Sovyetler’deki ikili demokrasi, 1917 – M. Taş

Geri kalmış sosyoekonomik koşullar, dış müdahale, demokratik geleneklerin yokluğu ve sosyalizm ve demokrasi hakkındaki yanlış kavramları içeren çok çeşitli faktörlerin etkileşimi nedeniyle zaman içinde siyasi ve tarihi bir kabusa dönüşen imkansız bir rüyanın destansı hikayesiydi Ekim devrimi. Bu nedenle, o büyük ayaklanma halkların direniş tarihinde romantizmin olduğu kadar insanın yüzüne çarpan tarihin soğuk bir tokatıdır da aynı zamanda.

Batı Avrupa’da Ekim ayaklanması egemen sınıfların korkulu ruyası iken, radikaller ve komünistler için insan özgürlüğüne ve sömürüsüz toplumsal düzene doğru tarihin kaçınılmaz ilerleyişinin doğal doruk noktasıydı. Fakat, halkların o büyük direnci kimi devrimcilerin gördüyü gibi bir ayaklanmadan ibaret değildi, on yılı kapsayan gelgitlerle dolu uzun bir tarihi süreçtir.

Tarihçiler Ekim devrimini Şubat 1917’de başlayıp 1927’de Stalin’ci darbeye kadar sürdüğünü yazar. Yükseliş ve alçalışların yaşandığı bu on yıllık süreç dört döneme ayrılır; Şubat’tan Ekim,1917 yükseliş dönemi,  iç-savaşta çöküş, NEP döneminde yeniden diriliş ve Lenin’in ölmünden  Stalin’in iktidarı ele geçirilişi, bitiş dönemidir. Lenin’e ve Bolşeviklere yöneltilen eleştiriler bu tarihsel dönemlerin koşulları içinde alınmalıdır. Yazı 1917 yılında Sovyetler’de oluşan iki farklı demokrasinin iktidar çatışmasını değerlendirmektedir.

Fakat Rus demokrasinin tarihsel dönemleri Ekim devriminkinden farklıdır. Rusya’da Çarlığa karşı mücadele veren politik parti ve gruplar biri demokrasi diğeri liberalizm olmak üzere iki büyük kampa ayrılmıştı. 1905’ten 1917 Şubatına kadar geçen zaman diliminde ikisi arasındaki ayrılıklar fazla belirgin değildi. Şubat-Kasım, 1917, on aylık dönem iki demokrasinin iktidar mücadelesiyle geçmiştir. 1918’in sonuna doğru başlayan iç savaş iki demokrasinin yaşam koşullarını ortadan kaldırmıştır.

Sovyetler’deki politik yelpaze Şubat’tan sonra daha da netleşmişti.  Fransız devriminden sonra oluşan  parlamentodaki gibi Sovyetler’de de en solda gerçek demokrasiyi Bolşevikler ve en sağda liberal demokrasiyi SR ve Menşevikler temsil ediyorlardı. Sağın Sovyetler dışındaki liberalizmle ittifakı demokrasiyi liberalizme çekerek liberal-demokrat bir bileşime dönüştürmüştü.

Şubat, devrimci durumun sürdüğü ikili iktidarın oluştuğu tarihsel bir dönemin başlangıcıydı. İkili iktidarın biri Sovyetlerdi diğeri Geçici hükümetti.  Her bir iktidar kendine özgü demokrasi anlayışı ve uygulama yöntemleri seçmişti. Devrimci demokrasi emekçilerin oluşturduğu  sovyetler aracılığıyla alttan yukarı doğru inşa edilirken liberal demokrasi ise devrimin ilk aylarında Sovyetler’de ve geçici hükümetteydi. Liberallerle birlik kuran sağ sosyalistler demokrasinin sadece hükümet ve kurucu mecliste var olabileceği perspektifinden hareketle Sovyetlerin egemenliğin tek kaynağı olduğunu kabul etmediler. İç savaşa kadar devam eden devrimin birinci dönemi bu sorun etrafındaki süre giden politik çatışma ve ittifaklarla geçti.

