ŞİLİ’NİN GELECEĞİNİ KARARTAN BİR HALK OYLAMASI-M. Taş

4 Eylül Pazar günü, Şili’de yeni bir Anayasa önerisini onaylamak ya da reddetmek için plebisit (halk oylaması) yapıldı. Seçmen kütüğüne kayıtlı ve ülke içinde ve dışında ikamet eden toplam 15,1 milyon kişi zorunlu oy kullandı, seçmenlerin %85,81’i, oylamaya katıldı. Yani cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna katılanların tam 4,5 milyondan fazlası sandığa gitti. Bunların %61,88 red ve %38’i ise onay verdi.

Derin değişikliği hedefleyen, karmaşık maddeler içeren ve halka doğru anlatılmayan anayasayı Şili halkı reddetti. Halktan kopuk, sosyal hareketleri temsil etmeyen adeta bir fanus içinde çalışma yürüten anayasa meclisi aylarca başarılı bir şekilde zaman kazanarak yenilgiye zemin hazırladı.

Böyle bir sonucun çıkacağı günler öncesinden biliniyordu. Ağustos ayında, vatandaşların oy verme eğilimleri araştırıldığında ret yönünde bir eğilim %49’u aşıyordu. Kararsızların oranı %12 idi, yani 1,8 milyon kişi. Plebisitin sonucunu belirlemek için basit çoğunluk yeterliydi, böylece son anket sırasında, reddetme göreceli bir avantaja sahip olsa da kesin sonucu net bir görüşü olmayan grupların belirleyeceği vurgulanmıştı.

Bugün, Şili’de bu rakamlar değerlendiriliyor. Komünist partisi araştırmacılarına göre, onay verenlerin oranıyla İlerici Cephe’nin genel seçimlerde aldığı oylar hemen hemen aynı, dolayısıyla sol cephe fire vermediğinden olumsuz sonuçlardan sorumlu tutulamayacağı  belirtiliyor.

Komünist araştırmacıların çıkarttıkları sonuçlardan sağ cephenin sorumlu tutulması gerektiği çıkıyor. Bu görüş doğru gibi gözükmesine rağmen, en önemli soruya cevap vermiyor. Nasıl oldu da 2019 kitlesel halk ayaklanmasının talep ettiği ve ardından anayasal süreci açan ilk plebisitte yüzde 80’e yakın bir zaferle sonuçlanan yeni Anayasa mücadelesi kısa bir süre sonra halkın sadece yüzde 38 oranında onayını alabildi?

Kamu araştırmalarının bir kısmı yukardaki sorunun cevabını, yeni katılan % 10’luk kararsız ve ilgisiz kitlenin büyük çoğunluğunun o gün hayır kararı vermesine bağlıyor. 12 Aralık 2021’de yapılan genel seçimlerden sonra esas olarak otomatik kayıt ile zorunlu bir oylama sistemi oluşturulmuştu. Böylece politik tartışmaların dışında kalan, evet veya hayırla pek ilgilenmeyen, herhangi bir değişime tepkili, liberalizmin etkisiyle yaşamını sürdüren, toplumsal değişimin kendi bireysel hayatına etkisinin olmayacağını düşünen sessiz bir kitle ret oylarını arttırmış bulunuyor. (Jacobin, 5 Eylül 2022)

Oy vermenin zorunlu olması stratejik bir hata mıydı? Eğer seçimde oy kullananlar sabit tutulsaydı anayasa kabul edilir miydi? O da şüpheli. Çünkü sağ cephe sadece oyunu pekiştirmekle kalmadı, sözü edilen kararsız ve ilgisiz kesimleri de yanına çekti. Hayır oyunun yüksek olması ancak birden fazla nedenle açıklanabilir.

YENİLGİNİN BİRDEN FAZLA NEDENİ

Bu fiyasko elbette tek bir neden ile değil, birden fazla nedenin bir araya gelmesiyle açıklanabilir. Bu kısa metinde, dikkate alınması gerektiğini düşündüğümüz bazı unsurlardan söz edeceğiz.

