Ortak Program, Kolektif Olmayan Eylem Planı 2 *-Yanis Varoufakis-Çeviri

“Ama, İE nedir?”. Birçoğunuzun şu soruyu sorduğunu duyuyorum. “Pratikte ne anlama geliyor?” Böyle büyük bir proje kimsenin planına dayalı olamaz, organik ve kitlesel fikirlerin ortaklaşmasıyla inşa edilmelidir, şu açıktır- en azından benim için: İE sadece Dünya Sosyal Forumu veya on yıl önce İspanya’da, Atina’da, Londra’da, NYC’de meydanlarda toplanarak açık tartışma formatı gibi çabaları taklit ederse başarılı olamaz. İlericileri bir araya getirmek için daha önceki girişimlerdeki eksik olan bir şeye ihtiyacımız var: Ortak Bir Program ve Kolektif Eylem Planı.

Bankacıların ve faşistlerin enternasyonalizmine karşı ilerici Enternasyonalizmle karşı konulması gerektiğini söyledim. Unutmayalım ki, faşistlerle bankacıların ortak bir programı var. İster Şili’deki isterse İsviçre’deki bir bankacıyla konuşun, aynı şeyi duyacaksınız… Finans yönetiminin ihtiyacımız olan her şeye yatırım yapmak için gereken sermayeyi sağladığını, özelleştirmeye neden sadece aptalların karşı çıktığını, yerel yasama organları ve mahkemeler karşısında yatırımcılara güvence verilmesinin önemini vb. Benzer şekilde, Milliyetçi Enternasyonal’in bir üyesiyle her konuştuğunuzda, aynı hikayeyi duyacaksınız… “Neden elektrikli sınır çitleri egemen demokrasiler için zorunludur? Neden kültürümüzü ve sosyal refah sistemimizi, göçmen emeğine ve uluslararası Yahudi/İslamcı tehditlere karşı korumak önemlidir? Devlete bağlılığı zayıf veya önemsiz görülen yurttaşların hayatını zorlaştırıp yerli halkı korumaya öncelik vermenin neden zorunlu olduğu?”  Bana göre, ilericilerin de ortak bir programı olmalıdır. Ayrıca dünyanın dört bir yanında kolektif hümanist bir sesle de konuşmalıyız.

Elbette, eylemlerle desteklenmeyen program ve politikaların bir değeri yoktur. Liberal düzenin böyle bir sorunu yoktur. Onlar hemen hemen her yerde hükümetteler veya gerçekten hükümette olmasalar bile kesinlikle iktidardalar. Onların politikacıları, bürokratları ve bankacıları dünyanın her yerinde, günün her dakikasında, tutarlı bir şekilde ortak programlarını geliştirmek amacıyla hareket eder. Milliyetçi Enternasyonal de dünya çapında bir harekettir. İster Portland veya Pire sokaklarındaki şiddet, isterse Trump, Bolsonaro ve Modi’nin, insanlık ve yabancı düşmanı politikaları olsun, gerici ortak gündemleriyle tam bir uyum içinde bir dizi eylemden asla geri durmazlar. Bu konuda da onlardan ders almalıyız; küresel, iyi planlanmış, hareketli kolektif eylemlerimizi yerel toplulukları savunmak için planlamalı ve tartışmalıyız.

Özetle, İE’in geçmişte hiç geliştirmediğimiz iki şeye ihtiyacı vardır; kolektif bir program ve küresel kampanyanın bir parçası olan yerel müdahalelere olanak tanıyan sıra dışı bir kolektif eylem planı.

Etkili Bir Küresel Dayanışmaya Doğru

Hangi Kolektif Eylem Planı’nı öngörmeliyiz?

Chris Smalls’u hatırlıyor musunuz? Salgın sırasındaki çalışma koşullarını protesto etmek için şirketin Staten Island tesislerinde grev organize etmeye cesaret eden bir Amazon işçisiydi… Amazon’un ultra zengini ve güçlü yöneticisi onu kovduktan sonra, firmanın çıkarlarını baltalayacak nitelikte uzun bir telekonferans planladı. Kamuoyunda önemli sayıda tanınmış kişilerin Chris’i desteklemesi etkili olmadı. Amazon, 2020’deki tecritten daha zengin, daha güçlü ve her zamankinden daha etkili çıkmayı başardı. Chris’e gelince, beş dakikalık şöhreti söndükten sonra kovulmuş ve dışlanmıştı.

NYT’a Chris’i savunan kızgın mektuplar yazmanın dışında İE, bir fark yaratabilmek için ne yapabilirdi? İE’in aktif olduğunu varsayalım ve en uzak insanlara çağrı yaparak bir Eylemsizlik Günü ilan edebilirdik. Örneğin Chris Smalls’u desteklemek için Amazon web sitesine belirlenen bir günde girmemek gibi.  Bir gün için bir web sitesini ziyaret etmemenin insanlara maliyeti hiç yok gibidir, hatta Amazon’u çok kullananlar için de bu böyledir. Ama Amazon gibi şirketlere maliyeti çok yüksek olur.