LİBERAL -DEMOKRASİ

Sovyetler’de çarlığa karşı birlik olanlar devrim amaçlarının uygulanmasında derin bölünmeler geçirdiler. Genel aftan sonra hapisten çıkan Bolşevik, Menşevik ve SR liderler Sovyetlerin yürütme komitesini toplayarak iktidar sorununu konuştu. Çoğunluk iktidarı Geçici komiteye verilmesini altı temsilci Duma üyeleri dışında geçici devrimci bir hükümetin kurulmasını istediler. 1 Mart’ta Sovyetler askerler arasında seçimleri düzenleyen yedi maddelik bir karar aldı. iktidar militarist elitin elinden alındı ancak SR ve diğer sosyalistler tüm iktidarı Liberallere devretti. Düşünce özgürlüğü, toprak reformu, sekiz saatlik işgünü, cumhuriyetin ılanı, savaşa son verme gibi devrimci taleplerden sadece konuşma özgürlüğü garanti edildi, Sovyetler ilk günden SR’ın ihanetine uğramıştı.

Bunun böyle olması kaçınılmazdı çünkü egemen sanayi burjuvazisinin çok azı toprak reformundan yanaydı, büyük çoğunluğu monarşinin devam etmesinden çıkar umuyordu. Petrograd ve Moskova zenginleri ve Monarşıst aristokrasi Kadet ve Oktobrisler aracılığıyla demokrasiye bulaşmamış Liberalizmde ısrarlıydı, sınırlı liberal haklardan öteye herhangi bir politik değişime şiddetle karşıydılar. Esas sorun Menşeviklerle SR’ların konumuydu. Marks’a dayanarak  Rusya’nın bir sosyalist devrime hazır olmadığını Rus burjuvazisi ittifaklara çekirlirse demokratik burjuva devriminin önünü açabileceklerini belirtiyorlardı. İki partinin yarı liberal yarı monarşistlerle kurduğu koalisyon ‘Liberalizm’ ile demokrasi  arasındaydı. o günkü koşullarda ne liberalizm gerçek anlamda liberaldi ne de demokrasi bildiğimiz demokrasiydi. Koşulların zorlamasıyla, Fransız devriminden etkilenen demokrasi ile monarşinin etkisindeki liberalizm birbirine mesafeli ama yan yana durarak zamanın ruhuna cevap veremeyen bir birlik kurmuşlardı.

Koalisyon dahil yetmişe yakın sağ parti ağır sosyo-ekonomik krize çözüm üretemediğinden en başta  merkez sağ KADET’lerin sosyal tabanı eriyordu.  Gerilemesinin ana nedeni demokrasiye karşı düşmanca tutmlarıydı.  Önce seçmenleri sınıfsal konumuna göre ayırarak oy kullandırmamaya çalıştı, sonra 18, 20 ve 21 yaşlarda gençlerin oy kullanmasına itiraz etti ve en sonunda kadınlara oy hakkı tanımadı. Böylece kurucu meclis seçimleri sürekli ertelendi. Kadet dahil diğer partilerin çoğunda güçler ayrılığı, denetim, şafaflık, özgür delege seçimleri vs hiç yoktu. Çarlığın yıkılmasından beş ay sonra ancak Rusya’da cumhuriyet ilan edilebildi.

Politik kriz içinde sarsılan Rusya’da Mart ve Ekim ayları arasında seçimle gelmeyen geçici Hükümet dört kez yenilendi. İlk hükümet, Kerensky dışında tamamen liberal bakanlardan oluşuyordu. Sonraki hükümetler koalisyonlardı. Duma üyelerinden oluşan geçici komite geçici hükümete dönüştürüldü. Fakat sağ liberaller bununla yetinmedi Monarşinin yeniden geri dönmesini istedi, seçimler sürekli ertelendiyinden meclis bir türlü oluşamadı.  3 Mart’ta seçim kararı alınmasına rağmen Kadet’ler ve Kerensky bunu da erteledi.

“Liberal -demokratik” koalisyon ülkeyi çöküşe götüren büyük sorunları çözemeyince: köylülerin toprak işgalleri, Rus olmayan bölgelerdeki milliyetçi bağımsızlık hareketleri ve cephede ordunun moralinin çökmesi kaçınılmaz oldu, toplumsal kriz derinleşti. Gıda sorunun had safhaya ulaşması açlığın yol açtığı yağmalama eylemleri ve benzeri olaylardan dolayı can ve mal güvenliği kalmadığından Kerenski hükümeti meşruiyetini yitirmişti. Savaşa devam kararı almış, Temmuzda darbe tezgahlamış, toprak reformunu ertelemiş, meclis seçimlerini yapamamış, Şubat devrimini gerçekleştiren Sovyetleri kapatıp liberal kurucu bir meclise geçilmesinin hazırlıklarını yapıyordu. Halkın güvenliği  için gerekli otoriteyi de yitirmişti.

