TKP’NİN 100. YILINDA İZMİR’DE YAŞANAN KARA GÜNLER VE ÇIKARILACAK DERS!

TKP’NİN 100. YILINDA İZMİR’DE YAŞANAN KARA GÜNLER VE ÇIKARILACAK DERS!

 

Bugünler TKP-İGD İzmir bölgesi tarihinde 15 gün süren kapkara günlerin 40. yılı. Bundan tam 40 yıl önce 17 Ağustos 1980’de yapılan Maden-İş Kongresi olayları ile başlayan, üç arkadaşımızın ölümü birçok arkadaşımızın yaralanmasıyla sonuçlanan bu 15 günü yaşanmamış sayamayız.

O günlerde yaşananları unutmaya, unutturmaya çalışanlar en başta hayatlarını kaybeden arkadaşlarımıza saygısızlık yapmış olur. Bizlerin görevi onları unutmak değil, yaşatmaktır. Bu görev basit bir görev değildir. O yıllarda sık yaşanan kardeş kavgalarında payımıza düşen bu olayları yeni nesillere ve tarihçilere iletmek boyun borcumuzdur.

Mehmet İnanç Turan ve ben bu anlayışa dayanarak; o karanlık günleri an be an yaşayan İşçinin Sesi muhalefeti gençlik sorumlularından Hüseyin Demirdal ile “Sözlü Tarih Çalışması” yaptık.

 

Bazı arkadaşlar olayları eksik yazmışsınız, yanlışlarınız var kitap taraflı diyorlar. Bunu diyen arkadaşlar sözlü tarih çalışmasının ne demek olduğunu bilmiyorlar. Biz bu tür çalışmayı daha önce “Kasabalılar” ve “12 Eylül Karanlığında Ölüme Ateş Yakanlar” kitaplarında yaptık.

 

Sözlü tarih çalışması tarih yazmak değildir. Sadece tarihe not düşmektir. Anı kitabı da değildir bu çalışmalar. Olayların içinde olan kişi veya kişilerin anlatımını esas alarak yapılan çalışmalardır bunlar. Temel dayanağı olayları yaşayan insanın anlatısına dayanır. Çok abartılı ve tutarsız olmadıkça onun beyanları esas alınır. Bu nedenle, yani anlatıcının ifadelerine dayandığından ister istemez sübjektif yanı olur sözlü tarih çalışmalarının.

Bu anlatıların doğruluğunu, nedenlerini değişik kaynaklardan araştırıp en doğrusunu yazacak olan tarihçiler olacaktır. Bu nedenle bizlere düşen görev; o dönemle ilgili ne kadar bilgimiz, belgemiz, yaşanmışlıklarımız varsa bunları tarihçilere iletmektir.

İşte tam da bu nedenle, “bu olayları kaşımayalım”, “ayıplarımızı ortalığa dökmeyelim”, “unutalım” diyenler ölen arkadaşlarımıza saygısızlık yanı sıra tarihçilere de haksızlık yapıyor.

O utanılası kara günler için yazacaklarımı bu açıdan ve serinkanlı bir şekilde değerlendirmenizi bekliyorum. Aşağıdaki alıntılar “Asi Ruhlu Kasabalı” çalışmamızın ilgili bölümlerinden alınmıştır:

 

“Maden-İş Kongresi

 

17 Ağustos 1980’de Maden-İş sendikasının 3. Bölge Genel Kurulu vardı. Genel Kurul’a hazırlık için sendika binasında DİSK 3. Bölge Sekreteri ve TKP Yöre Sekreteri Cemal Kıral başkanlığında fabrika toplantıları yapılıyordu.

 

Sendika yönetimine TEBA fabrikasında çalışan, İşçinin Sesi’nden Celal Yılmaz adlı işçi yoldaşımız aday olmuş, yönetime aday bir liste hazırlamıştı. Maden işçilerinin sendika binasındaki toplantısında, sendika yöneticisi TKP’liler İşçinin Sesi’nin adayı yoldaşlarımıza baskı uygulamışlar, onları hain ilan etmişlerdi. Sendika yönetimine aday olan İşçinin Sesi taraftarı işçi yoldaşımız bu toplantıda konuşturulmamıştı. Sendika yönetiminin bu baskıları ve kongreyi herhangi bir kongre salonunda değil, Maden-İş sendikasının binasında yapma kararı Kongre’nin baskı altında yapılacağını gösteriyordu.

