AYNİ ÇAĞ İKİ AYRI TARİH

Bir önceki yazımda, “dünya büyük dağılmanın eşiğinde” demiştim.

Bu dağılma korkusu, büyük paniği getirmiştir. Sermaye ve siyasetin öncülleri, panik halindedir. Ancak renk vermiyorlar.

Tarih gerçektir. Tarihin yapıldığı yer, insan yönelim ve hareketinin oluştuğu yerdir.

Marks,” insana sizin gerçeğiniz buradadır” demiş. İnsanı yalanın üzerinden çekmiş ve gerçeğin üzerine getirmiş.

Bugün bütün insanlık, yeniden yalanın üzerine çekilmiştir. İnsan, durduğu yerden ayrılmalı ve yeniden gerçekle kavuşmalıdır.

Eski bilgilere, tam karşılık bulamadığımız bir çağdayız. Kavram ve olguları, içinde bulunduğumuz çağın itkileri ile ele alacağım.

Savaş ve siyaset, gerçek değildir. Savaş ve siyaset, gerçeğin örtüsüdür. Örtünün altında tarih vardır.

İlginçtir örtü de gerçek değil. Yani, savaş ve siyasette gerçek değildir. Maddi temel, gerçek bir örtü oluşumuna destek olmuyor. Bilinçli gözler için, her şey aleni ve çıplak. Savaş ve siyaset, gasp, yalan ve cinayetlerden ibarettir.

Gerçeği yani tarihin yapıldığı yeri görmeye çalışalım. Tarih zıt kutuplar arasından fışkırırı. Gerçek savaş ve gerçek siyaset biçimindedir. Bugün gerçek savaş ve gerçek siyaseti göremiyoruz. Zıt kutuplar yok.

21.yy a dek, tarihin gerçeği ile insanın gerçeği birlikteydi. Bugün bu böyle değildir. İnsanın gerçeği ile tarihin gerçeği ayrılmıştır. Tarihin olduğu, yani fışkırdığı yerde insan yoktur. Tarih, devlet ve sermaye arasındaki çekişmeden tezahür etmektedir. Devlet ve sermaye insan değil, insan türevleridir. İnsan, eski tarihin içinde bugünün gerçekleri altında ezilmektedir. İnsan eski tarihin içinden ayrıldığı oranda kendi gerçeği ile buluşacaktır.

Marks, insanı eski tarihle buluşturmuştur ancak eski tarih sınıfların kavgasının tezahürüydü. Tarih, tün insanlığı kapsıyordu. Bugün tarih devlet ve sermaye çekişmesidir. İnsan bu tarihin kapsamına girdiği oranda telef olacaktır. Zira eski tarih kendi gerçeği ile buluşmuştur. Kendi gerçeği, şimdiye dek insanla birlikte, insanı tüketerek gelişe gelmiştir. Bu tarih, bugün insanlık dışıdır. Örnekler çok kolay, virüs bir tarihtir, siyasi bir hadisedir ve insanı tüketmektedir.

İnsanın kendi gerçeği, kendi tarihi, devlet ve sermaye çekişmesinin ortasındadır. İnsan, kendisini bu çekişmenin dışına çekebildiği oranda kendi tarihini yapacaktır. İnsanlık tarihi, komünizmde değil, bugünden başlayacaktır. Yani komünizme geçişin öncülleri, insanlık tarihinin ilk havarileri olacaktır.

İnsan kendi tarihini yapmayı başardığı oranda komünizmde başlamış olacaktır. Komünist siyasi devrim tarih olmuştur ve asla olmayacaktır. Komünizme geçiş, siyasi değil, teknik bir meseledir. Sınıfsal değil, sınıfsız bir meseledir. Ekonomik değil, serbest bir meseledir. İdeolojik değil, felsefi bir meseledir. Bu bir yol meselesidir. Devletlerin ve sermayenin kırılarak eridiği bir yerde, diğer yandan da komünizme geçiş başlayacaktır.

Bugün dünyada devlet ve savaş varsa bunlar sınıfsal değil, uydurmadır. Savaşa ve devlete, komünizm adına dâhil olmak, oportünizm değil, geri zekalılıktır, akılsızlıktır veya sahteciliktir. Komünizm, devlet ve savaşla bir arada olamaz. Komünizm bir yoldur ve bu yolda silah ve siyasi partiye ihtiyaç yoktur.

Bu dönem krizler çağıdır. Krizler çağı, krizlerin çözülüp, yeniden yol alındığı bir çağ değildir. Krizler, tasfiyelerle çözülecek, nefes alınacak ve kısa bir süre sonra yeniden sıkışma ve yeniden tasfiyenin
gündeme geleceği bir çağdır. Virüs çok güzel bir örnektir. Dünya ekonomisi, %10 daraltılmıştır. Bu daralma, nefes aldıracaktır. Ancak, kısa bir zaman sonra, ekonomi yine daraltılacak ve yine tasfiyeler olacaktır. Bu yine virüsle mi olur yoksa başka bir alet mi kullanırlar, şimdilik bilmiyorum ama yakında göreceğiz.

Görüldüğü üzere, tarih devletler ve sermayeler arasında cereyan etmektedir. Hem devletler, hem de
şirketler şişmiştir. Ekonomi, bu şirketleri ve devletleri taşıyamıyor. Şirketler, devletlerin, devletlerde şirketlerin tasfiyesini istemektedir. İlk tasfiye girişimleri hizmet sektörlerinde ve eğitim sistemlerinde olmuştur.

Krizler çağı, devletle sermayenin, birbirlerinin boğazlarını sıktığı çağdır. Tarih dediğimiz olgu, karşılıklı boğaz sıkma girişimidir. Birinin diğerini öldürmesi değildir. Bu zamanın tarihinden zafer çıkmayacaktır.

Yarın ne olacağını kimse bilmiyor. İç savaşlar mı ya da dış savaşlar mı olacak bilinmiyor. İsyanlar ve devrimler mi olacak yine bilinmiyor. Devletler illegal, sırları elde etmek mümkün değil. Virüse ait 2. bir dalga mı gelecek, yine bilinmiyor.

Sınıflar çağından gelen tarih bilimi, devletle sermayenin sık sık karşılaşacağı krizler karşısında, büyük dağılmayı önlemek için, yine panikle ve yine tasfiyelere gidileceğini söylemektedir. Kriz ve tasfiyeler tarzıyla ilerleyecek süreç, uzatılmış tarihtir. Uzatılmış tarih, her dalga sonrası bir kısım insana ölüm ve tasfiye verirken, diğer kısım insan ise eskisi gibi yaşayın diyecektir. Ödül ve zafer yok. Sırasıyla tasfiye ve ölüm var.

Devrim ve komünizm, ayni zamanda insanlık tarihinin başlangıcıdır. Devlet ve sermaye çekişmesinin dışına çekilmekle yeni bir yol açılmış olacak ve yeni bir insani ilerleyiş başlayacaktır. İnsan uzunca bir zaman hep yol açarak ilerleyecektir. Ta ki eski tarih silinene ve yok olana dek, zira eski tarih, insanın önüne engel koyacak ve çöp atacaktır. İnsani ilerleyiş, yani yeni tarih, çöp temizleyerek ve engelleri kaldırarak gerçekleşecektir. İnsanlık ilk etapta, hem komünizme geçecek, hem de havai ve özgür bir yaşama erişmeyecek.

About hasan karatas

Check Also

Demokrasi ve “Sol”

Demokrasi ve “Sol” Bu aralar “Sol”un Demokrasi ile imtihanını sorgular durumdayım. Aslında Sağ, Sol kavramlarıda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com