BİLİMSEL GELİŞMELERİN IŞIĞINDA YENİ DÜNYADA İNSANLIĞIN GELECEĞİ TEHLİKEDE Mİ?-Nevcivan Balta

İnsanlığın evrimsel sürecinde düşünce sistemini değiştiren ana etkenin bilimsel gelişmeler olduğunu söyleyebiliriz. 

Bilimin elde ettiği bulgular ve buluşların insan algısını değiştirdiği tarihsel süreçte görülüyor. 

İnsanlık tarihinin bu günkü aşamasında üç temel soruya verilen yanıtlar geçmişe göre bilimsel buluşlar sayesinde artmış durumda. 

1-İnsanın kendi ve etrafındaki canlı organizmaların kalıtımsal özelliklerini incelemesi ve canlı organizma yapısını ve kendini tanıması. 

2- insanlık etrafını çevreleyen uzayın derinliklerini geçmişe göre daha fazla kavrıyor.  

3- İnsanlığın geleceğini, Dünyayı ve Canlılık Sürecini kavrayışı artıyor

Temelinde Astronomi biliminin gelişmesi Evrenin oluşumuna dair teorileri güçlendirdi. Buna tüm temel bilimlerdeki baş döndürücü gelişmeler kaynaklık ediyor. 

Optik aletlerin gelişmesi uzayın derinliklerini yaklaştırıyor. 

Dev radyo teleskoplarla uzayın derinlerden gelen radyo dalga sinyalleriyle ilk evren oluşumu sırasındaki ışımanın hışırtısı dinleniyor. 

 Bu da evrenin yaşının saptanması için çok önemli. 

Birçok galaksinin keşfi ve yapıları hakkında bilgi edinmek mümkün hale geliyor. 

Dünyanın ve içinde bulunduğumuz galaksinin top yekûn geleceğinin ne olacağı bu sona ulaşmadan dünya gezegeninin içindeki yaşamın nasıl süreceği ve sonuna dair senaryonun ne olacağı merak ettiğimiz sorular. 

Bilim, bu sorulara yanıt arıyor.  

Bilinmeyenler bilinenlerden çok olsa da yanıtların araştırmalar sonucu artığını söylemek mümkün. 

İnsanın kendi varlık sebebi ve diğer canlıların gen DNA yapılarını anlaması yakın bir olasılık haline geldi. Bu bulgular, tıp bilimini geliştiriyor, hastalıkların tedavisindeki teknikler metotlar gelişiyor.  

Canlı organizmanın gen yapısını değiştirerek daha verimli gıda elde etmek mümkün hale geliyor. 

Bitki tohumlarının   gen yapısını değiştirme çalışmalarını artırıyor. 

Bu çalışmalar besin kaynaklarını zenginleştiriyor.  

Daha da ileri giderek kopya canlılar elde ediliyor. 

Bildiğimiz bir kopya koyun gerçekleştirildi. 

İlk kopya koyun yeni bir evreye geçen biyoloji genetik ve tıp keşiflerinin habercisiydi. 

Bugün ne aşamaya gelindiği hangi canlı kopyalarının yapıldığı kamuoyunla paylaşılmasa da yapıldığı inancı var. 

Genetik bilimi yaşamda gelişebilecek potansiyel hastalıkların ana rahminde tespitini yapabilir, hastalıklarda ve yaşlılıkta yıpranan organlara yedek parça sağlayacak kök hücre çalışmalarıyla yedek organlar üretilebilir duruma gelişin araştırmalarını sürdürüyor.  

Tüm bu veriler Genetik biliminin canlı organizmaların gen yapısının anlaşılmasında çok önemli bir pencere açmış buradan ilerlediğini gösteriyor. 

Aynı paralelde Fizikte Parçacık Fiziği ve Kuantum Mekaniğin de yapılan deneyler, geliştirilen teoriler evrenin incelenmesinde Astronomiye, teknolojinin gelişmesiyle mühendisliğe kaynaklık ederek gelişiyor. 