Birincisi, devrimci bir anayasa liberal sağla uzlaşarak çıkarılamaz. Seçim başarısından sonra yönetime gelen Boriç ve hükümeti, Şili’nin yaşadığı sorunlara herhangi bir somut engelle karşılaşmadan yönetici sınıfla uzlaşarak çözüm bulmaya çalışmıştır. 2019’daki halk isyanından doğan politik hegemonya ile Gabriel Boric hükümetinin uyumu sağlanamadı. Halkın eski rejimden geriye kalanları sona erdirmek için seferber olduğu bir dönemde, Boriç, halk gücüyle arasına mesafe koyarak anayasa reformunun kabul edilebilmesi için sağ kanatla anlaştı. Bu şekilde doğan yeni bir anayasa önerisi, anlaşmanın ülke genelinde örgütlenen halk konseylerinde (cabildos) harekete geçirilen kitlelerden uzak yapılması nedeniyle antlaşmaya kuşkuyla bakıldı. Ancak, ilk plebisitde, seçmenlerin %80’inin çoğunluğu, kurucu sürecin başlamasını onayladı. Parlamento ve kurucu meclis bileşiminden oluşması düşünülen Karma Anayasa Konvansiyonu’nun önerisi reddedildi, kurucu bir meclisin görev alması kararlaştırıldı.

İkincisi, kurucu meclis politik hegemonyayı ileri götürecek yetkinlikte değildi. Kurucu meclis, toplumsal hareket ve mücadelelerle gerçek bağlantısı olmayan bağımsız temsilcilerden oluşan Halk Listelerinden oluşturulmuştu.

İlericilerin hâkim olduğu seçilmiş Kurucu Meclis’in 155 delegesinin sadece üçte biri muhafazakârdı. Kurucu milletvekilleri, halkı içine katan kurucu bir süreci yürütmedi. Halkın politik hegemonyasını gerçekleştiren öncü liderler seçileceğine bağımsız solcular tercih edildi. Mecliste sağın anayasa maddelerini reddedecek sayısal gücü olmamasına rağmen taslak halka mal edilemedi.

2019’dan sonra artan halk konseylerini meclis tanımadı. Seçilenler bir şekilde kendilerini seçen insanlarla arasına mesafe koydu. Şilili işçilerin taban örgütleriyle popüler bir istişare süreci başlatılamadı. Anayasal süreç, halk iktidarını geliştirecek bir yolda ilerleyeceğine, sağın eski partilerine ve Konsantrasyon İttifakı’na dayanmaya çalıştı, bu kesimlerle alternatif bir iktidar arayışına gidildi.

Üçüncüsü, Boriç’in yeni hükümetinin bir programı yoktu: Her şey anayasa sürecine kilitlenmişti. Enflasyonun kontrol altına alınmaması ve polis gücü kullanılanarak kitle gösterilerinin dağıtılması, baskının geri döneceğini, yoksulluğun derinleşebileceğini gösterdiği ve hükümete güveni azalttığı gibi kararsızlar üzerinde de olumsuz bir etki yarattı. Sokaklarda sistem protesto ediliyor ama bunun sistemi yıkmak mı, dönüştürmek mi, reform yapmak mı yoksa sistemin parçası olmak mı yönünde olduğu belli değildi. Daha da kötüsü, sağcı güçler anayasayı yıkmaya çalıyordu ancak süreci yeniden başlatmak için açık bir önerileri de yoktu. Kaosun egemen olduğu süreçte seçmen “Hayır” demeyi tercih etti.

Dördüncüsü, Hükümetin yeni Anayasa’ya yönelik politikası çelişkiliydi, tereddütlü ve desteği çekingendi. Hükümet, uzlaşmacı politikasına bağlı kalarak çekincelerini dile getirdi ve eski Konsantrasyon (Concertación) liderleriyle birlikte değişiklik yapma gereğini dile getirdi. Bu bağlamda ret oyu aynı zamanda iktidarın yetersizliği nedeniyle hükümete karşı bir ceza oyudur; yani, sağ için bilinçli bir destek oyu değildir. Sosyalist Parti de dahil olmak üzere eski Konsantrasyon’un hemen hemen tamamınun “Hayır”ı desteklediğini belirtmek gerekir.

