TKP’NİN YÜZÜNCÜ YILDÖNÜMÜ (YİRMİNCİ YAZI) PRAG’DA YİRMİ BİR AY-Cavlı Çulfaz

Lenin Parti Okulu diye bilinen Moskova’daki Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde altı aylık kurstan sonra Haziran 1980’de önce Berlin’e, birkaç gün sonra da Prag’a gittim.

Ölen bir yıldızdan uçup gelen kuşlara benziyor.
Dördüncü Şarl Köprüsünde heykeller…

Böyle diyordu Nâzım usta.

Prag’daki Üç Leylek Lokantası’na hiç gitmedik Yıldız’la.  Ama büyük ustamızın da uğradığını duyduğumuz Kavarna Slavia’da birkaç kez kahve içmişliğimiz vardır. Şimdi bir sonbahar akşamı gözlerim kapalı Prag’ı çok uzaktan dinliyor, kırk yıl öncesini zihnimde canlandırmaya çalışıyorum.

Cânım Yıldız artık bir ölüm boyu benden uzak, anılarıyla kucağımda yumuşacık bir kedi yavrusu kadar bana yakın. O eşsiz mimarisiyle bu tarihsel kent artık ileri yaşımda bir hayal, sisler ardında uçuşan yaldızlı bir dumandır.

Vıltava nehrinin köpüklerinde herhal hâlâ kanat çırpar martılar… Silueti belli belirsiz gözümde canlanan Prag mı, yoksa çoktandır göresim gelen gençliğim midir acep?

Prag’da Kemal Kervan adıyla bilinen Bindal yoldaştan Barış ve Sosyalizm Sorunları (Yeni Çağ) dergisinde Türkiye Komünist Partisi temsilciliği görevini devraldım. 1981 yılında dergide yayımlanan yazı ve konuşmalarımda ben de Kemal Kervan adını kullandım.

BARIŞ VE SOSYALİZM SORUNLARI DERGİSİ

 

Burası eski Komünist Enternasyonal’in denebilir ki silik bir gölgesiydi. Nazizme ve faşizme karşı ortak savaşım nedeniyle Komintern 1943 yılında Stalin tarafından dağıtılmıştı. Bunun yerine 1958 yılında komünist partilerinin temsilcileri arasında görüş alışverişi ve işbirliğini geliştirme amacıyla Prag’da Barış ve Sosyalizm Sorunları dergisi yayımlanmaya başlamıştı. Dergi, eski Komintern’e yeni koşullarda üflenmiş bir hayat öpücüğü idi.

Dergi 41 dilde basılıyor, 145 ülkede dağıtılıyordu. 60 ülkenin komünist partilerinden temsilciler Thakurova 3 adresindeki bu tarihsel binada çalışıyorlardı.

Nereden nereye? Komünist partileri temsilcilerinin bir araya geldiği bu güzel binada şimdi Karlova Üniversitesi Katolik İlâhiyat Fakültesi etkinlik göstermektedir.

KONSTANTİN ZARODOV
Barış ve Sosyalizm Sorunları dergisinin başredaktörü Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesi Konstantin Zarodov idi.

İki haftada bir yapılan editörler toplantısında Zarodov yoldaş komünist partisi temsilcilerine dünyadaki gelişmeler konusunda bilgi verirdi. Parti temsilcileri ise çoğunca kendi ülkelerindeki durum konusunda bilgilendirici kısa birer konuşma yaparlardı. Genel toplantılar upuzun bir salona yayılan U şeklindeki bir masanın çevresinde olurdu. Salonda ülkelerin baş harfi sırasına göre oturulurdu. Benim sağımda bazen Amerika Birleşik Devletleri temsilcisi James West, bazen Uruguay KP temsilcisi Samuel Behak, Prag’a ara sıra geldiğinde de Büyük Britanya KP temsilcisi Bert Ramelson, solumda ise çoğu kez Sudan KP temsilcisi Ahmed Salim, bazen de İsveç Sol Parti-Komünistler’in temsilcisi Rodni Ohman olurdu. Hatırladığım kadarıyla tek kadın temsilciydi Rodni Ohman yoldaş.

BERT RAMELSON

Bert Ramelson’u on yıl öncesi Londra’dan tanıyordum. Büyük Britanya Komünist Partisi’nin sanayi işçileri organizatörüydü. İspanya İç Savaşı sırasında Uluslararası Tugay’da Franko faşizmine karşı savaşırken iki yerinden yara almıştı. İkinci Dünya Savaşında Tobruk’da önce Nazilere esir düşmüş, İtalyan savaş esirleri kampından toplu kaçışı örgütlemiş, sonra da İtalyan direniş hareketinde Mussolini güçlerine karşı savaşmıştı.