Rusya’yı Çarlık dönemine geri götüren ve kısa zamanda savaş bakanlığından başbakanlığa yükselen Kerensky Franasız devrimine hayanlığını gizlemezdi. Amacının Rusya’yı Fransa ve İngiltere gibi gelişmiş bir demokrasi düzeyine yükseltmek olduğunu ve kendisine demokrasi bakanı denilmesini tercih ederdi. Liberal demokrasi söylemini dilinden eksik etmeğen Kerensky kendisini Çar gibi görmekten de geri durmazdı. Demokrasiyi savaşla boğacak kadar cambaz, demokratik yönetim üstüne kişiye tapınmayı yönlendirecek kadar kurnaz, demokrasiden çok liberalizmi tercik edecek kadar  demokrasiden ve demokratik etikten yoksundu

Liberal demokratik blokun bileşenlerinden sağ Menşevikler, SR ve M. Gorki dahil pek çok entellektüel  Sovyetler’in gerçek demokrasinin taşıyıcısı olamayacağını Geçici Meclisin ancak çözüm olabileceğinde ısrarlıydılar. Sovyetler’i halkın içinde meclisten daha aktif çalıştığını görmemezlikten gelerek  Sovyetler’i bir mücadele hareketi, bir araç olarak gördüklerinden faaliyetine son vermekte ısrarlı oldular. İçinde aktif olan yoksul, eğitimsiz veya az eğitimli işçi ve köylüleri pasifize ederek burjuva aristokratik eltin politik hükümranlığı karşısındaki en büyük engeli kaldırmayı sürekli denediler.

Bolşeviklerin artan gücü olmasaydı Şubat devrimini gerçekleştiren Sovyetler dağıtılıp gerçek demokratik potensiyel eritilecekti. Burjuva demokratik devrimin ne sosyal ne de politik alt yapısı olmadığından totaliter rejime dönüş tek alternatif kalacaktı.

Ekim ayaklanmasından sonra düzenlenen meclis seçimlerinde Kadet partisi oyların sadece % 6-7 sini alabilmişti, Mayıs 1917 mahalli seçimlerde oyları %22. Bu kadar zayıf ve sosyal tabandan yoksun olmasına rağmen SR’ların desteği ile Şubat’tan ekime kadarki sürecin baş aktörüydü. Basit bir burjuva demokratik ilkeyi uygulamaktan çekiniyordu. Korktukları ne sosyalist devrim, ne Bolşevik ne de Menşevikler’di sadece onlara destek veren SR’dı. Demokratik reform hareketine dayanacak durumda değildi. Tezgahladıkları Kornilow darbesiyle seçimlerin tamamen iptalini amaçlamışlardı.

Öte taraftan Kerenski’nin hesabı farklıydı. Temmuzda başbakan olduktan sonra Konilov’u ordunun başına atayarak Sovyetlere olan bağımlılığına son verecekti. Monarşistler dahil tüm liberaller ve sağ sosyalistler Sovyetlerde güç toplayan Bolşevikleri anti-demokratik yollarla  demokrasiyi hiçe sayarak dışarıda tutmanın yollarını aradılar. Kadetler Kornilov’la Kerenky’e karşı, Kerensky ise Kornilov’la bir olup Sovyet Petrogradını bitirme hesapları yapıyorlardı; darbe içinde iki plan vardı.

Ekime gelindiğinde liberal demokrasi Şubat’ta gerçekleşen demokratik devrim amaçlarını bitirmiş geriye kriz üreten meşruiyetini tüketimiş, Rusya’yı savaşa ve krize sürükleyen, seçilmemiş ve halk denetiminden uzak Kerenski hükümeti kalmıştı. Enternasyonalist Menşevik olan Mortov’un dediği demokrasi diktatörlüğü veya Kaustsky’nin tarif ettiği sosyalistlerin kontrolünde demokratik devrim sağ Menşeviklerle SR’ların liberallerle kurduğu demokratik olmayan blok yüzünden buharlaşmıştı.  Halk kurtuluşu Sovyetlerde ve onu koruyup güçlendiren Bolşeviklerde gördü. Gerçek demokrasiye yönelim Mayıs’tan itibaren çok hızlanmıştı.

