TKP’NİN R.YÜRÜKOĞLU’NA ATTIĞI SİYASİ İFTİRA VE YÜRÜK’ÜN YANLIŞ SAVUNMASI!

TKP’NİN R.YÜRÜKOĞLU’NA ATTIĞI SİYASİ İFTİRA VE YÜRÜK’ÜN YANLIŞ SAVUNMASI!

 

TKP’de 1929 Muhalefet hareketini anımsayalım. Muhalefet, Troçkist-polis olmakla suçlanmıştı. Troçkist olmak TKP’nin dilinde Sovyetler Birliği’ne karşı olmaktı. Yani anti-Sovyetik olmaktı. Konuyu incelerken gösterdik ki, böyle bir durum yoktu. TKP “proletarya enternasyonalizmi” silahını böyle kullanıyordu. TKP’de ortaya çıkan herhangi bir muhalefeti SBKP üzerinden vurmak bir gelenekti. Proletarya enternasyonalizminin yanlış yorumu şu sonuca varıyordu: SBKP’nin desteklediği taraf doğru taraftır; enternasyonalisttir. SBKP’nin karşı olduğu taraf, anti-Sovyetiktir; anti-enternasyonalisttir. Dolayısıyla anti-komünisttir.

TKP Merkezi, İşçinin Sesi muhalefetine karşı da bu pis geleneği kullandı: İ.Sesi’ni anti-Sovyetik göstererek SBKP’den güç almaya çalıştı.

TKP, “Sol” Oportünist Fraksiyoncu Akımla İdeolojik Politik Savaşın İlk Çerçevesi ismiyle bir bildiri yayımladı. Bildirinin başlığı uzun olmasına karşın bir sayfalıktı. Tarihsiz bir MK bildirisiydi. Bu bildiride İ.Sesi’ne karşı yapılan önemli suçlama şöyleydi:

Sosyalist ülkelerin barış içinde yanyana yaşama politikasıyla, Türkiye’deki sınıf savaşımının diyalektik birliğini atlıyor. Sözde proletarya enternasyonalizmine bağlı görünüp, üstü örtülü biçimde SBKP’ye saldırıyor. Dünya komünist hareketinin Marksizm-Leninizmi geliştirici kollektif katkılarını yadsıyor. Lenin’i, günümüz dünya komünist hareketinin ortak strateji ve taktiklerinin karşısına çıkarıyor.[1]

Gerçekten İ.Sesi, Sovyetler Birliği’ne saldırıyor muydu? Yoksa bu bildirinin çıktığı dönemde Sovyetler Birliği’ni ve SBKP’yi savunuyor muydu?

*                 *                      *

TKP MK yalan söylüyordu. Parti üyelerini doğru olmayan bir proletarya enternasyonalizmi anlayışıyla (ki bu anlayış TKP’ye göre SBKP’yi savunmak, Sovyetler Birliği’ni sosyalist olarak kabul etmek demekti) eğitiyordu. Muhalefete karşı parti üyelerini “anti-Sovyetizm” temelinde kışkırtıyordu. Oysa Muhalefet, Sovyetler Birliği’ni dünya devrimci merkezi olarak görüyor ve bu ülkeyi en ileri sosyalizm sayıyordu. R.Yürükoğlu üzerinde fırtına koparılan Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye’de şöyle yazmıştı:

Günümüzde dünya devrimci merkezi hâlâ Sovyetler Birliği’dir. Çünkü, ekonomik ve toplumsal yönden en gelişmiş sosyalist ülke, işçi sınıfı hareketinin en yüksek boyutlara ulaştığı ülke demektir. Ve dünyanın ilk işçi devleti Sovyetler Birliği bugün en ileri sosyalist ülkedir.[2]

İ.Sesi bu kitaptan sonra çıkan 25 Haziran 1979 tarihli 97-98. sayısında tıpkı TKP Merkezi gibi Sovyetler Birliği’nin (Brejnev’in) dış politikasını bağnazca savunuyor, barışı övüyordu. Daha önemlisi aynen TKP Merkezi gibi, proletarya enternasyonalizmini SBKP’nin politikasını desteklemeye indirgiyordu. İ.Sesi’nden aktaralım:

Görüşmeler Sovyetler Birliği’nin Leninci barış politikasını ardıcıl uygulaması sayesinde ilerledi ve sonuçlandı. Sovyetler Birliği nükleer bir dünya savaşını önlemeyi dış politikasının en önemli amaçlarından biri olarak görüyor.

