TKP’NİN 100. YILINDA İ.BİLEN’İN 1973 REFORMİST PROGRAMI!

TKP’NİN 100. YILINDA İ.BİLEN’İN
1973 REFORMİST PROGRAMI!

 

”TKP’nin Üçüncü Programı Genel Sekreter İsmail Bilen’in başlattığı ”Mayıs 1973 Atılımı” sonrası kaleme alınmıştır. 1974’te TKP Politbüro’su tarafından taslak olarak hazırlanmış, 1977 Konya (Moskova) Konferansı tarafından onaylanmıştır.

 

Çelişkilerle, birbirine uymaz görüşlerle dolu bir programdır TKP’nin Üçüncü Programı.

 

Devlet Kimin Elinde?

 

TKP Üçüncü Programı’ndan devletin kimin elinde olduğunu çıkaramayız. Büyük burjuvazi henüz devleti ele geçirmemiştir; ele geçirme sürecindedir. Üçüncü Program der ki:

 

Memlekette toprak ağalarıyla sarmaşan, emperyalist tekellerle bağlaşan, holdingçiliğe, tekelciliğe yükselme, finans oligarşiye dönüşme, devleti ele geçirme süreci içinde olan ve militarist klikle bütünleşen büyük burjuvazi egemenlik sürüyor.[1]

 

Peki o zaman devlet kimin elindedir? Hem büyük burjuvazinin egemenliğinden bahsetmek, hem de bu burjuvazinin devleti ele geçirme sürecinden bahsetmek içinden çıkılmaz bir çelişkidir.

 

Üçüncü Programı’nın yazıldığı dönemde tekelci burjuvazi, finans-kapital devletin egemeni değil mi? Ayrıca Üçüncü Program, Türkiye’deki kapitalist gelişmeyi geri gösteren değerlendirmeler içerir. Kapitalizmin köyde yayılma hızının yüksek olmadığını; yer yer natürel ekonominin (yani pazar için üretim yapmayan ekonominin) varolduğunu belirtir.

 

Ulusal Burjuvazi

 

Üçüncü Program’a göre devletin kimin elinde olduğu belli değildir; ama büyük burjuvazinin, toprak beylerinin, yabancı tekellerin çıkarlarını savunan partiler bellidir.

 

İşbirlikçi büyük burjuvazinin, büyük toprak beylerinin, emperyalist tekellerin, yerli yabancı ortakların çıkarlarını AP, DP, CGP gibi partiler savunuyor.[2]

 

Peki, milli (ulusal) burjuvazi ne yapıyor ve onun çıkarlarını kim dile getiriyor? Şüphesiz ki, Kemalizmin CHP’si! Ulusal burjuvazinin sözcüsü olarak CHP ile işbirlikçi burjuvazi ve emperyalizm arasında bir savaşım olduğunu söyler Üçüncü Program.

 

Ulusal burjuvazinin, orta tabakaların, işbirlikçi burjuvazi, emperyalizm ve yabancı sermaye ile çelişmeleri, çatışmaları artıyor, sertleşiyor. CHP ile gerici partiler arasındaki boğuşma bu çatışmanın açığa vurulmasıdır.

 

Ulusal, liberal burjuvazi ile çelişkisinin baskısı altında, emperyalizme ve işbirlikçi burjuvaziye karşı direnmek zorunluluğunu zaman zaman duyuyor.[3]

 

Demek ki, gerici partilere karşı, ilerici parti olarak CHP var. CHP neyi savunuyor? Demokratik hakları, ulusal bağımsızlığı, emperyalizme ve işbirlikçi büyük burjuvaziye karşı halkın çıkarlarını. Yani ulusal burjuvazi = Demokratiktir. Emperyalizme karşıdır. İşbirlikçi büyük burjuvaziye karşıdır. Çünkü büyük burjuvazinin politikası, ulusal burjuvaziyi ezmektedir. Milli burjuvazi aynı zamanda anti-feodal, anti-faşisttir.

 

Orta tabakaların, milli burjuvazinin anti-emperyalist, anti-feodal ve anti-faşist yönü daha da ortaya çıktı.[4]

 

TKP Üçüncü Programı, Kemalistlerin (ulusal burjuvazinin) toprak reformu yapmayarak toprak ağalarıyla uzlaşmış olduğunu unutmuş görünür.

 

TKP Üçüncü Programı’nın varmak istediği yer bellidir. Ulusal burjuvaziyle, ulusal demokratik cephe yoluyla ittifak yapmak istemektedir. Üçüncü Program son sözlerini bu niyetini açıklayarak bitirir:

 

TKP, ulusal burjuvazinin, emperyalizme, gericiliğe, faşizme karşı her ileri adımını destekler. Ulusal burjuvazinin ilerici politik, sosyal örgütleri ile işbirliği ve ittifaklar kurmak yollarını arar.[5]

 

Peki, TKP Üçüncü Programı ”nasıl bir düzen için” CHP (milli burjuvazi) ile ittifak yapacaktır? Devrimle milli burjuvazinin ilişkisi ne olacaktır? Sosyalizmde ulusal burjuvazi ne yapacaktır? Şimdi bu soruların yanıtını arayalım.