Ramelson, Britanya’da Edward Heath’in muhafazakâr hükümetine kök söktüren, televizyonlarda ve basında sık sık “devlet düşmanı bozguncu” diye suçlanıp adı dillerde dolaşan bir yoldaş idi.

Komünist partisi temsilcileri dergide ayrıca birbirleriyle bazen tercüman eşliğinde bazen de doğrudan görüşmeler yaparlardı.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin Şubat 1981’de yapılan Moskova’daki 26. Kongresine Marat ve Kaya yoldaşla birlikte katıldım.

Köklü reformlar yapılmazsa, hepsi yaşlı liderlerin yönetimindeki Sovyetlerin hem politik hem de ekonomik bir çöküntüye doğru yavaş yavaş yol aldığı  gözüküyordu. Ama biz bunun pek farkında olamıyorduk. Nitekim Leonid Brejnev 1981 yılındaki 26. Kongre’den bir yıl sonra öldü. Yerine geçen Yuri Andropov ancak bir yıldan biraz fazla iş başında kalabildi. Andropov’dan sonra gelen Konstantin Çernenko da bir yıl sonra 1985’de öldü.

Politbüroda bir oy farkla ve özellikle kaçın kur’ası Gromiko’nun desteğiyle başa geçen genç ve dinamik Mihail Gorbaçov ise partiye yeni bir canlılık ve hareketlilik getirdi.

Nisan 1981’de Çekoslovakya Komünist Partisi’nin kongresine katıldım. Türkiye’deki askeri rejimin baskı ve terörüne karşı ÇKP’nin gazetesi Rude Pravo’da, ayrıca Çekoslovakya Sendikalar Birliği’nin organı Prace’de Kemal Kervan imzasıyla 1981 yılında iki yazım yayımlandı.

KARDEŞ PARTİLERİN TEMSİLCİLERİ

Ayrıca her gün öğle yemeklerinde kardeş parti temsilcileriyle sohbet ederdik. En sık görüştüğüm yoldaşlar, Hindistan KP temsilcisi Sarada Mitra, Kıbrıs Emekçi Halkının İlerici Partisi (AKEL)’den Agamemnon Stavrou, Filipinler KP temsilcisi Jose Lava, Güney Afrika KP temsilcisi Essop Pahad, İsrail KP temsilcisi İbrahim Malik, Irak KP temsilcisi Zeki Hayri, ABD KP temsilcisi James West, Küba KP temsilcisi Raul Valdes Vivo, Endonezya KP temsilcisi Satijaya Sudiman, Kanada KP temsilcisi Peter Boychuk, İran Tudeh partisinden Ali Havari, Mısır KP temsilcisi Ferid Mücahid, Sri Lanka KP temsilcisi Raja Collure, Güyana İlerici Halk Partisi temsilcisi Clement Rohee ve Venezüella KP temsilcisi Geronimo Carrera idi.

ESSOP PAHAD

Güney Afrika Komünist Partisi temsilcisi Essop Pahad’ı İngiltere’de yüksek lisans öğrenimi gördüğüm yıllardan tanıyordum. Ben London School of Economics’de siyaset bilimi okurken, Pahad Sussex Üniversitesi’nde doktorasını yapıyor, sık sık Londra’ya geliyordu. 1968’de LSE’nin işgali sırasında onunla yakın arkadaş olmuştum.

Irkçı rejimin yıkılmasından sonra Essop Pahad ülkesinde dokuz yıl süreyle Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görev yaptı.

Demokratik Alman Sosyalist Birlik Partisi’nin temsilcisi Roland Bauer, Federal Alman KP temsilcisi Georg Kwiatowski ve Çekoslovakya KP temsilcisi Pavel Auersberg ile de tercüman eşliğinde ara sıra görüşürdük.

İrlanda KP temsilcisi Tom O’Flaherty ile ben en genç yoldaşlar arasındaydık. Filipinler KP’nin efsanevi gerilla lideri Jose Lava, Ürdün KP temsilcisi Naim Aşab ve İsrail KP’nin temsilcisi İbrahim Malik ile Dejvicka semtindeki aynı binada otururduk.

