Denemeler-2: EVRENİN OLUŞUMU-Nevcivan Balta

Evrenin oluşumu ile ilgili pek çok felsefi dini görüş vardır.

Burada anlatılan bilimsel bulguların ve kanıtların çerçevesindeki teorilerin bilimsel deney ve gözlemlerin ışığında bugün eldeki verilerin ne olduğuna bakmak ve mümkün olduğu kadar anlaşılır ve basit bir dille anlatmak amaçlanıyor.

Felsefe kılıfından çıkarak temel bilimlerden ilk gelişen Fizik ve Matematiktir.

Uzay zaman ve mekan açısından nerede olduğunu bilemediğimiz büyük patlamanın yaklaşık on beş milyar yıl önce gerçekleştiği düşünülüyor.

Tam olarak gerçekleştiği tarih evren boşluğunda patlama kalıntısı ışıma üzerinde yapılan çalışmalardan saptanmaya çalışılıyor.

Evrene ve oluşumuna dair bilgiler her geçen gün yenilerek yeni bir boyut kazanıyor

Bu nedenle aldığım eğitim çerçevesinde kendi algımdan yorumlamak anlatmak istedim.

Bunun için öncelikle atomu ve yapısını kavramak gerekir.

Hepimizin bildiği madde atomlardan yapılmış, maddenin temel yapı taşı atom çekirdeğinde proton ve nötronlarla etrafındaki yörüngelerde dönen elektronlardan oluşur.

Elektron eksi yüklü,  proton artı yüklü ve nötron yüksüzdür.

Her atom eksi ve artı yük dengesinde olup dışa karşı nötrdür.

İsa dan dört yüz yıl önce  filozof Demokritos  maddenin bölünemeyen en küçük yapı taşı anlamına gelen ” Atom”  tanımını yapmış.

Bu görüşüyle de Felsefede Atomcular akımını oluşturmuş.

Atomlar evrendeki tüm canlı cansız madde formunun yapı taşıdır.

Atomun temel parçacıkları elektron proton ve nötronun bulunuşu, bilimsel atom teorileri Dalton, Bohr ,  1800’lerde yapılan deneylerle  geliştirilmiş modellerdir.

Atom enerjisi ve atomun çekirdeğinin parçalanması yıllar süren bilimsel çalışmalar sonucu 1945’lerde   ilk atom bombasıyla gerçekleşmiştir.

Bu olay insanlık tarihinde insan yaşamını yok eden yaşayanlarında nesil boyunca sakat kalmasına neden olmuştur.

Atom bombası Japonya da Nagazaki ve Hiroşima da ikinci dünya savaşında ABD tarafından insanların üzerinde denenmiştir.

İlk temel bilimlerden Fizik Biliminin gelişmesi önceleri çıplak gözle yapılan gözlemlere dayanırken, geliştirilen deneysel araçlarla, daha sonra laboratuvar ortamı ve laboratuvar aletlerinin gelişmesiyle kimya biyoloji gibi alt alanlara ayrılmıştır.

İnsanlık tarihinin başlangıcında insan doğayı düşünce yoluyla kavramaya çalışmış, daha sonra   basit deneylerle elde ettiği somut bulgular ışığında matematiksel yöntemler kullanarak kavramaya çalışmış, yeni yöntemler bulmuş bu yöntemlerin toplamında da bilim gelişmiştir.

İlahi güçlerle kavranan evrenin bilimsel yöntemlerle kavranmasına giden yolu açan bilim insanlarının üstün yetenekleri ve çabalarıdır.

Fizik biliminin teorik alt yapısına girmeden genel bir kavrayışı ortaya koyma çabasıyla bugüne kadar yapılmış birçok teori deneyden bahsetmek yerine genel ifadelerle anlatmayı tercih ettim.

Buda sıradan bilimle uğraşmamış insanların kavrayabileceği bir yalınlıkta olmasını sağlayacaktır.

Atomun Temel parçacıklarından elektron taşıdığı eksi yük nedeniyle yaşamımızda çok önemli yer tutan elektriğin keşfindeki temel parçacıktır.

