MUSTAFA SUPHİ’NİN PARTİSİ’Nİ ÖLDÜRENLER 100. YILINI KUTLAYAMAZ!

MUSTAFA SUPHİ’NİN PARTİSİ’Nİ ÖLDÜRENLER 100. YILINI KUTLAYAMAZ!

Yazan: Mehmet İnanç Turan

Mustafa Suphi’nin Partisi (TKP) yaşıyor mu?

Yaşamıyor, öldürüldü!

Nasıl öldürüldü?

İdeolojik ve örgütsel olarak, likide edilerek, dağıtılarak!

Peki, TKP’yi kim öldürdü?

Uluslararası alanda Sovyetler Birliği, ulusal alanda TKP yöneticileri!

Bir partiyi öldürmenin yolu önce onun beynini (ideolojisini) bozmaktan geçer!

TKP’yi öldüren düşünceler neydi?

SBKP’nin ortaya attığı Marksizm dışı yeni düşünceler!

Bu düşünceleri TKP’de kim savundu?

En başta TKP yönetimi olmak üzere hemen hemen tüm parti kadroları!

TKP’nin beynini yok eden bu Marksizm karşıtı görüşleri savunanlar; yani TKP’yi ideolojik olarak öldürenler şimdi TKP’nin 100. yılını kutlamaktan bahsediyor.

Önce öldür, sonra kutla(!)

Marksizmi bozan yeni düşüncelere kim savaş açtı?

TKP içindeki bir avuç komünist!

*                      *                      *

TKP’nin legal yayın organı Yeni Açılım dergisi bu yeni düşünceleri propaganda edenlerin başında geliyordu.

Mehmet İnanç Turan, Yeni Açılım dergisinin Marksizm dışı düşüncelerini eleştiren çok uzun bir yazıyı bu dergiye gönderdi. Bu yazıyı yayımlamamak için ellerinden geleni yaptılar. Fakat en sonunda “Tartışma” bölümünde yayımlamak zorunda kaldılar. Bu yazının ufak bir bölümü Mehmet İnanç Turan’ın Aykırı Hayat kitabında yer alıyor.

Bu bölüm, TKP’nin 100. Yılını “toplumca” (!) kutlamaya hazırlananların, TKP’yi hangi düşüncelerle öldürdüğünü gösteriyor.

Birkaç paragrafını aktaralım:

 

YENİ AÇILIM ÜZERİNE SESLİ DÜŞÜNCELER

 

Yeni Açılım’ın politikası, sınıf düşmanı olan burjuvazinin, sınıf düşmanı olarak görülmesini içine sindiremiyor:

 

Eskiden farklı olarak diyoruz ki: Sınıf karşıtımızı belirli durumlarda partner olarak sınıf karşıtı saymıyoruz. Sınıf karşıtımızı bile belirli durumlarda partner olarak görebiliyoruz.” (Çavlı Çulfaz, Yeni Açılım)

 

Demek ki geniş düşününce, sınıf karşıtımızla, bize en uzak duranla bile görüş ve konumlarımızın halk yararına daha yakınlaşabileceği besbellidir.” (Çavlı Çulfaz, Yeni Açılım)

Böyle bir durumda, siyaset yapacaksak, sınıf karşıtımızla bile ortak noktalarımızın bulunabileceğini, konum ve görüşlerimizin yaklaşabileceğini varsayacağız.” (Yeni Açılım, Sayı 6, s.49)

 

O zaman, hangi ülkede, farklı siyasal görüşlere sahip iki kişinin birbiriyle diyaloğunu, uygar iki insan, iki siyasal kuruluş temsilcisi gibi konuşup görüşmesini engelleyici ne olabilir? Sınıfsal karşıtımızla hep işkencede, tüfek namlusunun ucunda, cezaevinde, ev baskınında karşı karşıya gelmek devrimci solun yazgısı mıdır?” (Çavlı Çulfaz, Yeni Açılım)

 

Sınıf karşıtlarımızı da sağduyu ve gerçeklik temelinde uzlaşmalara razı etmek, onun işçi sınıfına karşı şiddet ve teröre başvurma olanaklarını sınırlamak olanaklı.” (Yeni Açılım, Sayı 3, s.38)

 

Nereden başlamalı? Sınıf karşıtımızı (siz düşmanımızı okuyun) hangi durumlarda partnerimiz (eşimiz, ortağımız) sayabiliriz? (İktidarı almak istemediğiniz zaman!)

 

Hangi durumda komünistlerin görüşleri, üstelik halk yararına olmak üzere burjuvaziye yaklaşabilir? (Halk yararını düşünen bir burjuvazi var mı? Halk yararını düşünen bir burjuvaziden bahsetmek belki de Leninizme ’katkı’ sayılabilir ama yanlış olmuyor mu?)

 

Hangi durumda sınıf düşmanımızla ortak noktaları paylaşacağız? Bizim ülkemiz gibi bir ülkede sınıf mücadelesini ’uygar’ sınırlara hapsetmek ne kadar olanaklıdır? Burjuvazinin en ufak demokratik bir hakka tahammül edemediği bir ülkede burjuvaziyle lüks otellerde, lobilerde karşılaşabileceğimiz düşünülebilir mi?

(…)

1980 karşı-devrimci darbesinin zulmünü yaşayanlar bu sorulara kendi deneylerine dayanarak cevap bulabilirler. Marksizm-Leninizm’in en basit ilkelerini hatırlatmaktan utanırım, bunu yapmayacağım, ancak ortaya pedagojik bir soru atabilirim: Sınıf kinini (kişisel kin değil) kaybetmiş bir parti, komünist partisi olarak kalabilir mi? Kanımca kalamaz. (Mehmet İnanç Turan, Yeni Açılım Üzerine Sesli Düşünceler, Yeni Açılım, Sayı 14, Haziran 1989, s.70,71-72, 73,74)

About Sait Almis

Check Also

Yakınma Kültürü ve Sanat-SİNAN ABUZER AKDAĞ

Sanatçının, yazarın kendini nasıl konumlandırdığı, ideolojik olarak ne kadar donanımlı, doğru ve güçlü olduğu, onun, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com