GERÇEK DEMOKRASİ

Bolşeviklerin demokrasiyi yıktığını, Ekimde darbe yaptıklarını, Stalin’ni Bolşeviklerin büyüttüğünü söyleyenler sovyetlerde halkın geliştirdiği gerçek demokratik alternatifi hiç anlamaya çalışmadılar. Eğemenliğin gerçek sahibinin geçici hükümet değil demokrasiyi taşıyan Sovyetlere ait olduğunu kabul etmek kilit bir öneme sahipti.

Bolşevikler, sol SR’lar ve Menşeviklerin bazıları Şubat 1917’den itibaren Sovyetler’deki gerçek demokrasiyi güçlendirmeye kararlıydılar. Fabrikalarda, orduda, köylüler arasında ve mahellelerde komitiler kurup temsilciler seçti, şehir konseyleri oluşturdu. Birçok lokal bölgede bürokratik süreçleri kontrol altına aldı. Okul ve  hastanelerin yönetimi dahil yiyecek dağıtımı sovyetler aracılığıyla yapıldı.  Mayıs 1917’deki Moskovadaki gıda kongresine 333 delege gönderilmişti. Delegeler farklı politik eğilimlerde, politik yarış ve özgür seçim engellerle karşılaşmıyor, seçen ve seçilenler politikada aktifti, demokratik denetim ve şeffaflık kendiliğinden oluşmuştu.

Neden işçi, köylü ve askerleri temsil eden Sovyetler tüm vatandaşları temsil eden kurumlardan daha demokratikti? Birincisi Geçici hükümet demokratik işleyişi geliştireceğine sabote ediyordu. İkincisi Sovyerlerdeki örgütlenme vatandaş örgütlerinden farklı olarak seçen ve seçilen karşılıklı etkileşim içindeydi. Mart’ın başında Petrograttaki sovyetlerin delege sayısı 1200’den aynı ayın sonunda 3000’e çıkmıştı, yüzlerce çalışanı, komiteleri ve günlük toplantılarıyla cıvıl cıvıl bir demokratik örgütlenmeydi. Bolşevikler ilk defa 25 Eylül Petrograt Sovyetinde, diğer sosyalist grupları sayıca aşarak çoğunluğu sağladı ve aldıkları karararlar arasında ayaklanma vardı.

Sovyetler’deki sosyalist partiler farklı düşünce ve eylemleriyle birleriyle kıyasıya yarışıyorlardı. İşçiler, köylü ve askerler bu politik yarışmada kendine doğru olanı seçebiliyordu. 1917 yılının sovyetlerini araştıran tarihçiler toplam konsey sayısının Mayıs’ta 400’den Ekimde 900’e çıktığını yazıyor.

Sovyetler’de ve daha sonra devlet kademelerinde kendini halktan üstün gören bürokratik elite izin verilmedi. Okuma yazma oranın çok düşük olmasına rağmen emekçiler yönetim kademeline gatirildi. Aktif çalışanların sadece % 18’i yüksek okul ve % 4.5 üniversite mezunuydu. Seçilen delegelerle seçenler arasında diyalog ve etkileşim gerçek demokratik işleyişin kılcal damarlarıydı. Bu yüzden iç savaşın başladığı, Kasım 1918’e gelindiğinde Sovyetler milyonları yönetebiliyordu.

Bolşevik’ler de sovyetler gibi farklı fikilerin yarış alanıydı. Liderin etkisinde kalmadan düşünceler söyleniyor, yazılıyor ve oylanıyordu. Önce kendi içinde demokrasiyi yaşatan parti 24-29 Nisan konferansında bir oylamada Lenin 71 alırken Kamenev 39 oy ve 8 oy çekimserdi. Haziranda bu sefer daha kritik olan oylama yapılmıştı. Sovyetler kongresinde Geçici hükümetin görevine son vermesiyle ilgili oylamada 58 oy evet 37 hayır ve 52 çekimserdi. 11 Haziran partinin Petrograt komitesindeki konuşmasında Lenin “ merkez komitesinin kararlarını protesto etmek hakkınız, aldığınız özgür kararlar meşrudur.” Demişti. Parti ve Sovyetler’deki bu demokratik ortam Bolşevikleri 24 000 üyeden 400 000 üyeye çıkarmıştı.

