BASINDAN-KEMAL YILMAZ

Latife Fegan’ın anıları: Yaşanan geçip gider, hatırat kalır…

“Hatırat yazmak, en çok bireysel dürüstlük ve sorumluluk gerektiren yazım türüdür. Genel olarak söyleyecek olursam, Latife Fegan’ın, hatıratıyla, bu bireysel dürüstlük ve sorumluluğu gösterdiği kanısındayım. Hatıratı, toksözlü, adil, herkese hakkını vermeye çalışan, vicdanlı bir anlatı olarak gördüm.”

“Fegan’ın hatıratını, dürüst bir hatırat yazımının üç temel koşulu olan; birincisi, ideolojik konularda savunmacı değil, eleştirel; ikincisi, kendine karşı savunmacı değil, özeleştirel; üçüncüsü, başkalarına ya da ideolojik muarızlarına karşı hırpalayıcı değil, adil olmaya çalışmak açısından olumlu buldum.”

“Kıvılcımlı gibi, ömrünü sosyalist mücadeleye adamış bir insanın da, yaşına, konumuna rağmen umutsuz bir aşka kapılabileceğini göstererek, sadece teorik kitap ve metinleriyle tanıdığımız Kıvılcımlı’yı “tanrılar katından” alıp insanların arasına katmıştır. Liderleri tanrılaştırmaya pek meraklı Türkiye solunun hâkim eğilimi açısından affedilemeyecek bir suç! “

https://amp.artigercek.com/yazarlar/gun-zileli/latife-fegan-in-anilari-yasanan-gecip-gider-hatirat-kalir

Gölge ve şeriat

“Son ana kadar iktidar koltuğuna tırnaklarıyla yapışacağı aşikâr olan AKP’nin muvaffak olabilmek için elindeki tüm silahları, her türlü baskı ve propaganda araçlarını kullanacağı anlaşılıyor. İktidarın elindeki en büyük güç ise, cılız gövdesine karşın haşmetli gölgesi. AKP kendi gölgesini daha da büyük göstermek için bir süredir “şeriat” kılıcını da çekmiş görünüyor.”

https://amp.artigercek.com/yazarlar/irfan-aktan/golge-ve-seriat

Sınıf mücadelesi, haddini bilmemektir!

“Tarihin motorunun sınıf mücadelesi olduğunu” düşünüp söylerken, Marx, 2022 Türkiye’sinde “sınıf mücadelesinin motoru”nun bizatihi “motorcular” olduğunu da öngörmüş olabilir miydi?”

“Dünyanın en bireysel sayılabilecek işlerinden birini, hem de örgütsüz ve uçarı, bazen kuralsız ve ölümüne yapan “gençler”; kimi pembe kasketli, kimi turuncu yelekli, kimi mavi gömlekli…

Diğerlerinin de “kendileri gibi” olduğunu…

Sadece renklerin benzer ya da farklı değil, sınıflarının aynı olduğunu…

Sadece motorlarının beygir gücünün değil, kendilerinin de bir gücü bulunduğunu…

Sadece motorlu kurye değil, işçi olduklarını omuz omuza hissedebiliyor işte!”

https://www.gazeteduvar.com.tr/sinif-mucadelesi-haddini-bilmemektir-makale-1551933

Kamuculuk ve “komünalizm” üzerine

“Devletçilik” denirken kimi politikaların yanı sıra mülkiyet biçimi de kastediliyorsa, sosyalist bir iktidarda devlet mülkiyetinin farklı mülkiyet biçimlerine uzunca bir süre baskın olması kaçınılmazdır.”

“Veysi Sarısözen’in yakınlarda yayınlanan bir yazısı (Dev-Yol önemlidir; yanlışı da önemli), başka yönleri bir yana, “kamuculuk”, “kamusalcılık” ve “komünalizm” gibi kavramlar üzerinde durulmasını gerektiriyor.”

“Kamuculuk/kamusalcılık, kapitalist düzen yerinde dururken de istenebilecek, talep edilebilecek, elde güç varsa da dayatılabilecek politikalara işaret eder. Komünalizm ise politika çizgisinden ve önerilerinden çok belirli bir toplumsal düzeni tanımlar.  Komünalizmde, yönetim biçimiyle, ekonomisiyle, toplumsal yaşamın örgütlenişiyle birlikte farklı bir düzen söz konusudur. Dolayısıyla, bu ikisinin birbiriyle yarıştırılması, örneğin emeğin görece rahatlamasını sağlayacak politikalarla (asgari ücret, vergi politikaları, çalışma saatleri, izinler ve diğer haklar) ücretli emek sömürüsünün tamamen ortadan kalktığı bir düzenin karşılaştırılması kadar abes olacaktır.”

https://ilerihaber.org/yazar/kamuculuk-ve-komunalizm-uzerine-136527

İşçiler Partiye

“Bir işçi hareketinin ortaya çıkmaması imkânsızdı… Yakın tarihimizin işçi sınıfına yönelik en şiddetli saldırısı yaşanırken emekçilerin sessiz kalması, sadece Marksizmin bütün öngörülerine değil, eşyanın tabiatına, insanın insan olmasına aykırı düşerdi.

“Bu bir kriz değil, emekçilerin yoksullaştırılmasını amaçlayan korkunç bir saldırıdır. Madem öyle, başka türlü olamazdı; bir işçi hareketinin ortaya çıkması gayet beklenir bir gelişmeydi.”

“Siyasal partiler, işçi sınıfının en bilinçli, en nitelikli partisi bile, bir kitle hareketini yaratamaz. Sınıf hareketi objektiftir. Tek tek işçilerin veya devrimcilerin iradesini aşan bir dinamikten söz ediyoruz.

Ancak Komünist Manifesto’dan beri biliyoruz ki, her sınıf mücadelesi politik bir mücadeledir. Kimsenin iradesiyle yaratılmamış olan bugünkü hareketin ister istemez politik sonuçları olacaktır. Kimileri oldu bile.”

“Ve işçi sınıfının verdiği mücadelenin, ister istemez politik sonuçlar üretmesinin ötesi de olmalıdır. İşçi sınıfının mücadelesi politik bir örgütlülükle taçlanabilir. Taçlanmalıdır. Komünistlerin hazırlıkları sonuç almalıdır. Bugünlerde bir dizi kentte onar onar, yüzer yüzer bir araya gelen işçiler içlerinden öncüler çıkarmaktadır. Öncü işçilerin yeri Partidir.”

https://haber.sol.org.tr/yazar/isciler-partiye-325309

About Mehmet Tas

Check Also

Gündemden Bir Demet/Politika/M.Aydin

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel seçimlerde alınan sonuçlarla DEM Parti’nin yeniden belirleyici …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com