 

Kongrenin adil bir yarış içinde olmayacağını gören İşçinin Sesi İzmir il yöneticileri kongreye katılacak işçi yoldaşlarımıza destek için biz gençlerden yardım istedi. Sendika parti değildi, sendika içinde çok farklı görüşlerde işçilerin olması doğaldı. Ancak TKP yöneticileri sendika içinde hiçbir farklı görüş istemiyordu. Biz Parti içinde görüş ayrılığı olabileceğini, tartışma açılmasını savunurken; sendika içindeki İşçinin Sesi taraftarı işçilere yapılan baskıları anlamak hiç mümkün değildi. TKP merkezi hem parti içinde, hem sendikalarda İşçinin Sesi taraftarlarını fiziki olarak ezmeye kararlıydı. İşçinin Sesi yöneticileri, bu baskılara karşı sendika yönetimine muhalif işçilerin kongreye katılımını sağlamak için bizden yardım istemişlerdi.

 

***

 

Kongreden bir gün önce Salihli’ye gittim. Orada 4 kişilik bir grubumuz oluşmuştu. Onlarla birlikte Turgutlu’ya geldik. Turgutlu’dan katılanlarla birlikte 20 kişilik bir grup olduk. Sabah geç kalmamak için evlerimize gitmedik, hep birlikte dışarıda bir tepede yattık. Sabah erkenden İzmir’e vardık.

 

Maden-İş binasına yaklaştığımızda,  bizden kat kat kalabalık İGD’li bir grubun binanın çevresini sarmış olduğunu gördüm. İşte o zaman, İşçinin Sesi yöneticilerinin bizi niye yardıma çağırdığını daha iyi anladım. İşçiler kendi hallerinde bir kongre yapmıyorlardı. Muhalefet olarak İşçinin Sesi taraftarı işçiler baskı altındaydılar.  Korkuları sınıfdaşlarından değil, TKP yöneticilerinin uyguladığı baskıdandı. İşçinin Sesi’nden işçi yoldaşlarımız hain, düşman ilan edilmişti; Parti’den atıldıkları yetmiyormuş gibi, sendikalarında söz sahibi olmaları da engellenmeye çalışılıyordu. TKP yöneticileri bu amaçla, kongre binasının girişine ve çevresine militanlarını yığmıştı.

 

Biz dışarıda İşçinin Sesi olarak ancak 40-50 kişi kadardık. Maden-İş binasının Kemeraltı tarafındaki sokaklarda ikili, üçlü gruplar halinde dolaşıyorduk. Görevimiz kongreye katılan işçi yoldaşlarımızın katılımı engellenirse, onlara destek olmaktı.

 

Sabah saat 11 civarında İşçinin Sesi üyesi işçilerin kongre salonuna alınmadığına dair bir haber ulaştı bize. İşçi yoldaşlarımıza destek olmak için kongre salonuna doğru yöneldik. 70-80 kişilik İGD’li bir grup bizi karşıladı. Sorumluları “Mezarınızı buraya kazıyacağız,” diye tehditler savuruyordu. “Karşı çıkarlarsa vurun bu hainleri,” diyordu yanındakilere. Bir arkadaşımızın üzerine yürüdüler. Onları püskürtmek amacıyla bizim taraftan havaya savunma amaçlı dört el ateş edildi. İGD’liler hedef alınmadı. Öldürme ya da yaralama amacı yoktu bu ateşin. Kimse yaralanmadı. Direncimiz karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar.

 

Yıllar sonra İşçinin Sesi’nin adayı Celal Yılmaz, Kongre’ye girişin engellendiğini anlattı bana. Yani o gün olayları başlatan haber doğruydu. Celal Yılmaz ve yanındaki arkadaşlarının Kongre binasına girişi İGD’li güvenlik ekibi tarafından engellenmiş. Baskılar ve saldırılar sonucu Celal Yılmaz ve arkadaşları kongreye katılamadan oradan ayrılmak zorunda kalmıştı.

 

İşçinin Sesi adayı Celal Yılmaz ve yanındaki işçi arkadaşları kongre binasından uzaklaştırılınca olaylar yatışmıştı.  (…)  Öğleden sonra İGD güvenlik sorumlusu geldi. Aralarında benim de olduğum 4-5 kişilik gruba küfretmeye başladı. “ Bu orospu çocuklarından mı korkuyorsunuz, ne kaçıyorsunuz, yürüyün!” diyerek, (…) İGD’lileri küfürlerle ve taşlarla üzerimize saldırttı.  Karşılıklı taşlaşmaya başladık. O sırada 3 el silah sesi duyuldu. Herkes kaçışmaya başladı.

