TKP’nin 100. Kuruluş Yılında-Sıradan bir  TKP Üyesi’nden bir değerlendirme…Nevcivan Balta

Cumhuriyet sonrası yakın tarihin en çok tartışılan ve en eski partisi TKP.
Kimilerine göre hala adından söz ettiren efsane parti ve her döneminde büyük bedeller ödemiş üyeleri tarihte yerlerini alırken bu güne taşınan tartışmalı geçmişinin spekülatif tartışmalarıda bir yandan sürüyor.
Bir şekilde yolu partiyle kesişenler üyesi olmuş veya sempatizan düzeyinde kalanlar ya çok öğüyor ya da yerden yere vuruyor.
Hasbel kader çocukluktan gençliğe geçiş yıllarıma denk gelen bir dönemde parti çalışmalarında bulunmuş sıradan bir üyesi olarak söz düştüğü kadar kendi bakış açımdan o güne ve bu güne dair gözlemlerimden  bahsetmek istedim.
Benim partiyle tanışma sürecim tam  da ülkenin en kritik yıllarında 12 Eylül den bir yıl önce ve 12 Eylül den dört beş  yıl sonraya  kadarlık bir süreyi kapsar.
Partinin  gençlik örgütü içinde ki çalışmalarının bir ucundan tutmuş sıradan bir üyesi  olarak bu tartışmalar üzerinde düşünmüş bunun nedenlerini irdeleme gereğide duyuyorum.
TKP nin 1920 de kurulan bir parti olarak , 1997 de yasal hale gelene kadar geçen sürede illegal çalışmış ve  bu kadar geç serbest siyaset yapma hakkı elde etmesinin nedeni  elbetteki Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine bağlıdır.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ilkeleri ve kurucu kadrosu burjuva demokratik devrimini başlatmış ancak  tamamlanamamış ve burjuva demokrasisisi kesikli olarak sürmüş  tam gerçekleştirilememiştir.
Avrupa demokrasisi ve , batılı değerlerle kıyaslandığında daha çok otokratik devlet yönetim sistemi ile uzun yıllar 1960-1980 arası hariç yönetilmiş bir devlet sistemi görülüyor.
Dolayısıyla kuruluşundan bu güne  demokratik süreçler kısa süreli  yaşanmıştır. En demokratik süreç  özellikle 1960-1980’arası dönemdir.  Çoklu parti ve çoğulcu  demokrasi uygulamalarına izin verilmesini  1960 Anayasası sayesinde olmuştur. Bu günden 100 yıllık Cumhuriyet tarihine bakıldığında ki aynı zaman da TKP tarihinede denk düşen siyasi tarihte  devletin unsurlarının ve yöneticilerinin   esas görevi milli ve dışa bağımlı burjuvaziyi temsil eden yönetimleri iş başına getirmek ve bu görevde tutmak  için koruyup kollamak olmuştur.
 Emek sermaye çelişkisini derinleştiren ve emeğin sömürüsünü önemsemeyen,  emekçinin işçinin  demokratik hak ve kazanımlarını savunan sendikalara,  meslek örgütlerine gelişme , çalışma ve demokratik zeminde yaşam olanağı tanımayan bir sistem sürdürme çabası göze çarpar. Legal siyaset zeminindeki partiler bu ideale hizmet etmek için kurulur aralarında ortaklaştıkları ilkeler daha fazla olmakla birlikte ayrıldıkları noktalarda nüans farklılıkları vardır.
 Dolayısıyla  işçi sınıfının emekçilerin iktidarını hedefleyen bu doğrultuda siyasi çalışma yürüten bir parti için siyasi çalışma zemini hep illegal koşullarda kalmıştır. Bu nedenle 1900 lü yılların başında Avrupa nın hemen hemen her ülkesinde başlayan işçi sınıfı hareketleri Almanya da Rosa Lüxenburg ve arkadaşlarının başlattığı Sosyal Demokrat parti içindeki Spartaküs hareketi kanlı bir şekilde bastırılmış. Hareketin liderlerinin ölümlerine neden olurken Almanya da devrim umut ederken  faşist Hitler yönetiminin yeşerdiği tam tersi bir siyasi zemin oluşmuştur .
İngiltere de Fransa da emekçi işçi örgütlenmeleri artmış ancak işçi sınıfının iktidarı gerçekleşmemiş buna rağmen köklü bir batı demokrasisinin temelleri atılmıştır. Dünya yeni bir sosyalizm ve nihayi hedefte komünizm hedefleyen bu akımların etkisinde şekillenirken  nihayette 1917 de Rusya da Lenin ve bolşevik arkadaşların önderliğinde bolşevikler iktidara gelmiştir.
Özü itibariyle Marksist ilkelere dayanan bu ilkelerin realize edildiği bu gün Leninizm dediğimiz ilk real sosyalizm hedefini gerçekleştirilmiştir.
Bu gün çokça  eleştirilsede dünya siyasi tarihinde bir ülkede  sosyalizm modeline en çok yaklaşılan süreç  olarak başarılı olmuştur.