Elektronların iletken tel üzerinden akıtılması ile elektrik keşfedilmiştir

Elektronun kütlece kendi eşiti yükçe zıttı olan pozitronla çarpışmasıyla fotonu elde etmek mümkün. Buda ışığın temel parçacığıdır.

Gaz kütlelerden oluşan maddelerde atomun içinde elektron enerji soğurarak temel yörünge seviyesinden üst enerji düzeyine atlar. Atladığı yörüngeden temel enerji düzeyine geri dönerken soğurduğu enerjiyi açığa çıkarır. Bu olaya foton salmak denir.

Kısaca ışık fotonu ve elektrik enerjisi elde etmek elektronun hareketinden kaynaklanır.

Işığın dalga yapısına eşlik eden parçacıklı yapıya foton denir.

İngilizcesi “Quanta” olduğundan bunu inceleyen fiziğe de “kuantum fiziği “denir.

Örneğin güneşin yaydığı ışığın kaynağı ham maddesi olan hidrojen atomlarındaki elektronlarının bir yörüngeden diğerine geçiş ve geri temel seviyeye dönüşünde açığa çıkan enerjinin kaynağı fotonların yayılmasıdır. Salınan fotonlar dünyaya güneş ışığı olarak ulaşır. Tüm yıldızlardan ışığın yayılması aynı sistemle çalışır

Esas olan temel parçacıklardan oluşan bileşik yapıdaki atomun çekirdeğinin içindeki proton ve nötronun alt parçacıklarına ayrışması, alt parçacıkların incelenmesidir. Buda Parçacık fiziğinin başlangıcını oluşturmuştur.

Bu buluşlar teknolojinin ve bilimin gelişiminde dönüm noktasıdır.

Bu günün gelişmiş silikon vadilerinin kuruluşuna, siber ve yapay zeka teknolojisine giden sürecin başlangıcını, fizikteki parçacık fiziği ve kuantum mekaniğinin gelişmesine borçluyuz.

Son yıllarda yapılan parçacık hızlandırıcılarda çarpışma deneylerinde elde edilen yeni parçacıklar parçacık fiziğinin gelişmesine evrenin nasıl oluştuğuna dair sorulara da verilecek yanıtları arttırmıştır. Dünya da birçok ülkede parçacık hızlandırıcıları kurulmuştur.

Bu deneysel hızlandırıcılarda parçacıkların çarpışması sağlanarak evrenin oluşumuna model oluşturacak deneyler yapılmaktadır.

Cern de parçacık hızlandırıcısında yapılan deneyde Higgs Bozunun bulunması Peter Higgs ve François Englert e Nobel ödülü getiren bir deneysel çalışmadır.

Bu çalışmada çarpışma deneylerinde maddesel parçacıkların ışınlardan elde edildiği anlaşılmıştır.

Bu çalışmalar gelişmiş ve artmış atomun çekirdeğindeki alt parçacıkların bulunması incelenmesi hızla gelişen bilimsel deneysel süreçlerdir.

Bu gün tanrı parçacığı olarak adlandırılan Higgs bononun ve diğer bozonların maddesel parçacığın elde edildiği temel yapı kuarkları oluşturduğu anlaşılmış kuarklarla başlayan maddesel parçacıkların oluşum zincirini  atom altı parçacıkların bileşkesinde atomun temel parçacıklarının elektron   proton  nötronun ve atom çekirdeğinin oluşumuna giden süreç anlaşılmış oldu .

Çok yoğun maddesel noktadan bugün hala sebebi bilinmeyen bir nedenle gerçekleşen büyük patlama sonucunda   hızla oluşan maddesel parçacıkların madde ve anti madde parçacıkların çok yüksek sıcaklıklarda birbirini yok etmesi arta kalan madde parçacıklarındaki birleşme yolu ile basitten karmaşığa evrimiyle genişleyen evrenin doğumudur.

Kuark denilen parçacıklarla başlayan zincirleme reaksiyonlar bildiğimiz atom altı parçacıkların oluşumuna ve elementlerden oluşan bugünkü maddenin oluşumu evrenin başlangıcına dair en temel güçlü teoridir. Bu parçacık zincirlerinin protonu nötronu elektronu oluşturmasıyla en temel element hidrojen çekirdeği oluşmuştur.