(…)

Dünyadaki tüm ilerici ve devrimci güçlerin görevi, Sovyetler Birliği’nin bu politikasını desteklemektir. Dünyada emperyalizme karşı savaşın öncüsü ve dünya devrimci merkezi Sovyetler Birliği’ne yönelik her türlü saldırıya karşı savaşmaktır.[3]

İ.Sesi’nin bu bakış açısı, TKP Merkezi gibi proletarya enternasyonalizmini doğru anlamamış olduğunu gösteriyordu. Ama TKP niçin muhalefeti gerçeği yansıtmayan bir argümanla suçluyordu? Daha önce bahsettiğimiz gelenek yüzünden! TKP Merkezi, Muhalefeti “anti-Sovyetizm” silahıyla vurmaya çalışıyordu. İ.Sesi ise anti-Sovyetik olmadığını anlatabilmek için mürekkep harcıyordu.

İ.Sesi ancak ileri tarihte bu saçma proletarya enternasyonalizmi anlayışından kurtulabilecekti.

*                      *                      *

R.Yürükoğlu, 24 Ocak 1981 tarihli İ.Sesi’nin 147-148. sayısında “İşçinin Sesi ve Anti-Sovyetizm” başlıklı bir yazı yazdı. Artık bu yazıda anti-Sovyetizm sorunu doğru bir bakış açısıyla değerlendiriyordu. Sovyetler Birliği’nin ulusal çıkarlarına değil, gerçek çıkarlarına (yani yeni devrimlerle beslenmek zorunda olan Sovyetler Birliği’nin, dünya devrimi ihtiyacına) ters görüşler anti-Sovyetizm sayılırdı ve proletarya enternasyonalizmine ihanetti. R.Yürükoğlu öz biçimde bu yazıda diyordu ki:

Dünya devriminin çıkarlarına, dolayısıyla Sovyetler Birliği’nin gerçek çıkarlarına ters görüşler, anti-Sovyet görüşlerdir.

Öyleyse, şu ya da bu konudaki görüşleri tutumları eleştirmek, sorgusuz anti-Sovyetizm olamaz.[4]

TKP Merkezi’ne göre ise, Sovyetler Birliği’ndeki bir yanlışı dile getirmek anti-Sovyetizmdi. Bu sakat enternasyonalizm anlayışının doğru olabilmesi için, SBKP’nin hiçbir zaman yanlış yapmayacağını ön şart olarak kabul etmek gerekiyordu. Oysa SBKP yanlışlar yapabiliyordu. Stalin döneminde bir TKP’li kalkıp Stalin’in politikalarını eleştirse, TKP Merkezi bunu anti-Sovyetizm olarak damgalardı. Ama aynı kişi bu eleştiriyi Kruşçev döneminde dile getirse, bu anti-Sovyetizm olmazdı. TKP Merkezi’nin savunduğu çarpık proletarya enternasyonalizminin varacağı yer böyle bir sonuçtu.

[1] Tarihsiz TKP MK Bildirisi, aktaran İşçinin Sesi, 6 Aralık 1979, Sayı 113-114.

[2] R.Yürükoğlu, Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye, İşçinin Sesi Yayınları, 1980, s.32.

[3] İşçinin Sesi, 25 Haziran 1979, Sayı 97-98.

[4] R.Yürükoğlu, İşçinin Sesi, 147-148, 1981, s.10.

About Sait Almis

Check Also

KÜRESELLEŞME YALANI

  “KÜRESELLEŞME” YALANI “Küreselleşme” neo-liberal bir yalandır. Mehmet İnanç Turan bu yalanı çok önceden afişe …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com