Beşincisi, anayasa taslağı uzun ve karmaşıktı. Uzmanlar, en iyi anayasaların genellikle kısa ve öz olduğunu söyler. Şili’nin kurucu meclisi tarafından hazırlanan anayasa taslağı, 388 maddeden oluşan kafa karıştırıcı bir derlemeden başka bir şey değil. Gereksiz maddelerin yanı sıra yerli halka tanınan hakların yurtseverlik bilinciyle içselleştirilmeden konulması anayasaya karşı tepkiyi arttırdı.

Altıncısı, yeni anayasaya karşı egemen sınıfın medyası yıkıcıydı; kampanyanın tonunu Reddetme lehine ayarlamak için sahte haberleri ve temsili olmayan küçük grupların eylemlerini kullandılar. Liberaller propaganda ve sokak gösterilerinde üstünlük sağlayarak halk güçlerini geriletti. Finans oligarşisinin tüm medya organları yalana dayalı propagandada birbirleriyle adeta yarıştı.

Retçi güçler, küstahlık düzeyine ulaşan yalan kampanyalarında başarılıydılar. Sosyal ağlarda milyonlarca dolarlık kampanya yürüterek ve neredeyse bütün medya tekellerini kullanarak, “devletin eğitim özgürlüğünü bastıracağı” gibi saçma sapan görüşler ileri sürdüler. işçileri işsizliğe sürükleyecek “tahviller oluşturulacak”, “konutlar kamulaştırılacak ve özel mülkiyet yasaklanacak”, yerli halk ve eşcinseller lehine “kanun önünde eşitlik ilkesi ortadan kaldırılacak”, “ibadet özgürlüğüne karşı protestan topluluklara zulmedilecek”, “hâmileliğin herhangi bir döneminde kürtaja izin verilecek”, “ülkeye girişte bütün kontroller kaldırılacak”, suçlular mağdurlar karşısında yasal olarak korunacak”, “ülkenin adı ve ulusal amblemler değiştirilecek”, “hükümet polisi silahsızlandıracak”  ve “insanların evlerine el konacak” gibi akıl almaz yalanlarla retçi oyları artırdılar.

Dünya ve Latin Amerika için önem taşıyan anayasayı sağin yıkıcı kampanyasıyla halkın onayından geçemedi. Cinsiyet eşitliğini, çok ulusluluğu, kâr yerine doğaya saygıyı ve sosyal hukuk devletini içeren ve onaylanmayan bu kollektif sözleşme besbelli ki yeni süreçte tartışmaların odağında olmaya devam edecek. Bu yüzden anayasanın belirgin niteliklerini kısaca özetlemekte yarar var.

ŞİLİ’NİN ONAYLANMAYAN DEVRİMCİ ANAYASASI

Yürürlükteki anayasa, 1980’den itibaren Şili’yi 17 yıl yöneten ve eğitim, emeklilik ve sağlık hizmetlerine özel sektör katılımı çağrısında bulunan diktatör Augusto Pinochet tarafından hazırlanmıştı. 1990’da demokrasi restore edildi. Ancak, önemli siyasi dönüşümlerden geçen ülkelerin çoğu, yeni gerçekleri yansıtmak için yeni anayasalar yazsa da Şili buna hiçbir zaman ayak uyduramadı. Mevcut anayasanın asıl günahı, diktatörlük döneminde yazılmış olmasıdır. Reformlardan geçti ama hâlâ gayri meşru görülüyor.