Devrimci durumun yaşandığı sekiz ay boyunca Sovyetleri terk etmeyen Bolşevikler kendi içinde ve Sovyetlerde çoğulculuğu korudu.  25-26 Ekim 1917’de saat 22:40’da Smolny Enstitüsü’nde toplanan 2. Kongrede sayıca çok üstündüler.  Kongreye 318 il-yerel sovyeti temsil eden 649 delegenin 390’ı Bolşevik, 160’ı Sosyalist-Devrimci (yaklaşık 100’ü Sol SR), 72 Menşevik, 14 Menşevik Enternasyonalist ve 13’ü çeşitli gruplardandı. Bolşevikler Sovyetleri tuğla tuğla ördüler.

Ekim ayaklanması demokrasiyi ortadan kaldıran darbe değildi. Bolşevikler geniş koalisyon aradı. Kışlık sarayın ele geçirilmesi Bolşevik hükümeti kurulsun diye yapılmadı. Toplanacak olan İkinci Sovyet kongresinde iktidarın hükümete değil sovyetlere ait olduğunun ilan edilmesi içindi. Geçici hükümet Sovyetleri tanımadığı için devrildi.  Lenin bunun böyle sonuçlanacağını Eylül’de öngürmüştü.

Rus Devrimi ve İç Savaş” kitabında Lenin 8-9 Eylül’de demokrasi vizyonunu yansıtan koalisyon hakkında şunları yazmıştı: “Rus devrimi Bolşevik, Menşevik ve SR birlikte kuracakları koalisyon sonucu iktidar Sovyetlere devredilir ve iç savaş kesinlikle durdurulabilir. Devrimin barışçı ilerlemesi iktidar sovyetlere devredilirse mümkündür. Sovyetler’deki partilerin iktidar mücadelesi barışçı sürdürülebilir ama ancak Sovyetler tam demokratik olursa.” Paris komününü düşünerek Ayaklanma ve iç savaşı çok dikkatlice analiz etmişti, Sovyetlerin egemenlik hakkı şaşmaz bir pusulaydı.

Lenin 24 Ekim’de Bolşevik Parti MK’sına gönderdiği mesajda hemen Kerenski ve hükümet üyelerinin tutuklanmasını istedi, “Yarın çok geç olur, devrimi ve herşeyi kaybedebiliriz” diyordu. Kongreden 12 saat önce hükümet binasına saldırıldı 24 saat içinde iktidar Bolşeviklerin eline geçti. Barışçı demokratik geçiş ortadan kalkmıştı. İktidar liberallerden alınmadı, Sovyetler’de ama Sovyetler’e karşı olan SR’dan alınmıştı, demokratik sürecin iç savaşla kesintiye uğraması artık kaçınılmaz oldu. Gerçek demokrasi zorla yasamayı ele geçirmişti. Darbeci Kerensky başka alternatif bırakmamıştı.

Sovyet kongre Delegeleri Kerenski’yi sorumlu tuttu, Bolşevik ayaklanmaya karşı direnç gösterilmemesi kararı çıktı, koalisyon arayışları hızlandı. Ayaklanmanın meşru olmadığını bir darbe olduğunu söyleyenler kongredeki konuşmaları okuyabilir.

Lenin ve Bolşeviklerin erken harekete geçmesi Sovyetlerin egemenlik hakkının garanti edilmesine yaradı. Kurulacak koalisyona Bolşevikleri  almak istemeyen SR ve Menşeviklerin tüm güçleri kırılmıştı.

SR ve Menşevik delegeler kongreyi terk etti ardından Devrimi ve Vatanı Koruma Komitesi kurdu. Martov  ve sol SR’lar 2. Kongreden sosyalist koalisyon kararının çıkmasını istedi.

Demiryolu işçileri sendikası Bolşeviklerle SR arasında çıkacak iç savaşı önlemek amacıyla ortak politik çözüm arama inisiyatifini geliştirdi. Fakat sendika Sovyetlerde temsil edilmiyordu. Çözülmüş gibi görünen problem yeniden geri geldi. Sendika aracı olabilirdi ancak hükümetin nasıl olacağını belirleyemezdi, stratejik bir sorundu.

Sendika Bolşeviklerle SR arasında bir önuzlaşma sağladı. Devrimci demokrasiyi hayata geçirmek amacıyla koalisyon çalışmaları başladı. Ryazonef aracı oldu, Kamanev sendikanın teklifini destekledi. Bolşevikler , entenasyonalist menşevikler, enternasyonalist sosyal demokratlar, Polonya ve Yahudi delegeleri, sol SR ve bazı merkez SR’la mutabakat gerçekleşti.

