Ne Rusya Ne Ukrayna Ne De NATO ‘Anti-faşist’ Savaş vermiyor-Çeviri

Putin, Ukrayna’yı Nazilerden arındırmak istediğini söyledi. Zelenskyy, yeni bir Hitler’e karşı olduğunu açıkladı. Gerçekte ise, her iki taraf da milliyetçi hedeflerine ulaşmak için faşistlerle birlikte çalışmaktan mutlu.

Rusya Ukrayna’yı işgal etmeye başladığında, Vladimir Putin yaptığı tuhaf konuşmasında komşu ülkeyi “Nazilerden arındırmak” istediğini belirtti. Bu acımasız savaşın, Nazi Almanyası’na karşı Sovyet’in kahramanca savunmasına eşdeğer olması gerekiyordu.

Putin’in muhalifleri ise bu “özel askeri harekatın” esasen Hitler’in 1938’de Çekoslovakya’yı veya 1939’da Polonya’yı işgaline benzediğini söylüyor.

Peki faşistler ve anti-faşistler kimlerdir?

Ukrayna

Putin’in iddiaları tamamen yanlış değil. Ukrayna gerçekten ülkeyi kontrol eden oligark milyarderleri temsil eden yozlaşmış, sağcı bir hükümet tarafından yönetiliyor. Mevcut rejim, ABD büyükelçiliğinden geniş destek alan 2013-14 Maidan protestoları tarafından oluşturuldu.

Son yıllarda, Ukrayna hükümeti, Ukraynalıların büyük bir azınlığının ana dili olan Rus dilinin kullanımını sınırladı. Ukrayna Komünist Partisi ve diğer sol örgütler yasaklandı, “komünizme sempati duymak” bile suç sayılıyor.

Bu sağcı rejimin faşizmle pek çok bağlantısı var. En bilinen örnek, gamalı haçlar ve SS rünleri altında savaşan Azak Taburu’dur. Bu açıkça Nazi birimi, Ukrayna’nın ulusal muhafızlarının bir parçasıdır. Naziler de Maidan protestolarının ön saflarındaydı ve üniformalı faşistler Kiev sokaklarında sıkça görülebilir.

Daha da kötüsü, Nazi işbirlikçisi Stepan Bandera ulusal bir kahramana dönüştürüldü. Bandera’nın çeteleri on binlerce Yahudi ve Polonyalıyı katletti ve onun doğum günü şimdi Ukrayna’da tatil.

Şüphesiz Kiev’de son derece milliyetçi ve otoriter bir rejim iktidarda. Yine de buna “Nazi rejimi” demek, kavramın içini boşaltmaktır. Aşırı sağ gruplar rejimin bir parçası, ancak nispeten küçük bir parçası. Ukrayna’da faşist bir hükümetin Zelensky gibi Yahudi ve ana dili Rusça olan bir cumhurbaşkanına sahip olması çok zor olurdu. Birçok İsrailli politikacının hatırlattığı gibi, Yahudiler faşist olamazlar ama Ukrayna faşizmini fanatik antisemitizmden ayırmak zor.

Rusya

Ukrayna gibi, Rusya da bir avuç oligarkın çıkarları doğrultusunda hüküm süren yozlaşmış, sağcı bir hükümet tarafından yönetiliyor.  “Demokrasi” Kremlin tarafından sıkı bir şekilde yönlendirilir. Muhalefet partilerine ancak hükümetin politikalarını desteklemeleri durumunda izin verilirken, gerçek muhalefet şiddetli baskıyla karşı karşıya.

Sovyetler Birliği’nin kaotik çöküşü ve kapitalizmin yeniden devreye girmesi, birkaç milyarderin fosil yakıt ihraç ederek yaratılan zenginliği tekelleştirdi ve dünyanın en eşitsiz ülkelerinden birini yarattı.

Putin’in yozlaşmış rejiminin ideolojisi, doğrudan çarlık dönemine ait Büyük Rus şovenizmidir. Bu, cinsiyetçilik, homofobi ve dini ritüellerle “geleneksel değerlerin” bileşiminden oluşur.

Putin, Rusya’nın Aşırı Sağından geniş bir desteğe sahiptir. Tarihsel nedenlerden dolayı, Rus faşistleri gamalı haç bayrakları sallamak istemezler. Anavatanın büyük lideri olarak Hitleri öne çıkarmazlar. Ama yine de, politikaları, işçilerin ve ezilenlerin her türlü öz-örgütlenmesini yok etme dürtüleri, milliyetçilik, ırkçılık, antisemitizm tarafından yönlendirildiklerinden faşisttirler.