Sağ ve en muhafazakâr kesimlerin köşeye sıkıştırıldığı, halk güçlerinin politik hegemonyasının ileri boyutlara ulaştığı bir sırada, gayrimeşru diktatörlük anayasasını tarihin çöplüğüne atmak için koşullar hazırlanmıştı. O koşulları oluşturan güçler birçok yönden gelişmiş ilerici bir anayasa metnini yazabilecek entelektüel potansiyel üretmişti. Yazılan taslak metinde, neoliberal devlete son verilmesi ve “sosyal ve demokratik devlet” inşa edilmesi öneriliyordu. Hukuk, dayanışma ve eşitlik, ortak paydalar ve iklim kriziyle yüzleşmenin yolları ile katılımcı demokrasi biçimleri de dahil olmak üzere çoklu toplumcu temel haklar kabul ediliyordu. Ev ve bakım işlerinin tanınması gibi feminist taleplerin güçlü bir şekilde mevcudiyeti ile metin, bir kamu sosyal güvenlik sisteminin kurulmasını, suyun özel sektörden alınmasını ve Mapuçe halkının tarihsel taleplerinin bir kısmını bütünleştiren çokuluslu bir devletin yaratılmasını hedefliyordu.

Aslında, onaylanmayan yeni Şili anayasası önemli talepleri mükemmel bir şekilde sergilemekteydi. Daha fazla temsiliyet ve halkın katılımını sağlamayı, kapitalistler tarafından yasaklanan sosyal hakları garanti ediyor, kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve yerli halklar için şiddete karşı eşitlik ve koruma için proaktif maddeler getiriyordu. Kısacası taslak metin, Şili’nin ilerici-devrimci güçlerinin ortak projesini yansıtıyor, kadınların eşit haklar için önüne geçilemez ilerleyişini, tarihsel eşitsizlikleri dengeleme ihtiyacını, kadın ve erkeğin ortak kullandığı yuvayı koruma zorunluluğunu, seçim özgürlüğünün genişletilmesini, daha gelişkin demokrasi biçimlerini dile getiriyordu.

Yeni belge; barınma, sosyal güvenlik, sağlık, çalışma ve gıdaya erişim dahil olmak üzere bir dizi sosyal hakkı garanti eden siyasi ve sosyal reformlarla kesinlikle radikal bir belgeydi. Ayrıca iklim değişikliğiyle mücadeleyi bir devlet görevi haline getiren ve devletin biyoçeşitliliği, yerli türleri ve doğal alanları korumasını gerektiren bir dizi çevresel reformu öneriyordu. Çokuluslu devletin anayasada formüle edilmesi en fazla tepki çeken maddelerden biri oldu. Bazı bölgelerde yaşayan yerli halklar baskı ve dışlanmışlığa rağmen hâlâ ailevi, etnik, dilsel, bölgesel, dini ve kültürel bağlarını koruyan insanlardır. Tanımlanan çokuluslu devlet, tüm unsurları, sembolleri, tarihi ve gelecek planları ile egemen ulusu içerir ve aynı zamanda orijinal uluslrın sembollerini, tarihlerini ve gelecek planlarını barındıran bir mekanizmadır. Herkese kendi kurumlarına sahip olmaları için aynı fırsatı vermek politik bir tutumdur, ancak hepsinden öte etik bir tutumdur, adaleti, her şeyden önce tarihsel adaleti uygulamakla ilgilidir.

Özetle, Şili kurucu süreci, Venezüella (1999), Bolivya (2006-2007) ve Ekvador’da daha âdil, kapsayıcı, çok uluslu ve demokratik, sosyal ve kurumsal temeller kurmuş olan “kurucu devrimlerin alevi”ni yeniden yaktı.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Oylama bittikten hemen sonra yaptığı konuşmada Gabriel Boriç, “ulusal birlik”, “maksimalizm, şiddet ve hoşgörüsüzlükten vazgeçilmesi” çağrısında bulunurken, hızlı bir kabine değişikliğini de duyurdu. Ardından gelen kabine değişikliğinin, hükümetin sosyal-liberal yörüngesini “merkeze doğru” kaydırdığı anlaşıldı.

Anayasa ile ilgili olarak, Cumhurbaşkanı ve tüm partiler yeni bir kurucu rota üzerinde çalışmaya devam edeceklerini, böylece 2019’dan beri reddedilen “uzlaşma siyaseti”nin geri döndüğünü ima ettiler, yeni Anayasanın dönüştürücü özelliğini görmemekte kararlı olduklarını ortaya koydular. Sağ ve merkez tarafından kontrol edilecek yeni süreçte, Pinochet Anayasası’na son veren, ancak onaylanmayan anayasanın çok gerisinde bir anayasa hazırlayacakları anlaşılıyor.

