Köşelerden Bir Demet (242)-Cavlı Çulfaz

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş neden hapisteyse, HDP de o nedenle kapatılmaya çalışılmaktadır. Demirtaş, Erdoğan’a, “Seni başkan yaptırmayacağız” dediği için hapishaneye atılmıştır, HDP de bir sonraki seçimde Erdoğan’ın kaybetmesini sağlayacak kilit parti olduğu için, kapatılmaya çalışılmaktadır! HDP’nin kapatılmasını savunanlar, AKP’nin de kapatılmasını savunmuyorlarsa hukuken de ahlaken de samimi olamazlar.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orsan-k-oymen/parti-kapatmak-1822287

Diyarbakır’da Onbinler Nevruzu Kutladı.

https://www.youtube.com/watch?v=HiuZmsEUsQ4

Bugün, ülkemizin gerçekleri; Denetlenebilir parlamenter siyasal iktidar, Adaleti amaçlayan bağımsız hukuk, Laik eğitim, Emekten, üretimden yana ekonomi, İnsan haklarını gözeten sistem, Laik toplumsal yaşam, Her vatandaşa eşit değer veren demokrasi amacına yöneliktir. Hep birlikte bu amaçlara yönelelim ve oyunlara gelmeyelim…

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/erdal-atabek/andimiz-1822272

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Opuz kararı, uluslararası literatürde “çığır açan/tarihî bir karar” olarak geçer. Nedeni şu, ilk kez kadına yönelik şiddet, ayrı bir şiddet türü olarak ele alınmış, kadınların sadece kadın oldukları için bu şiddete maruz kaldıkları ifade edilmiş, şiddetin cinsiyet-nötr bir yapısı olmadığı, tam tersine toplumsal cinsiyetle alakalı bir yapıyı haiz olduğu vurgulanmıştı. Kararda ilk kez, bir devlet bir kadını koruyamadığı için mahkûm edildi. Mahkeme tarihinde ilk defa bir devlet aleyhine verilmiş olan bu karar, Türkiye’nin resmî makamlarını, İstanbul Sözleşmesi’ni hazırlamaya ve ilk imzacısı olmaya, yani bu konuda öncü devlet olmaya iten saik oldu.  Opuz Kararı’nda Türkiye’nin ihlal ettiği şey sarmal halinde bugün tekrar yaşanıyor: Devlet, hiçbir şey yapmayarak da öldürebiliyor.

https://birikimdergisi.com/guncel/10527/istanbul-sozlesmesi-neden-yasatir-cunku

Burada iki ihtimal görülüyor. Birincisi, daraltılmış bölge seçim sistemine geçip baskın bir erken seçim yapmak olabilir. Bu ihtimal gerçekleşirse, iktidarın iki ortağı açısından da HDP’nin kapatılması olumlu sonuç vermeyecektir. … bu davanın açılma amacının partiyi kapatmaktan ziyade siyaset yasaklarıyla kadrolarından, hazine yardımını keserek maddi gücünden mahrum bırakmak olması ihtimali daha yüksek görünüyor. İkinci ihtimal, seçimi mümkün olan en uzak tarihe ertelemek ve baskıyı artıra artıra ilerleme tercihi. Her durum, her ihtimal için hazırlığa ihtiyacımız var, değil mi?

https://artigercek.com/yazarlar/ayse-duzkan/bir-ihtimal-daha-var

MHP siyasi arenada hep devlete bekçi olmaktan öteye gitmeyen bir varoluş sergiledi. Bekçiliğe dayalı bu varoluşun yerine göre lüzumu, yerine göre de lüzumsuzluğu MHP’nin siyasi kaderi oldu.

https://twitter.com/ataytayfun?lang=en

“Hatırlıyorum, çocukluğumda dışarıda birbirimizle kavga ettiğimizde, ‘Kim başkasına ne isim koyuyorsa adı odur,’ derdik. Bu tesadüf değil, sadece çocukların şakalaşması değil. Bundaki anlam çok derin, psikolojik. Bir başkasında her zaman kendi niteliklerimizi görürüz ve onun tıpkı bizim gibi olduğunu düşünürüz. Ve bundan yola çıkarak onun eylemlerini değerlendiririz ve notumuzu veririz. Tarih, Çin’i bastırmak için kıyasıya bir rekabet kullanırsanız, sonunda acı çekenin siz olacağını kanıtlayacaktır.”

https://www.birgun.net/haber/terorle-kuresel-savastan-iki-cephede-birden-buyuk-guc-rekabetine-338401

