TKP’ nin 100.Kuruluş yılı- Metin Ferhat Karaçam

TKP sinin yüzüncü kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlanırken, geçmişi değerlendiren birçok yazı kaleme alındı ve daha da alınacak. Kendi adıma TKP li unsurların ağırlıklı olarak kuruluşuna katıldığı  TİP geleneğinden gelmiş ve 12 Eylül sonrası TKP ardından kısa denecek kadar TBKP sürecinde yer almış olmak,  benim için büyük  bir şanstı diyebilirim.
Uzun uzadıya tarihsel gelişimi özetlemek yerine, bana göre yapılması gerekenler, ve bunların ne kadarının yapıldığını irdelemek doğru bir yöntem olabilir. Sonuç olarak bu konuda yazılanların bir çoğu sübjektif ögeler içerebilir. Bu durum böylesi tarihsel yaklaşımlarda vardır ve doğaldır.
1920 de kurulan parti, en yetenekli kadroları ile ülkeye gelip katledildiklerinde, birçoğu genç ve atak insanlardı. Mustafa Suphi ve arkadaşları konjonktürü değerlendirmede ve üllkeye gelme zamanını seçerken birçok değişkeni heapladılarmı bilinmez. Zira bir tarafta. Çerkez Ethem, diğer tarafta Ankara hükümetinin ve dolayısıyla Mustafa Kemalin yenilgisi sonrası “Kurtarıcı” olarak  gelmeyi bekleyen Enver. Çerkez’in tasfiyesi ile TKP li yoldaşların katledilmesi aynı zaman dilimine denk gelmekteydi. Ankara hükümetinin otorite kaygısı ile Mustafa Suphi ve arkadaşlarının geri gönderilmesi düşüncesi, o dönem tek mürettep ordu gücünü elinde tutan Kazım Karabekir ve çevresine ki başta Topal Osman ve diğer yerel çevrenin katliama cesaret etmesini sağlamıştır.  Karabekir anılarında bunu üstünü kapatmayacak açıklıkta yazmış, araya bir iki kaba politik değerlendirme ile bitirmiştir. Mustafa Kemal’i aklama çabası olarak görecek olanlara söyleyeceğim şu olacak. Bu satırların yazarı ihmal edilmyecek kadar Tarih eğitimi almış ve bu konudaki tüm yazışmaları Osmanlıca telgraf deşifrelerini orjinal kaynaklardan incelemiş diyelim ve devam edelim. Dönemin Sovyet hayranlığına bir örnek olması açısından, Mustafa Kemal doğu ve güneydoğuda bulunan komutanlara “Bolşeviklik” hakkındaki düşüncelerini soran 1500 ün üzerinde telgraf çekmiş, gelen cevapların büyük çoğunluğu bolşeviklikten yana olmuş, kimi birlikler ise neftelerinin üzerine kızıl yıldız yada orak çekiç takmıştır. Bu telgraflar halen Çankaya köşkü arşivinde duruyor. Çelişki gibi görünen bu durum topyekün bir arayışın göstergesidir. Mustafa Suphi gibi bir örgütçünün yanında, Osmanlının İstanbuldan sonraki en iyi eğitim kurumu olan İzmir Lisesi müdürlüğünü bırakıp partinin ikinci unsuru olan Ethem Nejat da ayrıca incelenmelidir. Sonuç olarak büyük bir acı ile başlayan TKP tarihi, sanki sonrakilerin habercisidir. Çok kısıtlı olanaklar ve baştan yenilen darbe, Şefik Hüsnü önderliğinde yeniden hayat bulmuş olsa da ardı ardına gelen tutuklamalar partinin tekrar yer altına inmesini, kitlesel bağ kurma yeteneğini kısıtlamıştır. Dr. Şefik Hüsnü sonrası Yakup Demir(Zeki Baştımar) dönemi ise ağır tutuklama ve işkenceler ile geçmiştir. Zeki Baştımar dönemindeki  TKP tevkifatı kadroların dağılmasına bir kısım yöneticinin yurt dışına çıkmasına sebep olmuştur. Kısaca özetlenebilir bu durum, birçok iç tartışmayı ve tasfiyeyi beraberinde getirmiştir. Hain olarak  bellenen ama gördüğü ağır işkencelere rağmen tek kişiyi ele vermeyen Dr. Hikmet Kıvılcımlı, yaşadığı Amerika dan gelip Kızıl Tugaylarda İspanya için çarpışan, parti için emek veren Mihri Belli, yönetimin palavrası sonucu Sibirya da sürgüne giden Vartan İhmalyan mı dönek. Berlin olimpiyatlarında siyahi ABD li atleti yarışmadan men eden Hitler’e karşı Türk Atletzim takımını yarışmalardan çeken, dönemin başbakanı İnönü’nün yapma uyarısını dinlemeyip Jessie Ovens in yarışmasını sağlayan takım kaptanı Mehmet Ali Aybar mı sosyalizme inançsız? Yukarıdaki sayılan isimlere ek İsmail Bilen de, Behice Boran da Türkiye komünistlerinin yüz akdır ve hepsi kıymetlimizdir. Kırkbeş yıl sonra ben böyle bakıyorum. Parti neleri eksik bıraktı sorusunun yanıtını vermek gerekirse,  yüzde doksandokuzu Müslüman olan bir ülkede, mütedeyyin unsurları kucaklayan, onları çeken bir dil oluşturamadık ve saflarımız bu anlamda boş kaldı. Kaba tanımı ile Kemalist devrimleri irdeleyen yaklaşımlar yerine, neden İzmir iktisat kongresini yaptı diye hayıflandık. Burjuva devrimi yapan ve siyasi, ekonomik rotası aldığı Fransız burjuva düşünürler ve birazda İngiliz ekolünden etkilenmiş Mustfa Kemal den bir Marksist bekledik ve olmadı.   Sonra veryansın bütün ilerici atılımları ıskaladık. Sonuç olarak Türkiye  toprağına basan bir politika izleyemedik. 1960 sonrası gelişen ılımlı koşullarda Marksist yayın ve çevirilerin etkisi ile sosyalizm teorisi kitleler ile buluştu. 1965 seçimlerindeki onbeş milletvekili  ile Tip büyük bir başarıya imza attı. Altmışsekiz olayları avrupada olduğu kadar Türkiye yine de etkiledi. Büyük çoğunluğu TİP bünyesinden çıkan genç kadrolar, olanca naifliği ile Türkiye devrimci hareketinin kan çiçekleri oldular. TİP 4. Büyük kongresinde Kürt sorununu dile getigirdiği için kapatıldı. 1974 affı ile birkısım sosyalistler TSİP sini kurdu. 1975 yılında TİP Behice Boran önderliğinde tekrar kuruldu.
1975 aynı zamanda TİP ve TKP arasındaki gerilimi arttırdı. Her iki tarafta “işçi sınıfının partisi” olma savı ile keskin bir rekabete girdi. Özellikle DİSK bünyesinde güçlü olan TKP, karşı taraftaki TİP kadrolarını tasfiye etmek için elinden geleni yaptı. Türkiye için UDC tezini işleyen TKP karşısına, TİP örgütlü birleşik güç yenilmez tezi ile karşılık verdi. Bizim kuşağımızın çok tartıştığı bu iki tez, buradan bakınca çokta farklı olmadığı görülmekte. Onca kadronun enerjisi böylece boşa tüketilmiş oldu. 12 Eylül gelişi ile tüm devrimcilerin üzerinden silindir gibi geçerken, illegalitede kadrolarını görece olarak koruyan TKP ile başlayan birleşme görüşmeleri belirli bir olgunluğa vardığında, kurulduğu günden beri sosyalistlerin birliğini savunan TSİP yönetiminin işi yokuşa sürmesi sonucu iki partili birlikteliğe evrildi. Kaba bir özetini yaptığımız bu gelişmenin altında, Komünist enternasyonal’de Türkiye için alınan tek ülkede tek parti dayatmasının zoraki sonucu yatmaktaydı. İllegal yaşama uyum sağlamak konusunda doğal olarak zorlanan TİP, gelişmeler sonucu iç tartışmalar yaşamaya başladı. Burada dikkat çeken yanlış, güçlü olan SBKP nin her dediğinin doğru ve tartışmasız kabul edilmesiydi. En bi sosyalistler onlardı, herşeyi onlar bilirdi. Komünist hareketin bir daha göremeyeceği kırattaki likidatör Ğorbaçov’un Glasnost ve Perestroyka risalelerini şevkle dağıtanlar, kendi kadrolarını likide edip bıraktıktan ve sosyalizmin 1991 de çöküşünden sonra “Reel sosyalizim” neden çöktü sorusuna utangaç “kimi hatalar ve eksiklik  ler olmuştur” mealinde suya sabuna tirit cevaplar ile geçen kırk yılı heba ettiler. Ne mi yaptılar? Çok şeyler çok. Tüm Ege ve kuzey Ege kıyılarını fethedip, tırnak içinde yoldaşlar ile eski zamanları yadedip, bizim gibi sıra neferlerine “Hala bıkmadı azizim bunlar ” diye laf  salladılar,buzlu rakı eşliğinde . Bize gelince emekli olmadık gitti. Pişmanmıyız? Yok. İyi ki Komünist olmuşum ve iyi ki Tip ve TKP tedrisinden geçmişim.