Maddenin yapı taşı atomun içine yolculuk temel parçacıkların da ayrıştırılabileceği parçacık hızlandırıcılarında çarpışma deneyleri yapılıyor. 

Atom altı çok sayıda parçacık keşfedildi.  

Bu keşiflerle evrenin oluşumunun nasıl gerçekleştiğine dair teoriler güçleniyor. 

Evrenin başlangıcında büyük patlama sonrası madde ve anti madde olduğu her parçacığın karşıt yüklü simetrik bir parçacığının olduğu anlaşıldı.

Çok büyük bir sıcaklıkta oluşan madde ve anti madde parçacıkların yok oluş teorisine göre birbirini yok ettiği, bugün arta kalan madde evreninin içinde yer almamız bu yok edilişteki madde fazlalığının bu günkü görkemli evreni oluşturduğu düşünülüyor. 

Bu çalışmalar elektronun hareketiyle oluşan elektrik enerjisi ve ışık enerjisinin keşfinden sonra, elektrondan daha hızlı hareket eden temel parçacıklarla yeni bir teknolojinin ve enerjinin üretilmesinin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. 

Bu sayede Kullandığımız bilgisayarlar gittikçe küçülüyor. 

Dünya büyük bir network halini alarak internet iletişimi büyük bir sanal ağa dönüşerek oluşan matriks içine doğru gerçek dünyadan hepimizi ne kadar dirensek te birer birer hızla çekiyor. 

Bundan kırk yıl önce Fizik Matematik Astrofizik eğitimi almış   biri olarak o gün kü üniversite eğitimimizdeki bilgilerin o günden bugüne nasıl gelişerek değiştiğini her gün güncellenerek heyecan verici hızda yeni bilimsel bilgilerin programlara girdiğini makaleler yayınlandığını şaşırarak izliyorum. 

Öğrencilik yıllarımızda Bilgisayar Mühendisliği, Genetik Mühendisliği alanları yoktu. 

Master programı olacak konular bugün Üniversitelerde ana dal halini aldı. 

Bilim dalları ağacı daha da dallandı.   

Bugün mekatronik, malzeme, siber, robotik mühendislik, yazılım programlama mühendislikleri, uzay mühendisliği, gıda, ekoloji mühendislikleri …… gibi. 

Temel bilimlerin içindeki alt bilim dallarından çoğalarak birçok ana dal oluştu. 

Bu alanlar yeni uzmanlık alanları haline gelerek çeşitleniyor. 

Konu ve alan bilgisi gittikçe spesifik hale geliyor. 

Bu nedenle günümüz gençleri bilgi donanımı ve bilgisini güncelleyenin iş alanında daha hızlı ilerleyeceği bir süreç yaşıyor.  

Nerdeyse bir oda büyüklüğündeki bilgisayarlardan mikro çipler düzeyindeki bilgisayarlara geçen bu dev network tüm dünyayı kontrolü altına alıyor. 

İnternet ve sanal bir çağın ilerleyişinde insanlık hızlı bilgi ve teknoloji bombardımanına tutuluyor. 

Çok hızlı bilgi aktaran Kuantum bilgisayarlar teknolojisi siber teknoloji robotik teknoloji mühendislikleri gittikçe gelişiyor. 

Ülkeler sınır güvenliği ve savaş için kullandığı klasik silah sanayinin ürünü silahlarla korunmaya çalışırken bambaşka bir saldırı ile de baş etmeye çalışıyor. 

Bir çok ülke devlet düzeyinde veya bireylere yönelik siber saldırı ile yüzleşerek devletlerin kozmik odalarına sızan tüm bilgi ve kayıtları ele geçiren hackerlerle, teknolojik virüslerle mücadele ediyor. 

Tüm bu yeni siber tehlikelerle başa çıkmak için sizin de önleyici yöntemler geliştirmeniz bilgi ve teknoloji gücüyle bu mücadelede savunma geliştirmek zorunluluğunuz oluşuyor. 