 

Ben oradaki inşaatın bodrum katına kaçtım. Oradaki bir inşaat işçisi,  “Abi böyle belli oluyorsun,” diyerek üstüme, başıma kireç sürdü. İnşaat işçileri ile birlikte inşaatın önüne çıktım.

 

Asker kontrol etmek için bir otomobili durdurdu. Otomobil tam önümde durmuştu, içerisinde (…) Halil Babadağ’ı gördüm. Alnından kan sızıyordu.

 

(…)

Oradan uzaklaştım, (…) Turgutlu arabalarına gidemezdik. “Yollar mutlaka tutulmuştur,” diye düşündük. Yürüyerek Bornova’ya geldik. (…)Yürümekten, yaşadıklarımızdan, Halil’i öyle görmüş olmaktan ötürü perişan durumdaydım. Yaralı halini görmüştüm, öldüğünü haberlerden öğrendim. Çok üzüldüm, karmakarışık duygular yaşadım.

 

(…)

 

Toplantıya katılanlardan öğrendiğime göre Kongre salonunda İşçinin Sesi taraftarı işçilere baskılar yapılmış. Halil’in ölümü Kongre salonunda duyulduğunda bu baskılar daha da artmış. İşçiler bu baskı altında İşçinin Sesi adayının alınmadığı toplantılarını tamamlamışlar. TKP yöneticileri günler önceden maden işçilerine baskı yaparak, sendika binasının çevresine İGD militanlarını yığarak; biz gençleri birbirine düşürmeyi, aramıza kan düşmanlığı sokmayı ve Halil Babadağ’ı kaybetmeye neden olmayı başarmışlardı.

 

***

 

Halil’in öldürülmesinden o gün orada görevlendirilen, kavga eden iki taraftan gençler sorumlu değildir. Yıllardır kardeşlik, arkadaşlık duyguları ile birlikte yaşayan, ortak idealler için mücadele eden, yarınları için birlikte hayaller kuran gencecik insanların günahı olamaz bu ölüm!

 

Halil’in ölümünden sorumlu olanlar ne bize saldıran İGD’liler, ne onlara karşılık veren İşçinin Sesi üyesi gençler değildir. Halil’in gerçek katilleri, Parti içi görüş ayrılıklarını demokratik bir yoldan çözemeyen parti yöneticileridir. Sendikalarda bile kendi seslerinden başka sese tahammül edemeyip biz gençleri hasım yapanlardır.

 

(…)TKP yöneticileri tarafından 7-8 aydır tırmandırılan şiddetin varacağı yer başka neresi olabilirdi ki? (…)Kardeşlik toprağına kan düşmanlığının tohumlarını atmışlardı.

(…)

 

(Asi Ruhlu Kasabalı, Sait Almış-Mehmet İnanç Turan, Etki Yayınları, 2015.)

 

Bu Kara Günlerden Çıkarılacak Ders

 

Her komünist partinin içinden muhalefet çıkabilir. Parti merkezinin görevi, muhalefet ile demokratik bir şekilde tartışmayı organize etmektir.

 

Tartışma sonucunda anlaşma olmuyorsa, görüş ayrılığı çok temel noktalarda ise; “ilkelerde savaş,  devrimci kardeşlik” temelinde ayrılmak gerekebilir.

 

Muhalefete fiziksel terör uygulamak, ideolojik güçsüzlüğün ifadesidir. Bizden sonraki kuşaklara bırakılacak ders bu olmalıdır!

About Sait Almis

Check Also

Yakınma Kültürü ve Sanat-SİNAN ABUZER AKDAĞ

Sanatçının, yazarın kendini nasıl konumlandırdığı, ideolojik olarak ne kadar donanımlı, doğru ve güçlü olduğu, onun, …

2 comments

  1. Tacettin Demir Bazı şeyler anlaşılamıyor hani kol kırılır yen için de kalır derler ya.Iste bazı yaşadıklarımız öyle bir şey canını emanet ettiğin yoldasın birden bire düşmanın oluyor neden birileri öyle olmasını istediği için

