Türkiye solunun temel sorunu ;” Gelenekçi siyaset yapma tarzıdır.”

Türkiye solunun serpilip gelişmesinin önündeki temel engel;
“Gelenekçi siyaset yapma tarzı…”dır.

Uzun zamandır kafamı meşgul eden bu sorunu, Bir Gelenekte siyaseti yapan bir arkadaşım ile tartışırken O kurdu bu konuyu net olarak ifade eden cümleyi onun için tırnak içine aldım.
“ Gelenekçi siyaset yapma tarzı…”

Bu tarz yaklaşık 40-50 yıl önce ülkede kitleselleşme anlamında ivme kazanan kitleselleştikçe bölünerek yüzlerce; kariyerizm, kariyerist “Lider” temelinde fraksıyonlaşarak Sol siyasette konumlanan sol sosyalist devrimci grup, partilerin günümüzde kendini yenilemeden 40-50 yıl öncesinin geleneklerine, ideolojilerine, söylemlerine, pratiklerine, hatta bugün hayatta olmayan, bugün hayatta olupta 40-50 yıl öncesinden omuzlarına taktıkları apoletleri ile siyaset yapan liderlerine körlemesine bağlı siyaset sürdürmesidir.
Hatta bu geleneklerin mirası üzerine öldüresiye paylaşım savaşları bile yapılmaktadır..

Oysa aradan 40-50 yıl geçmiş dünya değişmiş, üretim ilişkileri değişmiş, üretim ilişkileri kol emeğinden kafa emeğine doğru evrilmiş, emekçiler ordusuna mavi yakalıların yanı sıra beyaz yakalılarda katılmış, plazalarda plaza dili diye anlamsız, tuhaf bir lisan türemiş, fabrika emekçilerin yanısıra milyonlarca beyaz yakalı plaza emekçileride emek dünyasına katılmış. Araya onar, onar beş kuşak girmiş. Toplumun, yeni kuşakların davranış biçimi değişmiş. Üretimde sanayiden bilişim çağına geçilmiş.
Ülkemizin üzerinden 12 Eylül gibi toplumumuzun “sosyal genetik kodlarını” değiştiren köklü, vahşi bir darbe geçmiş…
Bu süreçte devlet bürokrasisinin temel, kritik, kurumları tarikat kadrolarının yönetimine geçmiş.
Sosyalist Sistem dağılıp, duvarlar yıkılmış. Dünya tek kutuptan yönetilmeye başlamış. Hakim Kapitalist sistemde giderek kilitlenmekte, tıkanmaktadır. İnsanlık milyonlar halinde yoksullaşır, açlığa mahküm olur daha iyi bir yaşam için kitleler halinde yer değiştirip mülteci olurken, Kapitalist Sistem insanlık için ortaya çıkan yeni sorunlara açılım, çözüm üretememektedir.
Bugün sıradan bir virüs tüm Kapitalist dünyayı esir almış, sistemi dumura uğratmış, Kapitalist Sistemi işlemez hale getirmiştir.
Artık insanlık Kapitalist Sistemle yönetilmek istememekte sistemin sonuçları olan ırkçılığa ABD’de, Küresel ısınmaya İngilterede, daha adaletli bir yaşam için Fransada ve giderek diğer dünya ülkelerine yayılan dev protestolar yükseliyor.

Üretim sürecindeki tüm bu devrimsel değişimlerin siyaset arenasına ilk yansımasınıda 2013 Haziranı Gezi Direnişi sırasında gördük. Üretim sürecindeki bu devrimsel değişim “Z” kuşağı diye tanımlanan yeni bir devrimci kuşak olarak adlandırılan bir yeni sosyolojik kuşak üretti..
Henüz 1960’lı, 1970’li yıllarda kalmış “Klasik Sol” tam olarak anlamlandıramadığı dolayısı ile uyum sağlayamadığı bu kuşak ile aynı safta olmasına karşın ilişki kuramadı, ittifak oluşturamadı.
Gezi Direnişinden sonra herkes fabrika ayarlarına “Klasik Sol” kendi köhnemiş dükkanlarına , “Z” kuşağının oluşturduğu Beyaz yakalı emekçilerde plaza yaşamlarına döndü.

60’lı, 70’li yıllardan kalma Gelenekçi “Klasik Sol” Üretim sürecinin devinimi sonucu oluşan yeni emek dünyası ile bağ kuramazken yazının temel konusu olan kendi aralarında da “Gelenekçi siyaset yapma tarzından” dolayı ortak, birlikte bugün Sol siyasetin temel kaçınılmaz gereksinimi olan “Birleşik Mücadele” için bir araya gelememektedir. Üzerine çokça vurgu yapılan, temel bir siyasi gereksinim olan “Demokrasi Güçlerinin Birleşik Mücadelesinin” önündeki temel engel;
“ Sol’un Gelenekçi siyaset yapma tarzıdır.”
Bu tarz Ülkemizi siyasi tarihinde çok önemli bir tarihsel dönemeç olan 2013 Gezi Direnişini ve Gezi Direnişinin yarattığı olağanüstü fırsatı bu süreçte oluşan tarihsel bir adım olan Birleşik Haziran Hareketini işte bu “Solun Geleneksel Siyaset yapma tarzı” heba etmiştir.
Global düzeyde Kapitalist Sisteme yönelik yükselen kitlesel muhalefet ülkemizde Erdoğan /AKP İktidarına karşı %80’e varan bir muhalefete ulaşmasına karşı Ülkemiz Sol’u bu muhalefeti kucaklayıp iktidara karşı bir alternatif oluşturmak yetisininden yoksun durumda.

Sorunu tespit ettiğimize göre çözüm üzerinde birazda fikir yürütelim.
Trabzonlu Temel’in;
Kadınları eli neden öpülür sorusuna verdiği yanıt gibi
Çözüm; “Bir yerden başlamaktır.”

Nereden başlanacak sorusuna yanıt;
Herkes kendi “Gelenekçi dükkanına” kilit vurarak. Kendini hapsettiği, çevreleyen kalın, yüksek duvarları yıkarak.

Artık bu işin 1960’lı, 1970’ li yılların söylemleri, yol ve yöntemleri, Marx, Engels, Leninin teorilerini bile yeni dünya koşullarında yeniden gözden geçirme zorunluluğu ortada dururken, O günün koşullarında devrimci duruşları, mücadelelerine, yazıp, çizip, söylediklerine, liderliklerine, anılarına saygı duyduğumuz devrimci liderlerin görüşlerini yeniden gözden geçirip güncellemekte yarar vardır diye düşünmekteyim.
Kilometre saatlerini sıfırlayıp yeniden kurmak gerekir.

Geleneklerimizi, gelenekçi anlayışımızı bir yerlerde bırakıp demokratik mevzilerde hep birlikte yerimizi alıp günün ihtiyaçlarına yanıt veren yeni yepyeni bir siyaset anlayışı ile yepyeni bir başlangıç yapalım.

Buna herkes bulunduğu yerden hemen şimdi başlamalı.
Kaybedecek zamanımız yoktur,

Osman Naci
12 Ekim 2020
Kadıköy

 

About OsmanNaciBalta

Check Also

Köşelerden Bir Demet (193)-Cavlı Çulfaz

Ayartıcı düşünceler, ne öğrenciliğimde ne sonrasında zihnimden hiç eksik olmadı. Onları söylemekten çekinmedim. Anayasa kürsüsüne …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com