About admin

Check Also

ENGELS VE MARX: ORTAK ESER VE TEORİ KİMİN EMEĞİDİR?-Doğan Göçmen

(Tartışma ve talep üzerine geliştirilmiş ve ayrıntılı kaynakça eklenmiştir/işlenmiştir.) Engels erken 20’li yaşlarından itibaren son …

One comment

  1. şimdi birincisi 15 lerin katliamını aydınlatmak hepimizin görevi, parti tarihinin başlangıcını bilgilerimiz de netleştirmemiz gerekmektedir… geleyim konumuza Topal Osman nın her yönü ile kim olduğunu tahlil ettikten sonra, 15 lerin katliamında bir rolü yoktur, ona rol biçen Kemalist düşünce ve belge olarak o dönemin Rus diplomatlarının Kemalistlerden aldığı bilgilere dayanıyor… Öne çıkartılan 15 lerin katliamında Topal Osman neyin üstünü örtüyor, yanıt açık Mustafa Kemal in yaveri İsmail Hakkı Tekçe, Kazım Karabekir gibi o dönemin komutanlarını aklamak… 15 lerin katliamında Topal Osman nı öne plana çıkartılırken, yazınızda da yer almayan üstü örtülen yaver İsmail Hakkı Tekçe, M.Kemalin sağ kolu, katliamcısı, M.Kemal karşıtı kişi ve grupları katleden komutan… mebus katleden, T.Osman ı ve Kahya Yahya yı katleden, derin devletin ilk kurucusu, 1912 den 1975 e kadar devletin gizli işlerini yürüten komutan…girin google dan bütün bilgileri edinebilirsiniz… artık parti tarihini ezberlerle değil, araştırmacı düşünceler ile yazmak gerekiyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com