    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Buna denecek tek şey yavuz hırsız ev sahibini bastırır. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi yarala sonra suçu ölene yaralanlara at. Pes . Daha önce Mersin ve Antakya da yine işçinin sesi tarafından öldürülen iki İgd liyi nereye sığdıracaksınız. Ayıp artık hala yapma İsterseniz Demirdal ile hep beraber konuşalım . İnanç çantasından çukulata mı çıkarıp dağıtmış.
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Ve bu tartışmayı her yıl yapmaktan bıkmadınız mı
    Hakan Demircan
    Hakan Demircan almıs mırım.tek kısıye bana yırmı kısı saldırdınız be ya.
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Ve Sait abi buraya yazmak istemediğimiz şeyler var. O kitapta anlatılanların büyük çoğunluğu çarpıtılmış ve abartılmış. İstersen bir hekim olarak İnanç yoldaşın ölüm sebebini araştır. Bu da geçen yıl Nevzat ın gerçeği söylemesi gibi olacak
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Hani temel dağıtıma öldürme maksatlı gelmediler demiştin ya
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Körlerin fil tarifine benzemesin yazılanlar. Herkes fili yakaladığı yer zannetmesin. Olayları genel çerçeveden değerlendirip ne yaşandığını anlamaya ve anlatmaya çalışalım.
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran İşçinin sesi o kongreye kan dökme maksadıyla geldi . Kitlenin üzerine ateş açtılar. İşçinin sesi militanlarının çoğu silahlıydı. Ve biz Yörükoğlunun Halil için menşevik oportünistti işçi değildi dediğini de unutmadık. Ama Halil işçiydi bolşevikti
    Tacettin Demir
    Tacettin Demir Rauf Cankurtaran Biri işçi biri öğrenci iki can niçin gitti bir zamanlar yoldaş deyilki idiler.Kim bunları birbirine düşman yaptı iki ölü neden neyi paylasilamadilar.
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran o dönemki çatışma kültürü
    Tacettin Demir
    Tacettin Demir Rauf Cankurtaran O dönemin çatışma kültür deşifre ediliyor Bütün bunlar ortalığa dökülmeden yeniden birliktelik olmaz. TKP de herkesin emeği var sen defol deme hakkı kimseye ait değil.

    Haluk Poturlar
    Haluk Poturlar Hala kin ve nefret ekiyorsunuz kendiniz yazın kendiniz dinleyin
    Mehmet Özdemir
    Mehmet Özdemir Her seferinde silahla git ve birisinde havaya,birisinde insanlara ates et.Nereden bakilirsa bakilsin,niye silahla gidiliyor ? Cok yazik,affedilecek birsey degil..Tabii ki cok ciddi kriz yönetimi hatalari olmus.
    Hakan Demircan
    Hakan Demircan zaten partıyı sılahlı bır mucadelenın ıcıne cekmek gıbı bır teorılerı vardı mırım ozdemır.oyle dgılse fasızmin ınıne gırecegız sloganını nasıl atabılırsın kı.buna bızım ustumuze sılahla gelerek basladılar.
    Mehmet Özdemir
    Mehmet Özdemir Aynen..Bizim Bölgede pek problem yasanmadi bildigim kadarisiyla..Maden Is sorumlusu egilim gösterdi diye galiba görevden alindi,baska birsey olmadi.tsk.

