayan nokta hesaplamaları gerektiren bilimsel hesaplama alanlarında yararlı bir ölçüsüdür. Bu gibi durumlarda, saniyedeki ölçüm talimatlarından daha doğru bir ölçüdür.

About Mehmet Tas

Check Also

Filistin Özgür Olacak-Çeviri

Belki de Filistin devletinin kurulmasına her zamankinden daha fazla yakınız. İsrail Siyonist yönetimi yüzünden her …

3 comments

  1. SİBER KOMÜNİZMDE DEMOKRASİ
    Modern Devlet, halka yabancı hiyerarşik ve merkeziyetçi ilkelere dayanmaktadır. Gerçek demokrasinin kurumları oldukça farklı bir model oluşturur. Atina demokrasisinde olduğu gibi komünist demokraside de hükümet, başbakan, cumhurbaşkanı, devlet başkanı olmayacak. Egemenlik halk meclisinde toplanacak. Devletin belirli kurumları kura ile seçilen konseyler tarafından yönetilecek. İktidar gücü ne yukarı ne de aşağı akmayacak, ancak yatay biçimde topluma yayılacak. Bu ilkeleri uygulayabilmek için doğrudan ve temsili demokrasileri birleştiren yapay zeka ve bilgisayar teknolojisiyle donatılmış kurumlar aracılık edecek. Her vatandaşın kullanımına açık elektronik iletişim kanalları anayasal bir hak olacak ve bedava sağlanacaktır.

  2. Sevgili Tas,Siber komunizme nasil gelecegiz?Yazinda bunu göremedim.Yani anti-kapitalist bir devrimin kosullarini siralamadan sistemin isleyisini anlatmak bana biraz eksik gibi geliyor.Kapitalizmden sonra gelecek sistemin,finansal manevralarin yarattigi zenginligin özel ellerde toplandigi günümüz düzenlemelrinden cok farkli bir yeniden bölüsüm saglamasi gerekir(bunu detayli aciklamissin)böyle bir bölüsümden her türlü emegin bilgisayarlasma ve makinelesmesi yüzünden isinden olan nüfusun büyük bir kisminin faydalanmasi gerekecektir.Belki de böyle kapitalizim sonrasi kurumlar 20 yüzyildaki klasik devlet sosyalizmi deneyimlerinden daha merkezsiz bir sekilde kurulabilir.Sormak istedigim diger bir sorun bu siber komünizme ileriki tarihlerde ne zaman gecilecegidir?

    • Önemli bir soru. Siber sosyalizmin nasıl hayata geçirileceği ayrı bir çalışmayı gerektiriyor. Ama önce bu projeyi bütün detaylarıyla tartışılmali.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com