 

Üçüncü Program’ın Diğer Reformist Yönleri

 

Teorik bir yanlış, diğer bir teorik yanlışı doğurur TKP, burjuva parlamentosunu iktidarda olanların (egemen burjuvazinin) yararına işleyen bir kurum olmaktan çıkarabileceğini düşünür. Üçüncü Program diyor ki:

 

Parlamentoyu, gerici, işbirlikçi burjuvazinin, toprak beylerinin, militarist kliğin yararına işleyen bir araç olmaktan çıkarmak, onu, işçi sınıfının, halkın yararına işleyen bir araç haline getirmek için daha geniş yollar açılıyor.[6]

 

İleri demokraside devleti parçalamayı düşünmeyen Üçüncü Programı’nın genel mantığına uygun olan bu değerlendirme, Türkiye Komünist Partisi’ni parlamenterist kılar. Parlamentoyu devrim için kullanmak başka şeydir; bu burjuva parlamentosunu işbirlikçilerden temizleyerek halk parlamentosu haline (devleti parçalamadan) getirmek farklı şeydir. Birincisi devrimci yoldur; ikincisi reformizmdir.

 

*          *          *

 

TKP Üçüncü Program’ın ”İleri Demokrasi” bölümünde Türkiye ordusu için şunlar yazılıdır:

 

Türkiye Komünist Partisi, orduyu emperyalistlerin, NATO’nun, işbirlikçilerin, militarist kliğin elinden kurtarmayı öngörür.

 

Ordunun ana yığını, erleri ve assubayları ile halktan, emekçi yığınlardan gelmedir. Ordu, memlekete dalan emperyalistlere karşı Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda kurulmuştur. Bundan ötürü görevi, emperyalizme karşı, işbirlikçilere karşı savaşmak, yurdun bağımsızlık, egemenlik ve halkın demokratik haklarını savunmaktır.[7]

 

Demek ki, ileri demokraside sonra ordu parçalanmayacak, işbirlikçilerden temizlenerek alıp kullanılacaktır. Burjuva ordusunun görevi, emperyalizme karşı savaşmakmış(!). Çünkü bu ordu ulusal kurtuluşla kurulmuş.

 

Burjuva ordusunun kırılıp parçalanmadan halk ordusu haline getirilemeyeceğini her Marksist bilir. TKP Üçüncü Programı bu Marksist görüşü bozmuştur. Niçin? Kemalizme, ulusal burjuvazi dedikleri kesime şirin görünüp, ileri demokrasiyi inandırıcı kılabilmek için!

 

*          *          *

 

TKP Üçüncü Programı’nın en yanlış bölümlerinden biri de ulusal sorunun ele alındığı bölümdür. Bu bölümde Kürtler bir ”ulusal azınlık” olarak gösterilmektedir. Ayrıca Kürtler, Lazlarla aynı ”ulusal azınlık” kategorisine sokulmaktadır. Ezen-ezilen ulus tanımlamaları bulanık biçimde formüle edilmektedir. Ezilen ulusun komünistlerinin görevleri vurgulanmakta, ezen ulusun komünistlerinin görevi geriye çekilmektedir. Ezen ulusun komünistlerinin görevi, ”ulusların eşit haklar savaşımı düzeyine” indirilerek bu yapılmaktadır. Ulusların kendi kaderini tayin ilkesi genel bir ilke olarak savunulmakta, Kürt ulusu için açık tutum alınmamaktadır. Konuyla ilgili Üçüncü Program’ın en önemli paragrafı şudur:

 

Türkiye Komünist Partisi, ulusların yazgılarını kendilerinin çizmesi konusundaki, Leninci ilkelere bağlıdır. Memleketimizde yoğun, kaynaşmış yığınlar halinde yaşayan uluslara, ulusal azınlıklara (Kürtlere, Lâzlara vb.) tam demokratik, eşit Anayasal haklar tanınmalı, bu uluslara kültürlerini geliştirmek olanakları yaratılmalıdır.[8]

 

Türkiye’de Kürtler ulusal azınlık olarak kabul edildiğine göre, onların dışında ”kaynaşmış yığınlar halinde yaşayan uluslar” kimlerdir? Şüphesiz ki böyle ”uluslar” yoktur. Ulusal sorunu küçültmek ve sorunu karıştırmak için Üçüncü Program’ın bulduğu çözüm bu olmuştur. Ama buna rağmen dikkatli bir göz, Kürtlerle, Lazların aynı kategoride sayıldığını görür. Oysa Kürtler ulus, Lazlar ulusal azınlıktır.

 

Daha önemlisi, ulusal sorun ”eşit anayasal haklar” düzeyinde ele alınmakta ve çözülmektedir. Ezilen ulusun ayrılma hakkından açık açık söz etmekten kaçınılmaktadır. Bilindiği üzere Lenin, ulusların eşitliğini savunmanın yetmeyeceğini, aynı zamanda ulusların ayrılma hakkını savunmak gerektiğini belirtmiştir. TKP Üçüncü Programı buna uymaz. Üçüncü Program, ”ezilen ulusun komünistleri” formülü yerine ”ezilen ulusal azınlıkların komünistleri” formülünü geçirerek şöyle der:

 

Ulusal azınlıkların komünistleri, Leninci enternasyonalistler olarak, uluslararası emekçilerin sıkı dayanışmasını propaganda etmekle yükümlüdürler.[9]

 

Ne var ki, aynı program ezen ulusun komünistlerinin görevinden hiç bahsetmez; ayrılma hakkında direnmeleri gerektiğini belirtmez.”

”Mehmet İnanç Turan, Mustafa Suphi’nin Partisi, Sayfa:201-26, Etki Yayınları, 2013.”

[1] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.9.

[2] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.10.

[3] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.10-11.

[4] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.30.

[5] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.60.

[6] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.27.

[7] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.55-56.

[8] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.45.

[9] Türkiye Komünist Partisi – Program, Ürün Yayınları, 1979, s.45.

About Sait Almis

Check Also

Yakınma Kültürü ve Sanat-SİNAN ABUZER AKDAĞ

Sanatçının, yazarın kendini nasıl konumlandırdığı, ideolojik olarak ne kadar donanımlı, doğru ve güçlü olduğu, onun, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com