    Hasan Iyi
    Hasan Iyi sözlü tarih çalışması üzerine değerlendirmeler… bu tür çalışmayı Tüstav yapmış, örneğin İLD tarihi üzerine yapılan sözlü tarih çalışması… İld nin tarihsel sürecinde yer almış insanlarla sözlü anlatımlarıdır… M.Tuna ve S.Almış tarihe not düşmek için sözlü tarih çalışması yapmışlar… yapılan sözlü tarih çalışması na değil tepki, tepki yapılan yorumlara dır…tarihçi olmadıklarına göre, politik değerlendirme ve yorumlara dır eleştiri…politik yorumların hepsi TARAFLIDIR… birebir yaşayanlar sözlü tarih çalışmasına katılım yapar, bu ayrı bir konudur… birebir yaşamayanlar sözlü tarih çalışması üzerine politik yorum ve değerlendirme yapmak istiyorlarsa yorumdan önce olay ile bağlantılı olarak neden işçinin sesinde yer aldım, neden ayrıldım, neden tekrar partiye döndüm, dönüş de hangi açıklamalara imza attım, dönüş sonrası neler yaşadım, günümüzde ne düşünüyorum gibi açıklıklar isteyen konular es geçilerek sözlü tarih çalışması yapamaz M.Tuna abi… Sait abiye bu konu da sözüm yok…
    Hasan Iyi
    Hasan Iyi Sözlü tarih araştırmacılığı, tarih yazımının demokratikleşmesini sağlamak için yapılır…Sözlü tarih çalışmaları, belli bir olay veya döneme ilişkin kişisel tanıklık ve/veya yaşantıların kaydedilerek derlenmesi yoluyla toplumların tarihlerini dinamik bir eksende -eleştirel bir gözle- yeniden kurmalarına katkıda bulunmaktadır.Sözlü tarih yöntemiyle belli bir tema etrafında, belli bir toplumdaki farklı toplumsal grupların tanıklıklarından hareketle belli bir döneme ilişkin tarihsel bilgi üretmektir… vikipedi şöyle diyor, Sözlü tarih, tarihi yazılı belgelere ek olarak yaşayan bireylerin belleğe dayalı anlatıları aracılığıyla yazma ve sıradan insanları, gündelik yaşamı ve öznelliği tarihin araştırma alanına dahil etme dürtüsüyle şekillenen ve ses kaydetme teknolojilerinin gelişmesiyle de desteklenen disiplinler arası bir çalışma alanı ve araştırma yöntemidir…
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Burada yapılan sözlü tarih çalışması değil. Hala ders çıkarmayıp hırsla tarihi çarpıtmaktır. O kitap yeniden yazılmalıdır .
    Hasan Iyi
    Hasan Iyi işte o zaman Sait abi diyor ki siz yapın, siz yazın mantığını savunuyor, biz bu konuyu her yönü ile irdeledik, karşılıklı hataları yanlışları gördük, işte bu yüzden ölenlerin hepsi bizim candır dedik, saygı ile andık… laf yeri gelmişken bir kitap da konuyu tek bir can üzerinden anlatım olunca da tepkimizi koyduk…bundan ötesi yoktur…
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran ben kitabı okudum hem de birkaç kez çstışmalarla ilgili olan bölümü bildiğim için diyorum ki çarpıtma var .Demirdal görüştüğüm sevdiğim birisidir onunla yüz yüze konuşacağız o bölümleri satır satır Sait abi başka türlü ikna olmayacak . Geçen yıl Nevzat temel dağıtıma belli hedefi öldürmek için geldik yazınca ikna olmuştu yine olacak
    Hasan Iyi
    Hasan Iyi Rauf Cankurtaran dikkat ettiysen özelden Nevzat susturuldu, bu da ayrı bir konu…
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Hasan abi sözlü tarih olsa yazar yorum yapmaz burada kasten yorum yapıldığı için itiraz ediyorum
    Mehmet Nazım öztürk
    Mehmet Nazım öztürk Daha 5/6 yıl evveldi…mevcut TKP daha üç parcaya bolünmemişlerdi…TKP 1920 nin binasina saldırdılar…Binayı tahrip edip kafa göz kırdilardı…demek ki neymiş?…
    En “harbi ” komünist benim ” yarısmasıymış” çoookk evveli yıllar, dün…bugün…
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Sevgili Hasan, Vikipedi’den aldığın cümlelerle sözlü tarih çalışmasını ne güzel tarif etmişsin. Sanırım kitabı görmedin ve okumadın. Eğer okusaydın yapılan çalışmanın senin tarif ettiğin gibi olduğunu anlardın.
    Çalışma Hüseyin Demirdal’ın devrimci hayata başladığından bugüne kadar yaşadığı olayların anlatısıdır. Çalışmanın ses kayıtlarını ben aldım. Hüseyin’ile ( o dönemde başlayan hastalığıma rağmen) günlerce konuştuk.
    Çalışma üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Turgutlu devrimci hareketi içindeki (GSB, İGD ve İS) yaşanmışlıklarla ilgili. 17 yaşında TKP’nin en genç üyesi olması, TKP’nin turgutlu parti sorumlusu olarak yaşadıkları, daha sonra İS ayrışmasının Turgutlu’da nasıl yaşandığı bu bölümde anlatılıyor.
    Kitabın ikinci bölümünü 12 Eylül öncesi ve sonrası kısa bir süre İzmir’de yaşadıklarına ayırdık. yaşadıklarını Yaşanan o kara günler içindeki anlatısı bu bölümde yer alıyor.
    Üçüncü bölüm ise İngiltere’de geçiyor. Yürükoğlu2nu tanıması, onunla mücadelesi bu bölümde yer alıyor.
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Sevgili Hasan, niye kitabı özetlemek ihtiyacı hissettim. Kitabın Mehmet’le ilgisi yok. Kitap sadece Hüseyin ile ilgili. Tıpkı Kasabalılar kitabının 5 devrimci ile ilgili olması, Bolşevik Hayri kitabının Hayri arkadaşla ilgili olması gibi.
    Yani bu çalışmalar bir örgüt üzerine değil, kişiler üzerine yapılmış çalışmalar, bu yüzden Mehmet’in anlatısı yok bu kitaplarda.
    Mehmet kendi anılarını “Aykırı Hayat” kitabında yazdı zaten. Onun için merak ettiğin soruların yanıtını o kitapta bulabilirsin.
    Hasan Iyi
    Hasan Iyi kasabalı yı okudum abi, demek ki sırada aykırı hayat olacak
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Hasan ilk “Kasabalılar” kitabını da okumanı tavsiye ederim. Orada iki Devrimci Kurtuluşcu, üç de İGD-İS ‘li arkadaşın anlatıları var.

