REFORM, İSTİKRAR VE MPT’nin TÜRKİYE GİBİ ÜLKELERDE UYGULANABİLME KOŞULLARI-M. Taş

Geçen yazımda “kapitalizmin istikrarı” kavramını kullandığımı sonradan fark ettim. Daha sonra tartışmayı düşündüğüm bir politik sorundu ama her neyse olan oldu. Fakat, bir yöneyle iyi olmadı çünkü makaleyi okuyan bir arkadaş Modern Para Teorisini (MPT) burjuvazinin gerisinde kalan gericilik olduğunu dolayısıyla anlatıcı olarak beni de gerici bir konuma yerleştirdi. Yine, reform ve devrim ilişkisiyle karşı karşıyayız. Gerçekten de MPT gerici bir reform hareketi midir? İnandırıcı cevap verebilmek için daha yakından bakalım.

Öncelikle altını çizerek belirtmek istiyorum ki her reform hareketi istikrarı, stabilizasyonu ve sürekliliği amaçlar. Ve her reform hareketi ya gerici ya da ilericidir.  Bu ayırımı yapmanın tek kriteri bir reform hareketinin toplumsal gelişmenin önündeki engelleri aşıp aşmamasına bağlıdır. Yani bir avuç zenginin çıkarlarını mı yoksa milyonlarca insanın karşılaştığı sorunları rasyonel politikalarla çözümü mü amaçlıyor; ilericilik bu kriterde aranmalıdır. İşsizlik ve çevresel yıkım milyonlarca emekçi insanın karşılaştığı sosyal ve doğal özgünlüğü olan krizlerdir. MPT hükümetlere sunduğu uygulanabilir politikalarla ikisine kalıcı çözümler amaçlanıyor, bu nedenle ilericidir.

Ama bu yetmez deniliyor. Kapitalizm bu politikaların uygulanmasına izin vermez. Kaldı ki, ölüm döşeğindeki kapitalizmin yarattığı; otoriterizm, işsizlik, çevreye zarar, eşitsizlik, piyasa başarısızlığı, bencillik, aşırı tüketim, ekonomik ve mali krizlerden sadece ikisine çözümler aramanın doğru olmadığı vurgulanıyor. Ve argümanlar yaşlı ve kendisi sorun üreten kapitalizmin bitirilmesine odaklanıyor; parçalar değil bütün hedef alınıyor.

Bu görüşü ileri sürenler işsizlik ve çevre sorunlarına bir sorun daha eklemiş olduklarının farkındalar herhalde. Kapitalizmin yarattığı tüm problemlerin kökenindeki kapitalist üretim ilişkilerinin krizini tartışmak elbette en doğru olanıdır. Bilerek ya da bilmeyerek kapitalizmin ortadan kaldırılması hedefi aslında sistem ilişkilerini ortadan kaldırmayı gündeme getirir. Tek tek parçalardan, reformlardan, bütüne gitme yerine bütünü yaratan temel öğeyi bulup parçalamak, güzel fikir değil mi!

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum? işsizliği ve çevresel yıkımı durdurmayı amaçlayan projeleri ilericiler tartışıyor ancak kapitalist üretim ilişkilerinin alternatifi olabilecek demokratik modelleri birkaç kişi hariç hiç konuşan olmuyor.  Devrim hayaliyle yaşam sürdüren devrimcilerimiz bütün ilerici demokratları devrimden korkan kapitalizmi kurtarmaya çalışan gruplar olarak damgalıyor ama nedense kendileri başarısızlığa uğramış devletçi üretim ilişkilerini model olarak göstermekten geri durmuyorlar.

İlerici enternasyonalist devrimci aydınların önünde kapitalist üretim ilişkilerine alternatif üç ayrı model duruyor. Bunlardan ilki, Sovyetlerin dayandığı devletçi mülkiyet ilişkileri. İkincisi, Marks’ın geliştirdiği bağımsız üreticiler Birliğinin bir benzeri eski Yugoslavya ve şimdiki Çin’de uygulanan işletmelerin özerkliğidir. Ve sonuncusu anarşistlerin kar ve ücreti ortadan kaldıran, işyerlerine demokrasiyi getiren demokratik korpo-sendikalist toplum projesi. (Bir sonraki yazılarda bu görüşleri tartışabiliriz)

Sovyetlerin yıkılmasından sonra devletçi bürokratik sosyalist ilişkiler ve Yugoslavya’nın özerk işletmeler modelleri inandırıcılığını yitirdi. Korpo-sendikalist ilişkiler henüz denenmediği, tartışma aşamasında. Dolayısıyla hala kapitalist üretim ilişkilerine alternatif üretim ilişkisi geliştirilemediğinden reformların kapitalizm sonrası yeni bir yaşama ulaşamama riski ortada duruyor.

Alternatif üretim ilişkisi modelinin geliştirilmesi reformların daha ileri bir toplumsal yapıya geçişin yollarını açar. Ancak halkların direnişleri üzerinde fazladan katkısı olmaz. Hepimizin yakından bildiği bir tarihsel gerçek şu ki halk yığınları devrim yapmak için ayağa kalkmaz. Acil sorunlarına çare bulan reformlar etrafında toplanır, reformlara karşı gelenlere karşı durur, reformlar için politik devrim talep eder ve reformları ileri götürdüğüne inandığı devrimci partilere sonuna kadar inanır ve iktidara taşır. Her aşamada istikrar arar. Söylemeğe cesaret edemediğimiz önce reform sonra politik devrim anlayışını emekçiler söyler. Bu gerçeği anlamalıyız artık.