Thomas O’Flaherty ile birlikte yaklaşık bir ay Çekoslovakya’daki değişik kent ve fabrikaları gezdik. Sendika temsilcileriyle ve farklı kökenlerden işçilerle görüştük. Yurttaşlarının Hizmetindeki Toplum: Çekoslovakya’da Sosyal Güvenlik Sistemi konulu bir yazıyı birlikte hazırladık. (BSS, Sayı 24, 1981)

Sarada Mitra, Marksizm konusunda son derece bilgili, sistemdeki yanlışları ve aksaklıkları dobra dobra anlatan bir yoldaştı. 1959’da kurulan Tüm Hindistan Gençlik Federasyonu’nun da ilk başkanıydı. Hemen her öğle yemeğinde onunla sohbet ederdik. Kendisinden çok şey öğrendim.

Ben Prag’dan ayrıldıktan birkaç ay kadar sonra Konstantin Zarodov ve Sarada Mitra yoldaşlar yaşamlarını yitirmişler. Zarodov 61, Mitra ise henüz 52 yaşındaydı.

RAUL VALDES VİVO

Küba KP temsilcisi Raul Valdes Vivo, yakın tarihimize, Atatürk’e ve Türkiye’deki gelişmelere büyük ilgi gösterirdi. Beni sık sık odasına dâvet eder, ülkemizdeki son gelişmeler konusunda bilgi almak isterdi.

Valdes Vivo, Fidel Castro’dan önce 1946 yılında Sosyalist Gençlik Örgütü’ne girmiş deneyimli bir Marksist idi. Yine o  yıllarda Sosyalist Gençlik Örgütü’nün dergisi Mella ile Küba KP’nin yayın organı Noticias de Hoy’un genel yayın yönetmeni olmuş,  Havana Üniversitesi’nde Fidel Castro ile aynı dönemde öğrenim görmüştü.

Hukuk Fakültesi’nde birlikte okurlarken Fidel Castro’yu komünist yapmak için çok uğraştığını, ama başaramadığını şaka yollu anlatırdı. “Castro bir gerilla olarak Batista rejimini devirdikten sonra Küba’nın lideri, daha sonra komünist oldu; biz geleneksel komünistler ise arabayı atın önüne mi koymuştuk bilmem, ancak onu izleyip yeni bir hayat bulduk; bildiğin gibi teori griyse hayat ağacı yeşildir, compañero” derdi.

Valdes Vivo, ülkesinde tanınmış bir sosyolog, tarihçi ve felsefeciydi. ABD’nin Vietnam’a saldırısı sırasında gazeteciydi. Daha sonra Küba’nın Vietnam Büyükelçisi olmuştu. Vietnam, Laos ve Etiyopya’da diplomat ve gazeteci olarak görev yapan Valdes Vivo, Prag’daki temsilcilikten sonra Havana’da parti yüksek okulunun rektörü oldu. 2013 yılında 84 yaşında yaşamını yitirdi.

Yine Türkiye’ye büyük yakınlık duyan Raja Collure halen Sri Lanka Komünist Partisi’nin lideridir. 2004 genel seçimlerinde Komünist Partisi’nin içinde yer aldığı Halkın Özgürlük Cephesi Sri Lanka’da oyların yüzde 45’ini, 225 sandalyenin ise 105’ini kazandı.

GÜNGÖRMÜŞ BİR TERCÜMAN: YURİ SDOBNİKOV

İkinci Dünya Savaşı sırasında bir bacağı sakat kalmış olan Yuri Sdobnikov derginin baş İngilizce tercümanıydı. Eşi Maria ile birlikte eşim Yıldız’a ve bana bir süre gönüllü olarak Rusça dersleri verdi. Progress Publishers’de yayımlanan İngilizce kitaplarla ve Novosti Basın Ajansı’nda çıkan broşürlerin birçoğu onun çevirisidir.

Yetmiş küsur yaşlarındaki Sdobnikov yoldaşın 1981 yılında bize Rusça dersi verirken birkaç kez yinelediği “gençliğinizin değerini bilin” sözünün anlamı üzerine zaman zaman düşünmüşümdür. Gençlik yıllarımızın değerini bireysel olarak pek bilemesek de, dönemin ruhunu kavrayıp onun gereğini yapmaya çalıştığımıza inanıyorum. Acaba sayısız kitabı Rusça’dan İngilizce’ye çeviren Sdobnikov yoldaş, kendisine sadece bir tercüman gözüyle bakıldığı için siyasi görgü ve deneyiminin yoldaşlarınca pek takdir edilmediğini mi çıtlatmak istiyordu, bilemiyorum.

Ağır çekimli bir film gibi konuşup hareket eden Moğolistan KP’nin temsilcisi Badamin Lhamsuren ile her gün koridorda selamlaşırdık, ama hiç oturup konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Belki hayat Moğolistan’da da ağır çekimli bir film gibi sakin ve huzurluydu da ondan, konuşacak çarpıcı bir konu bulamıyorduk..