    Suat Içsel
    Suat Içsel Ben oradaydım, Maden iş delegesiydim, olanları gördüm, yazdıklarınızın çoğu doğru değil. Bizlerle de konuşsaydın daha gerçekçi yazardın.
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Peki sorayım o zaman Suat. İS adayı Celal Yılmaz,Kongre salonuna alındı mı? Seçimlere katılabildi mi?
    Suat Içsel
    Suat Içsel Sait Almış alındı, hatta maden iş üyesi olmayan avukat Vahap bile kongre salonunda idi, sadece delege olmayanlar alınmadı.
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Daha iki yıl önce görüştük Celal ile, kapıdan geri çevrildiğini, içeri sokulmadığını anlattı bize.
    Senin gördüğün bir kaç delege girebilmiş kongre salonuna, ama aday girememiş. Bundan daha büyük engelleme olabilir mi?
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Sait abi ciddimisin gerçekten yoksa dalga mı geçiyorsun. Demokrasicilik mi oynayacaktık
    Suat Içsel
    Suat Içsel Ve birşey daha Sait, Halil, in vurulduğunu gören biz işçiler ne kadar is, li varsa binadan aşağı atalım dedik, çıldırmıştık, bize engel olan senin suçladığın TKP yöneticileriydi.
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran ben Turgutluya beton iş sendikasına gittim liselilerle konuşmaya Halil katledilmesinden aylar önce beni oradan silahla tehdit ederek kovaladılar bi daha gelirsen sıkarız diye
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Belki de Demirdal dı tanımıyordum çünkü. Bunu da sorcam Demirdal a
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Suat Içsel önce iddianı bir yere bağlayalım. salondaydım ve Celal Kongre’ye alındı dedin. Bu konuda iddianın arkasında mısın. Gözlerinle gördün mü Celal Yılmaz’ı salonda.
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Suat Içsel bu konu çok önemli, çünkü oayların temelinde bu var. Bir işçiyi partinden atabilirsin, ama onu sendikasız bırakamazsın.Lütfen gerekirse şerefini ortaya koyarak söyle Celal’i salonda gördün mü?
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Sait abi ben bilmiyorum ama niye alınsın kaç kongreyi böyle almadık mı tip tsip i bile engellemedik mi siz o zaman yöneticiydiniz niye engellemediniz
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Ben salon sorumlusu ile de görüştüm Suat. O da bir kaç delegenin içeri girebildiğini, ama adayın içeri giremediğini teyit eti bana.
    Gürkan Develi
    Gürkan Develi Sait bey sözlü tarih çalışmasına cesaret edip,emek harcadığın için teşekkür ederim. Tabiiki her çalısmanın “eksik yada yanlış” yanlararı olabilir. Ancak bana göre soldaki en büyük proplemlerden biri geçmişte yaşanan olumsuzluklarda “yüzleşme”cesaretini gosteremiyoruz. Mantık yerine duygularımızin ağır bastığını düşünüyorum. Benim önerim siyasi ortak sorunlarımızın tarafları kapsayacak şekilde ve emek harcanan belge üzerinden sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin daha uygun olacağıdır. Sosyal medya üzerinden olmamalıdır. Artık birbirimize yan gözle bakacak lükse sahip değiliz..Sevgiler..saygılar…