Bu bir başlangıç olabilir: Yerel olarak işçilere haksızlık yapan çok uluslu şirketlerin belirlenmesi ve küresel olarak hedef alınması, katılımcılar ile hedeflenen firmalara getireceği maliyet arasındaki büyük farktan yararlanılabilir. Daha sonra, ikinci aşamada, yerel düzeyde, şirket ve iştirakçileri hedefleyen sendikaların eylem günü ile tüketicilerin eylemsizlik günü kombine edilebilir.

Yerel işçileri veya toplulukları desteklemeyi amaçlayan bu tür küresel eylemler umut vericidir. Ben, bunların büyük bir etkileyici güce sahip olduklarına inanıyorum. Akıllı iletişim ve planlama ile insanların dünyayı daha özgür ve adil bir mekan haline gelmesine yardım ettikleri duygusunu uyandıran kucaklayıcı popüler bir yol haline gelebilir.

Ortak Planımız nasıl olmalı?

Ortak Bir Programa doğru- Uluslararası Yeşil Yeni Anlaşma

Üzerinde tartışabileceğizmi birden fazla farklı Yeşil Yeni Anlaşma önerisinin bulunması iyidir. Ancak her birinin; yararlı fikirler içermekle birlikte, yerelde desteklenebilecek, her yerde uygulanabilecek ve uluslararasında koordine edilebilecek kapsayıcı bir tutarlılık içinde sentezlenmesi gerekir. Böylesi bir çekiciliği kazanmak için, plan üç soruya cevap vermelidir:

Ne yapılmalı?

Maliyeti nedir?

Kim yürütecek?

Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Enerji üretimi fosil yakıtlardan büyük ölçüde yenilenebilir enerjiye, rüzgara ve güneşe yönelmelidir. Hava taşımacılığı ve nakliye yeni sıfır karbonlu yakıtlara (örneğin hidrojen) dönüşmeli, kara taşımacılığı elektrikli olmalıdır. Et üretiminin önemli ölçüde azalması ve organik bitki üretimi üzerinde durulması gerekmektedir. Fiziksel büyümeye (toksinlerden çimentoya) katı sınırların konulması çok önemlidir.

Tüm bunların yılda en az 8 trilyon dolara mal olacağını da biliyoruz. Ayrıca, çeşitli çalışmaları koordine edecek ve küresel kuzey ve küresel güney arasındaki maliyetleri ve getirileri dağıtacak sıfırdan kurumlar oluşturmamız gerekir. Görev çok büyük görünüyor. Alçakgönüllü Paris Anlaşması’nın bile paramparça olduğu bir dünyada umutsuzluğa teslim olmak son derece kolaydır.

İşte bu yüzden gezegen ölçeğinde yeni bir anlaşma öyküsüne ihtiyacımız var. Franklin D. Roosevelt’in orijinal New Deal’ı başarılı oldu çünkü Gazap Üzümlerinin olgunlaştığı ve “bağbozumu için ağırlaştığı” bir dönemde geldi. Onun tek başarısı, umudunu kaybetmiş insanlara hitap etmesi ve onlara ilham vermesidir. Kullanılmayan kaynakları kamu hizmetine sokmanın yolları bulundu. Yeni Anlaşma’nın başarısı, cesareti kırılanlara ve girişimcilere fırsat tanıyan bir plan sunmasıdır; insanların çoğunluğunun koşullarını değerlendirebildiği çerçeveyi değiştiren bir plan.

Finansman ve dağıtımın temel soruları da bu yeni çerçeve üzerinden cevaplanabilir. Her yıl ihtiyacımız olan 8 trilyon doların hem kamu hem de özel kaynaklardan finanse edilmesi gerekecek. Kamu maliyesi, tıpkı orijinal New Deal’de olduğu gibi, uluslar ötesi tahvil enstrümanlarını ve gelirden bağımsız karbon vergilerini içermelidir. Böylece petrolün vergilendirilmesinden elde edilecek para, onları genel olarak güçlendirmek ve aynı zamanda elektrikli otomobil satın almalarına yardımcı olmak için petrolle çalışan arabalara bağımlı yoksul vatandaşlara aktarılabilir.

Bu arada çok uluslu şirketlere, küresel asgari efektif kurumlar vergisi oranını (örneğin % 25) uygularsak, bu daha sonra satışların coğrafi dağılımını hesaba katan basit bir formül temelinde yeniden dağıtılırsa, vergi kaçakçılığına büyük bir darbe olacaktır.

Bu kaynakları yeşil yatırımlara dönüştürmek için, yeni bir Acil Çevre İşbirliği Örgütü veya 75 yıl önce Avrupa’daki Marshall Planı tarafından finanse edilen işleri yöneten orijinal OEEC’nin (Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü) adaşı OEEC önerebiliriz. 1950’lerdekinden temel farkı olarak bugünün görevi yalnızca yeniden inşa etmek değil, sıfır emisyon yeni teknolojiler geliştirmektir. Hiçbir ülke tek başına gerekli araştırma ve geliştirmeyi finanse edemez. OEEC, böylece, uluslararası bilim camiasının beyin gücünü bir yerde toplayacak ve Yeşil Manhattan Projesi’nde olduğu gibi sadece toplu katliamları durduran değil yok oluşu sona erdirmeyi amaçlayan bir proje olacak.