BİR TESADÜF: 12 EYLÜL 1980 GÜNÜ BOLOGNA’DA

Ben Prag’a geldikten üç ay sonra Türkiye’de 12 Eylül darbesi oldu. Tuhaf tesadüf, o gün İtalyan Komünist Partisi’nin l’Unita gazetesinin Bologna’daki festivaline dâvetliydim. Berlin’den uçakla Milano’ya geldim. Orada bir İtalyan yoldaş beni karşıladı ve bir ay önce büyük bir patlamanın olduğu ve 85 kişinin yaşamını yitirdiği Bologna garına götürdü. Patlamanın ağır hasar ve enkazı hâlâ tren istasyonunda bütün canlılığıyla görülüyordu.

İtalyan yoldaşlar gardaki feci patlamayla ilgili ayrıntılı bilgi verdiler. Daha sonra

yaklaşık otuz bin kişinin hazır bulunduğu  Bologna’daki Comunale Stadı’na gittik. Orada İtalyan Komünist Partisi Genel Sekreteri Enrico Berlinguer’e tanıştırıldım. Berlinguer yoldaş Türkiye’de bundan sonra ne gibi gelişmeler olabileceğini sordu. Kendisine o güne kadarki siyasi durum konusunda bilgi vermeye çalıştım. Berlinguer yoldaş, İtalyan Komünist Partisi’nin Türkiye’deki demokrasi güçlerine yardım için elinden geleni yapacaklarını söyledi.

Enrico Berlinguer, Fransız George Marchais ve İspanyol Santiago Carrillo ile birlikte Avrupa komünizmi  hareketinin önderlerindendi. Son seçimlerde oyların yüzde 34’ünü alan İtalyan Komünist Partisi, Batı Avrupa’nın en güçlü komünist partisiydi. Biz ise Avrupa komünistlerine o zaman pek hayırhah bir gözle bakmıyorduk.

FİLİPİNLER’DEKİ HALK İSYANININ ÖNDERİ LAVA KARDEŞLER

Filipinler Komünist Partisi’nin temsilcisi Jose Lava ile Prag’da aynı apartmanda otururduk. Lava, 1948 yılında hem on bin kişilik Filipinler Halk Kurtuluş Ordusu’nun hem de Komünist Partisi’nin lideriydi. Ülkede gerilla hareketi birleşik cephe olarak önce Japon işgaline karşı başlamış, gitgide hükümete karşı bir halk ayaklanmasına dönüşmüştü.

Jose Lava, halk ayaklanmasını yönettiği için tutuklanmış, ömür boyu hapis cezasına  çarptırılmıştı. Yirmi yıl hapis yattıktan sonra partisinin Prag’daki temsilcisi  olmuştu. Onu tanıdığımda 68 yaşındaydı. Uzun hapis yılları bedeninde kalıcı hasara yol açmıştı. Derginin upuzun koridorunun öbür ucundaki tuvalete ağır aksak adımlarla sık sık giderken karşılaşırdık. İyimserliğini hiç yitirmediği hep güleç yüzünden belli olan Lava yoldaş gerilla yıllarının ve hapisane günlerinin anılarını dura dura anlatırdı. Önce ağabeyi Vicente Lava partinin lideri olmuş, ağabeyinin ölümünden sonra kendisi partinin başına geçmişti. 1950’de tutuklandıktan sonra ise öbür kardeşi Jesus Lava parti lideri olmuştu. Yani üç kardeş birbiri ardı sıra partiyi yönetmişlerdi.

Jose Lava hapisten çıktıktan sonra 1970 yılında geldiği Prag’da, BSS dergisi kapanıncaya kadar yirmi yıl kaldı. Burada partisinin ve ülkesinin işçi hareketinin tarihini yazdı. HUK diye bilinen Filipinler halk ayaklanmasının önderi olan Jose Lava yoldaş 2000 yılında 88 yaşında hayata veda etti. Eşi Maria, sık sık Dejvicka’da bir alt kattaki dairemize gelir, Yıldız’la sohbet ederlerdi. Jose Lava’nın aziz anısı hep gönlümdeki yerini koruyacaktır.

Gelecek yazıda da Prag günlerine devam edeceğim.

2 Kasım 2020

Cavlı Çulfaz

About Mehmet Tas

Check Also

FRIEDRICH ENGELS 200 YAŞINDA-kartallar yüksek uçar- Bir Artı Bir

28 Kasım Friedrich Engels’in 200. doğum yıldönümü. Peki, “General”i nasıl biliriz? Şimdiye dek hakkında okuduklarımızı, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com