    Vahit Azazi
    Vahit Azazi Yorumları okuyorum ve içim gerçekten acıyor. Bir zamanlar işçi nin sesinde yer almış biri olarak ve tek bu nedenle en sevdiğim yoldaşım 30 kişinin içinde bana “sen MIT ajanımısın nesin?” SUÇLAMASI YAPMIŞ AMA ARADAN IKI AY GEÇMEDEN O DA IşçININ SESINE GELMIS ve Yürükoglu ıle Frankfurtta görüştürmüştüm.
    Belki burada bana laf düşmez ama yinede burada ve diğer olaylarda tek suçlu bana göre I.Bilen dir. Yürükoğluna yapmadığı suçlama kalmamıştı. zamanında Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Mihri Belli için de aynı suçlamarı yapmıştı. Bu Dünya komünist hareketinde Leninden sonraki gelenektir. Bu nedenle Yukardan aldığım aşağdakı satırlar bence işin özüdür. Hiç olmazsa bundan sonra ders almış olalım diyorum. Ayrıca söz konusu kitabı okuduğumu da eklıyeyım.
    “Bu Kara Günlerden Çıkarılacak Ders
    Her komünist partinin içinden muhalefet çıkabilir. Parti merkezinin görevi, muhalefet ile demokratik bir şekilde tartışmayı organize etmektir.
    Tartışma sonucunda anlaşma olmuyorsa, görüş ayrılığı çok temel noktalarda ise; “ilkelerde savaş, devrimci kardeşlik” temelinde ayrılmak gerekebilir.
    Muhalefete fiziksel terör uygulamak, ideolojik güçsüzlüğün ifadesidir. Bizden sonraki kuşaklara bırakılacak ders bu olmalıdır!”
    Mehmet Inanc Turan
    Mehmet Inanc Turan parti anlayışı demek daha doğru Vahit.Bilen sadece bu anlayışın sözcüsüydü.Bu suça Nabi ve diğer kadrolarda ortak oldu.iyi geceler arkadaşım……
    Mehmet Inanc Turan
    Mehmet Inanc Turan şu konuda haklısın.Bügün bile Nabi özeleştirı yapmasına rağmen kıraldan çok kıralcı geçinen insanları görünce ben de senin kadar üzüldüm.
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Mehmet Inanc Turan Nabi yi ciddiye aldığınıza inanamıyorum. Ki dediği bi şey de yok. Ivır zıvır . Onlarca silahla saldırdı işçinin sesi siz niye özeleştiri yapmıyorsunuz Demirdal niye yapmıyor