Elbette bu çok güç internet kullanımı her birey için yaşamın vazgeçilmezi haline geldi.  Uzak mesafeler iletişim açısından anlık mesafelere indirgendi. 

Ülkelerin güvenliğini delen seçimlerine müdahale edecek boyutta teknolojiler gelişiyor.  

Buna biyolojik saldırılar kimyasal saldırılar gibi yeni silahlar ekleniyor. 

Bir yandan yararımıza olan gelişmeler bir yandan da zararımıza çalışıyor. 

 Bu   teknoloji ağlarıyla sarılı dünyada her türlü siber biyolojik saldırılara   açık hale geliyoruz. 

Atom bombası deneyiminden hatırlanırsa tüm bu teknoloji savaş aracı olarak insanların üzerinde denenebilir, bugün de benzer tehlikelerin söz konusu olduğu bir gerçek. 

Bugün tüm dünyayı kasıp kavuran COVID- 19 virüs salgını kontrolsüz insan kayıpları yaratarak dünya nüfusunu azaltıyor. 

Salgın kontrol altına alınamadığı için hepimiz potansiyel virüs tehlikesi altındayız. 

Bu denge noktasında kırılma hangi yöne bükülürse İnsanlığın geleceği o yönde ilerleyecek gibi görünüyor. 

Umudumuz her zaman insanlığın yararından ve gelişiminden yana işleyen yüz kazansın yönündeki; dünyada canlı yaşamı sürebilsin. 

Teknolojinin ve sanayinin gelişmesi baş döndüren gelişmelerle sürerken İnsanlığın ve dünyanın farklı sorunlarını da tetikliyor. 

Küresel ısınmayla iklim değişimi yaşanıyor, ekolojik Sisteminin bozulması çevre kirliliği, insanlık mücadelesini ekonomik mücadelenin önüne en üst sıralara taşıyor. 

Dünya nüfusunun kontrolsüz artışı, beton yapılaşma, temiz hava su ve gıda ulaşımındaki sorunlar insanlığın geleceğini kaygılandıran tehdit boyutlarına ulaştı alarm veriyor. 

Enerji kaynaklarının nüfus artışına oranla yetersizliği, gittikçe tükenmesi yeni kaynakların bulunmasını zorunlu hale getiriyor. 

Sınırlarımızda gelişen bölgesel savaşlar bugünden ” Enerji savaşlarının” başladığını gösteriyor. 

Küresel sermaye küresel yönetim ağları küresel tekeller sayesinde ülkelere giriyor ve kaynaklarını sömürüyor. 

Elbette bu durum karşısında küresel bir muhalefette gelişiyor. Ancak bu tehlikelerle baş edecek boyutlarda etkili olamıyor

Dünya kaynaklarının hızlı tüketim sürecinin nereye doğru evirileceği bilinemiyor.   

Bu yönde soruları arttırıyor. 

Gelişen bilim ve teknolojiyle birlikte ilerleyen buluşlar ibresine karşı canlı yaşamının yok oluşuna giden ters yönde bir süreç mi işliyor?  

 Bugün yaşamı kolaylaştıran teknoloji sanayi ve endüstri bir yandan da organik yaşam koşullarını yok eden bir tehdit halini mi alıyor? 

Bu kaotik süreç insanlığı nasıl bir sona doğru sürüklüyor? 

Ne yazık ki Bütün bu sorular bu karamsar tablo kurguladığım bilim kurgu romanın başlıkları değil! 

Şu anda yaşadığımız dünyanın gerçekliği olduğu fikri ürkütüyor.  

About Mehmet Tas

Check Also

İLERİCİ GENÇLER BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DİRENİŞİNİ DESTEKLİYOR-Admin

Bizler bir zamanlar özerk üniversite, demokrasi ve özgürlükler için ön saflarda aktif mücadele veren gençler …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com