Böylesi geri bir adım atılırsa halk güçlerinin tepkisiyle karşılaşacakları, “Evet” İçin Toplumsal Hareketler Koordinasyonu’nun açıklamasında belirtiliyor. “Bu süreci mümkün kılmak için örgütlenen hareketlerin üzerlerine düşen görevi mutlaka üstlenmesi gerekir. Geriye dönüş yok. Halkımız tartışılmaz bir karar verdi, Pinochet Anayasası’nıı ve neoliberal modeli devirme görevi gündemde kalmaya devam ediyor. Bu süreçten aldığımız ve öğrendiğimiz dersler dayanağımız olacaktır, çünkü toplumsal hareketler artık bu Anayasa’nın hazırlanmasından önceki gibi değildir.” (Jacobin)

Plebisit yenilgisine rağmen, eski Pinochet yanlısı çetenin günleri sayılıdır. Boriç bir kez daha hatalı bir yola, parlamento ve rejim partilerinin yanında yerini aldı. Boric hükümeti sol bileşenlerin yer almadığı kurucu bir süreci belki yakında başlatabilir. Hiç kuşkusuz bu gidişe dur demek için Şili halkı ve işçi sınıfı örgütleri halk konseylerini harekete geçirerek 2019’daki isyanın benzerini Şili’nin sokak ve meydanlarına yayacaktır.

Kaynakça

-FRANCK GAUDICHAUD Y MIGUEL URRUTIA , Yeni Anayasa’nın Çoğunluk Tarafından Geniş Ölçüde Reddi (Amplio rechazo a la nueva Constitución), Jacobin, 5 Eylül 2022

– Javier Tolcachier, Latin Amerika ve dünya bağlamında Şili’nin Yeni Anayasası (La Nueva Constitución de Chile en el contexto latinoamericano y mundial), Rebelión, 24 Ağustos 2022

– Ileana Almeida, Şili’deki Çokuluslu Devlet, (El Estado Plurinacional en Chile), Rebelión, 8 Eylül 2022

– Victor Figueroa Clark, Yeni Anayasa Yolunda Şili Için Bir Sonraki Adım Ne?. LSE, 8 Eylül 2022

– Manuel Acuña Asenjo, Ret’çilerin Zaferi ve Sosyal Sınıflar (El triunfo del rechazo y las clases sociales), Rebelión, 12 Eylül 2022

– Noam Titelman. Şili Anayasal Sürecine Destek Nerede Durdu? ¿Adónde fue a parar el apoyo al proceso constituyente chileno?  Nueva Socİedad, 9 Ağustos 2022

– Şili’nin ilerici yeni anayasası, yanlış bilgilerle gölgelenen kampanyanın ardından seçmenler tarafından reddedildi (Chile’s progressive new constitution rejected by voters after campaign marred by misinformation), CONVERSATION, 13 Eylül 2022

-Ret’çiler Neden Kazandı? (¿Por qué ganó el Rechazo?). Nueva Sociedad , Ağustos 2022

-Şili Anayasal Plebisiti: Kazananı Olmayan Geleceğe Bir Kapanış (Plebiscito constitucional chileno: Un cierre al futuro sin ganadores ),

-Telesur, 6 Ağustos 2022

-El Siglo. 8 Ağustps 2022

– José Ramón Llanos, Semanario Voz, Plebiscito en Chile: La manipulación derrotó el Apruebo, 7 Eylül, 2022

– Jorge Astudillo Muñoz, reflexiones sobre el resultadodel plebiscito de salida, la nacion, 7 eylül 2022

About Mehmet Tas

Check Also

KÜRTLERİN TARİHİNE YOLCULUĞUM (3)-M. Taş

1.Meclis, Mustafa Kemal ve Kürt Özgürlük hareketi Balkanlar ve Ortadoğu bağımsızlık savaşlarıyla çalkalanırken Kürt ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com