Büyük patlamadan hemen sonra bir yandan parçacıkların oluşumu ve parçacıklardan hidrojen, hidrojenden helyum gibi temel elementlerin oluşumu süreci devam ederek elementlerde bir yanma işlemi ile evrimleşerek oluşmuş.

Başlangıçta evrende madde ve anti madde simetrisi olduğu bu simetrik kırılmadan maddenin fazlalığının evreni oluşturduğu düşünülüyordu.

Başlangıç noktasından üflenmiş gibi sürekli genişleyen balona benzetilen maddesel evren modeli  ucu bucağı olmayan yıldız bulutları buradan doğan yıldızlar,  yıldız toplulukları, galaksilerden oluşan dev bir sistemdir.

Dopler kayması ve Hubel teleskobu verilerinden evrendeki gök cisimlerinin birbirinden sürekli uzaklaşan galaksi toplulukları ile kaplı olduğu biliniyor.

Sonuçta özetlersek; Evren algımızda başlangıçta madde oluşumunun temelinde kuarkların olduğu, her madde parçacığının anti parçacığı olduğu tüm temel parçacıkların bu yapılardan türediği biliniyor.

Maddesel evren Kuarklardan oluşan proton nötron elektrona ve atom çekirdeğine hidrojen atomlardan elementlere dönüşen, ilk temel element hidrojenden helyumdan gaz toz bulutlarına, bu gaz toz bulutlarının sıkışmasıyla yıldızların oluşumuna giden bir evrimsel süreçten bahsediyoruz.

Yıldızlar gaz sıkışmalarından oluşup içindeki yanma reaksiyonları bittiğinde de patlayarak yıldız tozlarından oluşan bulutlar uzaya dağılarak yıldız ölür.

Uzun yıllar sonra patlamadan saçılan gaz toz bulutlarından tekrar yıldızlar oluşur.

Evrende bu bir döngüdür.

Yıldız topluluklarının oluşturduğu galaksilerden biri olan, güneş sisteminin içinde yer aldığı Samanyolu galaksisi iki kolu olan sarmal bir galaksidir. İçinde milyarlarca yıldız barındırır.

Samanyolu içindeki milyarlarca yıldızdan biri bizim ışık kaynağımız güneştir.

Güneş elementer yapı bakımından Hidrojen ve helyum gazlarından oluşur.

Güneşin enerji kaynağı dört hidrojen atomunun büyük enerji açığa çıkararak   çekirdek birleşmesiyle   helyuma dönüşmesi ile gerçekleşir.

Tümüyle hidrojen gazının helyuma dönüşmesi güneşin sonu olacaktır.

Güneş ömrünü tüketecek ve patlayarak bir beyaz cüceye dönüşecektir.

Ömrü sonlanan içindeki gaz reaksiyonu biten yıldızlar iç patlama sonucu patlar ve gaz toz bulutunu uzaya salar.

Yıldız içe çöker çapının büyüklüğüne göre ya beyaz cüce ya da süper nova olurlar.

Bunlarda enerji vermeyen enerji emen uzayı büken kara deliklere dönüşür.

Bugün evrende kara deliklerin yoğun madde enerji kaynakları olduğu yoğun kütlesel çekim ve elektriksel çekimle evreni büktüğü bölgeler olduğu biliniyor.

Karadelikler ışık yaymayan tam tersine ışığı emen bir kapı geçit gibi farklı evrenlere geçiş noktaları olarak düşünülüyor.

About admin

Check Also

KATLİAM EVE GELİYOR -İLERİCİ Enternasyonal

6 Ocak 2021’deki Capitol ayaklanması ile ilgili İlerici Enternasyonal’in bildirisi. 6 Ocak gecesi-aşırı sağ isyancılar …

One comment

  1. Mustafa İrvem Keskinoğlu

    Küçük bir yöntembilim notu: Matematik ber bilim dalı değil, tıpkı mantık gibi insan aklının dış dünyayı daha net anlamakta kullandığı bir araçtır. Her bilim matematikten yararlanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com