Daha da iddialı söylemek gerekirse, İE, John Maynard Keynes’in 1944’teki Bretton Woods konferansında önerdiği ve sermaye hareketlerine yönelik iyi tasarlanmış kısıtlamalar da dahil olmak üzere Uluslararası Para Takas Birliği önerebilir. Maaşları, ticareti ve finansmanı gezegensel ölçekte yeniden dengeleyerek hem zorunlu göçü hem de aşırı işsizliği azaltacak ve böylece insanoğlunun gezegenin her köşesine özgürce hareket etme hakkı üzerindeki ahlaki paniğe son verecektir.

Organizasyon

Ortak Gündem ve Ortak Kolektif Eylem Planı’na duyulan ihtiyaç, İlerici Enternasyonal’in uluslararası bir örgütlenmeye sahip olması gerektiği anlamına gelir. Hepimiz için en büyük soru şudur: Bu temel organizasyonu, olağan örgütsel tuzaklara, örneğin bürokrasi, dışlama, güç oyunlarına yenik düşmeden nasıl yaratabiliriz?

Bu, İlerici Enternasyonal Konseyi üyelerinin ele alması gereken ve hiçbir yanıtımın olmadığı zor bir sorudur. Ancak, bu noktada bir yanıta sahip olmamak da iyi bir şeydir çünkü bu birlikte keşfetmemiz gereken bir yanıttır.

Bu noktada söylemek istediğim şudur, bu soruya cevap vermenin zorluğu etkili bir örgüt kurmak için bir bahanenin olmamasıdır. Bankacılar ve faşistler cevapları buldular. Hiyerarşileri, bürokrasileri ve paternalizm ihlallerini reddeden ilericiler için bu sorunun cevabını bulmanın zorluğu ortada ancak yine de onu bulmak bizim görevimizdir.

Uluslararası Yeni Yeşil Anlaşma gerekli ama yeterli değildir: İlerici Enternasyonal’in kapitalizmin ötesine bakması gerekir.

Arkadaşlar, bazıları Yeni Yeşil Anlaşma zamanının gelip geçtiğini, artık çok geç kalındığını söylüyor. Kapitalizm uygarlaştırılamaz, evcilleştirilemez ya da insanlığın hayatta kalmasıyla uyumlu hale getirilemez. İtiraf  etmeliyim  ki, en azından kısmen onlarla aynı fikirdeyim. Uluslararası Yeni Yeşil Anlaşma gerekli, bu konuda hiç şüphem yok. Ama yeterli olduğunu sanmıyorum.

12 Ağustos 2020’de, İngiliz ekonomisinin o güne kadarki en büyük çöküşü yaşadığı haberinin patlak verdiği tarihlerde nelerin yaşandığını düşünün. Londra Borsası %2’den fazla düştü! O zamana kadar bu ölçüde karşılaştırılabilecek bir düşüş görülmemişti. Benzer gelişmeler ABD’de Wall Street’te ortaya çıktı. Benim yorumum, Covid-19’un hükümetlerin ve merkez bankalarının 2008’den beri şirketleri ve finans kuruluşlarını zombileştirdiği ve devasa bir balona dönüştürdüğüdür. Finans piyasaları nihayet kapitalizmi yaratan kapitalist ekonomiden koparak kapitalizmin korkunç bir postkapitalizme dönüşmesine neden oldu. Elbette bu bir zamanlar sosyalistlerin tasarladığı postkapitalizm değildi.

İlerici Enternasyonalimiz, sadece kapitalizmin sonlandırılması gerektiğini düşünmekle kalmamalı, daha da önemlisi kapitalizmin kendisini zaten baltaladığı olasılığını da dikkate almalı. Eğer bu konuda haklıysam; kapitalizmin reformlarla yeniden biçimlenebileceği ya da uygarlaştırılabileceği umudunu taşıyan İlerici Enternasyonal üyeleri bile; İlerici Enternasyonal’in kapitalizmin ötesine bakmak zorunda olduğunu ve gerçekten de postkapitalist uygarlığın bir planının hazırlanması gerektiğini görmelidir.

devam edecek

* Yazı Yanis Varoufakis’in İlerici Enternasyonal’in açılış zirvesindeki konuşmasının ikinci bölümü

About Mehmet Tas

Check Also

ENGELS VE MARX: ORTAK ESER VE TEORİ KİMİN EMEĞİDİR?-Doğan Göçmen

(Tartışma ve talep üzerine geliştirilmiş ve ayrıntılı kaynakça eklenmiştir/işlenmiştir.) Engels erken 20’li yaşlarından itibaren son …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com