Türkiye henüz bu tezlerin gündeme geldiği bir ülke değildir. Ne zaman ki iktidar partisi ya da bloku “seçimleri yitirse de devletin bekası için iktidarı terk etmesinin, devretmesinin söz konusu olmadığını” söyler ya da niyetlenir, işte o zaman biz de “Ey Carl Schmitt, geldinse masaya üç kere vur, biz de ruh çağırma işkencesinden kurtulalım, ne olacaksa olsun” deyip…

https://www.birgun.net/haber/alacakaranlikta-schmitt-hikayeleri-338303

Vedat Günyol – Sabahattin Eyuboğlu ikilisi 12 Mart 1971’deki askeri darbe sonrası bu kez gizli örgüt kurmaktan tutuklanıp yargılandı. Tilda Kemal, Azra Erhat ve Eyuboğlu’nun eşi Magdi Rufer’in telefon konuşması dinlemeye takılmış, oradaki “trio kurma”, kayıtların deşifresinde TKP kurmaya dönüşmüştü. Dört ay tutukluluk sonrası Günyol, Eyuboğlu ve Erhat 3 Kasım 1971’deki ilk duruşmada beraat etmişti.

https://www.gazeteduvar.com.tr/devlet-insan-mi-makale-1516789

Levent Köker’i yanıltan bundan sonraki satırlar: “… bu kitap sahibinde iki esas gördüm. Birisi bu ıstırap, diğeri de cinnettir. Merak ettim. Ahval-i hususiyesini tetkik ettim, anladım ki: hakikaten bu adam mecnun idi. Ve hal-i cinnette bu eserini yazmıştır. Binaenaleyh; çok ve çok istinat ettiğimiz bu nazariye böyle bir dimağın mahsulüdür.” Burada nazariyeye bir eleştiri yok; bir gerçeğin ortaya konması var. Rousseau cinnet geçirmiş olabilir, ama nazariye doğru… Rousseau’nun “mecnun” olduğu, “hal-i cinnet”te oluşu Atatürk’ün uydurduğu bir husus da değil. Rousseau ile ilgili biyografilerde sık sık gündeme getiriliyor. Rousseau’nun “hal-i cinnet”te oluşu genel literatürde zikredilen bir husus… Atatürk, istibdad-ı müstebidenin sınırlanamamasından kaynaklanan bir bunalımdan söz etmek istiyor. Bu tür bir bunalım insanı “mecnun” kılıyor.

https://birikimdergisi.com/guncel/10526/ataturk-ve-rousseau-levent-koker-e-cevap

https://birikimdergisi.com/guncel/10480/ataturkun-tercihi-kuvvetler-birligi-elhak-rousseaunun-da-oyle-o-zaman-ataturk-otomatikman-rousseaucu-mu-oluyor

[1961 Mülkiye girişli sınıf arkadaşım Günel Başer, Londra merkezli Suudi Arabistan kaynaklı Şarkul Avsat gazetesinden alttaki bağlantıyı yolladı.] Siyasi liderlerin yanılsamaları devletler için ölümcüldür. Bugün yeni olan şey, son zamanlarda Türkiye’den gelen mesajların, her düzeyde kayıpların birikmesi ve Türk devletinin daha önce görülmemiş bir şekilde zayıflamasından sonra, bir şekilde gözden geçirmeye ve düzeltmeye hazır olduğunu göstermesidir.

https://turkish.aawsat.com/home/article/2872561/abdullah-utaybi/t%C3%BCrkiye-yan%C4%B1lsamalar%C4%B1n-s%C4%B1n%C4%B1rlar%C4%B1

Dil bir okyanus, biz içinde daha çok yitmeden burada bir ‘dur’ diyeyim ve esenlikler dileyeyim.

https://www.birgun.net/haber/uzaklardan-bir-ses-338404

… geleceğe, her türlü olumsuzluğa karşın, umutla baktığımı, “babamdan ileri, çocuğumdan geri” olduğumun bilincinde olarak…

http://www.bizimanadolu.com/kendi-icinizde-bir-yolculuga-cikmak-gibi/

A Conversation with Bertrand Russell (1952) – “Most influential philosopher, Karl Marx”

https://www.youtube.com/watch?v=xL_sMXfzzyA

https://independent.academia.edu/CAVLICULFAZ

Attachments area

Preview YouTube video Diyarbakır’da Onbinler Nevruzu Kutladı

Diyarbakır’da Onbinler Nevruzu Kutladı

Preview YouTube video A Conversation with Bertrand Russell (1952)

A Conversation with Bertrand Russell (1952)

About Mehmet Tas

Check Also

Köşelerden Bir Demet (256)-Cavlı Çulfaz

Selahattin Demirtaş: “Neyse ki, halkın parasını çalmaktan dolayı hapiste değilim. Adaletsizlik ne kadar derin olursa olsun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com