Türkiye Birlik Dayanışma Partisi-Ferruh Erkem

Türkiye Birlik Dayanışma Partisi
(Çok geç kalmış bir partileşme önerisi)
1

Türkiye Komünist Partisi’nin üye alma kriterlerine eleştirel bir yaklaşımı da içeren bir yazı kaleme alan bir arkadaşımız, yazısında Komünist Partilerin birer “kadro partisi” olduklarını, bu nedenle de partiye üye alma konusunda çok seçici olunması gerektiğini savundu. Bu konuda 12 EylülDarbesi’nden bu yana, temelde iki ayrı eleştiri sıkça dillendirilirdi. Birincisi, komünist yeterliliği görülmeyen -veya kabul edilmeyen- kadroların partiye üye olarak alınması, ikincisi ise hakettiği düşünülen kadroların partiye üye yapılmaması, ‘parti sempazitanı’ statüsünde tutulması.

Bu iki eleştirel yaklaşımın da kendince haklılık payları var kuşkusuz. Genel olarak hepimizin, komünist niteliklerini sorguladığımız veya parti üyeliğine yakıştırdığımız halde orada göremediğimiz arkadaşlarımız vardır. Bunun böyle olması da çok normal, doğal bir olgu değil midir? Söz konusu olan öznel düşüncelerimiz, değerlendirmelerimiz olduğuna göre, her birimizin farkı düşüncede olması da normal görülmelidir. Bu yaklaşım farklarının arkasında yatan neden ise elbetteki komünist partinin kadro örgütlenmesinin yapısındaki farklı anlayışlardır.

Komünist Partilerde iki tür, dönemlere, anlayışlara ve amaçlara uygun üye yapısı  vardır: KP ya dar, çekirdek bir kadro anlayışı ile kapılarını sıkı sıkıya kapalı tutar ve uzun bir mücadelenin çelik bir örgütlenmesini yaratır, -ki bu dönemler genellikle otoriter bir diktatörlüğün ucu görünmeyen sürecidir, ya da KP’nin demokratizmi, legalizmi, geniş çaplı sınıf mücadelesini, mevzi kazanma savaşını öncelediği ve yeni tür kitle örgütlenmesi için geniş üye sayısını hedefleyen, kitle içinde etkisini artırmayı öne alan bir anlayış vardır. Ve elbette ki bu iki biçim arasında seçim, koşullara ve hedeflere uygun yapılacağı gibi, temel olarak da tüzük de belirtilen şartlar uygulamaya çalışılır. Bütün bunlara rağmen, ‘hak etmeyenlerin üye yapılması’ veya ‘hak edenlerin dışarıda bırakılması’ gibi sonuçları bütünüyle önleyecek bir garanti de yoktur. Sonuçta bu o birimdeki örgütlenme ve kadroların kadro-kitle partisi arasındaki ağır basan anlayışlara bağlıdır. Merkezi politikanın her yerde aynı biçimde işlemesi gerektiği anlayışı ise idealize etmenin bir biçimidir, partiye üyeliğini çok az insana yakıştırmadaki idealize etme gibi. Artık çoktandır biliyoruz, KP’ler yaşayan organizmalardır, içerisindeki farklı düşüncelerin yoldaşça oluşturduğu birlikteliğin zenginliği ile yeni bir insan tipini oluşturmayı hedefleyen sosyalizmin kurucu örgütlenmesidir.

2
Gençlik örgütlenmesinde uzun bir süre, semtler örgütlenmesi, işçi gençlik (fabrikalar) örgütlenmesi, Ajitasyon-propaganda gibi alanlarda çalıştım. Buradaki alanlarda, ‘kadro yetiştiren kadro’ olarak partiye alınması hedeflenen kadroların yetiştirilmesi, eğitim verilmesi ve pratikte sınanması süreçleriyle birlikte üyeliğe hazırlama, üye yapma ve üyelik sürecinde de üst kadro olması yolunda hazırlığın sürdürülmesi temel  hedefti. Açıkça yazılmalı, bu süreç hem o yoldaşlar hem de benim açımdan ‘yeni bir insan olma-yaratma açısından’ çok güzel bir süreçti. Eminim benim kendi alanımdaki deneyimim, partinin bu alandaki binlerce örneği ile birlikte, geçmişinin onuruyla birlikte partiyi o bildiğimiz, içinde yaşadığımız TKP yapan süreçti. Kapitalist bir sistem içinde ‘yeni insanı’ yaratmada katedilecek en güzel yolu yürüdüğümüz bir süreçti. Hatalar, yanlışlar mı elbette onlarsız olmuyor, ama en azını gördüğümüzü düşünüyorum.

Üyelik ile ilgili iki örnek vermek istiyorum. Yukarıda yazdıklarıma iyi örnek olacaklar. İyi tanıdığım, başarılı ve güvenilir bir kadro, henüz partili değil- süreç devam ediyor, ve ona bağlı başka bir kadro. Alttaki kadro, siyasi olmayan başka bir görevle ilgili başka bir şehire gidiyor. Bağlantı o şehre yönlendiriliyor. Bir sene kadar sonra, alt görevli eski sorumlusunu ziyarete geliyor. Gittiği şehirde partiye üye alındığını, partili olduğunu kesin olarak düşündüğü eski sorumlusuna (Konspirasyona aykırı bir şekilde) anlatıyor. Eski sorumlusu ise hala partili değil.

Bir diğer örnek, 12 Eylül darbesinden bir hafta, 10 gün kadar sonra. Benim gözetimimde ve üyelik sürecinde pratik deneme aşamasında olan bir üye adayı, adayın kurallara uygun olarak hazırladığı darbeyi protesto eden TKP pullarını akşamın erken karanlığında Konak’daki bütün otobüs duraklarına yoğun olarak yapıştırır. Aslında üyelik süreci bu eylemdeki başarıyla birlikte bitmiştir. Üyeliğe önerilecektir. O sırada bu arkadaş başka bir şehre taşınır, bağlantısını devrederiz. Gelen cevap aydınlatıcıdır, çok uzun süredir pari üyesi olduğunu düşündükleri, sandıkları insanın daha parti üyesi olmadığını gördüklerinde yaşadıkları şaşkınlıkları bizi de şaşırtmıştı. İzmir sanırım bu konularda biraz daha fazla Tüzüge bağlı kalmıştı.

Peki bu üyelik ile bölgelere, birimlere göre farklı olan yaklaşımlar parti yapısında ve işleyişinde büyük sorunlara yol açmış mıydı? Tabi ki bu konuda da farklı yaklaşımlar olacaktır ama benim düşüncem, bu sorunların alt düzeyde olduğu, asıl sorunun illegal ve legal yapıdaki geçişgenliklerin yarattığı sorunlardan, uyumsuzluklardan meydana geldiği yönündedir. Süreçte büyük bir geri dönüşü öngörürsek, önümüzde yakın tehlike olarak, özellikle de 12 Eylül‘de yapılması olası darbeye karşı legal çalışma ve parti arasındaki zayıf noktaların şimdiden önlemini alarak geniş sempatizan ağının ve ön kadroların yeni bir partide legal kitle örgütlenmesinin sağlanması için Türkiye Birlik Dayanısma Partisi’nin kurulmasını öneriyorum.

F. Erkem

About Ferruh Erkem

Check Also

ENGELS VE MARX: ORTAK ESER VE TEORİ KİMİN EMEĞİDİR?-Doğan Göçmen

(Tartışma ve talep üzerine geliştirilmiş ve ayrıntılı kaynakça eklenmiştir/işlenmiştir.) Engels erken 20’li yaşlarından itibaren son …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com