    Haluk Poturlar
    Haluk Poturlar Salihlide planlıcan Turgutluda organıze olcan İzmirde kongre basmaya gelcen Halil Babadağı katletçen hesap sorulmayacak
    Haluk Poturlar
    Haluk Poturlar Halil Babadağın kanı yerde kalmadı bu gün olsa yine aynısı olur ders çıkarın
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Biz ders çıkardık. Ve çıkardığımız dersi koyu harflerle metnin sonuna yazdık. Aynı şeylerin yeni nesillerin yaşamasının önüne geçmek için: umarım herkes bu derse katılır.
    Haluk Poturlar
    Haluk Poturlar Sendikana sahip çıkmıcan sınıf partini savunmucan varlık sebebın ne zaman
    Tamer Selcuk
    Tamer Selcuk o garip günleri yaşadık ve hepimiz kendimizce duruşumuzu gösterdik.ben de şiddet karşıtı duruşum nedeniyle “ifade”si alınanlardım.trajik ve bugün komik
    Mehmet Inanc Turan
    Mehmet Inanc Turan gerçek bu işte arkadaşım…..
    Yaşar Köker
    Yaşar Köker Sürgündeki parti
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Bazı arkadaşlar hala ayrıntılara takılıp kalıyorlar, veya o zamanki mentaliteyle kraldan çok kralcı olarak konuşuyorlar. Oysa Kral (Nabi Yağcı) özeleştiri yaptı. Ben çıplağım dedi. Ama bazı arkadaşlar, “hayır çıplak değilsin!” diyorlar.
    İşte Nabi’nın özürü:
    ““Çatışmalar İzmir’de vahim bir durum kazandı, henüz Türkiye’de iken bu çatışmaları dolaylı biçimde duymuştum, ama bunu kontrol dışı bir olaydan ibaret sanıyordum. Yıllar sonra yasala çıktıktan sonra ayrıntıları öğrendim. Bu durumun gençlik içinde lokal yöneticilerin tutumlarıyla ortaya çıkmış çatışmalar olduğunu anladım. Çünkü İzmir dışında hiçbir yerde bu ölçüde bir şiddet olmamıştı. Eğer partinin bu konuda merkezi bir kararı olmuş olsaydı her yerde aynı şiddette çatışmalar olurdu. Fakat bunu derken TKP İzmir Parti Komitesi’nin sorumlu olmadığını söylemek istemiyorum. Ya durumun vahametini biliyorlardı ama yukarıya yansıtmadılar veya bilmiyorlardı.”
    Rauf Cankurtaran
    Rauf Cankurtaran Sait Almış Nabi yıllar sonra kimden hangi ayrıntıyı öğrenmiş işçinin sesinin silahlı militanlarından mı öğrenmiş. Ivır zuvır. Önce kongreye planlı bir şekilde silahla saldırı emrini veren işçinin sesi yöneticileri özeleştiri yapsın zira havaya falan kurşun sıkılmadı hedef gözeterek ateş edildi ve vuruldular
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Yarın buradan başlarsak tartışmaya daha olumlu noktalara varabiliriz.
    Tacettin Demir
    Tacettin Demir Bu gerginliğe bak bir tarih işte bu kadar eskitilebilir bu olayları körükleyen sebep aranmıyor sonuçlardan cevaplar bulunmaya çalışılıyor. Birileri de bunu körüklüyor.
    Ahmet Beserek
    Ahmet Beserek ÖZET: Tarih araştırmacığı adı altında “BİLEN DÜŞMANLIĞI” ve hazmedilemeyen yenilgi
    Tacettin Demir
    Tacettin Demir Ahmet Beserek Aslında tartışılan I.Bilen düşmanlığı deyil o dönemin KP lerinin kendi iradelerinin olamaması
    Vahit Azazi
    Vahit Azazi Kimler yenilmedi ki,?
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Sevgili Gürkan Develi, yaptığımız sözlü tarih çalışmalarına verdiğin değer için teşekkür ederim. Üç kişi yola çıktık. Yola çıktığımızda böyle çalışmalar yok denecek kadar azdı. hatırladığım sadece Hayri Argav arkadaşın binbir emek ve zahmetle, Anadolu’…Daha Fazlasını Gör
    Sait Almış
    Sait AlmışYazar Sevgili Gürkan Develi, yaptığımız sözlü tarih çalışmalarına verdiğin değer için teşekkür ederim. Üç kişi yola çıktık. Yola çıktığımızda böyle çalışmalar yok denecek kadar azdı. hatırladığım sadece Hayri Argav arkadaşın binbir emek ve zahmetle, Anadolu’yu dolaşarak ortaya çıkardığı çok değerli bir kitap olan “Şafağın Atlıları” vardı.
    İki kişi 2007-2016 tarihleri arasında Kasaba diye anılan Turgutlu devrimci hareketi üzerine üç adet kitap haline gelen sözlü tari çalışmaları yaptık. O tarihlerde çok geniş olanakları olan örgütlerin, partilerin ve TÜSTAV’ın bile bu türden çalışması yoktu.
    Bizden sonra DY çalışmalara başladı. TÜSTAV’ın da çalışmaları oldu. Olanakları sınırlı 3 kişinin yapabileceğinin azamisini yaptığımızı düşünüyorum. Zaman geçtikçe ben bile şaşırıyorum üç kitaplık ve 12 Eylül idamlarını anlatan belgesel çalışmanın İzmirli devrimcilerin aileleri ve arkadaşları ile yapılan sözlü çalışmaları nasıl yaptığımıza. Şimdi aklımda bu konuda yapılacak bir çok iş var, ama gücüm kalmadı. İyi ki gücümüz yerinde iken yapmışız o çalışmaları.
    Senin önerdiğin türden bir çalışmayı ancak TÜSTAV örgütleyebilir. Önerini oraya iletmeni tavsiye ederim.
    Emeğimize saygı gösterdiğin için tekrar teşekkür ederim. Selamlar.
    Gürkan Develi
    Gürkan Develi Sınırlı olanaklarla yapılan yapılan çalışmalar gelecekde sağlıklı sonuçlara ulaşmak için önemli bir başlangıç oluşturacaktır. TÜSTAV gibi kurumların bu tip tartısmaları sürdürmesi daha politik/anlamlı sonuçlar üretecektir. Önerin ve tavsiyen için çok teşekkür ederim. Sevgiyle kal…

  2. Yazının sonunda eklenen üç madde karşı tarafı suçlamayı amaçlıyor. Yazılanlar taraflı olduğundan çıkarılan dersler de o dönemin pratiğini yansıtmıyor. Rauf, Hasan, Mehmet, Haluk, Tamer ve Suat arkadaşların verdikleri enformasyonlar değerlendirildikten sonra yararlı dersler çıkarılabilir kanısındayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com