Komitenin girişiminden cesaret alan Kerenski silahlı güç toplayarak Bolşevikleri devirme hazırlıklarına girişti ancak ne silahlı güç ne de halk desteği bulabildi. Bu sefer komite Bolşevikler dışında sosyalist koalisyon kurmanın yollarını aradı.

  1. Kongre kararları tüm Rusya Sovyetlerinin gündemini oluşturuyordu. İkinci kongre kararlarına bağlı kalarak sosyalist partilerden oluşan bir hükümetin kurulmasını teklif eden Martov’u Bolşevik temsilci Lunachersky desteklemişti. Sağ Menşeviklerle sağ SR şiddetle karşı çıkmışlardı. Bunun üzerine Martov’da görüşmelerden çekildi. Daha sonraki tüm uzlaşma çabaları sonuçsuz kaldı. Sağ SR ve Menşevikler Şubat’tan sonra izleye geldikleri politikalarını terk etmediler. Hükümetin Sovyet Kongresine bağımlı olmasını kabul etmediler. Sovyetleri dağıtıp geçici hükümet kurarak eski rejime dönmek ve Lenin ve Troçki’yi hükümet görevlerinden uzak tutmak amaçlarının başındaydı.

Kongre ve Ekim ayaklanması tarihsel bir krılmanın yaşandığı zamanlardı. Birbirini tamamlayan iki eylem bir arada yürütüldü. Meşruiyetini yitirmiş liberal demokrasi temsicilerinden oluşan geçici hükümet etkisizleştirilerek egemenlik hakkını hakkı Sovyetlere verildi.

Demokrasi tarihinin en büyük seçiminde biri olan 25 Kasım seçimlerinden sonra Sovyetlerin meşruiyeti yeniden ve daha şiddetli tartışıldı. Oyların büyük çoğunluğu SR parti kazanmıştı ancak seçim sonuçları özgür iradeyi yansıttığı söylenemez. Savaş koşulları ve Sovyetlerin kırsal alanlarda örgütlü olmaması özgür iradenin belirlenmesinde engeller oluşturuyordu. Seçim için koşullar yoktu çünkü barış gerçekleşmemişti. Çeşitli seçim yörelerinde halk çar geri gelsin diye SR üyelerine oy vermişti. SR yıllarca örgütlü olduğu köylerde anti-komünist progandalarla oy toplamasını becermişti. Parti yönetimi Sol kanad adayları anti-demokratik yollarla uzaklaştırmış, kırsal alanların bazılarında oyları sadece kendileri saymıştı.

Seçim öncesi çözülmüş gibi görünen Sovyetlerin yasama hakkını SR ve Menşevikler meclisin Sovyetlere tabi olmayacağını deklere ederek red ettiler. İki ayrı demokrasinin meşruiyet ve egemenlik paradigmaları tekrar şiddetli bir çatışmaya dönüştü. Sovyet Kongresinin meşruiyetini sağlamak için Kurucu Meclis kapatıldı.

Bu karar yasamayı tümden ortadan kaldırmıyordu. Ülkeyi yönetme kapasitesine gelen Sovyetler kongre aracılığıyla yasamayı sürdürüyordu. Marks’ın dediği yasamanın üstünlüğü fiilen sağlanmıştı.  Seçimlerin yenilenmesi veya mecliste uzlaşma sağlanması bir çözüm yoluydı ancak SR yasama hakkının kendisine verilmesini ve Sovyetlerin dağıtılma talebinden ödün vermedi.

Kasım seçimleri ülkeyi öyle bir ortama taşıdı ki iki demokrasiden biri meşruiyet hakkı için ötekini yok etmek zorundaydı. Bir taraftan barışa, toprak reformuna arka çıkan, karşı devrimci darbe girişimlerini etkisizleştiren ve genel seçimleri kaybetmiş gerçek demokrasi diğer taraftan darbe tezgalayan, savaşı tercih eden, ülkedeki kaosu körükleyen fakat seçimi kazanmış  liberal demokrasi. İki taraf arasında diyalog ve uzlaşma ortadan kalktığından sorunun çözümü politik olmaktan çıkarak savaşa evrildi. Böylece devrimin birinci dönemi kapanırken iki demokrasi de tarihe gömüldü.