Putin hükümetinin Avrupa’nın Aşırı Sağıyla bu kadar iyi geçinmesinin nedeni budur. Fransa’da Marine Le Pen, Almanya’da Alternative für Deutschland (AfD) ve ABD’de Trump gibi politikacılar, gerici ideolojisiyle Putin rejimini model olarak görüyorlar. Böylece, Rus ordusunun Ukrayna’da faşizme karşı savaştığını iddia ederken, aynı zamanda diğer Avrupa ülkelerinde de aşırı sağ ve faşist unsurları desteklediklerini açıklayan Russia Today TV kanalında olduğu gibi tuhaf bir manzarayla karşılaşıyoruz.

Doğu Ukrayna’daki sözde halk cumhuriyetlerinin çelişkili görüntüleri bu kaotik durumu daha iyi açıklıyor. Rusya’nın gizli servisleri tarafından kontrol edilen bu eyaletler, eski Sovyet sembollerini (isimleri dahil) kullanıyor. Ama bayraklarında çarlık imparatorluğunun çift başlı kartalı var. Daha da önemlisi, işçi hareketlerine karşı acımasızca baskı yapmaktadırlar, Antifaşist değiller.

NATO

Öyleyse NATO’nun Batılı güçleri yeni bir Hitler’e karşı çıkıyor ve demokrasiyi savunuyor mu? Tıpkı Rusya ve Ukrayna gibi, NATO ülkelerinin de sağcı, otoriter ve faşist güçlerle işbirliği yapma konusunda uzun bir geçmişi var. Kürt ulusal azınlığı ezen, demokratik hakları reddeden ve cihatçı güçlerin yardımıyla Suriye’nin bir bölümünü işgal eden NATO üyesi Türkiye’ye bir bakın.

NATO ordularının kendileri beyaz üstünlükçüler ve Nazilerle dolu. Örneğin Almanya’da, Nazi sempatizanı olan Alman askerleri ve polis memurlar hakkında nerdeyse her hafta yeni raporlar yayınlanıyor. NATO, 1999’da Sırbistan’a yapılan saldırı ve 2001’de Afganistan’ın işgali de dahil olmak üzere Ukrayna’da Putin’inkinden çok daha şiddetli savaşlara öncülük etti.

Anti-faşizm

Bu savaşta hiçbir taraf faşizme karşı savaşmıyor. Hem Putin’in hem de Zelenskyy’nin “anti-faşizm”i demagojiktir. Her iki tarafa da siyasi destek vermek için anti-faşizmden bahseden solcular ciddi bir yanılgı içindeler.

Faşizm, işçi hareketini ezmeği amaçlayan küçük burjuva kitlelerin örgütlendiği aşırı bir kapitalist yönetim biçimidir. Faşistler, sistem krizdeyken kapitalizmin son savunma hattıdır. Bu nedenle her kapitalist devlet, Nazileri (genellikle mesafeli olsa da) bütünleştirir. İşçi hareketini bastırmak için kriz zamanlarında ihtiyaç duyulması durumunda yedekte tutulurlar.

Gerçek anti-faşizm, tekelci finans oligarşik devletlerle savaşmak demektir. Max Horkheimer’ın dediği gibi, “Kapitalizm hakkında konuşmak istemiyorsanız, faşizm hakkında sessiz kalsanız iyi olur.”

Bu savaş bağlamında, anti-faşistler Rus hükümeti, Ukrayna hükümeti veya NATO ile ittifak yapamazlar. Üçünden birinin safında yer almak bir tarafın faşistleriyle ittifak anlamına gelir. Aksi durumda aptalların anti-faşizmi olur.

İşçi sınıfı saflarında olan ilerici devrimci güçler için tutarlı olan tek anti-faşist politika, Ukrayna’nın oligarşik hükümetine, Putin’in Bonapartizmine ve NATO emperyalizmine karşı çıkarak bağımsız politik bir alternatif yaratmaktır.

-Nathaniel Flakin, Left Voice, 9 Mart 2022, İngilizcesinden çeviri

About Mehmet Tas

Check Also

KÜRTLERİN TARİHİNE YOLCULUĞUM (3)-M. Taş

1.Meclis, Mustafa Kemal ve Kürt Özgürlük hareketi Balkanlar ve Ortadoğu bağımsızlık savaşlarıyla çalkalanırken Kürt ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com