Köylü bir toplumda hızla dönüşüm yaratmış , okuma yazma artmış eğitim seferberliği ile kooperatifçilikle kalkınma ve aydınlanma başlatmıştır.
Toplumun eğitilmesi süreci  eğitim kurumları ile desteklenmiş, yetişen genç komsomollarla sanayisini geliştirmiş uzay teknolojilerine kadar taşımıştır.
Bir yandan ülke içinde hızlı kalkınma seferberliği ile uğraşırken bir yandan da  uzun yıllar süren emperyalizmin faşist unsurları ile mücadele etmiş ve fiilen cephelerde  savaşmıştır.
Sovyetler sisteminin en büyük zaferide İkinci dünya savaşında Hitleri yenilgiye uğratarak insanlığı büyük bir tehlikeden kurtarmıştır.
Sovyet sistemi Enternasyonaldir. Tüm dünya  İşçi ve Emekçilerin dünya çapında birlikte mücadelesini ve dayanışmasını hedeflemiş ve başarmıştır.
1988 sonrası Gorbaçov döneminde nedenleri üzerinde tartışılması gereken ekonomik ve siyasi çözülme yaşanmıştır.
1920 de kurulan TKP’nin de bu tarihsel Enternasyonalist çizginin bir parçası olduğunu ve işçi sınıfı hareketlerinin demokratik gelişimine izin vermeyen bir ülkede kurulup çalışmalarını sürdürdüğü düşünüldüğünde tüm enternasyonal işçi sınıfı hareketlerinin dünya küresel sistemindeki yenilgisinden payını aldığını değerlendirmek  zorunluluğu ortaya çıkar.
Parti tüm süreçlerinde ülkenin emekçi ve işçilerinin kısacası ezilenlerinin temsilcisi olmuştur.Darbe dönemlerinde ve darbeye giden koşullarda ağır saldırılar almış üyelerinin bir kısmı yaşamını uzun yıllar hapislerde geçirmiş, bir kısmı işkencelerde can vermiş , bir kısmıda yurt dışında uzun yıllar sürgün yaşamıştır.
Bu koşullar gözetilerek bakıldığında 100 yıllık tarihinde İstiklal savaşı döneminde ki emperyalizme karşı mücadele de etkin rol oynamış,  bu etkin rolünü zayıf düştüğü kadrolarını kaybettiği dönemlerde dahi sürdürmüştür.
1960-1980’yılları arasındaki ülkenin en demokratik döneminde demokrasi ve işçi sınıfı hareketine büyük katkı sağlamıştır.
Tarihsel TiP in , tarihsel DiSK in , TÖB- DER in ve bir çok meslek örgütünün ana  omurgasında ki üyeleri ile demokrasi mücadelesini yükseltmiştir.
Kadın hareketinde İKD  toplumun ezilen kadınlarının sesi olmuş, İGD -İLD , liseli , işçi ve üniversiteli gençliğin sorunları ve demokratik toplum ülküsünü hedefleyen kitle örgütleri ile demokrasi mücadelesinin ana omurgasında hep parti üyeleri yer alarak katkı sağlamıştır.
12 Mart ve 12 Eylül e giden süreçlerde demokrasi mücadelesinde faşizme karşı genç üniversiteliler en önde mücadele etmiştir.
Ancak 12 Eylül  sonrasında ülke siyaseti ve toplumsal alt yapı ağır bir yeşil kuşak zemininde tekke ve tarikatlara teslim olmuştur.
Bu tarihin kısa dönemde olsa üniversite gençlik mücadelesinde yer almış bu çalışmalardan kendi kişisel gelişimine katkı sağlamış ve mesleki başarımda bu çalışmalarda edindiğim disiplin ve sağlam hayata bakış perspektifinin kazanılmasını sağlayan  ve hala o anlayışta yaşamını sürdüren biri olarak bir çok üyesi gibi benimde gençlik mesleki ve aile yaşamımı derinden etkilemiştir.
Bu güne gelindiğinde 100 lık tarihi iyi özümsemek , doğru değerlendirmek , değerlerine sahip çıkmak gerektiğini ve tüm yaşananılan sürecin önemli bir deneyim olduğunun bilinci ile  artık bir tarih olduğunu bunun süzgecinden geçirilerek yeni dünya da yeni koşullara uygun yeni siyasi iklimde yeni demokratik kitle hareketlerinin ve buna uygun siyasi koşulların oluştuğunu da görmek gerekir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak TKP tarihininde bu ülkenin vaz geçilmez önemli bir unsuru olduğunu ve hakettiği değeri ve saygınlığı görmesi gerektiğini düşünüyorum.
Nevcivan Balta
19 Temmuz 2020
İstanbul/Kadıköy/Kozyatağı

About admin

Check Also

Köşelerden Bir Demet (259)-Cavlı Çulfaz

“Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz. Biz ise, ortadan kaldırılmış yoksulluk! O yüzden anlaşamıyoruz.” – Victor …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com