O halde geçen yazılarda tartışmaya çalıştığımız gelişmiş ülkeler özgü hazırlanan reformcu MPT’nin şimdide de Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde uygulanabirliğine bakalım.

Önce sorunu doğru tanımlayalım. MPT’nin ana tezlerinden biri, tam bir istihdam hedefine ulaşmak için merkez bankalarını kullanarak, ortalama ücret karşılığında çalışmaya hazır, istekli ve muktedir tüm işsizleri hükümet tarafından finanse edilen bir programla istihdam etmesidir.  Bu şekilde, hükümetler yeşil ekonomiye yapılacakları yatırımlarla ekonomiyi canlandırarak özel sektörün veya işgücü piyasasının iş olanağı sağlamadığı işgücünün istihdamını sağlar. Merkez bankası programının nihai hedefi, tüm aşamalarda tam parasal desteği sürdürmesidir. Hükümetler istihdam ettikleri işçilere yerli para birimiyle ödeme yapacaklarından herhangi bir sorunla karşılaşmazlar.

Bu haliyle MPT politikaları, ABD gibi gelişmiş kapitalist ekonomilere odaklı olduğu anlaşılıyor dolayısıyla Türkiye gibi ülkelerin ekonomik realitesine tam denk düşmüyor.  Çünkü işsizlik ağırlıklı olarak krizlerden dolayı oluşmuyor daha çok ekonomik gelişmenin ürünüdür, yapısaldır. Dolaşıma para sürülerek bu tür işsizlik çözülemez. Ekonomik büyümeğe katkısı olmayan istihdam sonucunda oluşan bütçe açıklarını kapatmak amacıyla paranın dolaşıma sürülmesi enflasyonu tetikler. İnsanların elindeki fazla paradan kaynaklanan enflasyonu engellemenin tek yolu kalkınma hızı oranında paranın basılmasıdır. Bunun yapılabilmesi için ekonomide yapısal değişime gidilmesi kaçınılmaz.

Yapısal ekonomik reformlar ithalat ve ihracatın eş oranda azaltılarak okyanusları ve havayı büyük oranda kirleten uluslararası ticaretin azaltılmasıdır. Doğal olarak bu değişim işsizliği azaltacağına artırır. Bunu önlemenin yolu toprağı koruyan yerel organik tarıma yönelmek, çevreye zarar vermeyen doğal kaynakların kullanımı ve iç pazarın yeniden düzenlenmesiyle ithalatın sınırlandırmasıdır.  Temiz enerji ve yeşil ekonomiyle donatılan anti-neoliberal ekonomik bir program sorunların çözüm anahtarıdır.

Gelişmekte olan ülkelerde işsizliğin yol açığı yapısal ekonomik çarpıklığı giderecek bütçe açıkları daha da büyük olacağından daha fazla paraya gereksinim duyulacak. Harcamalar ekonomik ihtiyaçları gözettiğinden MPT’nin öngördüğü miktarda para basılarak karşılanabilir. Fakat burada, sorun gelişmekte olan ülkelerde merkez bankalarının bastığı paraların hangi sektörde geçerlidir veya ihtiyaçları ne kadar karşıladığıdır.

Para basma egemenliği her ülkenin hakkı olmasına rağmen küresel anlamda zengin ülkeler kurdukları para hiyerarşisiyle bunu büyük oranda ortadan kaldırıyor. Çünkü yerli paralar ABD doları etrafında örgütlenmiş uluslararası hiyerarşik yapıda en alt sıralarda. TL dahil para birimleri likidite derecelerine göre konumlanmışlardır. Parasal anlamda emperyalizme bağımlı ülkelerin çoğu iç ve dış pazarlarda parasal egemenlikten yoksun olduğunun bir göstergesidir.

Uluslararası para sisteminin hiyerarşik doğası merkez bankasının finanse edeceği devlet açıkları büyük olasılıkla yabancı sermayenin kaçmasına ve cari hesap ödemelerinde zorluklar yaratacağından yerli para biriminin devalüasyonuna gidilecektir.

Yabancı sermaye kaçışları ve döviz kuru risklerine karşı MPT politikaları temiz enerji, yeşil ekonomi, yerel organik üretim projeleriyle desteklenmese sonuç alıcı olamaz. Yerel kaynakların daha fazla kullanımı, yerel üretimi gözeten ithalatı ikame programlarıyla işsizlik programları desteklenebilir. Depremlere karşı halkı güvende tutma, orman yangınlarına anında müdahale ve sel felaketlerine karşı önlemlerin tamamı ekonomik gelişmedir ve işsizliği azaltıcı hedeflerdir, parasal finansmanı enflasyonu körüklemez, TL ile harcama yapılacağından dövize bağımlılığı da arttırmaz.

Dolayısıyla organik üretim, temiz enerji, doğal felaketleri önleme ve ithalata bağımlı tüketimin yerel üretimle karşılanması MPT’nin belirlediği hedeflerle birleştirilirse efektif sonuçlar alınabilir.

About Mehmet Tas

Check Also

Köşelerden Bir Demet (196)-Cavlı Çulfaz

Eğer çöpleri karıştıracak gücünüz kalmadıysa… Size yiyecek verecek herhangi biri karşınıza çıkmadıysa… Birilerinden yemek isteyecek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com