About Mehmet Tas

Check Also

BOĞAZI SIKILAN DEMOKRASİ

Devletin terk edileceği bir zamandayız. Bizde uzunca yıllardır, demokrasinin boğazı sıkılmaktadır. Dünyanın merkezi ABD’de ise …

2 comments

  1. Yorum:
    Vahit Azazi; Mart 1917 yilinda bolşevikler dahil, Sovyetlerle Geçici hükümet arasında 9 madde ile varilan anlaşma, geçıcı hükümetinın programı olarak kabul edilmişti.
    GEÇICI HÜKÜMET PROGRAMI.,
    1-Genel ve kapsamlı politik, dini ve terör suçlarini kapsayan bir af.
    2-söz, basın,toplanma özgürlüğü, sendika kurma hakkı.
    3-Politik hakların askerleri de kapsaması,
    4 Bütün ayrımcılıkların kaldirılmasi,
    5- Toprak sorunu nun çözümü, bunun icin özgür seçimlerle kurucu meclisın toplanması.
    6-Yerel idarelerin genel özgür ve eşit secimlerle yapilması,
    7- Şubat devrimine katılan askeri birliklerin silahlariyla birlikte Petrogradta kalmaları,
    8-Askerler için genel vatandaşlik hakki.
    9-Polis örgütü nün dağitilıp, onun yerine halk milislerinin ikamet edilmesi,
    Yukardaki 9 maddelik geçici hükümet programi, demokrasi, insan haklari, özgürlük eşitlik ve insanlik tarihi bakımından Bolseviklerin tek başlarina kurduklari tek parti diktatörlügünden çok daha fazla ileri bir adimdi.Bu maddelelerle Rusya o günlerde dünyanın en özgür ülkesiydi ” Ekim devrimi” ile tüm bu özgürlükler ve haklar ortadan kaldırılmış ve bir daha geri getirilelememiştir. Bu nedenle 1917 yilinda kurulan bolsevik tek parti diktatörlüğü sistemi , belki kapitazm değildi ama insanlik tarihinde asla ileri bir adım da değildi. Bu nedenle benim için “Ekim devrimi” bir devrim değil bir darbedir, hem de gericı bir darbedir, bir karşı devrimdir.
    Lenın 1917 Eylülünde gecici hükümeti kurucu meclis secimlerini yapmamakla sucluyor ve biz geldigimizde hemen kurucu meclis secimlerini yaparak, Rusyada toprak reformunu gerceklestirecegiz.” diyordu. LW:26 / 2 (almanca)
    Ayni Lenin 1917 Agustos ortalarından sonra “BÜTÜN IKTIDAR SOVYETLERE ” sloganını terkedip, bolşevikleri tek başlarına ayaklanmaya defalarca cağırmis ve Sovyetleri “BIR COCUK OYUNCAGINA” benzetmişti.Eylülden sonra bolsevıklerın hıc bır basın belgesınde “Bütün ıktıdar sovyetlere” dıye bır belgeye rastlanmaz. “Kurucu meclis secimlerinin yapilmasını bolşevikler içinde istemeyen tek kişi Lenindi” Trocki.
    Mehmet arkadasimin yazisini okuduktan sonra bir kez daha, gercekten “bir tarih yok, tarihçiler vardir ” sözüne inandim. Siz hic, yukardaki Mehmet arakadasin paylasiminda “Ekim devriminin ” pratik örgütleyicisi ve lideri Trocki nin ismini okudunuzmu? Ben okumadim, makale, sanki 1930 larda Stalin döneminde Trockiyi tarihten silen dönemde yazilmis gibi bir izlenim verdi bana.
    Trockiye “Lenin olmasaydi devrim olurmuydu?” Trocki, “olurdu ama o gün olmazdi.Ama ben olmasaydim devrim o gün olmazdi “demis.
    YANLIS ANLASILABILIR; BEN NE LENINIST; NE TROCKIST NE DE STALINCIYIM, ben Marxizmi anlamaya çalişıyorum sadece.

  2. Yorum;
    Mehmet Tas
    Mehmet Tas Sana cevap vermeyeceğim Vahit. Yazıyı doğru dürüst okumadan anlamadan beni Stalincilikle suçluyorsun. Sen görmek istediklerini arıyorsun tabii ki bulamazsın. Söylediklerinin hiç biri doğru değil. Yazıda Troçki’nin ismi geçiyor ve onun tarih yazılarından yararlandım. Biz Marksizmi veya devrimi değil demokrasiyi tartışıyoruz. Bence sen en çok demokrasi üzerinde çalış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com